Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

91. Bölüm Kitaplara Konu Olacak Bir Cazibe Tuzağı

Çevirmen: Zakowske / Editor: Valheru

 

“Mantığı çürüttüğü mü…” Zheng Dan ne diyeceğini bilemedi.

Neden bu hovarda akışına bırakmıyor? Yerinde başkası olsa kesinlikle centilmen tarafını göstermeye çalışırdı ama bu adam sanki sapıklığının bilinmesinden korkuyormuş gibi davranıyor! Bu ne be?

Tabii Zheng Dan yine de oldukça hızlı tepki verdi. Doğal bir gülümseme takındı ve yanıtladı, “Siz bir centilmensiniz Zu Hocam; diğer erkekler gibi değilsiniz. Hayatımı kurtardınız, dolayısıyla hakkınızda öyle düşüncelerim olamaz.”

Sırf bu sözleri söylemek bile tadını kaçırdı. Zu An’a hangi açıdan bakarsa baksın ‘centilmen’ sözleriyle bağdaştırması imkansızdı.

“Oh? Böyle soylu bir yanımın olduğunu hiç bilmiyordum.” Zu An neşeyle yüzüne dokundu, Zheng Dan’ın sözleri hoşuna gitmişti.

“Hayatımı kurtardığınız için size bir kadeh kaldırayım.” Zheng Dan şarap kadehini kaldırırken nazik bir gülümsemeyle baktı.

Diğer yandan bu noktada Zu An tereddüt etti. Chu Huanzhao’nun sözlerine göre Sang Klanı’yla, Chu Klanı’nın arası iyi değildi. Zheng Klanı’nın, Sang Klanı’na kız vereceği düşünülürse aynı safta oldukları garantiydi.

Öyleyse Zheng Dan’ın ona yaklaşma amacı sorgulamaya değerdi. Zu An ne kadar narsist olsa da kör değildi.

“Şarabı zehirlemedin, değil mi?” Bu dünyaya geldiğinden beri birçok suikast girişimiyle yüzleşmişti ki bu her şeyden endişelenmesine neden oluyordu. Nasıl olsa karakterime uyuyor kafasıyla direkt sormaya karar verdi.

Zheng Dan bir gülümsemeyle yanıtladı, “Zu Hocam, dalga geçiyor olmalısınız Akademinin bir öğretmeni ve de kurtarıcımsınız. Nasıl şarabınıza zehir katma cüreti gösterebilirim? Endişelendiyseniz ilk yudumu ben alabilirim.”

Bu sözleri söylerken onun kadehini aldı ve ufak bir yudum alıp kadehi geri verdi.

Kadehteki ufak dudak izine bakan Zu An gözlerini kıstı.

Gerçekten de bir sürü ipucu bırakıyor. Bu belli ki bir cazibe tuzağı. Ama amacı ne? Chu Klanı hakkında istihbarat mı? Yoksa beni Chu Chuyan’dan çalıp üstünlük arzusunu tatmin etmek mi istiyor?

Düşündükten sonra vardığı nihai karar aşırı yakışıklı olduğu ve bedeninin arzulandığı oldu. Evvet, öyle olmalı.

Dolayısıyla, bir gülümsemeyle kadehini kaldırdı ve konuştu, “Zheng Hanım, şaka yapıyordum. Nasıl sizden şüphelenebilirim? Buyurun içelim.”

Zheng Dan göz devirdi. Resmen suratıma söyledin. Utanmazlıkta yeni bir sayfa açıyorsun huh?

Zu An güvende olmak adına Zheng Dan’ın yediği yemekleri seçti ama tadına baktığı gibi gözleri kocaman açıldı, “Zheng Hanım, aşçılık yeteneğiniz gerçekten de zirve seviyede! Daha önce hiç bu kadar lezzetli bir şey yememiştim!”

İki hayatında da hiç bu kadar lezzetli yemek görmemişti. Önceki dünyası gerçekten de enfes yemeklerle doluydu ama bir bordo klavyeli olarak nasıl iyi bir şey yiyecek para ve zamanı olabilirdi ki?

“Çok mütevazısınız Zu Hocam. Nasıl aşçılık yeteneğim Chu Hanım’a denk olabilir?” Zheng Dan yanıtladı.

Zu An, Zheng Dan’ın bilerek ikisi arasında bir çatışma çıkarmaya çalıştığının farkındaydı ama yine de akışına bıraktı. “Karım mı? Hah, yemek yapmayı biliyor mu ki?”

