Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

56. Bölüm Sıfır Kütüphanesi Zarafeti #2

Çevirmen: Gecekuşu / Editor: Gecekuşu

Theodore’un gözleri, bilgi kümesi karşısında kocaman açıldı. ‘Bir büyücü yakından saldırabilir mi? Bu mümkün mü?’

Theo büyücü olmaktan gurur duyuyordu ama enerji kullananların gücünün de farkındaydı. İkincil bir büyüyle kendini ne kadar güçlendirirse güçlendirsin, Randolph gibi gerçek bir kılıç ustasıyla karşı kaşıya gelmesi imkansızdı.

Son derece kuvvetli olan biyolojik enerji, kişiye ciddi manada fiziksel destek sağladığı için, 7.halka bir büyücü hızlandırma büyüsüne başvursa dahi, Randolph’un kılıç darbelerine karşılık vermesi oldukça zordu.

‘Ah, savaş şarkısı mı? Görmeyeli uzun zaman oldu.’ O anda, Theo’ya yaklaşıp omzunun üstünden elindeki kitaba baktı.

Kule Üstadı olarak sıfır kütüphanesine devamlı girip çıkabildiğinden savaş şarkısı kitabından da haberi vardı. Kulağa tuhaf gelse de, Theo’nun rehberi olarak gerçekten kaliteli biriydi.

Theo arkasını dönüp sordu. ‘Bilinen bir kitap mı?’

‘Ha? Bilinen demeyelim de... tehlikeli bir kitap.’ Veronica sebebini söylemeden önce bir an düşündü. ‘Genelde sıradan büyücülerin bununla işi olmaz. Daha çok çocuklar arasında popüler çünkü çalışırken ihtiyaç duyuyorlar. Ama aslında bu öğretileri tam anlamıyla öğrenmiş birini bulmak zor.’

‘Neden? Yakın dövüş öğreten büyü oldukça faydalı değil mi?’

Theo’nun dediği doğruydu.

Savaş şarkısı fiziksel eksiklikleri giderirdi, o yüzden yanlızca savaş büyücülerinin kullandığı bir şey değildi. Bu kitap, büyücülerin zaafiyetini gideren bir kitaptı! O halde neden diğerleri bunu görmezden gelmişti?

Veronica, Theo’nun aklından geçenleri biliyormuş gibi gülümsedi. ‘Kitabı görenlerin ilk düşüncesi bu oluyor. Evlat, savaş şarkısı, düşündüğün kadar harika bir büyü, evet. Eğer hünerli bir savaş büyücüsüysen, enerji kullanarak savaşanlara karşı da galip gelebilirsin.’

Hepsi bu değildi, konuşmaya devam etti. ‘Ancak, savaş şarkısı, hız yada güç kazandıran büyülerin aksine kalıcı bir büyü. Ne demek istediğimi anladın mı?’

‘...Belki.’

‘Şöyle ki, eğer savaş şarkısını kullanmak istersen en az 4 halka tamamlamış olman ve büyüyü hiç durmadan söylemen gerekir. Peki hangisi daha riskli?’

Theodore’un hemfikir olmaktan başka seçeneği yoktu.

Veronica’nın dediği gibi, bu etkisini sürdürmesi zor bir büyüydü. Kalıcı etki için, büyü halkalarını devamlı hareket halinde tutması gerekiyordu. Ek olarak, büyü akışı kesintiye uğramadan devam etmeliydi.

Eğer 5.halka bir büyücü savaş şarkısını yaparsa, 1.halka etkisinde başarılı olabilirdi. Bu durumda, rahatını bozmadan başka bir büyü uygulamak daha iyi olurdu.

‘Savaş büyücüsü değilsen, bundan uzak durmak iyi bir fikir...’

