Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

98. Bölüm Söz

Çevirmen: Zakowske / Editor: Valheru

 

“Bu yüzden şu anlık Chu Klanı’mız dikkatle hareket etmeli. Düşmanlarımızın yararlanabileceği bir açık vermemeliyiz.” Chu Chuyan endişeyle cevap verdi.

Devamlı üstlerine yöneltilen entrikalardan kurtulmanın mümkün olmadığını o da biliyordu. Dikkatsiz davranıp yakalanmaları an meselesiydi. Ancak başka seçenekleri yoktu. Dişlerini sıkacaklardı.

Zu An sormadan edemedi, “Anlamıyorum. Neden tarafsız kalmakta ısrar ediyorsunuz? Bir tarafı seçmek daha iyi olmaz mı? En azından şu anki gibi zor duruma düşmezdiniz.”

Chu Chuyan kafasını iki yana salladı ve yanıtladı, “Buradaki ana sıkıntı iki tarafın da birbirine denk olması, dolayısıyla son gülenin kim olacağı belli değil. Eğer yanlış tarafı seçersek Chu Klanı’mızın işi biter. Tarafsız kalmak başlangıçta bizi zorlayabilir ama savaşın sonuna dek dayanabildiğimiz sürece her şey geçer. Hangi taraf kazanırsa kazansın toparlamak için zamana ihtiyacı olacaktır, dolayısıyla düşman olmayan tüm güçleri kabul ederler. En azından bu Chu Klanı’mızın hayatta kalacağını garantiler.”

Zu An etkilendi. Politikayla uğraşanlar gerçekten de muazzamdı. Chu Zhongtian gibi dürüst birisi bile birkaç adım ileriyi düşünüyordu.

Evet, daha dikkatli olmalıyım. Hepsi yaşlı kurnaz tilkiler! Hmmm, Pei Mianman Chu Klanı’ndan bir hesap defteri çalmak istemiyor muydu? Acaba hangi tarafta…

O an at arabası aniden durdu. Ön taraftan bir kargaşa sesi duyuldu. Kaşlarını çatan Chu Chuyan arabanın duvarına tıklattı ve sordu, “Dışarıda neler oluyor?”

Chu Klanı’nın bir muhafızı çabucak yanıtladı, “İlk Hanım, görünüşe göre Shi Klanı’nın Altıncı Genç Efendisi burada. Aracına çiçek ve meyve atmak adına bir sürü insan toplanmış. Bu yüzden yol biraz sıkışık.”

Zu An afalladı, “Bu herif maymuna falan mı benziyor? Neden bunca kişi ona bakmak için toplanıyor, üstüne üstelik bir de aracına meyve fırlatıyorlar?”

Bu sözler Chu Chuyan’ı gülümsetti. Chu Huanzhao açıkladı, “Şapşal enişte. Shi Klanı’ndan Shi Kun’u duymadın mı?”

“Çok mü ünlü?” Zu An sordu, “Ben de Ayruşen Şehri’nde epey ünlüyüm ama kimse çiçek vermek için toplanmadı.”

Chu Huanzhao bile bu sözleri sindirmekte zorlandı. Göz devirip devam etti, “Çünkü sen ünlü değilsin, adın çıktı sadece. Onun şöhretiyse senden kat kat daha iyi. Shi Klanı’nın Altıncı Genç Efendisi yakışıklı yüzüyle bilinir. ‘Çiçekler ve meyvelerle karşılama’ hikayesini hiç duydun mu?”

“Hayır.” Zu An’ın kafası karıştı. O ne amına koyim?

Böylece Chu Huanzhao uzun bir hikâyeye başladı, “Söylenene göre Shi Klanı’nın Altıncı Genç Efendisi güzelliğe ve zarif mizaca sahipmiş. Küçüklük yıllarında bile, başkent sokaklarına çıktığında yaşlı leydiler bile kendini ona kaptırır ve aracına meyveler atıp ağzına kadar doldururlarmış. Bu hikâyeyi duyan başka bir genç efendi de Shi Kun’un yaptığını tekrarlamış ancak az kalsın başkentteki kadınların tükürüğünde boğuluyormuş.”

“Buradan Shi Kun’un ne kadar yakışıklı olduğunu anlamışsındır. Bu hikâyenin sadece bir söylentiden ibaret olduğunu sanıyordum ama görünüşe göre gerçekmiş.”

“Gerçekten o kadar abartılı mı?” Chu Huanzhao’nun heyecanlı ifadesi Zu An’ın keyfini kaçırdı.

“Bu fırsatı kaçırmamalıyım. Dışarı çıkayım da bu adam ne kadar karizmatikmiş göreyim!” Chu Huanzhao ayaklandı ve araçtan atlamaya hazırlandı ama ablası onu engelledi.

“Shi Klanı İmparatoriçenin tarafında. Onunla temasa girmesen iyi olur.”

