Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

33. Bölüm Ova Kurtarma (4)

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

 

Üniversite restoranı.

 

Herkes kendi öğününü yiyordu. TV bir kanalda durdu.

 

-Merhaba. Ben Giuseppe, [Sürpriz! Elder Lord’da Ne Oldu]’dan bir muhabir. Şu an elf şehri Arnin’deyim. Garip şeyler yaşanıyor burada!

 

Kadının arkasında Arnin’in yüksek duvarları vardı. Kamera tekrardan muhabire odaklanmadan önce Arnin’in ışıltılı bir manzarasını gösterdi.

 

-Arnin, güzeller güzeli elf valisi ile ünlü, ama bu sefer onun güzelliğinden daha gizemli şeyler oluyor burada. Aslında tam olarak Arnin’de değil, kuzeyindeki Arnin Ovaları'nda, insanların itibar kazanmak için triterleri öldürdükleri yerde.

 

Muhabir şehrin kuzeyinde ki ovalara doğru koştu. Kameraman da muhabirin peşinden koştukça görüntü sallanıyordu.

 

-Neler oluyor burada? Ben Giuseppe gidip kontrol edeceğim!

 

Ovalardan çıkan kullanıcıları fark etti muhabir. Yüzleri mozaiklerle örtülüydü.

 

-Merhaba. Arnin Ovaları'ndan mı geliyorsunuz?

 

-Öyleyse ne olmuş?

 

-İnsanlar Arnin Ovaları'nda bir mucizenin yaşandığını söylüyorlar, doğru mu?

 

-Ahh…

 

Bir erkek cüce başıyla onayladı.

 

-Bu doğru. Çok tuhaf bir şey. Kesinlikle çok şaşırdım.

 

-O nedir?

 

-Oraya gittiğinde öğreneceksin. Eğer şimdi gidersen onunla tanışma fırsatını bile yakalayabilirsin.

 

Alt yazılar belirdi ekranda, bir de anlatıcı vardı.

 

-Kiminle tanışabilecek?

 

Bu sefer, Giuseppe cücenin yanında duran elfe sordu. Onun yüzü de mozaiklerle kapatılmıştı.

 

-Onunla kişisel olarak tanıştınız mı?

 

-Tabii ki. Bütün gece beraber yedik ve içtik.

 

-İçtik?

 

-Bu doğru. İlk başta bir yanlış anlaşılma vardı, ama o çok kibar ve iyi biri. Gözlerimi açtı diyebilirim.

 

-Vov, cidden o kadar mı harika?

 

-O gerçekten… o gerçek bir xxxxx.

 

Karakteri tanımlayan son kısım biplenmişti. Kamera kesildi ve başka bir sahneye açıldı. Giuseppe ovanın girişinde duruyordu ve ekrana bakıyordu.

 

-Şimdi gidip şu bahsedilen kişiyi görelim mi?

 

Sonra Giuseppe ovaya girdi. Ova büyük triterlerle mücadele etmeye çalışan çeşitli türlerden kişilerle doluydu. Giuseppe sesini alçalttı ve konuştu,

 

-Şimdi… bu bahsedilen kişinin kim olduğunu bulalım.

 

Tekrar koştu. Ova boyunca bir süre koştu ve bir triteri yeni öldürmüş olan bir kullanıcıyı gördü. Giuseppe ihtiyatla yaklaştı.

 

-Buraya… Selam?

 

-Eh, ne? Ah, Giuseppe! Sen Giuseppe değil misin?

 

-Haha, beni tanıdın mı?

 

-Ben senin hayranınım. ‘Elder Lord’da Ne Oldu’nun büyük bir hayranıyım.

 

-Teşekkürler.

 

-Peki burada ne yapıyorsun… Ah! Onun için geldin.

 

Kullanıcı başını onaylarcasına salladı.

 

-Ah! Onun kim olduğunu biliyor musun?

 

-Evet. Onu gayet iyi tanıyorum. Bir kaç kere yardımı için ona teşekkür ettim.

