Ah masum garibem, zahiren çok şey yaşamış olabilirsin ama batınen hâlâ bir çocuksun.. :))
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
19. Bölüm İlk Gece (4)
(Bu bölüm +18 unsurlar içermektedir.)
Lucia doğru duyduğundan emin olamadı. Dük çok nazik ve yumuşak bir tonla konuşuyordu, ama Lucia her nasılsa onun kendisine şaka yollu takıldığını hissediyordu.
“Ya bu benim i...ilkimse?”
Hugo az önceki sözleriyle onunla matrak geçmeyi amaçlamıştı, ama kızın cevabı o kadar masumdu ki, sanki bir espri duymuş gibi onu eğlendirmişti.
“Muhtemelen, biraz acıtacak.”
Hugo vücudunun üst kısmını kaldırdı ve ağırlığını yavaş yavaş onun üzerine verdi. Bacaklarının arasında bir acı hissedince Lucia kaşlarını çattı. ‘Eğer acı bu kadarsa, katlanılabilir olacak.’ Lucia dişlerini sıktı.
“Rahatla. Daha başlamadım bile.”
Adamın aletinin yarısının yarısı bile henüz içine girmemişti. Sadece başını hafifçe itmişti ama kızın vücudu çok dardı ve daha fazla esnemeyecek gibi görünüyordu. Zevk daha çok acıya benziyordu ve Dük’ün kendisini düşüncesizce ona doğru itmekten kendini alıkoyması çok zordu.
“Uue… Bunu nasıl yapsak…?”
Dük kendini onun üzerine indirdi ve dudaklarını kenetledi. Onun küçük yumuşak dudaklarını emip diliyle onu kışkırttı. Elleriyle göğüslerini sıktı ve ovuşturdu. Hugo onu biraz rahatlattıktan sonra Lucia’nın gergin kasları gevşedi. Tekrar hareket etmek için biraz boşluk hissettiğinde, Dük kendini biraz daha ileri itti. Vücuduna keskin bir acı saplanan Lucia onun omuzlarını daha büyük bir güçle kavradı, öyle ki parmak uçları solgunlaşmıştı.
“Hah... Hah...”
Lucia'nın nefesleri sanki havasız kalmış gibi kesikleşti. Adam durmadan yavaş yavaş ilerlemeye devam etti. İnce bir duvara ulaşana kadar yavaş yavaş onu daha fazla doldurdu. O kırılgan duvarı aştığında, kolaylıkla içeri kaydırabildi.
“ …! ”
Şiddetli acı. Lucia sanki bedeni ikiye bölünecekmiş gibi hissediyordu. Bu nasıl sadece ‘biraz acı’ olabilirdi ki? Vücudunun alt kısmından gelen acı tüm zihnini tüketiyordu. Önündeki her şey biçimsiz gözüküyordu ve çenesi titriyordu. O anda, Lucia acı çok şiddetli olduğunda insanın çığlık bile atamadığını fark etti. Gelen baskı ve buna eşlik eden acı, onun kaldıramayacağı kadar fazlaydı. Hugo vücudunu ona dayayınca tamamen birleşmişlerdi.
Lucia onu silkip atmaya çalışsa bile, adam vücudunu öyle sertçe üzerine bastırıyordu ki kız titreyemiyordu bile. Acısını azaltmaya çalışarak başını iki yana salladı. Dudakları Hugo’nun koluna değdiğinde kız onu ısırdı.
Kolundaki ani acıyla Hugo kaşlarını çattı. Tüm ağırlığını ona vermek zorunda kalmamak için kollarıyla ağırlığını kaldırıyordu ama kız kolunu sertçe ısırmıştı. Dişleri adamın kalın, kaslı koluna saplanmıştı ve Lucia gözlerinden yaşlar akarken ona kızgınlıkla bakıyordu.
