Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

63. Bölüm Kumar Tanrısı Benim!

Çevirmen: Zakowske / Editor: Valheru

 

Bütün kumarbazlar başlangıçta Zu An’ın halk içinde utandırılmasını bekliyordu ama daha da muazzam bir dramanın yaşanmak üzere olduğunu fark ettiklerinde hava değişti ve hepsi Yedi’ye sonucu göstersin diye bağırdı.

Öğrencilerinin dürtüklemesiyle Yedi nihayet girdiği sersemlikten uyandı. Üçlü atacak kadar aptal olduğu için kendisine küfürler ederken yutkundu. Eğer başka bir şey atsaydı böyle kötü kaybetmezdi.

Önündeki trajik kaderi halihazırda hayal edebiliyordu.

7.500.000 gümüş tael lan! Erik Çiçeği Tarikatı’nın tüm işlerini satsak bile bu kadar para toplayamayız!

Tarikat Efendisi gerçekten beni parçalayıp köpeklere yem edecek!

Sadece kaderini düşünmesi bile Yedi’yi karar verip, elini gizlice masanın altına sokturmaya yetti. Orada bir mekanizma vardı ki bir kere ittirince zarların sonucunu değiştirebilirdi.

Şu anki şartlar düşünülürse ancak bir kumar oynayıp Chu Chuyan’ın fark etmemesi için dua edebilirdi.

Ne yazık ki beşinci kademe bir gelişimcinin ne denli güçlü olduğundan bihaberdi. Bu kumar falan değildi, garanti yenilgiydi. Elleri harekete geçtiği gibi ansızın etrafını beyaz bir auranın sardığını fark etti ve bir an sonra eli dondu. Artık oynatamıyordu.

“Ne yapmaya çalışıyorsun? Hile mi?”

Chu Chuyan’ın gözünü ondan ayırmadığı, özellikle de bu kumara ‘katıldığından’ asla hileye izin vermeyeceği bilinmeliydi.

Zu An derin bir iç geçirdi ve konuştu, “Hile yapma diye uyardım ama beni dinlemedin ah. Sen, oradaki, aç bakayım!”

Sakince Yedi’nin öğrencilerinden birisini işaret etti ve emretti.

“Aç! AÇ! AÇ! AÇ!”

Etraftaki kumarbazların heyecandan gözleri kıpkırmızı kesildi. Bir mucizeye mi tanıklık edeceğiz?

Diğer taraftan Yedi tamamen paniğe kapıldı. Tam bir şey söylemek üzereydi ki üzerine binen baskı nedeniyle tek kelime edemedi.

Zu An’ın işaret ettiği öğrenci tereddüt etti. Korkuyla etrafa bakındı ama ona yardım edebilecek kimse yoktu. Nihayetinde titreyen eliyle uzandı ve üç ışıltılı kırmızı noktayı açığa çıkarttı.

Bir anlık sessizliğin hardından kaos patlak verdi.

Chu Chuyan’ın bile nefes alışverişleri hızlandı!

1:150 oranla 7.500.000 gümüş tael! Ne demekti bu?

Chu Klanı bir ülkeye rakip olacak muazzam servetiyle bilinirdi. Tuz ve silah işleri her gün devasa miktarlarda kâr getiriyordu ama yine de yıllık kazançları bu miktarın yanına bile yaklaşmıyordu.

Üç yıllık kazançlarını biriktirseler bile bu kadar kazanamazlardı!

Zu An neşeyle Yedi’ye bakarken söze girdi, “Çok teşekkürler. Az önce beni durdurmasaydın elli bincik gümüşle giderdim. Burada harbiden 7.500.000 gümüş kazanacağımı hiç düşünmezdim. Söylemezsem olmaz, şu ağzın var ya gerçekten bana iyi şans getiriyor! Al, 10 gümüş bahşiş. Susuzluğunu dindirmek için kendine çay ya da soğuk su falan bir şeyler alırsın.”