 

-Yardımı için teşekkür mü ettin?

 

-Onu burada tanımayan kim olursa, bir casus, Bir casus onun tarafından korkutuldu bile. Hahaha.

 

Giuseppe ekrana yüzünde mahcup bir ifadeyle baktı.

 

-Öyleyse… ne tip biri o? Gerçekten meraklandım.

 

Kullanıcıya tekrar sordu.

 

-Onu nerede bulabilirim?

 

-Hrmm… O… çünkü o çok meşgul…

 

Kullanıcı çenesini kaşıdı ve bir yönü işaret etti.

 

-Oradaki büyük kayayı görüyor musun?

 

-O büyük kaya mı?

 

-Evet. Orada bekle. Orası işte efsanenin başladığı yer.

 

-Efsane?

 

Giuseppe titredi ve büyük bir yaygara kopardı.

 

-Efsane! Gerçekten? Ne efsanesi? Ve orada bizi bekliyor olabilir! Kalbim şimdiden deli gibi çarpıyor! Gerçekten dört gözle bekliyorum. Acaba izleyenler de benimle aynı duyguları paylaşıyorlar mı?

 

Sonra kullanıcıya başıyla selam verip o kayaya doğru koşmaya başladı. Çekim oyun içinden otomatik bir çekimdi, kameraya ihtiyaç yoktu. Ama sanki biri onun peşinden koşuyor gibi ekran yine sallanmaya başladı.

 

Kayanın önüne geldiler. Büyük bir kayaydı. Yaklaştıkça kayanın üzerine bir şeylerin kazınmış olduğunu gördüler. Alt yazılar başladı.

 

[Orada ne yazıldığını bilmek istiyor musunuz…?]

 

Giuseppe nefesini verdi ve elini kayanın üzerine koydu, sonra bir adım geri çekildi yüzünde hayretle.

 

-Buraya kazınmış bir şeyler var. Bunlar…?

 

O anda kameranın görüşü bulandı. Kayaya kazınmış olan şeyler görünmüyordu. Alt yazı yine göründü.

 

[Birazdan devam edecek!]

 

Ekranda birkaç reklam dönmeye başladı. Restorandaki müşteriler sessizce yayını izliyorlardı, reklamlar başlayınca şikayetlerini dile getirdiler.

 

“Bu şekilde zorlaması can sıkıcı değil mi?”

 

“Bence de. Bu muhabir, çok güzelmiş gibi davranmasını da beğenmiyorum.”

 

“Ama ne hakkında bu şimdi? Daha önce orada bulunmamıştım.”

 

“Ben bulundum. Artık ne zaman bir triter görsem kusacak gibi oluyorum. Birkaç günlük ağır iş. Bir kere ölmüştüm bile…”

 

“Aptal. Oradaki ineklere mi öldün?”

 

“Onlar inek değiller. Eğer bir hata yaparsan sende aynı duruma düşerdin.”

 

Restorandaki müşteriler Elder Lord’da yaşadıkları kendi hikayelerini anlatmaya başlamışlardı. Bir süre boyunca, Myeongsong Grup tarafından çıkarılan en son kapsül ve elektronik cihazların reklamı döndü televizyonda. Ürünleri tanıtan model ise Elder Lord’da önde gelen yüksek rütbelilerden biriydi.

 

Reklamlar bittikten sonra, Giuseppe tekrar ekranda belirdi. Müşterilerin gözleri tekrardan televizyona döndü.

 

-Buraya kazınmış… nedir onlar…?

 

Kaba saba yazılmış, sanki bir bıçakla yapılmış gibi!

 

Ekran yakın plandan çektiği için bütün yazılar direk olarak görülmedi. Giuseppe elini her harfin üzerinde gezdirdi.

 

-Savaşçı…

 

Ekran yazıdan uzaklaştıkça kayanın üzerindeki yazılar okunabilmeye başladı.

 

-Savaşçı… silahsıza saldırmaz?