Hugo kaşlarını çattı ama dudakları gülümsüyordu. Kızın mücadele etme biçimi aynı zamanda hem gülünç hem de sevimli görünüyordu. Normalde kadınların kendisini istedikleri gibi ısırmasına müsaade etmezdi, ama ona izin verdi. Acı, o anda aldığı zevki artıyordu. Şu an Hugo’nun aklı başka bir yerdeydi.
‘Bu harika bir his…’
Kızın içi olağanüstü bir his veriyordu. Sadece dar değildi. Hugo’yu sıkan bir yapısı vardı.
‘Bakire olduğu için mi acaba?’
Ama en son bir bakireyi kucakladığında, özellikle zevkli bulduğu tek bir şey olmamıştı. Hiç zevk alamamış ve yarısında yumuşamıştı. Ama bu kadın neden farklıydı? Hugo’nun cinsel arzusu hiç durulmamış, hatta daha şiddetle bir şekilde tutuşmuştu. Adam terden sırılsıklam olmuştu.
Vücudunu elleyip okşadıktan sonra, Hugo kızın minyon yapısını daha da beğenmeye başladı. Vücudu küçüktü ve kemikleri inceydi. Çok sıkarsa kemikleri kolayca kırılabilecek gibi görünüyordu.
Dük sanki elinde camdan bir eşya tutuyormuş gibi dikkatlice devam etti, kızın vücudunu tüm arzularıyla hırpalamak isteyen kalbiyle mücadele ediyordu. Aslında en başta sadece kıza bir süreliğine kendini iyi hissettirmeyi amaçlamıştı ama öpücükleri çok uzun süre kesintisiz devam etmişti. Onun tenini yalamaya kendini tamamen kaptırmış ve çıplak vücudunu okşarken çok fazla azmıştı.
‘Bu benim suçum değil.’ diye düşündü Hugo. Genç karısı onu körü körüne kışkırtmıştı.
Lucia onu ısırmaktan yorulmuştu, bu yüzden kolunu bırakıp burnunu çekti. Zavallı ağlama şekli çok sevimliydi. Yüzü, Hugo’nun bitmek bilmeyen cinsel arzusunu doğrudan uyarıyordu. Adam daha önce hoşlandığını düşündüğü kadın tiplerine olan inancından şüphe etmeye başlamıştı. Derin derin nefes alırken ağzını kapattı. Daha önce hiç bu kadar cinsel olarak uyarılmamıştı.
Sert aleti sınırına kadar sertleşiyordu ve kız onu iyice sıkıyordu. Adam mahcup hissetse de daha fazla dayanamadı. Vücudunu kaldırarak, aletinin tamamen girmesi için kalçalarını itti.
“Hk…”
Lucia'nın vücudu yeni keşfettiği şok edici bir hisle titredi. Dışarı çıkarırken, Hugo kızın bacaklarının arasındaki nemli birleşme yerinden dışarı kırmızı kan aktığını gördü. Kızın ona soğukça bakan gözleri sıcaklıkla yavaş yavaş yumuşadı. Hugo bir kez daha harekete geçti.
“Uck!”
Kız yüksek sesle inledi. Acı çekiyor gibi görünüyordu ama bedeni zevkten titriyordu. Dük aletini çıkardığında, Lucia iç taraflarında bir yanma hissetti, ama tekrar içeri ittiğinde, girişi onu aç bir şekilde yuttu. Kızın yumuşak iç kısımları sürekli olarak onun aletini uyarıyordu.
“Ah! Acıtıyor! Hareket etmeyi kes! Lütfen!”
Lucia ağlayıp yalvarırken, Hugo onun içinde durakladı. Böyle bir durumda duracak kadar büyük bir iradeye sahipti, ama bu özelliği kızı hiç şaşırtmazdı.
“Sana söyledim, bir kez başlarsak yarı yolda durmak imkansız olacak.”
Adam dürtülerini bastırırken, kolundaki damarlar şişmişti.
“Acıtıyor. Sanki ölecek gibiyim.”
