Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

28. Bölüm Yatkınlığa Yatkınlık

Çevirmen: Odysseia / Editor: T4icho

 

“Eminim ki müdürün bu kuralları koyma nedenleri vardır. Ancak sebepleri olması kuralların tuhaf ve mantıksız olmadıklarını göstermez."

Qiu Lu aniden aklından geçenleri ortaya attı. Öğrencilerin çoğunu kızdırmış gibiydi.

“Müdürümüzün yaptıklarını sorgulamak bize düşmez.” Başka bir öğrenci kızgın grubu yatıştırmak için sesini yükseltti.

Qiu Lu yüzünde değişik bir gülümseme ile devam etti, “Müdürün dediklerinin her zaman doğru olacağını kim söyledi ki? Profesörler daha yolun başında her şeyi sorgulayın dememişler miydi bize?”

Kendini zeki hissettiği belliydi. Yüzündeki gülümseme gururlu, hoş bir hal aldı.

Fakat tak gözlü eğitimci bir saniye bile beklemeden soğukça cevap verdi. “Müdürünüzün dedikleri her zaman doğrudur.”

Yorumları Qiu Lu’nun yüzündeki gülümsemeyi bir nevi de olsa silmeye yetmişti, “Müdürümüze saygısızlık etmeye çalışmıyordum, yanlış anlamayın lütfen. Ama her dediğini harfiyen doğru kabul etmek biraz abartılı değil mi?”

“Sözlerimi müdürümüzü mükemmel bir insan olarak gördüğüm için söylemiyorum zaten. Kendisini Yunqin İmparatorluğu’nda alt edebilecek bir tek insan olmadığı için söylüyorum.”

Qiu Lu’nun ufak yüzü soğudu. Üstündeki bütün gülümseme silindi. İmparatorluktaki en güçlü insan... Kendisini istemeden öldürebilecek güce sahip biri doğal olarak daha haklı basıyordu.

Lin Xi’nin dudaklarında küçük bir gülümseme belirdi. Görünüşe bakılırsa müdürleri bu dünyaya düzen getirmişti. Öğretmenlerinin konuşmasından buralarda işler nasıl hallediliyor anlamamak mümkün değildi.

Eğitimci Lin Xi’ye bir bakış attı ve devam etti, “Akademinin en temel kuralları ile başlayalım. Savunma Sanatları’nın zorunlu derslerinin dışında alabileceğiniz bir sürü seçmeli ders de var... Bu dersler ile ilgili daha detaylı bir liste yurdunuza asılacaktır. Yeterince puan aldığınız zaman yeni öğrenci yurdundan çıkma hakkı da kazanırsınız.”

“Bugün öğreneceğimiz ders bütün bölümler için gereklidir. Ruh gücünün temellerini öğreneceksiniz.”

Öğretmenleri derse başladıkça gölgelikteki bütün öğrenciler de sessizce dinlemeye başladı.

“Sonunda başlıyoruz.” Lin Xi’nin kalbi küt küt atıyordu. Sonunda beklediği anlara gelmişti.

“Eğer vücudu ruhun barındığı bir ev olarak görürseniz, içinizdeki kanı da bu evin tesisatı olarak düşünebilirsiniz. Kan bu evi bir arada tutan tuğlaların arasındaki harçtır. Musluğu açtığınızda elinize akan suyun döşemesidir. Evin bütün işlemlerini yapmak için kan dolaşımınıza ihtiyacınız vardır. Ruh gücü de bu kan dolaşımı gibi görülebilir. Aralarındaki tek fark, normal bir insanın içinde işlenmemiş halde, çok güçsüz bir şekilde beklemesidir. Bu gücü ortaya çıkartmak için eğitim ve disiplin gereklidir.”

“Meditasyon ve tıbbi yardımlar ile ruh gücümüzü geliştirebiliriz. Başlangıçta vücudumuzdaki kan dolaşımını ve ki gücünü kontrol etmeye yarayacaktır. İlerledikçe vücudunuzun kapasitesini, gücünü ve çok daha yüksek seviyelerde ise düşmanınızı kontrol etmeye kadar gidebileceğini göreceksiniz.”