 

Giuseppe şaşkındı.

 

-Kim kazıdı bunu? Savaşçı? Bir şekilde, şövalyelik ruhunu hissedebiliyorum.

 

O anda, Giuseppe aniden başını çevirdi. Yüzü bembeyaz oldu.

 

-Uhh…?

 

Ekran sarsıldı. Yüksek bir ses geldi, sanki bir şey kameraya çarpmış gibi. Bir triter. Giuseppe güçlü bir kullanıcı değildi, kaçmaya başladı. Görüntüyü kaydeden kişi de kaçıyordu. Ekran sarsılmaya devam etti.

 

Triterin Giuseppe’yi yakalamak üzere olduğu o an…

 

-Kyaaaaah!

 

Ekran bir anda ters döndü. Elder Lord’un mavi gökyüzü ekranda belirdi. Sessizlik devam etti.

 

Ekranları başında izleyenlerin kafası karıştı.

 

“...Bu.. bu şimdi bir canlı yayın kazası mı?”

 

“Ama bu yayın canlı değil ki.”

 

“Muhabir öldü mü? Neden bir ölümü yayımlıyorlar ki? Bu şov gerçek değil mi?”

 

Restorandaki müşteriler kendi aralarında mırıldanıyorlardı. O anda ekranda bir şey belirdi.

 

“.....?”

 

Büyük bir eldi o ekranda beliren. Önce kalın parmaklar göründü, müşteriler bir cüce olduğunu düşündüler ilk başta, ama ten rengi yeşildi. Nasırlarla dolu kaba bir el bütün ekranı doldurdu.

 

-Heook…

 

Giuseppe’den bir inilti çıktı. Kaba büyük el, videoyu kaydeden kişinin olduğu varsayılan eli kavradı, kişiyi ayağa kaldırırken ekran yine titredi. Gözlerinin önünde beliren manzara bir orka aitti.

 

“Ork…?”

 

Alışılmamış görünüme sahip bir ork. Öncelikle başında siyah bir bandana vardı. Eskiydi ve rengi solmuştu, sanki uzun zamandır kullanılıyor gibiydi. Köşesine Demircinin Şirketinin işareti işlenmişti.

 

Onun altında orkun yüzü. Yoğun bakışlara sahip gözler ona doğru bakıyorlardı! Büyük bir burun, kalın dudaklar ve dışa doğru çıkık dişler. Vahşi görünüşlü dövmeler yüzünde ve bütün vücudundaydı, sırtındaysa kocaman bir büyük kılıç vardı. Ama en alışılmadık olan ise orkun kıyafetiydi. İçindeki deri zırhın üzerinde kırmızı kumaştan yelek vardı. Yeleğin ortasında, açık bir çarpı çizilmişti ve altına harfler nakşedilmişti.

 

[K.U.R.T.A.R.M.A]

 

‘Kurtarma’ ne manaya geliyordu? Giuseppe konuşamadı ve sadece orka bakakaldı. Orksa bir kıza birde videoyu çeken kişiye bakıyordu. Sonra ork elini kaldırdı.

 

…..!

 

Ork yumruk yaptığı elinde baş parmağını kaldırdı, işaretini yaptı ve arkasını döndü. Arkasında da aynı şekilde beyaz bir çarpı ve altında kelimeler vardı.

 

[C.A.N.K.U.R.T.A.R.A.N]

 

Triter av bölgesinde ork gözden kayboldu. Az önce ne görmüşlerdi?

 

Kurtarma, can kurtaran. Orası sanki derin vadi nehriydi, yazın gittiğimiz bir kumsal, karla kaplı kayak bayırları…

 

Giuseppe boş boş mırıldandı.

 

-A-Az önce, bir ork bizi kurtardı. Bu ne yahu?

 

Bu acayip tuhaf olay, bir canavar olarak görülen orklardan birinin onları kurtarması! Ama buda son değildi.