Onun ağlaması üzerine Hugo soğuk ve sakin bir sesle cevap verdi.
“Ölmeyeceksin. Aksi takdirde dünyaya gelemezdin.”
Kızın haksızlığa uğruyormuş gibi hali Hugo’nun onu kızdırmak istemesine neden oluyordu.
“Fantezin gerçekleşmedi mi? Sana çığlık attırıp seni ağlattım.”
Lucia ona hareket etme izni vermedi ve yüzsüz cevabı üzerine çığlık atmaya devam etti.
“Ah! Ah!”
Lucia'nın bir erkek vücudu hakkında hiçbir bilgisi yoktu. Hugo çok büyük ve becerikliydi. Agresif, becerikli bir kadın onu kolayca kaldırabilirdi ama Lucia için bu aşırı derecede acı vericiydi. Bir süre önce vücudunu saran tüm o yumuşak ve rahatlatıcı öpücükler bir yalan gibi görünüyordu. Hugo kalçalarını hiç durmadan acımasızca itiyordu. Ne zaman onun derinliklerine girse, kızın nefesi kesiliyor ve bunu sözcüklerle anlatılamayacak bir acı takip ediyordu.
“Uuh! Lütfen biraz… biraz… daha yavaş!”
“Ben... yavaş gidiyorum.”
Hugo yalan söylemiyordu. Şu anda kendini epey tutuyordu. Eğer öyle yapmasaydı, kız uzun zaman önce acıdan bayılmış olurdu. Yine de, Hugo olayların bu şekilde ilerlemesini istememişti. İlk gecelerinin böyle geçmesini istemiyordu ama vücudu farklı davranıyordu. Kahretsin. Bu kızın içi neyden yapılmıştı ki bu kadar iyi hissettiriyordu?
Birleşme noktalarından akan kan, çarşafları lekeliyordu. Dük’ün hassas burnu kan kokusunu aldı. Mantığının yarısını çoktan kaybetmişti. Güçlü bir şekilde devam ederken ıslaklığın yol açtığı sesler tüm odada yankılanıyordu.
“Ang! Ah! Hk!”
Lucia duruma aldırmadan çığlık atıyordu. Yüzü solgundu ve gözleri titriyordu. Çok acı çekiyor gibi görünüyordu.
Lucia, Hugo’nun omuzlarına sıkıca asıldı ve tırnaklarını sırtına batırarak çizdi. Adam başkalarının vücuduna yaralar açmasından gerçekten nefret ediyordu. Normalde kadını bir kenara atıp onu bırakırdı. Ancak şu anda ayrılmaya en ufak bir niyeti yoktu.
Kızın gözlerinin yaşlarla dolduğunu görünce, Hugo’nun ona olan iştahı daha da yoğunlaştı. Ona yapışıp kendini bu yumuşak ve minyon kadına çılgınca gömmek ve tüm vücudunu yalamak istiyordu.
‘Acıtıyor…’
Lucia içinde alev alev yanan bir ateş varmış gibi hissediyordu. Vücudu, adamın güçlü hamleleriyle birlikte yukarı ve aşağı hareket ediyordu. Her şey onun hayal ettiğinden çok farklıydı. Birkaç kez iteceğini ve böylece biteceğini sanıyordu. Bu durum ise acı vericiydi, sıcaktı ve uzun sürüyordu.
Acı oradaydı, ama şu anda Lucia’nın aklının bir köşesindeydi. Genç kadın onu bu kadar yoran şeyin acı olmadığını çoktan fark etmişti; içinde bir şeyler kaynıyordu ve o buna dayanamıyordu. Sert aleti içine gömülüp dışarı çıktı. Korkunç acı yavaş yavaş dindi.
“Hah... Hah...”
Lucia'nın çığlıkları azaldı. Bunun yerine artan nefes alış verişleri odayı doldurdu. Gözleri hala yaşlıydı, ama sıcak bir şeyle doluydu. Acıdan değil, farklı bir şey yüzünden kaşlarını çattı.
