alahim cildircam vala tamam bitti diyorum, ayrilcaz klandan, kurtulduk diyorum yine olmuyor.. su dededinin kaytsizligina ve yalakaligina uyuz oldum adami sevebilirdm, ama bu bolumle nefret ettim.? nese bi tek su feihu nun varis olmasina sevindim onunda bi yararı olur ilerde insallah bizimkine ?? bolumler icin tesekkurler elinize saglik ????
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
97. Bölüm Kızıl Sıradağlar
Su Chen’in masaya fırlattığı köken taşlarını gören Su Changche, sudan çıkmış balığa dönmüştü.
Uzun bir süre sonra anca konuşabildi: “Görünüşe göre bunu yapmayı uzun zamandır düşünüyormuşsun. Çok kolay bir şekilde otuz bin köken taşını çıkarabiliyorsun. Son zamanlarda iyi para kazanmışsın.”
Otuz bin köken taşı!
Su Cheng’an, Su Keji ve Su Feihu’nun kazançlarının toplamı bile sadece birkaç yıl sonra bu kadar ederdi. Ama bu çocuk gerçekten de böylesine büyük bir meblayı kolayca çıkarıp önüne koyabilmişti, öyle mi?
İfadesi sakin olsa da Su Changche’nin içinde fırtınalar kopuyordu.
Su Chen yanıtladı: “Kızıl Ceza ne kadar tehlikeli olsa da büyük fırsatları da var.”
Su Changche kafasını salladı: “Sadece iki kez Kızıl Sıradağlara gittin ve köken yeteneklerinin yanı sıra otuz bin köken taşı kazanabildin. Ayrıca klanın desteği olmadan üçüncü kuşağın zirvesinde kalmayı da başardın. Herkes seni yanlış değerlendirmiş, gerçekten çok yanlış değerlendirmiş!”
Su Chen’in ifadesi alay doluydu: “Patrik, önceki davranışları için pişmanlık mı hissediyor?”
Su Changche sinirlenmedi aksine güldü: “Evet, sana haksızlık ettiğim için pişmanım. Haklısın, benim gözümde tüm Su Klanı öğrencilerinin farklı derecede değeri var. Soğukkanlı olduğum için beni suçlayabilir ve sevgi yoksunu biri olduğum için benden nefret edebilirsin ama büyük bir klan liderinin yapması gereken şey bu. Çok fazla insana sahip böyle bir klanda, sevgimle hareket etmem benim sorumsuzluğum olur. Eğer hissettiğim gibi davranıp bütün kaynakları yanlış kişiye verseydim, Su Klanı fazla ayakta kalmazdı. Böyle söylersem, anlar mısın?”
“Evet. Ve eğer sadece bana kaynak vermemiş olsaydınız hayal kırıklığına uğramaz, sinirlenmez, kinle dolmazdım. Ama Su Klanı’nın bana yaptığı şeye basitçe kaynak kısıtlamak diyebilir misin? Hakkım olan şeyi elimden aldınız!” Su Chen öfkeyle bağırdı.
Doğru. Eğer sadece kaynak vermemiş olsalardı Su Chen bunu umursamazdı.
Asıl sorun, yıl sonu değerlendirmesi ödülünün ona bir bağış olarak ya da biri tarafından hibe olarak verilmemiş olmasıydı. Aksine bu ödülü hak etmek için elinden geleni yapması gerekmişti!
Ama Su Keji yine de böyle küçük bir kaynak miktarı için planlar, komplolar kuruyordu!
Su Changche bunun farkındaydı ama sessizce olmasına izin vermişti.
Çünkü kendisi de Yeşil Odun Esansı’nı Su Chen’e vermenin israf olduğu düşüncesindeydi. Bu yüzden Su Keji’nin göz göre göre iş çevirmesine müsaade etmişti.
Tüm bu süreçte sadece kaynakların değerini düşünmüş ama adaleti, Su Chen’in hislerini görmezden gelmişti.
Kısacası hala kendisini düşünüyordu.
Yan Wushuang ile Su Keji’ye nasıl davrandığından bahsetmeye bile gerek yok.
Su Changche iç çekti: “Söylediğin şey doğru… Bu konuda, Su Klanı seni yarı yolda bıraktı. Senden özür dilersem, kabul edebilir misin?”
Su Chen cevap vermedi ama görünüşünden kabul etmeyi planlamadığı net bir şekilde anlaşılıyordu.
Su Changche kaşlarını çattı: “Su Chen, aile üyeleri arasında karşılıklı bir af olmamalı mı? Aile üyesinden daha değerli ne olabilir? Büyükler bir hata yaptı ve bu özür yeterli olmalı. Neden direnmeye devam ediyorsun? Gerçekten onları affedemez misin?”
“Eğer bunu bana daha önce, gözlerimin iyileştiğini öğrenmeden önce söyleseydiniz duygulanırdım. İçimi dolduran kin duygusundan sıyrılır ve tartışmazdım. Ama şimdi…”
Su Chen güldü.
Kafasını salladı: “İhtiyacınız olan aile; ben hala körken, gözleri iyileşmiş bir Su Chen.”
Konuştuğu gibi arkasını dönüp ayrıldı.
————————————
Su Chen’in Lan Zhi’yi ölümüne dövüşü hızla yayıldı ama bu herkesin beklentilerini aştı.
Su Chen, Lan Zhi’yi ölümüne dövmüş ve yetkisinin dışına çıkarak Yan Wushuang’ın yüzünü mahvetmişti. Yüz elli günlük Kızıl Ceza için gönüllü olmuştu. Yan Wushuang dedikodular yayarak ana eşi ciddi şekilde incitmişti ve kurallara göre idam edilmesi gerekirdi. Ancak hala oğlu olduğundan bağışlanmıştı. Bunun yerine otuz değnek dayağıyla cezalandırıldı ve ev kadınlığına düşürüldü.