 

Triter avlayan bir kullanıcı ekranda belirdi. Triterin darbesiyle uçuşa geçen bir kullanıcı. Yere düştükten sonra tam triter tarafından ezilmek üzereyken, triter aniden geriye doğru sekti, sanki güçlü bir darbe almış gibi.

 

Sonra siyah bir figür üzerine atladı. Tekrar dengesini sağlamaya çalışan triter, vücudunda bir anda beliren kanla birlikte yere düştü. Kusursuz bir avdı.

 

Az önce onları da kurtarmış olan gizemli ork, elinde büyük kılıcıyla o ölen triterin önünde dikiliyordu. Elinde büyük kılıcını tutarken, az önce devirmiş olduğu triterin önünde durduğu manzara nefes kesiciydi.

 

Sonra ork, kurtardığı kullanıcıya doğru baş parmağını kaldırdı.

 

…..!

 

Bu güne kadar gördükleri en klas baş parmak kaldırma hareketiydi. Kurtarılan kullanıcı da başıyla selam verdikten sonra baş parmağını kaldırdı. Ork sanki hiç bir şey olmamış gibi arkasını döndü ve yere oturdu, alandaki diğer triter avlayan kullanıcıları izlemeye başladı.

 

Giuseppe aceleyle az önce kurtarılmış olan kullanıcıya yaklaştı.

 

-Selam, kullanıcı!

 

-Uh…? Ah, selam?

 

-Ben Giuseppe, [Sürpriz! Elder Lord’da Ne Oldu]’da bir muhabir. Lütfen bize az önce yaşanan, gördüğümüz garip sahneyi açıklar mısınız. Neler oluyor burada?

 

-Ahh… Onun için geldiniz…

 

Orku işaret etti. Ork orada sessizce oturuyordu.

 

-O… o dilsiz bir ork savaşçısı.

 

-Dilsiz…?

 

-Burada yaşanan şey ise…

 

Ekran bir hikayeyi anlatmak üzere değişti. Giuseppe yerine başka bir anlatıcı, orkun hikayesini anlatmaya başladı.

 

Olay kısaca şuydu: Arnin’e girmek için gelen biriydi o, ama ork olduğu için girişi reddedilmişti.

 

Canlandırma için bir ork aktör belirdi ekranda. Biraz uyduruk görünüyordu ama bir şekilde orkları temsil ediyordu. Kaleye girmek üzereyken, bir elf aktör dikildi tam önüne.

 

-Giremezsin!

 

‘Bir ork olduğum için mi?’ Ork işaretlerle sordu.

 

-Orkların buraya girmesine izin yok!

 

-.....!

 

Ork çaresiz bir duruş sergiledi. Anlatıcı açıkladı.

 

-Bir ork olduğu için giremeyeceğinden dolayı yıkılmıştı. Ancak, Arnin’e girmenin başka bir yolu olduğunu daha keşfetti.

 

Ork aktör elini yumruk yapıp, başıyla onayladı. Yüzünde umutlu bir ifadeyle Arnin Ovaları'nın yolunu tuttu.

 

-Arnin Ovalarında yaratıkları avlamaktan başka yapılacak bir şey yoktu. Ama o, yaratıkları avlarken acı çeken insanları gördü.

 

Ork aktör üzgün göründü.

 

-Konuşamıyordu ama o hala sert bir ork savaşçıydı. Bir karar verdi…

 

Yüzünde kararlı bir ifade oturtan ork aktör bir şeye karar vermiş gibi görünüyordu. Sonra Arnin Ovalarında koşmaya başladı.

 

-Tehlikede olanlara yardım etti.

 

-Ork , insanları kurtardı.

 

Ekrandaki plastik domuzlar, onun tarafından halledilen triterleri temsil ediyordu ve ork savaşçı aktör ona teşekkür eden kişilere baş parmağını kaldırarak karşılık veriyordu.

 

-Konuşamıyordu ama, o baş parmak kendini ifade etmesi için en iyi yoldu.

 

Bir anda, atmosfer tersine döndü.