Acıyordu. Kesinlikle acıyordu, ama... Garip bir şeyler vardı. Ayak parmaklarının ucundan başının tepesine kadar, vücudunu müthiş bir hazzın şoku sarmıştı. Çığlığını zapt etti ve derin bir nefes verdi.
“İçin deli gibi titriyor.”
Hugo onun kalçalarına sıkıca tutmuştu. Kızın sıvıları, bir miktar kanla karışmış halde, kalçalarından aşağı doğru akıyordu. Hugo devam ederken, yapışkan sıvılar sürekli nemli bir tokat sesi yaratıyordu. Birleşme noktalarında kalan kan oraya buraya sıçrıyordu.
“Ah, hu...”
Lucia’nın dudakları artık acı çığlıkları atmıyordu. Bunun yerine zevkle mırıldanıp inliyordu. Hugo daha derine indikçe itişlerinin yönünü yavaşça değiştirdi. Kızın nefes nefese kalmasına ve inlemesine odaklandı ve inatla en hassas noktasına vurdu.
“Ah! Aaa…”
Genç kadının iç kısımları sıkışıp kasılmaya başladı. Onun doruğa çıkmak üzere olduğunu gören adam daha derine daldı.
“Hhh!”
Vücudu kaskatı kesilen Lucia çığlık attı. Tüm vücudu titremeye başladı. Hugo sınırına ulaşmaktan çok uzaktı ama daha fazla devam ederse kız bayılacaktı. Baygın bir kadınla birlikte olmak gibi iğrenç bir hobisi yoktu. Kesik kesik nefes alarak kızın vücudunun içine boşaldı.
Kahretsin, adam kaşlarını çattı. İlk kez bir kadının içine boşalıyordu.
Lucia'nın vücudu, içine sıcak bir şey yayılınca gevşedi. Nefes nefeseydi, göğsü inip kalkıyordu.
‘Bitti mi...?’
Genç kadının düşünceleri uzun sürmedi. Hugo’nun koca elinin alnını okşadığını hissetti ve öylece anında uykuya daldı.
Üzerine bir yorgunluk çökerken, genç kadının bedeni battaniyenin içinde erimiş gibiydi. Gözlerini açtığında, perdelerin arasından içeri sabah güneşi sızıyordu. Yanındaki adamın yumuşak nefes alıp verişleri ona garip bir his verdi.
‘Doğru ya... ben... evliyim...’
Genç kadın susamıştı, bu yüzden onu uyandırmamaya çalışarak dikkatlice kalktı.
“Uuh...”
Lucia’nın dudaklarından farkında olmadan bir inilti kaçtı. Bir şey davul çalarcasına vücuduna vuruyormuş gibi hissediyordu. Yataktan güçlükle çıktı ve ayaklarını yere koyar koymaz bacaklarında güç toplanmadı ve yere düştü. Neyse ki yerde bir halı vardı ve dizlerini çok fazla incitmedi.
Tüm vücudu sanki biri onu dövmüş gibi acıyordu. Vücudundaki her kas ağrıyordu. Bacaklarının arasında sürekli bir zonklama vardı. İçinde hala bir şeyler varmış gibi hissetmesi de cabasıydı. İçi dışı, her yeri acıyordu.
Lucia kendi omuzlarına ve kollarına masaj yaptı ve orada garip bir iz keşfetti.
‘Bu da ne?’
Orada kırmızımsı mor bir çürük vardı.
‘Buram nasıl morardı? Ne zaman bir şeye çarptım ki?’
Parmağıyla yaraya bastırdı ama canı yanmadı. Diğer kolunda da benzer bir çürük vardı. Bir süre kafası karışmış bir şekilde baktı ve adamın bileklerini acı verici bir şekilde emdiği an zihninde canlandı.
