Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

80. Bölüm Pireyi Deve Yapmak

Çevirmen: Odysseia / Editor: T4icho

Pireyi Deve Yapmak

 

"Kırk beş kiloluk kader seçimi gelmiş."

"Öyle deme, sondan başlarsan birinci oluyor. Geceleri falan gelişim yapmıyor mu acaba? Hiç utanması yok mu be bu adamın, her şeye rağmen şu sakinliğine bak."

"Ondan çok daha fazla gelişimi olan bir Savunma Sanatları öğrencisini yendiğini duymuştum. Ancak böyle giderse eğitim vadisindeki gelişim engelleyici zırhlar olmadan savaş alanında ölür gider."

"Heh heh... Kırk beş kilo nedir ya, hiç mi çalışmadın be adam? Geceleri kafayı koyup sızıyor mu direkt acaba? Eğer öyleyse Temiz Kalp Hapı olmasa bir ömür uğraşsa bile gelişimci olamazdı."

"Bu garip bir şey değil ki. Çoğu insan ömürleri boyunca uğraşsa da gelişimci olamıyor."

"..."

Xu Shengmo'nun oynadığı oyun inanılmaz pisti. Lin Xi bunu çok umursamasa da tahmin ettiği gibi daha Ruh Savaşçısı'nın ilk seviyesine bile erişememiş olması Yeşil Kereste Akademisi'ne hızlıca yayılmıştı. Kısa süre sonra ona "kırk beş kiloluk kader seçimi" lakabını takmışlardı.

Yunqin askeri güçle kurulmuş bir imparatorluktu ve güç bu ülkedekiler için her şeydi. Bu yüzden ertesi günkü dersi seçmeli Zehirbilim olsa da ve vadiye inip çeşitli bitkiler toplamaları gerekse de Lin Xi hala kendisine yöneltilen birçok alay duyabiliyordu.

Sabah bin kez Yeşil Kesik Kılıcı'nı çektiği için tüm bedeni yine hamlamıştı ve kollarını kaldırmakta bile kaldırmakta zorluk çekiyordu. Bu yüzden Lin Xi kendisine söylenenleri hiç duymuyormuş gibi yaptı ve etraftaki çiçekleri takdir ederek zehirli bitkilerin olduğu yere doğru yürüdü.

Mor renkli çiçeklerle kaplı dağ yamacı inanılmaz güzeldi ve bu mor çiçeklerin arasında birçok küçük beyaz ve sarı kasımpatı vardı. Mavi gök ve uzaklardaki görkemli karlı dağlarla birlikte bu manzara içine resmen bir huzur yaymıştı.

"Lin Xi."

Birden arkasından Gao Yanan'ın ona seslendiğini duydu. Hoş bir şaşkınlıkla arkasını döndü ve gri cübbeli Tıp öğrencilerinin ikişerli üçerli dağ yolundan geldiğini gördü.

Birlikte yürüyen iki kız öğrencilerden at kuyruğu saçlı olanını tanıyordu. Birisi Lin Xi'nin şaka bile yaptığı, dersten atıldığı zaman karşılaştığı Jiang Yu'er idi. Lin Xi diğeriyle hiç konuşmasa da ona da Gao Yanan gibi güzel bir kız olduğu ve birçok öğrencinin gözüne kestirdiği biri olduğu için aşinaydı. İsmi Qin Xiyue idi. Mo Qingyan adlı bir Ruhsal Bilimler öğrencisiyle beraber Yeşil Kereste Akademisi'ndeki öğrencilerin en güzel bulduğu üç kızı oluşturuyorlardı. Qin Xiyue de daha önce Lin Xi'yi görmüştü. Yüzü büyük oranda Fan Bingbing'e benziyordu ve hareketlerinde inanılmaz bir zarafet vardı ki Lin Xi de ondan oldukça etkileniyordu.

Qin Xiyue şu anda Tıp Bölümü'nün gri cübbesini giymiş olsa da saçını kırmızı bir toka ila toplamıştı ve beyaz boynunu sergiliyordu. Tokanın kırmızı rengi ve suratının uyumu onu inanılmaz güzel kılıyordu. Yüzü pek olgunlaşmamış gibi dursa da oldukça çekiciydi.

Son görüşmelerinden sonra Lin Xi artık kendini gergin hissetmiyordu. Olduğu yerde durdu ve Gao Yanan'a gülümsedi. "Tıp bölümünün de mi burada dersi var?"