 

-Tabi ki, bazı şeyler her zaman iyi gitmez. Bir gün, bir kullanıcı o orku basit bir yaratık olarak gördü ve saldırdı…

 

Ork aktör ve insan aktör ellerinde bıçaklarla birbirleriyle yüzleştiler.

 

-Ork kazanmıştı ve insanı öldürmenin eşiğindeydi.

 

Ork ve diz çökmüş insan dört beş başka aktör tarafından çevrelenmişlerdi. Etrafındakiler diz çökmüş insanı öldürmesi için tezahürat yapıyorlardı.

 

Öl-dür! Öl-dür! Öl-dür!

 

-Ama o her şeyden öte, zor bir karar verdi.

 

Ork kafasını olumsuz manada salladı. Diğer aktörler yüzlerinde şaşkın bir ifadeyle sordular ‘Neden?’ Protesto ettiler orku. Ork cevap veremediği için sıkkın göründü.

 

-Kelimelerle cevap vermek yerine, ork düşüncelerini bir kılıç aracılığıyla kayaya kazıdı.

 

Ork aktör elindeki bıçakla bir kayaya yaklaştı. Sonra ekran tekrar değişti ve Arnin Ovaları'ndaki o ilk gördükleri büyük kaya aydınlandı.

 

[Savaşçı silahsızlara saldırmaz.]

 

-Yazı buydu.

 

O an için ekranda ‘Ohhh’ yazısı parladı ve stüdyo efekti olarak neşeli bir şekilde tezahürat yapan sesler duyuldu.

 

-Bütün bunlar doğru.

 

Ekranda birer birer röportajlar verilmeye başladı. Bütün kullanıcıların yüzleri mozaiklerle kaplıydı ama hepsi orku övüyorlardı.

 

-O güvenilir biri. Gerçekten.

 

-Onun sayesinde hayatımın kaç kere kurtulduğunu sayamadım bile. O gerçekten harika biri.

 

-İsmi? Um, o konuşamıyor.

 

-Nasıl olduğunu bilmiyorum ama. Açık olan şu ki. Bizler, orklar hakkında yanılıyoruz.

 

-O …

 

-Sahici…

 

-Hakiki…

 

-O gerçek…

 

Bütün röportajlar başladıkları gibi neredeyse aynı anda bitiyorlardı.

 

-Savaşçı.

 

Ekran yeniden değişti. Giuseppe orku takip ediyordu.

 

-Ork! Ork!

 

-.....

 

Ork Giuseppe’nin onu takip ediyor olmasından dolayı sıkılmış gibiydi. Sonunda [Sürpriz! Elder Lord’da Ne Oldu?] prodüksiyon ekibi orkla bir röportaj yapmayı başaramadılar ve Giuseppe, orkun kendi düşüncelerini kazımış olduğu kayanın yanında, programı bitirmek durumunda kaldı.

 

-Maalesef, onunla röportaj yapamadım. Yazık oldu… Ama bu arkasında bırakmış olduğu cümle onun nasıl biri olduğunu bize gayet iyi açıklıyor.

 

Orkun yazıtları ekranda bir kez daha belirdi.

 

‘Savaşçı silahsızlara saldırmaz’

 

Birçok şey bu cümle içerisinde barınıyordu.

 

-O bir NPC olsa da, görünüşe göre ondan öğrenecek çok şeyimiz var. Özellikle, Elder Lord hakkında bir çok tartışmanın yapıldığı ve çözümsüz kaldığı bu zamanlarda. Umuyorum ki Elder Lord’da geçirdiğiniz bu harika, nefis ve sıcak hayattan zevk alıyorsunuzdur. Ben Guiseppe, [Sürpriz! Elder Lord’da Ne Oldu?]’dan muhabiriniz.

 

Kız elini sallarken, kamera onu ve kayayı içine alacak şekilde gökyüzüne doğru yükseldi. Kaya sanki oyuncakmış gibi görünene kadar daha da yükselmeye devam etti. Arnin Ovalarının ve Elder Lord’un gökyüzünün muhteşem manzarasıyla yayın sonlandı.