Bu sözler Yedi’ye, Zu An’ı burada tutmak için nasıl çaresizce davrandığını hatırlattı. Kendisini aptalın teki gibi hissetti. Kendi kazdığı çukura düşmüştü!

On gümüşün ışıltısı saflığıyla alay ediyor gibiydi. Daha fazla dayanamayarak bir ağız dolusu kan kustu ve yere yığıldı.

Erik Çiçeği Yedi’yi başarıyla trollediniz, +1024 Öfke!

Ancak yere yığılması Zu An’ı memnun etmedi, “Hey hey hey, sırf bayıldın diye kurtulabileceğini sanma. Siz, gelin buraya ve borcunuzu ödeyin!”

Chen Daozai nasıl sadece 20 HKD ile 27.000.000 kazanabildiyse ben de bugün sadece bin gümüşle 7.500.000 gümüş kazandım! Önceki dünyamın para birimine dönüştürülürse bu 13.500.000.000 RMB eder!

Kumar Tanrısı olmak işte budur be!

… 

Bu sırada Erik Çiçeği Tarikatı’nda…

Mei Chaofeng gülerken sakince konuştu, “Söylesenize, Qiao Hanım, gerçekten neden bu kadar endişelisiniz? O çöp, Gümüşkanca Kumarhanesi’ne girmeye karar verdiği anda çoktan avucuma düştü! Bir terslik olması imkânsız! On binlerce gümüşlük borca battığı an Chu Klanı’nda artık onun için bir yer olmayacağına emin olabilirsiniz.”

“Gerçekten de öyle. Chu Klanı kumar konusunda aşırı katı, üstelik Madam Chu işe yaramaz damadından hiç hoşnut değil. Bırakın on binlerceyi sadece birkaç bin bile kaybetse Madam Chu onu konaktan atmak için elinden geleni ardına koymaz!” Kartanesi onayladı.

“Şu anda tek sorun Chu Hanım. Üstüne borç yıkmamızı öylece izlemez. Qiao Hanım, oraya gidip onun dikkatini dağıtmanızı isteyebilir miyim? Onu başka yere çekmeliyiz ki kumarhanedeki adamlarım Zu An’ı halledebilsin.” Mei Chaofeng söylendi.

Kartanesi yanıt olarak kafasını iki yana salladı, “Aşırı riskli. Chu Hanım halihazırda zaten benden şüphe ediyor. Eğer bu kritik anda onun dikkatini dağıtırsam kesinlikle kimliğim açığa çıkar. Sırf Zu An’ı halletmek için her şeyi çöpe atamayız.”

Mei Chaofeng kafa sallayıp kahkahayı bastı, “Evet. Ancak Qiao Hanım, İlk Hanım’ın üzerinde gözünü tutup lekelenmediğine emin olursa Genç Efendi rahat uyuyabilir.”

Kartanesi’nin ifadesi anında buz kesti, “Genç Efendi’nin arkasından konuşma.”

“Sadece şaka yapıyorum, şaka yapıyorum!” Mei Chaofeng bir kahkahayla yanıtladı. Ancak içten içe Kartanesi’nin kaba konuşmaları nedeniyle sinirleniyordu. Senin gibi bir velet sırf Genç Efendi’nin ilgisini kazandı diye kendini bir şey sanıyor. Hmph! Genç Efendi’nin seni benimle evlendirmesi sadece zaman meselesi. O zaman beni sinirlendirmenin sonuçlarını öğreneceksin!

Kartanesi ayağa kalktı ve kumarhanenin yönüne baktı. Zu An’la son birkaç gündeki tüm tartışmalarını hatırladı ve gözlerinden bir parça endişe geçti, “Neden içimde kötü bir his var?”

“Fazla endişeleniyorsunuz! O hovarda hiçbir şey yapamaz!” Mei Chaofeng umursamazca yanıtladı, kendi kendine kadınların işe yaramaz konularda endişelenmekten hoşlandığını düşündü, “Eğer yanılmıyorsam şimdi başarımızın haberi gelmeli.”