Zu An da Chu Chuyan’ın sözlerini hararetle onayladı. Chu Huanzhao’ya bir bakış attı, “Görünüşe göre annen boşuna dırdır etmiyormuş. Ne zaman ablan gibi olgun olmayı öğreneceksin?”

Hayal kırıklığına uğrayan Chu Huanzhao geri yerine oturdu. Dudak bükerek homurdandı, “Kıskançlık yapıyorsun enişte.”

Zu An doğruldu ve karşılık verdi, “Ne kadar yakışıklı olursa olsun benden daha yakışıklı olabilir mi? Bana bakman yeter!”

Bu sözler Chu Huanzhao’nun yüzünü kızarttı. Kafasını çevirdi ve mırıldandı, “Utanmaz!”

Aniden dışarıdan nazik bir ses duyuldu, “Chu Hanım içeride mi? Başkentten Shi Kun sizinle görüşmek istiyor.”

Anında dışarıdan hayalperest haykırışlar duyuldu.

“Vaaaa~ Ah keşke Genç Efendi Shi beni de böyle randevuya çağırsaydı!”

“Tsk, aynaya baksana sen. Buna değer misin?”

“Sanki sen güzelsin de.”

“Tartışmayı kesin. Hiçbiriniz Chu Klanı’nın İlk Hanımı’yla kıyaslanamaz!”

“Tsk. Ne kadar güzel olursa olsun çoktan evlendi. Bense Genç Efendi Shi uğruna yıllardır bekaretimi koruyorum!”

… 

Dışarıdan gelen sesler Zu An’ın merakını uyandırdı. Aracın perdesini biraz araladı ve bir araya toplanmış birkaç kadın gördü. Haa, ben de dışarıda birkaç güzel hatun görürüm diyordum. Bir avuç kemik torbası çıktı be. Karımın yanına bile yaklaşamazlar!

Görünüşe göre bu genç sikik Shi söylentilerdeki kadar yakışıklı değil.

Zu An böyle düşüncülerle bakışlarını çevirdi ve az kalsın gözlerini kör edecek bir manzara gördü. Karşısında öyle yakışıklı bir adam vardı ki dur durak bilmeden bir saat övgü yağdırabilirdi.

Anasının amı gibi yakışıklı oha!

Zu An’ın bile bunu kabul etmekten başka seçeneği yoktu. Yakışıklılık konusunda neredeyse kendisine denkti. Sadece kadınlar birisinin ne kadar yakışıklı olduğunu tam olarak söyleme kabiliyetine sahip olduğundan, endişeyle Chu Chuyan’a döndü.

Chu Chuyan’ın sakinliğini hiç kaybetmemesini ve neredeyse hiç tepki vermemesini beklemiyordu. Güzeller güzeli karısı yanıtladı, “Özürlerimi sunarım ama benim gibi evli bir kadının başka bir erkekle özel olarak görüşmesi uygun olmaz. Kusuruma bakmayın, Genç Efendi Shi.”

Sözlerini bitirdikten sonra devam etmelerini işaret etti.

Zu An bu sözleri duyunca öyle mutlu oldu ki az kalsın kendini tutamayıp karısına sıkıca sarılacaktı. Başından beri karısının onu küçümsediğini ve bu nedenle kendisine karşı böyle soğuk davrandığını düşünüyordu ama görünüşe göre herkese karşı aynıydı!

Aslında bana oldukça iyi muamele gösteriyor denebilir.

… 

Shi Kun ise bu esnada güzel yüzündeki bir parça öfkeyle aracın arkasından bakıyordu. Kol yenlerindeki yumrukları sertçe sıkılıydı. Chu Chuyan, bekle sen. Yakında benim olacaksın!

Berbat ifadesi çevresindeki hayranlarının gözünden kaçmadı. Bu kadınlar bir kere daha kendi aralarında fısıldaşmaya başladı.

“Bu Chu kadını gerçekten arsızın teki. Ne cüretle Genç Efendi Shi’yi böyle reddedebilir?”

“Yeterince güzelsen sen de aynısını yapabilirsin.”

“Hmph! Ne kadar güzel olursam olayım Genç Efendi Shi’yi asla reddetmem!”

“Evet! Neden kibirleniyor? Nihayetinde kocası hovardanın öne gideni. Diğer konularda kazanamayabilirim ama en azından ondan çok daha iyi bir koca bulacağım!”

Tabii ürkekçe ekleyen birkaçı da vardı, “Genç Efendi Shi az önce çok korkutucu bakıyordu…”

Ne yazık ki bu sözler diğer hayranların tükürükleri arasında boğuldu, “Sen ne bilirsin ki? Buna şeytani cazibe deriz biz! Sadece Genç Efendi Shi’nin sahip olduğu eşsiz bir karizma o!”

… 

Chu Chuyan ise bu esnada Zu An’ın yoğun bakışları altında rahatsız hissetmeye başladı. Sormadan duramadı, “Neye bakıyorsun?”

Zu An bir gülümsemeyle yanıtladı, “Sana bakıyorum, balım. Sanırım sana gittikçe daha da çok düşüyorum.”