Bundan sonra şarabı aldı ve kafaya dikti.

Zheng Dan’ın dudakları kıvrıldı. Planının işe yaradığını biliyordu. Hmph, İlk Hanım sırf düklük klanından diye her şeyde beni geçti. Yoksa nasıl bana denk olabilirdi?

“Zheng Hanım, bu aşçılık yeteneğiniz göz önüne alınırsa sizinle evlenen gerçekten de hayatı boyunca cenneti yaşar.”

Zheng Dan bir gülümsemeyle yanıtladı, “Eğer hoşunuza gittiyse her gün size yemek yapmaktan memnuniyet duyarım Zu Hocam.”

Zu An biraz afalladı. Hızın 200, istersen biraz yavaşla! Romantik oyunlarda uzmansın ha? Böyle sözler kolayca her erkeğin kalbini çalar.

“Hayatınız boyunca yapamazsınız. General Sang kıskanır.”

Zheng Dan onayladı, “Evlendikten sonra sizin için yemek yapmaya devam etmem cidden uygun olmaz. Ancak ne zaman canınız çekerse konağımıza uğrayabilirsiniz. Bilgi dağarcığınız düşünülürse Sang Qian’la iyi arkadaş olabileceğinize eminim.”

Zu An etkilendi. Bu kadın ipuçları bırakıp beni cezbetmeye çalışıyor ama şimdiye kadar aşırıya kaçmadığına hep emin oldu. Sang Klanı’yla nişanını belirterek nazik ve eğitimli bir eş izlenimi yaratıyor. Bu da bir erkeğin kalbindeki fethetme arzusunu daha da körüklüyor.

Zheng Dan romantik oyunlarda anahtarın körü körüne direkt dalmak olmadığını biliyordu; uygun bir mesafede durup karşısındaki adama yavaşça kancayı takmak asıl olaydı. Dolayısıyla, konuyu değiştirmeye karar verdi, “Zu Hocam, bugün Yang Hoca’yla iddianız sırasında yazdığınız sorulardan birisi hakkında birkaç şüphem var. Bir kere daha açıklamanızın mahsuru olur mu?”

“Soru açıklamamı mı istiyorsun?” Zu An’ın yüzünde tuhaf bir ifade belirdi. Öğretmenin evinde bire bir ders mi… sanki bu kurguyu yetişkin filmlerinde görmüştüm.  

“Birdenbire böyle bir şey istemem biraz fazla kaçabilir ama ben de aritmetikle epey ilgiliyim. Ne zaman anlayamadığım bir soru olsa kafamda günlerce dolaşır durur. Sizi uğraştıracağım için kusuruma bakmayın.” Büyük gözlerini kırpıştıran Zheng Dan inanılmaz masum duruyordu.

Aritmetikle epey ilgiliyim mi? Vay anasını, bundan daha saçma bir şey duymadım. Bu noktalara kadar gidersen gerçekten yalanını açığa çıkartınca kötü hissedeceğim.

İçinden söylense de Zu An dost canlısı ifadesini bozmadı, “Hangi soruda zorlanıyorsun?”

“Mavi gözler ve kırmızı gözlerle alakalı olan soruda. Neden kırmızı gözü olan beş mahkûmun hepsi beşinci gece intihar ediyor?”

Zu An açıklamaya başladı, “Bu soruyu tümevarım mantığı kullanarak çözebiliriz. Sadece bir kırmızı gözlü mahkûm olduğunu varsayarsak etrafındaki herkesin mavi gözlü olduğunu görünce kırmızı gözlünün kendisi olduğunu onaylayabilir. Sonuç olarak ilk gece intihar eder. Bu kadarı yeterince açık.

“Devam edip iki kırmızı gözlü mahkûm olduğunu varsayarsak…”

“İlk günde kırmızı gözlü mahkûmlar bir kırmızı gözlü ve doksan sekiz mavi gözlü mahküm görecek. Mavi gözlü mahkûmlarsa iki kırmızı gözlü ve doksan yedi mavi gözlü mahkûm görecek. Bu noktada kimse kırmızı gözü olup olmadığını onaylayamadığından ilk gece intihar eden olmayacak.

