boss geldi ortalık biraz canlansın , değil mi? :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
24. Bölüm Nadun sıradağlarında gece #2
Saldırılar devam ederken, kafilenin başında apayrı bir sahne gelişiyordu.
Ön saflardaki ifrit sayısı arkadakilerinkiyle kıyas dahi edilemezdi. Karanlığın içinden çıkıp zırhlı ve silahlı bir şekilde öne atılan ifritlerin sayısını tahmin etmek hayli zordu.
Kuwaaack!
Kieeek! Kiyaaak!
Yaklaşık 10 dakika sonra...
Pasak!
Vince donuk suratıyla bir tutam kömürün üstüne bastı. Az önce saldıran ifritten birkaç iz kalmıştı. Arkada bıraktıkları tek şey zırhlarından akan erimiş metaldi.
Kalıntıların içinde heybetli bir adam kalakalmıştı. 100den fazla tahrip olmuş parça bir araya yığılmıştı ki bu, 10 dakika içinde en az 100 ifrit öldürülmüş anlamı taşıyordu.
‘B-bu bir 5.halka uzmanı...!’
Gordon’un gözleri, Vince’i görmesiyle şaşkınlıktan kocaman oldu.
Kafilede bir büyücünün varlığının önemini anladığını sanırdı, ancak Vince’in ona gösterdiği bu sahne hayal ettiğinden çok daha fazlasıydı. Şimdi, neden şovalyelerin değil de büyücülerin savaşın gidişatını etkilediklerini açıkça görmüştü.
Tüm bunların dışında, onu korkutan dehşet verici alevler değildi.
‘Ne kadar sıradan.’
Tüyleri esas diken diken eden şey, 100 ifriti küle çeviren büyücüydü.
İnsandan daha kuvvetli ifritler olmasına rağmen, Vince 100 tanesini doğal bir şekilde ölüme uğurlamıştı. Vince sayesinde diğerleri de kurtulmuştu ancak askerler korkularını açığa vuran o ifadeleriyle yutkundular.
Aslında, bu bir bakıma Vince’in özünde olan bir şeydi.
Akademi’de gayet iyi bir imaja sahip olsa da, savaş meydanında öldürdüğü adamları saymak imkansızdı. Özellikle savaş büyücüsü olarak 5.halkada uzman birinin gücü, kuşatma silahı mahiyetindeydi. Yıllar sonra, Vince ilk kez 100den fazla düşmanı bir arada katletmişti.
Bir keresinde ona ‘Ateşli Tahribat ve ‘Ateşli Katil Vince’ bile demişlerdi.
‘Gordon.’
‘Ha? Ah, Ah, Evet!’ Gordon bu ani seslenişle şaşkına dönmüş ve zar zor cevap verebilmişti.
‘Arkaya birkaç adam yolla. İfritler muhtemelen oralara da saldırıyordur. Arkadakiler iyi savunmuşa benziyorlar. Ancak ifritlerin birden fazla komutanı da olabilir.’
Vince arka saflara gitmek istiyordu, ama pozisyonundan ayrılırsa bu sefer ön sıralar da tehlike altında olacaktı.
İfritler çoktan defedilmiş olsa da komutanları hala ayaktaydı. Vince, komutanın işini bitirmeden oradan ayrılırsa arkasından ölümcül sonuçlar doğuracaktı. Yenilgiye uğrayan ifritler sonrasında daha sinsi ve kötü bir hale bürünebilirdi.
Ayakta kalan şaman komutan elinde bir cisim tutuyordu.
‘...yapay eşya mı o?’
Mor kristallerle süslenmiş ahşap bir eşya tutuyordu. Kabaca işlenmesine rağmen dışarı yayılan büyü gücü kaydadeğerdi. Belki de Vince’in ateşine karşı koymalarının sebebi oydu.
Vince burada böylesine değerli bir hediye bulmayı beklemiyordu.
‘Acele etsem iyi olacak.’
Arka sıralardan gelen büyü gücü yoğun bir şekilde hissedilmeye başlamıştı. Metal sesleri susmak bilmiyordu. Şayet komutan rütbesinde bir düşman arka saflarda ortaya çıktıysa, Theodore’un başı dertte olmalıydı.
Vince, çevredekilerden dolayı dizginlenen baskının hakimiyetini elinden bıraktı.
Clack!
Parmaklarını oynattığı anda, yeraltından alev kaplı bir sütun yükseldi.
***
Ön taraftaki alevlerin sıcaklığı arkadan bile hissediliyordu. Elbette, Theo’nun kendini avutması olası bir olağan bir durum olsa bile, oluşan manzara görülmeye değerdi.
İfritin kafasına bir ‘Şimşek İşareti’ yollamayı hedefleyen Theo, önüne bakıyordu.
‘Oh, görünüşe göre ciddi bir karmaşa çıkmışa benziyor.’
Ateş bazlı büyüler büyük ordulara karşı en iyi seçenek sayılırdı. Alevlerin sonucunda ve yüksek ısı sebebiyle askerlerin akciğerleri zarar görürken, büyüden yayılan şok dalgası, karşı noktalardan direk hücuma geçen düşmanların bağırsaklarını patlatmaya yeterdi.
3.halka Alev Topu o denli kuvvetliyse, 4. Veya 5.halka büyüsünü anlatmaya hiç gerek yoktu.
‘Alev kabuğu... hayır, Alev patlağı. Eğer Profesörün yanında olsaydım, şimdiye kızarmış tavuk olurdum.’