Chu Huanzhao bu atmosfere dayanamadı, “Hey hey hey, çocuk var burada. Lütfen kendinizi kontrol edin tamam mı?”

Zu An ne diyeceğini bilemedi. Tamam, genç olduğun doğru ama kendine çocuk demen biraz fazla kaçmıyor mu? Geçen çocuk dedik diye kızıyordun hani?

“Yanlış anlama. Shi Klanı’nın genç efendisini senin için reddetmedim. Sadece Shi Klanı’yla bağ kurmak istemiyorum.”

Gerçi bu Zu An’ın keyfini kaçırmadı, “Nedeni ne olursa olsun onu reddettiğine çok sevindim.”

Chu Chuyan biraz boğuldu. Sözlerinin Zu An’ın bir kulağından girip ötekinden çıktığını fark etti. Bir an düşündükten sonra daha da açık konuşmaya karar verdi, “Dışarıdayken eşim olduğunu söylesem de ikimiz de evliliğimizin nasıl olduğunun farkında. Eşin olarak sorumluluklarımı yerine getirmem imkânsız. Dolayısıyla, bu ilişkiye kendini çok kaptırmamanı umuyorum, böylece gelecekte canın yanmaz.”

Chu Huanzhao bu sözleri duyduğunda Zu An’a çok acıdı. Chu Konağı’nda bir sürü söylenti dolaşsa da bu konuyu ablasının ağzından duymak tamamen farklıydı. Eniştem gerçekten de depresyona girecek.

Beklenmediktir ki bu yine de Zu An’ın keyfini kaçırmadı, “Biliyorum. Ancak senden hoşlanıp hoşlanmamak beni ilgilendirir. Benden hoşlanman ya da hoşlanmamanla alakası yok. Üstelik kim bilir, belki gelecekte bana kapılabilirsin?”

Chu Chuyan hiç tereddüt etmeden kafasını iki yana salladı, “İmkânsız.”

Zu An umursamadan omuz silkti, bu cevabı da kafaya takmadı, “Böyle dediğine göre o zaman benim de bir meseleyi açıklığa kavuşturmam lazım. Eğer eşim olarak sorumluluklarını yerine getirme niyetin yoksa başka kadın bulmamı umursar mısın?”

Chu Huanzhao, Zu An yerine yas tutuyordu ki aniden bu soruyu duydu. Gözleri şok içinde kocaman açıldı. Berbatsın enişte! Ablam onu aldatmanın bedelini ağır ödetir!

Chu Chuyan da şaşırdı. Zu An’dan böyle bir soru duymayı beklemiyordu ama yine de sakince yanıtladı, “Umursamam. Sadece sen…”

Bakışları yavaşça Zu An’ın bacak arasına kaydı. Küçük kardeşi de yanında olduğundan dile getirmemeye karar verdi.

“Bu konuda endişelenmene gerek yok. Zamanla toparlayacağıma eminim!” Zu An gururla göğsüne vurdu. Fani Nilüfer’i bulacağına emin değildi ama bu Chu Chuyan’ın önünde özgüvenli davranmasını engellemedi.

Chu Chuyan da bir şey dememeyi seçti. Onun acı gerçeklikten kaçmaya çalıştığını düşündü.

Diğer yandan Chu Huanzhao’nun çenesi düşmüştü. Burada neler oluyor ya? Eniştemin ablamdan aldatma izni alması yetmiyormuş gibi bir de ablam kızmayıp sorun olmayacağını mı söylüyor? E yuh ama!

Ablam eniştemin bildiğinden kat kat daha olağanüstü olduğundan bihaber olmalı! Eğer ellerini ondan çekerse bütün o tilkiler kesinlikle eniştemi çalacaktır!

Hayır, olmaz. Ablamın onu elinde tutmasına yardım etmeliyim!

Üçü de farklı düşüncelere dalarken çok geçmeden akademiye vardılar. Akademinin bir kuralına göre at arabaları içeri giremezdi, dolayısıyla girişte indiler.

Chu Chuyan’ın güzelliği anında bir kargaşa yarattı, birçok kişi Aşk Sıralaması’nın rakipsiz güzelliğini görebildikleri için göklere minnet duaları ediyordu.

Ancak Zu An da aynı arabadan indiğinde aniden kıskançlıkları patlak verdi. Tanrıçalarının halihazırda işe yaramazın tekiyle evlendiği gerçeğini hatırladılar ve ruh halleri anında boka sardı.

“Şu tesadüfe bak. Sizinle burada da karşılaşacağımı beklemiyordum Chu Hanım.” Tanıdık bir ses duyuldu.

Zu An kafasını çevirdiğinde çok uzakta durmayan Shi Kun’u fark etti. Herif karizmatik bir gülümseme takınmıştı ama Zu An’da yalnızca ‘tipini siktiğim ne can sıkıcı duruyor ama!’ düşüncesi uyandırıyordu.