"Siz Zehirbilim dersindesiniz di' mi? Bizim bölümden olmayanlar zehirleri falan bilse yetiyor ama bizim hem onları bilip, hem zehrini yapıp hem de panzehirini hazırlamamız gerekiyor." Lin Xi'nin gözlerinde inanılmaz güzel görünen Gao Yanan hafifçe gülümsedi. "Dersimizin olduğu yer sizin olduğunuz yerden çok uzakta olmamalı, hazırlamamız gereken şey dış dünyada da çokça bulunan Kalpkırıcı Toz."

Öğrenciler arasındaki bu tarz konuşmalar oldukça normaldi. Konuşurken Gao Yanan durmadı ve Lin Xi'yle birlikte vadiye ilerledi. Ancak Qin Xiyue, Gao Yanan'ın Lin Xi ile takıldığını görüp konuşmalarını duyunca kaşlarını çattı ve mutsuzca Gao Yanan'a bakıp sordu. "Yanan, onunla yakın mısın?"

Gao Yanan bir süre durup Qin Xiyue'ye mutsuzca baktı. "Sorun ne?"

Qin Xiyue, şaşkın şaşkın olanları izleyen Lin Xi'ye baktı. Bir süre tereddüt ettikten sonra kaşlarını çattı. "Geçenlerde aldığı kırk beş kiloluk kader seçimi lakabını duymuşsundur, neden hala onunla konuşmaya devam ediyorsun ki?"

Gao Yanan, saf gözleriyle Qin Xiyue'ye baktı ve daha da şaşırdı. "Neden etmeyeyim ki?"

Normalde derslerde oldukça zeki olan arkadaşının böyle salağa yattığını gören Qin Xiyue kaşlarını daha da çattı. Sözlerini daha fazla saklamanın manasız olduğunu düşündü. Bu yüzden de Gao Yanan'a pis pis baktı. "Anlamıyorum deme sakın... Yatkınlığı öyle biraz az olsa ben de umursamazdım da bu seviyede biri olmasına rağmen sıkı çalışmayan insanlardan nefret ederim. Yatkınlığı sadece iki olsa da akademiye girdiğinden beridir her gün gelişim yapsa bile kırk beş kiloluk gücü olmalıydı. Sıkı çalışmayan biriyle arkadaş mı olmak istiyorsun yoksa?"

Sözleri oldukça keskindi. Dahası bu sözler böylesine güzel bir kadın tarafından söylenince kalbi daha da yaralıyordu. Lin Xi sakin olsa da kaşlarını çattı.

Ancak Tıp bölümündeki bu genç kadın söylediklerinin yeterince açık olmadığını düşündü. Yeşime benzyene suratıyla Gao Yanan'a baktı. "Üstüne bir de utanmıyor. Gelecekte ne başarabilir ki bu? Sen böyle insanlarla takılmaktan utanmıyorsan bile ben utanıyorum."

"Her şey gelişim değildir." Gao Yanan, Qin Xiyue'nin dediklerini anlıyordu ve sakince konuştu. "Bu dünyada gelişimi sevmeyen birçok insan var. Bir insanın değerini gelişim seviyesi belirlemez. Biriyle arkadaş olup olmamanı belirleyen tek kıyas bence davranışları ve karakterleridir."

Kısa bir sessizlikten sonra kaşlarını çatarak ekledi." Dahası, gelişim seviyesi çok fazla olmamasına rağmen Yunqin İmparatorluğu'na büyük katkılar sağlayan birçok kişi var. Akademideki bazı hocalar mesela."

Qin Xiyue Gao Yanan'a baktı ve iç çekti. "Onu bir akademi hocasıyla nasıl karşılaştırabilirsin?"

Gao Yanan, Qin Xiyue'ye baktı ve kafasını iki yana salladı. "Bir dedikodu yüzünden birini yargılaman yanlış."

Qin Xiyue sessizce kafasını mor iris çiçeklerine çevirdi. "Cidden onunla yürüyecek misin? Gelecekte yaptıklarının hem seni hem de akademiyi utandıracağını görmüyor musun?"

Gao Yanan tekrar kaşlarını çattı. "Bence karakterinde ve davranışlarında bir sıkıntı yok. Ayrıca arkadaş dediğin şey öyle bir günde edinip bırakabildiğin bir şey değildir, bu uzun sürede gerçekleşir. Gelecekte ne olacağını da göreceğiz."

Lin Xi normalde kaşlarını çatmıştı ama Gao Yanan'nın söylediklerini duyunca kalbine bir şefkat yayıldı ve rahatladı.