7.halka bir büyücü bile, savaş şarkısını 3.halka seviyesinde başarabilirdi. Becerilerini üzt düzeye taşımış büyücüler olmasaydı, şu an bu büyü, faydadan çok zarara yol açardı. Savaş büyücüleri, enerji kullananların hızında hareket ettikleri takdirde, dövüş teknikleri bilmiyorlarsa bu büyü bir işlerine yaramazdı.

Theo’nun Alfred’in büyülü okunu sadece bir büyü halkasıyla yapabiliyor oluşuna rağmen, 5.halkadaki eksiklikleri güvenini azaltıyordu. Theo savaş şarkısını düşünürken...

-Sahip, bu kitabı seç.

Bir anda tanıdık bir ses kulaklarında yankılandı.

‘Obur?’

Veronica’nın önünde değilde arkasında duruyor olmasına sevinmişti. Theo’nun yüzündeki şaşkınlığı görmemişti. Theo, bunun hayal ürünü olmadığını anlayınca kendini topladı.

-Cevabını bildiğin soruları sorma. Zaman kaybediyoruz.

‘Sen, bu şekilde de konuşabiliyor musun?’

-Kısa bir süre önce geri kazandığım bir özelliğim. Nasılsa varlığımı gizli tutmak istiyordun, iyi olmadı mı?’

Şu anda elindeki seçenek çok mantıklı geliyordu. Theodore bu kitabı seçerse, daha az fayda verecek kitapları seçmiş olmayacaktı. O yüzden, kitapla ilgili tavsiyelerini sordu.

‘Bu kitabı seçme sebebin ne?’

-Hazine seviyesinde olduğundan 3.seviye engellerimi kaldıracak. Ayrıca, 3.seviye engelin kalkmasıyla açılacak özellik bu büyüyü daha etkin kullanmanı sağlayacak.

‘... bu özelliği bana söyleyemez misin?’

-Söyleyemem.

Günün sonunda, Theo kararını vermişti. Elindeki kitaba ve etraftaki cam haznelere baktı. Theo’nun şimdilik tek seçeneği vardı ama gün gelecek, Theo bir başka kitap için geri dönecekti.

Sonuç olarak, Theo (Savaş Şarkısı)nı aldı. Veronica, bu tercihini memnuniyet dolu bir suratla onayladı. Görünüşe göre bu kitaptan bilgi edinenlerin çoğu Kırmızı Kule’dendi.

‘Fena bir tercih değil! Senin gibi bir çocuğun bu kitaptan öğrenecekleri kolay şeyler değil. O yüzden kendine uygun olanları seç.’

‘Tamam, teşekkür ederim.’

‘Ben bir müddet başkentte kalacağım. Sen Vince ile birlikte takıl ve güzel bir uyku çek. Büyü halkalarını daha sonra konuşuruz, tamam mı?’

Görünüşe bakılırsa, Veronica diğer insanlarla program yapmakta pek arkadaşçıl bir tip değildi. Bir eliyle Theo’nun başını okşarken diğeriyle de duvara büyü gücü empoze ediyordu. Garip bir temas olsa da, dugularını bu şekilde ifade ettiğini düşündü.

‘Sonra görüşürüz Theodore!’

Theodore, sıfır kütüphanesinden dışarı atıldığını fark edemeden yalnız kalmıştı.

***

Sıfır kütüphanesinde işini bitirdikten sonra, Theodore Vince ile beraber kendi odasına gitti. Büyü Kuleleri ve Büyü Cemiyeti binayı genişletmişlerdi o yüzden 1000 büyücüyü misafir edecek kapasiteye sahiplerdi.

Elbette, özel odalar için bazı şartlar koymuşlardı ama eğer yanınızda kıdemli bir büyücü varsa bu pek de zor olmuyordu.

Erken yenen akşaö yemeğinin ardından, ikili arasındaki konuşma derinleşmeye başladı.

‘...Demek öyle oldu.’

Vince olanları dinledikten sonra şaşkına dönmüştü.