Bu sözleri söyledikten hemen sonra aniden adım sesleri duyuldu. Bir tarikat üyesi endişeyle bağırırken içeri daldı, “Tarikat Efendisi, k-kötü…!”

Mei Chaofeng’in ifadesi anında karardı, “Kime kötü diyorsun! Tokatla kendini!”

Tarikat üyesi afalladı ama korkudan hemen diz çöktü ve şikâyet etmeden sertçe kendini tokatladı.

Bu sırada Mei Chaofeng sakince çayını aldı ve hafifçe üfledi, “Unutma, gelecekte böyle görgüsüz davranma.”

“Evet…” Tarikat üyesi haksızlığa uğradığını düşündü ama Tarikat Efendisi’nin sözlerine karşı çıkma cesareti gösteremedi.

Mei Chaofeng nihayet memnuniyetle kafa salladı, “Konuş, ne oldu?”

“50.000 gümüş tael kayıp.”

“50.000?” Mei Chaofeng kahkahayı bastı. Tahmin ettiği kadar değildi ama yine de Yedi iyi iş çıkarmıştı. Zu An’ın, İlk Hanım’ın gözetiminde olduğu gerçeği unutulmamalıydı, “50.000 gümüş tael Zu An’ı Chu Klanı’ndan atmaya yeterli olmalı.”

Kartanesi’nin de dudakları kıvrıldı. O da elli binin yeterli olacağını düşündü. Olayları biraz harladığı sürece Madam Chu kesinlikle daha fazla katlanamaz ve o hovardanın kıçını tekmelerdi.

Diğer yandan tarikat üyesi sözlerinin yanlış anlaşıldığını fark etti ve aceleyle açıklık getirdi, “Tarikat Efendisi, 50.000 gümüşü biz kaybettik!”

“Ah?” Mei Chaofeng’in gülümsemesi dondu. Gözlerini yavaşça adama çevirdi, öldürme arzusu saçıyordu, “Az önce ne dedin sen?”

Tarikat üyesinin korkusunu bastırıp tekrarlamaktan başka çaresi yoktu, “Gümüşkanca Kumarhanesi 50.000 gümüş taeli Chu Klanı’nın Genç Efendi’sine borçlu, Efendim.”

Bam!

Mei Chaofeng’in ellerindeki bardak anında parçalara ayrılırken öfkeyle patladı, “Erik Çiçeği Yedi ne sikim yapıyor? Nasıl o hovardaya bu kadar para kaybedebilir? Kumar masasına domuz koysam o bile 50.000 kaybedecek kadar beceriksiz olmazdı lan!”

“Aslında hepsini tek turda kaybettik.” Adam bildirdi.

“Tek turda mı?” Bunu duyduğuna şaşıran Mei Chaofeng çabucak neler olduğunu sorguladı. Tarikat üyesi hızlıca detayları verdi.

Mei Chaofeng her şeyi duyduktan sonra sessizleşti ama ifadesi gözle görülür bir rahatlama yaşamıştı. Elini sallayarak adamı gönderdi ve sakince sandalyesine dönüp çay koydu.

Kartanesi şu anki kayba rağmen Mei Chaofeng’in böyle sakin olduğunu görünce dayanamadı, öne çıktı ve sordu, “Neden hâlâ burada oturup çay içiyorsun? Bakmak için gitmeyecek misin? Çoktan elli bin gümüş tael kaybettin!”

“Acele etme.” Mei Chaofeng sakince yanıtladı, “Qiao Hanım, endişeniz sizi ele geçirmesin.”

“Nasıl endişelenmeyebilirim? Genç Efendi’nin planlarını bozarsan sorumluluğu kaldıramazsın!” Kartanesi soğukça tehdit etti.