"Gelecekte tavırları değişirse benim de ona karşı fikrim değişir. Ancak şu anda onu dışlamak için bir nedenim yok..." Gao Yanan'ın söylediklerini duyan kızın gözlerinde bir kararsızlık elirdi. "Eğer onunla arkadaş olmakta inat edeceksen ben seninle yürümeye devam etmeyeceğim. Ya ben ya o, seçimini yap."

Gao Yanan da artık sinirlerinin bozulduğunu hissediyordu ve suratı biraz kızarmıştı. "Sadece sohbet edip yürüyoruz yahu, neden işleri bu kadar karışıklaştırıyorsun?"

İkisinin birbirine girdiğini gören Jiang Yu'er hemen araya girmeye karar verdi. Ancak tam o sırada keskin ve şefkatli bir ses duyuldu. "Yanan, Xiyue. Bu güzel arkadaşlığınızı gereksiz bir Savunma Sanatları öğrencisi yüzünden bozacak mısınız cidden? Kırk beş kiloluk kader seçimi olarak adlandırılan adam için değer mi bunlar?"

Sesinden ardından yakışıklı Liu Ziyu, arkasında Tıp Bölümü'nün birkaç altın kaşık öğrencisiyle onlara doğru yaklaştı.

"Bir kader seçimi olduğuna göre yatkınlığın düşük olsa da aptal değilsindir herhalde. Neden biraz anlayışlı olup basıp gitmiyorsun?" Liu Ziyu'nun yanındaki uzun boylu bir Tıp altın kaşığı elini Lin Xi'ye doğru salladı. "Ben olsam şimdiye kendi irademle basıp giderdim ve Gao Yanan gibi iyi niyetli bir kıza yazık etmek istemezdim."

"Doğru. Daha vadiye tam girmedik bile, işleri karıştırmaya gerek yok." Lin Xi de Gao Yanan'ın başını belaya sokmak istemiyordu. Altın kaşıkları görmezden gelip Gao Yanan'a baktı ve gülümsedi. "Ben önden gidiyorum o zaman."

"Ben de seninle geliyorum." Biraz tereddüt etse de Gao Yanan kendinden oldukça emin bir şekilde Lin Xi'ye doğru yürüdü.

"Seni..." Qin Xiyue, Gao Yanan'ın böyle bir karar vereceğini düşünmemişti ve anında hayal kırıklığıyla doldu. "Yerin dibine girmesi gerekirken sinsice sırıtan bir çocukla mı gideceksin?"

Gao Yanan omzunun üstünden Qin Xiyue'ye baktı. "Eğer böyle küçük sebeplerden benimle dostluğunu bozmak istiyorsan buyru boz. Ben de böyle davranan kişilerden hiç hoşlanmam zaten."

"Yanan, Xiyue..." Jiang Yu'er konuşmaya çalışsa da Qin Xiyue derin bir nefes alıp sözünü kesti. "Jiang Yu'er, sen de gidecek misin yoksa benimle mi kalacaksın?"

"Ben..." Jiang Yu'er oldukça kararsız kalmış, yüzü kızarmıştı. Tam o sırada Liu Ziyu kaşlarını çattı. "Yanan, böyle ağız dalaşına girmemelisin. Oturup düzgünce düşün. Şu anki gelişim seviyesiyle böyle giderse akademimizi temsil edemeyecek. Üstüne sınır ordusuna gittiğinde düşman ordu akademide böyle bir öğrenci olduğunu öğrenip onu hedef alacak... Yeşil Kereste Akademisi'ndeki eğitimi bitmeden sağ çıkması bile zor. Ayrıca Xiyue yanlış bir şey demiyor, bu kadar tembel olmasına rağmen cidden özenle gelişim falan yapabileceğini mi sanıyorsun? Gelişimine bile önem vermeyen birinin hayattaki başka konulara önem vermesini nasıl bekleyebilirsin ki?"

"Gelişimime önem vermediğimi nereden çıkartıyorsunuz?" Sadece yürümesi bile bu kadar sorun çıkartınca ve Gao Yanan'ın onun tarafında olduğunu görünce, normalde olaya karışmak istemeyen Lin Xi ağzını tutamadı. Gao Yanan'ın önünde durdu ve suratında alay dolu bir ifadeyle önce Liu Ziyu'ya, sonra Qin Xiyue'ye baktı. Kimse onun birden böyle öne çıkmasını beklememişti. Şaşkınlıklarını üstlerinden atamamışlarken Lin Xi dediklerini tekrar etti. "Gözlerinizle görmediğiniz bir şey hakkında nasıl bu kadar kesin konuşabiliyorsunuz?

 

. . 

1. Çinli bir aktrist.