Theo’nun turnuvalarının ardından iki hafta geçmesine rağmen, Obur’un sahibi olaysız bir gün bile geçirememişti.                 Theo eve döner dönmez, yaşlı bir zombi ve ‘Ölüme İbadet’ ile uğraşmak zorunda kalmıştı.

Theo’nun anlatacakları bitince, başını eğip özür diledi. ‘Özür dilerim, hocam. Bana emanet ettiğiniz boyut cebi...’

‘Hayır, yaptığın şey doğruydu. Eğer büyü kitabını elinizden kaçırsaydınız o zaman kötü olurdu. Problem bir boyut cebiyle çözülecekse, sorun yok. Hem boyut cebi tekrardan verildi ve büyü kitabı ortadan kalktı. Yani sonuç güzel.’ Diyerek Theo’yu övdü.

Obur’un yardımını saymazsak, Miller kasabası Theo sayesinde kurtulmuştu.

Yüzlerce kişinin hayatını kurtaran ve olası bir felaketi defeden kahramanca bir davranıştı.  Theo’ya sadece bir boyut cebi yüzünden kızacak kişi aptallık etmiş olurdu.

Vince ortamı yumuşatmak istediğinden, konuyu değiştirdi. ‘Bu arada, Kule Üstadı’nın seni bu kadar sevdiğini bilmiyordum. Normalde kendine has huyları ve değişken bir yapısı olduğundan, insanların ona yaklaşması çok zordur.’

‘...Öyle mi?’ Theo’nun yüzü değişmişti.

Karşılaştıkları andan itibaren, kolunu Theo’nun boynuna dolayıp peşinden sürüklemişti. Sylvia ya da Vince’e karşı en ufak bir hoşnutsuzluk göstermemişti. Ancak Theo’ya karşı daha ilgiliydi. Kaslarla dolu Blundell’a bakarken de yüzünde aynı ifade oluşmuştu.

Yine de, Vince kesin konuşmuştu. ‘İlk başta verdiği imaj bir ejderha misali ürtükücüdür ve insanlara yakınlık duyması bir hayli zaman alır. Hatta, bana adımla seslenmesi bile 2 yılını aldı.’

‘T-tuhaf.’

‘Sadece ben değil. Hem, Obur için yanlış bir seçim yapmandan korkmuştum.’ Diyen Vince, Cehennem Ateşi gibi zehirli bir kitap seçmesinden endişe etmiş ama elinde Savaş Şarkısını görünce rahatlamıştı. ‘Bu kitabın kopyasını en son 10 yıl önce okudum.’

‘Siz de mi bu kitabı okudunuz?’

‘Tabi ki. Sınırlı bilgiler olsa da, meydan savaşları için gayet çekicidir. Fazla kullanma fırsatı bulamasan da, içinde güzel hileler var.’

Kitabın kopyaları sıfır kütüphanesinde mevcuttu. Eğer kopyalama büyüsü işe yaramazsa, zaten kopya olduğu anlamına gelirdi. Ancak içindeki bilgiye ulaşmak zor bir şey değildi.

Sıfır kütüphanesindeki kitaplar orjinalleri olduğundan, buraya özel ilgi gösterilirdi. Ama kitaplardaki bilgilerin çoğu kopyalandığından bilgilere kolay ulaşılıyordu. Elbette, aralarında bazı yasak kitaplar vardı ama... okunmaları kesinlikle mümkün değildi, tabi okuyacak kişi Kule Üstadı ya da Kral olmadığı sürece.

Vince de savaş şarkısını öğrenmiş ve büyüyü ezberlemişti. Kıdemli birinin hafızası üstünden yıllar geçse de diriliğini yitirmezdi.

‘Anlamadığın bir şey olursa, bana sor. Bu kitaptan ne öğrenirsin bilemem ama şarkının sözleri hala aklımda.’

‘Teşekkürler.’