Su Cheng’an kadınsı cazibeyle kör olmuştu. Evini kontrol altında tutarken ne katı oluyor ne de bitaraf... On iki mülkünün dokuzu alınmıştı ve sadece üç yabancı işi yönetmeye izni vardı. Bir kenara atıldı ve unutuldu. Cezasının ciddiyeti herkesi şaşırtmıştı.
Sadece Su Cheng’an da değil; Su Changqing, Su Keji ve birkaç kişi daha Su Changche’nin tepkilerinin ve disiplininin hedefi oldu. Su Yue’nun kendisine küçücük bir sebepten altmış değnek dayağı verildi ve bir yıllığına madenlere gönderildi.
Su Feihu bu kaos ortamından çıkar sağlayan tek kişiydi. Su Cheng’an’ın kontrol ettiği işler Su Feihu’ya aktarıldı ve resmi olarak Su Klanı’nın varisi olarak tanınmaya başladı.
Su Changche, Tang Hongrui’nin hastalığını tedavi etmesi için doktorları çağırırken büyük miktarda para harcadı.
Su Chen, bunun Su Changche’nin geri ödemesi olduğunu biliyordu.
“Su Klanı seni yarı yolda bırakmadı mı?”
“Ne olursa olsun, sana iyi davranmış birkaç insan olmalı.”
“Sana iyi davranmayan insanları süpürüp sana iyi davrananlara klanı devredersem bu konuda bir şey diyemezsin, değil mi?”
“Dedeler her zaman dede olacaklar. Görüşleri zehirli, yöntemleri çok fena ve bir şeyleri yaparken oldukça kararlılar.”
Yine de Su Chen durumu çok daha net görebiliyordu.
Büyük bir klanda, ailevi hisler gerçekten en önemsiz şeydi.
Her şey değere bağlıydı.
Su Chen’in söyledikleri kesinlikle doğruydu. Su Changche sadece görüşü iyileşmiş Su Chen’e değer veriyordu. Bu yüzden Su Chen işe yarar biri olmuştu.
Eğer Su Chen’in gözleri iyileşmemiş olsaydı Su Changche onu korumazdı. Eğer Su Chen anında otuz bin köken taşını çıkarıp olağanüstü niteliklerini sergilemeseydi Su Changche bu kadar kararlı hareket edip Su Cheng’an’ı düşürmez ve Su Feihu’yu yükseltmezdi.
Aynı Su Chen’in söylediği gibiydi. Her şeyi kendi çıkarını düşünerek yapan haşin bir makine gibiydi. Su Chen’in bir değeri yokken ona ait olması gereken şeyler bile elinden alınmıştı. Su Chen olağanüstü nitelikler gösterdiğinde, kendi oğlu ve erkek kardeşi bile feda edilebilecek piyonlara dönüşmüştü.
Su Chen, bu yaşlı adamın içini görmüş olsa bile Su Changche’nin hareketleri etkili olmuştu.
Annesi de Su Feihu da hala oradaydı. Ona iyi olan tüm insanlar hala oradaydı ve klanı böylece terk edemezdi.
Bir gün sonra Su Changche otuz bin köken taşını iade etmesi için birisini gönderdi.
Ancak Su Chen bu kişiye taşları geri götürmesini söyledi.
Böylece Su Changche Su Chen’in niyetini anladı.
Su Changche’nin yaptıklarından dolayı Su Chen’in Su Klanı’na bakışı değişmeyecekti.
Klan ile arasındaki bağ onarılamayacak derecede parçalanmıştı.
Ama iki kişi klanda olduğu sürece, Su Klanı ile Su Chen’in hala bir bağı olacak ve Su Chen ayrılmayacaktı.
Elbette, bu sadece ayrılmayacağı anlamına geliyordu.
Artık Su Klanı’na karşı bir şey hissetmiyordu. Gelecekte yaşanacak herhangi bir durum, sürecin nasıl ilerleyeceğine bağlıydı.
İstediği sonuç ve cevap bu olmasa da Su Changche’nin içi daha rahattı.
Kişi kaldığı sürece, bağlar yavaş yavaş geri dönebilirdi.
Böylece olaylar bu şekilde gelişti.
İki gün sonra Su Chen bir kez daha Kızıl Sıradağlara girdi.
Kör kimliğini göz önünde bulundurunca yanına Demir Uçurum’u da almıştı.
Görüşünü kazandığını kimse bilmiyordu; yaşlı dede, Su Chen’e yalakalık yapmakla o kadar meşgulken nasıl onu açığa çıkarabilirdi?
Yine de pek fazla insan Su Chen için endişeli değildi.
Köken Akışı Bilgesi değilken, Kızıl Sıradağlara iki kez girip çıkmıştı. Şimdi Köken Akışı Bilgesi’ydi ve yanında Demir Uçurum da vardı. Kızıl Sıradağlarda daha özgür olabilirdi.
Tehlikeli Kızıl Sıradağlar, Su Chen’in ceza almaktan kaçmak için kullanabileceği bir koruyucu tılsım haline gelmişti. Bu, güçlü bir kişinin özgüveniydi.
Sıradağlara gitmeden önce Su Chen, Gece İblisi’ni buldu ve özümseme tekniği aldı. Bu tekniği, o yokken kendi başlarına gelişebilmeleri için Mingshu ile Zhou Hong’a verdi.
Bunun dışında, yorum yaparak bizlere destek olduğunuz için teşekkürler!
Magnec