“Özünde bütün meditasyon türleri aynı şeyi hedefler. Zihninizi sakinleştirmeyi. Ruh gücünüzü geliştirmek için de bu yola başvuracağız. Dördüncü seviyeye ulaştıktan sonra ise meditasyona artık ihtiyacınız kalmayacak, çünkü ruh gücünüz ile bütünleşmiş olacaksınız, içinizde kendine ait bir çekirdeği olacak.”

Bütün sınıf sessizce öğretmenini dinliyordu. Hepsine çoktan düşmanı yenmenin yolunun daha çok eğitim ile, şiddeti engellemenin sadece daha çok şiddet ile olacağı öğretilmişti. Şu anda alacakları her bilgi ilerde yaşam ve ölüm arasındaki çizgiyi belirleyebilirdi.

“Sakin zihin huzurlu bir kalp demektir, huzur dolu bir insanın dikkati şaşmaz. Fiziksel ortamdan arınmış olur. Kendisine ve başkalarına baktığında et ya da kemik görmez, ruh ve enerji görür.”

“Bu dünyada ruh gücünü geliştiren biri için en zor kısım kendisinin ruhunun nerede olduğunu tespit etmektir. Hepimiz düşündüğümüz şeylerin ve yaptığımız seçimlerin ruhumuz tarafından şekillendiğinin farkında olsak dahi nerede ve nasıl erişeceğimizi halen bilmiyoruz.”

“Her ne kadar atalarımız ‘Yeterince oturan bilgeliğe kavuşur’ gibi sözler söylemiş olsalar bile meditasyon sırasında kendi ruhunuzdan bihaber olmanız da mümkün bir durum. Emin olun bu gibi durumlarda bile ruh gücünüzü geliştiriyor olacaksınızdır. Eğitimsiz bir birey ile aranızdaki fark onlar için bu sürecin çok uzun oluşudur, bu yüzden elini kolunu sallayan herkes tam bir ruh gücü geliştiricisi olamaz.”

“Genel olarak sessiz geceler meditasyon için en uygun saatler olur. Ruh gücü geliştirmenin en uygun olduğu vakitler olarak da görülür. Fakat ruhunuzu geliştirmeye çalıştığınız sırada başka bir geliştirici de sizinle aynı alana girerse korkunç sıkıntılarla karşılaşabilirsiniz. Bazıları yarı felç kalırken, bazı geliştiriciler akıllarını yitirdi. Ne olursa olsun birbirinizin odalarına girmeme kuralının asıl sebebi budur.”

Dersine devam eden öğretmen cebinden yeşil bir kutu çıkarttı, içi beyaz hap doluydu. Sözlerini merakla dinleyen öğrencilerine baktı. “Herkese bir tane. Aldığınız gibi yutun.”

“Belki çoğunuz bu hapı tanıyorsunuz. Akademimizde özel üretilen Temiz Kalp Hapı. Gelişim sürecinizde aşmakta zorlanacağınız çoğu engelde size yardımcı olacaktır.” Öğretmen hızlıca hapı yutan öğrencilerin gözünde gördüğü ateşten memnun olmuştu.

…

Sıra Lin Xi’deydi.

Hapın dokunuşa nemli, üstünde ise cilalı bir görünüşü vardı. Hammaddesi büyük ihtimalle güneydeki yağmurunun düşürdüğü yeşim sislerinin oralardan geliyordu. Ağzına yaklaştırdığında keskin bir yasemin kokusu burnuna düşmüştü.

“Akademinin tarihine biraz değinecek olursak…”

Lin Xi gülümseyerek kafasını salladı, hapı yutuverdi.

Gökdağları’na yaptıkları acılı yolculuk sırasında eğitimciler zaten bu akademiyi özel kılan şeylerin ruh gücü gelişimi için sunulan imkanlar ve akademinin malzeme zenginliği olduğunu belli etmişlerdi. İlk derste bile bu kadar güçlü bir hapın verilmesine şaşmamak gerekiyordu.

Etrafındaki altın kaşıkların tepkisini ölçtüğünde zaten değerli bir hap olduğunu kendisi de kestirmişti.

Diline değdiği anda eriyip gitmişti sanki. Geriye sadece sakinleştirici bir yasemin tadı bıraktı.

Tek gözlü eğitimci bütün öğrencilerin hapı aldığından emin olduktan sonra derse döndü. “Şimdi kafanızı boşaltmaya hazırsınız. Kendinizi bırakın, dünyamızı unutun. Meditasyon yapın.”