Giysisini dikkatlice çözdü ve göğsüne baktı. Benzer çürük izlerinden daha fazla keşfetti. Şok oldu, çabucak üzerini tekrar bağladı. Utançtan kızaran yüzünü iki eliyle kapattı.
‘Aa. Aman Tanrım. Aman Tanrım. Keşke ölsem. Ne yapacağım ben?’
Utanç bir dalga gibi içini kaplıyordu. Lucia, sadece bir öpücükten dolayı kalbi deli gibi çarpan zavallı bir çocuktu. Bir gecede büyük bir olay meydana gelmişti.
‘Demek buymuş, öyle mi?’
Hayatında ilk kez cinsel ilişki yaşamıştı. Rüyasındaki kocası Kont Matin iktidarsızdı. Adam, Lucia’nın vücudunun alt kısmına kabaca sürtünürdü ve birkaç dakika sonra çılgınca nefes nefese kalırdı ve bu şekilde biterdi. Bu Lucia’nın tüylerini diken diken ediyordu. İnsanların neden böyle bir şey yapmayı sevdiğini anlayamamıştı.
Hugo'nun neden kahkaha atıp ona seksi çok sıkıcı bir şeyden öğrendiğini söylediğini şimdi anlıyordu. Lucia dün geceki gibi bir şeyi hiçbir kitapta bulamazdı. Bu çocuk doğurmak için yapılan bir şey değildi; basit zevkten daha gizemli bir şeydi. İkisi fiziksel olarak mümkün olan en derin seviyede birleşmişti.
‘İnsanlar bunu yapıp nasıl... ayrılabiliyor ? Boşanma nasıl mümkün olabilir?’
Bu bir sohbetti. Sadece iki kişinin yapabileceği derin, ağır bir sohbet.
Garipti. Daha önce Hugo bir yabancı gibi görünüyordu, ama bu sabah Lucia ona kendini biraz daha yakın hissediyordu.
‘Biraz... Hayır, çok acıyordu ama…’
Hugo onunla tekrar yapmasını isterse, Lucia reddetmeye kalkışmazdı. Çok acı vericiydi ama hepsi o kadarla kalmıyordu. Adamın ağır vücudunun ona yaptığı baskı hissi, onu öperken onu okşayışı, nefesi ve kırmızı gözlerinin sıcaklıkla titremesi… Vücuduna dolan o his… İnsanların zevk dediği şey bu muydu…? Dün gecenin anılarını gözden geçirirken, genç kadının uyluklarının iç tarafı ısınmaya başlamıştı.
‘Dur!! Düşünmeyi bırak! Başka bir şey, başka bir şey, başka bir şey…’
Lucia başını sağa sola sallayıp düşüncelerinden kurtulmaya çalıştı.
‘Ben pijamalarımı giymiş miydim...?’
Olan bitene dair hiçbir anısı yoktu. Yoksa Hugo mu onu giydirmişti? Bir hizmetçiye bunu yapmasını mı emretmişti? Çok terlediğini hatırlıyordu ama teni yumuşak ve temiz gibiydi.
Lucia dalgın dalgın yatak odasının kapısına baktı. Çok geniş ve abartılı bir odaydı. Yüksek bir tavan, mermer sütunlar, ürkütücü derecede lüks süslemeler…
‘Ben... harika bir şey yapmış olabilirim.’
Evlendikten sonra Düşes olarak yaşama becerisine ve özgüvenine sahip olup olmadığını merak ediyordu. Eğer ulaşamayacağı bir şey için açgözlülük yapıyorsa, sonunda acı çeken kendisi olacaktı.
‘Pişman… olmayacağım.’
Lucia pişman olmamaya karar verdi. Eylemlerinin sonucu ne olursa olsun katlanacaktı. Bedelini ödemek zorunda kalırsa ödeyecekti. Ağlamak gibi bir şey yapmamaya karar verdi. Para karşılığında evlendirilmemişti. Bu kendi seçimiydi.
Magnec