Mei Chaofeng, Kartanesi’nin onu tehdit etmek için Genç Efendi’nin adını kullandığını duyunca öfkeyle yumruklarını sıktı ama çabucak sakinliğini geri kazandı ve açıkladı, “Eğer Erik Çiçeği Yedi birkaç turun ardından 50.000 gümüş kaybetseydi, o zaman şüphesiz bir sorun olurdu. Ancak duyduğun gibi sadece bir tur oynamışlar. Zu An’ın şanslı olduğu belli.”

“Şans götünü bir kere kurtarabilir ama her seferinde kurtarmaz. Rahat ol, Erik Çiçeği Yedi yakında paramızı geri kazanacak ve Zu An’ı borç batağına düşürecek.”

“Ya Zu An devam etmeyi reddederse?” Kartanesi kaşlarını çatarak sordu.

Mei Chaofeng kahkahayı bastı, “Hayatımda onun gibi bir sürü kişi gördüm. Bir kere kazandıkları gibi kendilerini kaybederler. Kazançlıyken kendini durduracak kadar zeki değil. Ayrıca Erik Çiçeği Yedi orada. Zu An devam etmek istemese bile onu kumarhanede tutmanın yolları var. Aksi taktirde onu kumarhanenin başına geçirmezdim.”

“Erik Çiçeği Yedi’ye epey güveniyor gibisin.”

“Tabii ki! En güvenilir adamlarımdan!” Mei Chaofeng keyiflendi, “Son birkaç yılda bir sürü yetenek yetiştirdim. Sadece bekle ve gör, çok yakında iyi haberler gelmeli.”

Bu esnada aceleci adımlar duyuldu. Mei Chaofeng işaret etti ve güldü, “Ne dedim? Çoktan gelmişe benziyorlar.”

Kartanesi’nin dudakları kıvrıldı. Görünüşe göre Erik Çiçeği Tarikatı’na hâlâ bel bağlanabilir.

Çok geçmeden bir tarikat üyesi tamamen beti benzi atmış, bitap bir halde içeri girdi. Mei Chaofeng’e kadar koşturdu ve soluya soluya haykırdı, “E-efendim…. Kayıp… kayıp 7.500.000 gümüş tael!”

Mei Chaofeng’in ifadesi karardı, “Size her zaman ne diyorum ben? Niye hiçbiriniz öğrenmiyorsunuz? Eğer sakinliğinizi bile koruyamayacaksanız bu hayatta asla büyük şeyler başaramazsınız!”

Ne var ki hemen sonra Mei Chaofeng de biraz sarsıldı ve keskin bir ses tonuyla sordu, “Hm? Az önce ne dedin sen?”

“7… 7.500.000 gümüş tael…” Adam bir kere daha konuştu.

Mei Chaofeng’in yüzünde çiçekler açtı, “Hahaha, 7.500.000 gümüş tael! O veledin işi bitti! Chu Klanı her şeyini satsa bile o kadar para çıkartamaz!”

Tarikat üyemin bu kadar galeyana gelmesine şaşmamak lazım!

Mei Chaofeng halihazırda görgü kurallarını çiğnemesini affetmişti. Böyle şok edici bir miktar karşısında o bile zar zor sakinliğini koruyabildi.

Kartanesi de afalladı, “O hovarda gerçekten 7.500.000 gümüş mü kaybetti?”

Böyle kısa sürede birisinin nasıl bu kadar çok para kaybedebildiğini aklı almıyordu.

Ancak o da rahatladı. Sadece 50.000 gümüş tael olsaydı Chu Klanı’nın Zu An’ın arkasını toplaması gibi küçük bir ihtimal yine de vardı ama 7.500.000 gümüş tael gibi bir borç karşısında onlar bile bir şey yapamazdı.

Mei Chaofeng şarap koyup Kartanesi’ne uzattı, “Qiao Hanım, göreviniz başarıyla yerine getirildi. Umarım yakında Genç Efendi’nin yanına dönebilirsiniz.”