‘Bunu Kırmızı Kule’ye geleceksin olarak mı anlayayım?’ Vince’in sorusu biraz tuhaf kaçmıştı ama aslında, hoca ve öğrenci aynı kulede olacak diye bir kural yoktu. Ortada dört ayrı kule olsa da hepsi Büyü Cemiyeti’ne bağlıydı. O yüzden hangi kulede olurlarsa olsunlar, aralarındaki ilişki değişmeyecekti.

Her büyücünün istediği kuleye gitme hakkı vardı ve Theo Kırmızı Kule’yi seçmişti. ‘Evet, Kırmızı Kule’ye gitmek istiyorum.’

Eve dönüşüne kadar Sarı Kule’ye ilgi duyuyordu. Toprak elementi Mitra ile anlaşmaya bile vardığından Sarı Kule’nin iyi bir seçim olacağını düşünmüştü. Fakar bu fikrinden yaşlı zombiyle karşılaşınca caydı. Theo, asla sakin bir hayat yaşamayacağını hissetmişti.

‘Güç ihtiyaç duyulan bir şey. Eğer şimdikinden daha güçlü olmazsam, büyü kitabı tarafından yenilgiye uğrayabilirim. Bu sefer, olaylardan kıl payı kurtuldum ama bir daha ki sefer bu kadar şanslı olmayabilirim!’

Daha en başından, Theo araştırmacı olmak gibi bir fikre kapılmamıştı. Çocukken hikayelerde okuduğu maceracı büyücüler gibi yaşamak istiyordu. İnsanları kurtarmak ve hazineler bulmak... Büyücülerinki gibi özel bir hayatı takıntı edinmişti.

Büyü kitabı Obur ile tanışınca, bu hayalinin gerçekleşeceğini düşünse de hala acemi bir büyücüydü.

Theo, isteklerini açıkça belirtince, Vince başıyla onayladı. ‘Tamam. Ben gibip kayıt işlemlerini başlatayım. Orta seviye bir büyücü olduğundan sana Kırmızı Kule’de özel bir oda ayarlayacaklardır.’

‘Teşekkür ederim, hocam.’

‘Ben yola koyulayım. Sen de kitabını oku.’

Vince ılımlı bir ifadeyle ayrılınca Theo da (Savaş Şarkısı)nı açtı. ‘Ah...Ne kadar çok bilinmedik kelime var.’

Savaş şarkısının yabancı bir yazar tarafından yazılmış olması, içinde barındırdığı birçok yabancı kelimelerle anlaşılıyordu. Bazı kelimelerin tercümesi bayağı zordu. Sıfır kütüphanesinde saklanmaya değecek bir kitaptı. Neyse ki Theo’nun anlayamayacağı bir içeriği yoktu.

Gözleri kelimelere sabitlenip bir makine gibi ileri geri hareket etmeye başladı.

‘Hayat enerjisi vücutta büyü gücü misali cereyan eder. Vücut performansı, akışın yönüne göre şiddetli değişkenlik gösterir. Bu kitap ise, bahsettiğimiz bu yönü kontrol etmeyi amaçlıyor...’

Theo’nun yalnız kaldığı bu odada, sessizlik hakimdi. Bu dinginlik, bilgi peşinde koşan bir büyücü için cennet gibiydi. Önünde duran kitaba verdiği yoğun dikkatiyle yavaş yavaş kendini kaybediyordu. Ölçüm becerisini kendinde deneyebilseydi, anlayış seviyesinin yükseldiğine kendi gözleriyle şahitlik edebilirdi.

Anlayışının en az %95’i, bilgi özünü elde etmesi için kullanılıyordu. Kitabın ortalarında duraksayan Theo, o anda anlayış seviyesinin doruklarındaydı. Tüm bu farklı kelimeler ve olağanüstü bilginin harmanlanması, dikkatini biraz dağıtmıştı.

Bununla beraber, bildiği büyülerden farklı bir forma sahip bu yeni büyüleri öğrenebilmek için kendini zorladı.

***

6.gün, Theodore sonunda kitabı elinden bıraktı.