 

Anlatıcının da o arada son cümleleri ekranda belirdi.

 

-İsimsiz ork. Umuyorum ki büyük bir savaşçı olarak uzun bir hayat yaşar.

 

Yayın anlatıcının son cümlesi ve arka planda çalan müzikle birlikte son buldu. Program bitmişti.

 

Restorandaki müşteriler ayağa kalkmışlardı.

 

“İnanılmazdı. O gerçekten bir ork muydu?

 

“Gerçekten. İnternette bir çok tanık yok muydu? Direk olarak gördüğünde daha ilginç geliyor.”

 

“Bu ork bir harika dostum.”

 

“Nereye gitti ki? İnsanlar gelip görmek isteyecek.”

 

“Hey, bir ork olmak mı istiyorsun?”

 

“Evet.”

 

Üniversite öğrencileri, az önce seyrettikleri programdan bahsederken, restorandan ayrıldılar, neredeyse bütün hepsi aynı soruyu soruyordu.

 

“O ork, şu an ne yapıyor acaba?”

 

******

 

“.....”

 

Elwina, Arnin’in kapı muhafızı, önündeki orka şaşkın bir ifadeyle baktı.

 

İlk defa biri bu kadar hızlı bir şekilde itibar kazanmıştı. Genellikle yaklaşık bir ay süren bir süreçti bu öldürmeye dayalı.

 

Ayrıca bu giriş geçici olarak ta verilmemişti. Arnin Ovalarının yöneticisi tarafından orka onursal vatandaşlık verilmişti. Arnin’de onursal unvanı sadece büyük başarılar elde etmiş kişilere verilirdi. Artık o orkta bir Arnin vatandaşı gibi değer görecekti.

 

Elwina’nın kalp atışları hızlandı. O ork gerçekten onun verdiği görevi başarıyla tamamlamıştı. Düşündüğünden de olağan üstü bir orktu o.

 

“İ-inanılmaz. Şaşırmadım ama yanlış anlama.”

 

Elwina sakin kalmaya çalıştı. Orksa cevap vermiyordu.

 

“Ne, artık insanları görmezden mi geliyorsun?”

 

“.....”

 

“Neden sürekli...ah.”

 

Ork ağzını işaret ediyordu.

 

Elwina kızardı. “Ah, doğru ya. Unutmuşum. Düşündüm de, sanırım çok fazla güç uygulamışım. Hala etkisinin sürdüğünü bilmiyordum. Üzgünüm.”

 

Büyüyü kaldırdı, Sessizlik etkisizleştirilmişti.

 

“Yani şimdi…”

 

“Hey, görgüsüz elf.”

 

“N-Ne?”

 

“Senin yüzünden…!”

 

İncinmiş bir ifadeyle Crockta’ya bakıyordu kız. Crockta güzel elfin ifadesine baktı ve bir sonraki sözlerini değiştirdi.

 

“... Çok güzel.”

 

“Aman tanrım.”

 

“Neyse, sonra görüşmek üzere. Alınmak yok, güzel elf muhafız.”

 

Crockta kendine güvenle kapılara doğru ilerledi. Elwina arkasından ifadesizce baktı. Garip bir duygu hissetti.

 

Sonrasında biri ona seslendi. “Genç Bayan.”

 

“...Bana artık öyle seslenme. Bir muhafızım ben.”

 

“Vali çağırıyor.”

 

“Anne?”

 

Elwina şaşırdı.

 

“Artık bir muhafız olmayı bırakmanı söyledi.”

 

“Lütfen ona söyler misin, istediğim şeyi yaparım.”

 

“Eğer Genç Bayan şimdi evine dönmezse, o zaman anneniz bütün koleksiyonunuzu satacakmış…”

 

“Anladım. Geri dönüyorum.”

 

Elwina iç çekti.