Theo diliyle ‘cık’ sesi çıkardıktan sonra, askerin sırtına hamle yapmaya hazırlanan bir ifrite ‘Şimşek İşareti’ büyüsü uyguladı. Büyüyle çarpılan ifritin gözü, düşmeden hemen önce seğirmişti. Yaratıkvari düşmanlarda ‘Şimşek İşareti’ oldukça etkiliydi. Theo büyü gücünü kullandığında bunu birkez daha farketti.
‘Yine de, Şimşek İşareti çok fazla büyü gücü emiyor. Böyle bir arbedenin ortasında Şimşek İşareti kullanamam.’
Tek kişilik hasara yol açan büyüleri kullanması için yeterli büyü gücüne sahip değildi. Ama aynı zamanda, geniş çaplı büyüleri yaparsa kendi dostlarını etkilemesi de muhtemeldi. Tecrübesiz savaş büyücüleri böyle durumlarda ne yapacağını bilemezdi, ama Theo fazla düşünmeden harekete geçti.
Arbede varsa bile, bundan bir avantaj sağlamalıydı.
‘şimşek darbesi.’ Dediği anda, 8 şimşek oku belirdi.
Bu okların gücü de hemen hemen Şimşek İşareti ile aynıydı ve bu oklara karşı koymak da en az bir fareyi yakalamak kadar zordu. Öğrencilerin, öğrendikten sonra unuttukları bir büyüydü.
Ancak, bu kadar yeterliydi.
Paijijik!
8 şimşek oku, ifritlere doğru yol aldı. Doğal şimşekten daha yavaş olsa da, ifritlerin kaçamayacağı kadar hızlıydı. Bununla beraber, ifritlerin ellerinde şimşeği çeken kılıçlar vardı.
Kiruruk!
Kiyaaak!
İfritlerin tüm vücudundan statik elektrik yükselmişti. Elektrikle dolan bir vücut acı ve kısmi felçle beraber geçici kontrol kaybı da yaşar. Tabiki, bu birkaç saniye sürsede bunlar için yeterliydi.
‘Ne? Ben niye yaralandım?’
‘Kaybol!’
Bu dalga, düşman saflarıyla savaşan askerlere bir boşluk sağlamıştı. Bir anda hareketi kesen ifritler, ya başı kopmuş ya da boynu kesilmiş halde bir bir yere düşüyordu.
Askerlerden bir kısmı bu durumun Theo’nun yardımı sayesinde gerçekleştiğini bildiğinden başparmaklarını kaldırıp onay verdiler. Theo’da aynı şekilde parmağını kaldırmış ve Mitra ile ateş gücünü kullanarak ifritlere karşı savaşan askerlere yardım etmişti.
Olaylar bu şekilde devam etseydi, çevredekiler 30 dakikada ortadan temizlenmiş olurdu. Yine de, tam kafası rahata erdiği anda...
Kwaaang!
Theo’nun çıkan patlamadan paçasını kurtarması tamamen şansı ve çevikliği sayesindeydi. Refleksle öne doğru yuvarlanan Theo, ayağa kalktı ve olduğu yere bir bakındı.
Yer çatlamış, cildi şok dalgasıyla tahriş olmuştu. Eğer bu dalga onu direk vursaydı, açıkça kemikleri ve tüm bedeni parça pinçik olurdu.
‘Keuk, Bu... mızrak?!’
Bu bir mızraktı...tamamen metalden yapılmış bir mızrak! Sadece ağırlığı bile mızrağı fırlatmak için bir zorlukken, bir ifrit nasıl bu mızrağı bir okla aynı hızda fırlatmış olabilirdi? Kalkanla engellenmiş olsaydı bile, mızrak kalkandan geçerek vücudunu delerdi.
Theodore titreyen kollarını vücuduna yakın tuttu ve mızrağın atıldığı yöne baktı.
O tarafta, bir silüet beliriverdi.
Kuwaaaaack-!
Silüet ormanlığın içinden koşarak gelirken, elindeki balta parladı ve önündeki iki bedeni yarıya ayırdı. Bedenler kesilmekten çok ikiye parçalanmış gibiydi. İki askerin de belden yukarısı yere düşerken bir asker son anda kendini savrulan baltadan kalkanıyla kurtarmıştı.
‘C-Canavar!’
‘Düşmanı tek seferde mahvediyor...?’
‘İfritlerin başı!’
Bu bağırışlar ortaya çıkan yeni düşmanın kimliğini açıklıyordu.
‘Lideri mi...! Bu geldiyse...’
Theo da biliyordu.
İfritlerin Başı... Bir önder, beraberinde ne az 100 kişiyi idare edip binlercesine de başkanlık ederdi. Üst düzey biri ya da bir dahi olmak elbette onları başa geçiren şey değildi. Her zamanki gibi alemin kralı olan, kuralları da koyan kişi haline gelirdi.
Bu Liderin de aralarındaki en güçlüsü olması lazımdı.
Kururuk, kuraaaack!
Lider, attığı mızrağı aldı ve bir eliyle mızrağı Theo’ya doğrulturken diğer eliyle de baltasını tutuyordu. Bunun anlamı, Liderin büyücülerin varşığından haberdar olmasıydı. Kaçmaya niyeti yokmuş gibi, İfrit Lider sanki her an atacakmışçasına mızrağı küstahça sallıyordu.
Bu kesinlikle kaçınılmazdı.
Theodore hislerine dayanarak, büyü gücünü yükseltmek yerine geri çekti. Savaşmamak onun için daha iyi olacaktı. Ancak kaçmak seçenekler arasında yoksa, rakibini yeneceğinden emin olmalıydı.
Alfred’in hafızası, Theo’ya düşmanı altetmesini söyleyerek beynine akın etti .
‘Gel!’
Kaaaak!
Soğuk rüzgarın esmesiyle birlikte, büyücü ve canavar birbirlerine doğru koştu.
Magnec