“Hemen şimdi mi?” Birkaç altın kaşık şaşkınlık ile çıkıştı. “Efendim, daha az önce en iyi zamanın gece olduğunu söylememiş miydiniz? Dahası hepimiz aynı ortamdayız...”

Oturdukları gölgelik genel olarak sessiz olsa bile halen doğanın sesleri derse eşlik ediyordu. Suyun şırıltısını ve kuşların cıvıltısını duymak mümkündü. Kolayca dikkat dağıtacak kadar ses vardı. Ve öğretmenin aklına zarar veren öğrenci hikayelerini dinleyen öğrenciler bulundukları durumdan pek rahat görünmüyorlardı.

Profesör öğrencilerine buz gibi bir bakış attı. Dalga geçer bir ses ile konuştu. “Siz daha hamsınız. Hepinizin seviyesini toplasak doğru düzgün bir şey etmez, etrafınızdakileri bırak kendinize bile zarar veremeyecek haldesiniz. Ayrıca bu kadar gürültülü bir alanda meditasyon çalışması yaptığınızda bugün akşam odanız size çok daha huzurlu gelecektir. Hadi, bütün gözler kapansın! Ses çıkartmak yasak! Ben söyleyene kadar açmıyorsunuz gözlerinizi.”

Lin Xi sabırsızlıkla gözlerini kapadı. Fakat halen tek gözlü profesörün katı sesini duyuyordu. “Aramızda ilk kez gelişim pratiği yapan öğrenciler vardır. Eğer meditasyon yapmayı bilmiyorsanız nefes almanıza odaklanmanızla başlamanızı öneriyorum. İçinizde olup bitenleri fark etmeye çalışın. Dilinizin damağınıza değmesini, salyanızın midenize akmasını... Bütün vücudunuzun farkında olmadan durmayın sakın. Kafanızı toparlayın ve içindeki bütün yükü boşaltın.”

Lin Xi kendini kasmanın işe yaramayacağını biliyordu. Sessizce dinledikten sonra öğretmeninin dediklerini uygulamaya başladı.

Bugüne kadar turistim ben diyerek gezen Lin Xi daha önce hiç böyle bir etkinliğe şahit olmamıştı. Fakat artık bu dünyanın bir parçası olması gerektiğini anlamaya başlıyordu. Kendisini yavaşlatan gurur, ün ya da para gibi dünyasal dertleri de yoktu. Diğer öğrencilere kıyasla çok daha avantajlı bir durumdaydı. Sınır barbarı arkadaşının yıllarca uğraştığı meditasyon formuna kendisi bir çırpıda girmişti bile.

Dere yumuşak mırıltılar çıkardı, güzel kokulu çiçeklerin arasında kuşlar cıvıldarken hafif bir esinti tenine değdi. Aklından bir sürü şey geçiyordu, kendisini yolcu eden ailesi ve köpekleri, kuş yuvasını izlediği eski kemer, aklında gördüğü bütün resimler kendisini çok daha huzurlu yapıyordu. Yavaş yavaş kendi varlığını unutup dünyasından uzaklaştı, uçsuz bucaksız bir boşlukta ilerlemeye başladı. Gözünün ucunda müdürün bahsettiği rulet yeşil bir parıltı saçarak duruyordu. Dikkatini bu rulete topladıkça saçtığı ışığın sıcaklığını fark etti, yavaş yavaş altın bir renge büründü.

…

Profesörleri gençlerin yaptığı çalışmayı izlemeye devam etti.

Gölgenin altında oturan öğrencilerin etrafındaki hava da aynı altın sıcaklık ile yükseldi ve yavaşça alçaldı. Vücutları huzur dolmuş öğrenciler zaman zaman yüzlerini farklı ifadelere sokuyorlardı. Bazılarından ise horlama sesleri çıkmaya başlamıştı.

“Tamam, Açın gözleri!”

Uyuyan öğrenciler öğretmenlerinin sert sesine sıçradılar. Bazılarının yüzleri kızarmıştı. Fakat Lin Xi gözlerini açtığında şaşkına döndü; Derse sabah başlanmıştı, fakat hava çoktan kararmıştı.