“Ancak bu, herkese aralarında birden fazla kırmızı gözlü mahkûm olduğunu gösterecek. Dolayısıyla, ikinci gün, bir kırmızı gözlü mahkûm ve doksan sekiz mavi gözlü mahkûm gören kırmızı gözlü mahkûm kendisinin de kırmızı gözleri olduğunu anlayacak ve intihar etmeye karar verecek. Diğer yandan iki kırmızı gözlü ve doksan yedi mavi gözlü mahkûm gören mavi gözlü mahkûmlar ise gözlerinin rengini bilemediğinden harekete geçmeyecek. Sonuç olarak iki kırmızı gözlü mahkûm da ikinci gece intihar edecek.”

“Aynı mantık üç kırmızı gözlü mahkûm olduğunda da geçerli.”

“İlk gün kırmızı gözlü mahkûmlar iki kırmızı gözlü ve doksan yedi mavi gözlü mahkûm görecek, mavi gözlüler ise üç kırmızı gözlü ve doksan altı mavi gözlü mahkûm görmüş olacak. Kimse kırmızı gözü olup olmadığını onaylayamadığından ilk gece ölen olmayacak.

“İkinci gün herkes birden fazla kırmızı gözlü mahkûm olduğunu bilecek. Kırmızı gözlü mahkûmlar iki kırmızı gözlü mahkümü görecek ve kendi göz rengini onaylayamadığından bekleyecek, aynısı mavi gözlüler için de geçerli. Yani üç kırmızı gözlü mahkûm üçüncü gün intihar edecek.”

“Dolayısıyla bu mantıkla gidersek eğer beş kırmızı gözlü mahkûm varsa, beşi de beşinci gün kırmızı gözleri olduğunu anlayacak ve birlikte intihar edecekler.”

“Anladım!” Zheng Dan ellerini çırptı, “Sorunun gerçekten zor olduğunu düşünmüştüm ama şimdi siz açıklayınca anladım. Gerçekten de muazzamsınız!”

“Övmene gerek yok.” Zu An alçakgönüllü tavrıyla ellerini salladı. Övgün oldukça sahte ama aldım gitti.

Aralarında ortak bir nokta bulunca konuşma da sorunsuzca aktı gitti. Rahatladıkça havadaki gariplik de yavaş yavaş dağıldı. Zheng Dan konuşmanın ortasında Zu An’ın kadehini doldurmak için kalktı ama yanlışlıkla yemek çubuklarına çarpıp yere düşürdü.

“Ah!” Zheng Dan mırıldandı.

Çabucak çubukları almak için eğildi.

Zu An tam onun yerine uzanıyordu ki gözleri kocaman açıldı. Kız eğildiğinde kıyafetinin boğazı biraz gevşemiş ve çekici iki karlı dağ tepesi belli belirsiz görüşe açılmıştı.

Aynı zamanda cübbesi de hafifçe kaydığından omuzlarının da bir kısmı açıktaydı.

Bu kadın bilerek yapıyor olmalı! Zu An yutkundu.

Beni mat etmek için güzelliğini mi kullanmak istiyorsun? Hah! Benim senin gibi insanlara karşı epey yatkın olduğumu bilmiyor olmalısın!

Zheng Dan’ın yüzü de istemsizce biraz kızardı. Böyle ufak numaraları doğal olarak biliyordu ama yine de ilk defa bir adam üstünde kullanıyordu. Utanması kaçınılmazdı.

Bu anlık olaydan sonra ikisi sohbete devam etti ve nihayet Zheng Dan kalkıp gitmeye hazırlandı.

Zu An da kalktı, “Seni geçireyim.”

“Teşekkür ederim Zu Hocam.” Zheng Dan kafa salladı. Bileğini hafifçe savurdu ve eteği anında Zu An’ın ayağının altına kaydı. Ardından öne bir adım attı.

Cııırt

Kumaşın yırtılma sesi yankılanırken Zheng Dan yere yığıldı. Eteğinin yarısı yırtılmış, pürüzsüz bacakları açığa çıkmıştı. Telaşlanarak çaresizce üstünü örtmeye çalıştı ama bir çift el nasıl bir çift bacağı örtebilirdi ki?

Ürkek tepkisi daha da çekiciydi. Böyle bir manzarayı gören her adam kesinlikle onu korumayı görev edinmek isterdi.

Gel gör ki Zu An önündeki güzel bacaklara sessizce bakarken gözlerini kırpıştırmakla yetindi.

Bu kadın eteğini ayağımın altına attığını görmediğimi mi sanıyor? Amacı ne bilmiyorum ama gerçekten de bir domalma- öhöm elinden geleni ardına koymuyor. Evet evet ardına koymuyor.