Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

20. Bölüm Akademi’nin Dışında #2

Çevirmen: Gecekuşu / Editor: Gecekuşu

Theo bu karşıkonulmaz sözler karşısında kafasını sallayınca, Vince hızlıca başvuru kağıdını doldurması için uzattı.

Bu etkinlik, kişilerin kimliklerini net biçimde tanımlatamadıkları zaman katılamayacağı bir etkinlikti. Bu sebepten ötürü, Theo anne tarafından büyük-büyük dedesinin adını hatırlamakta bir hayli zorluk çekti. Herşeye rağmen sonunda tüm boşlukları doldurmayı başarmıştı.

Vince, Theo’dan başvuru formunu alıp başıyla onay verdi.

‘... Tamam, bu iyi. Geçen sene, bir büyücü ailesinden birinin adını yanlış yazmış, güvenlikler  de onu dışarı atmıştı. O yüzden, yapabilirsen, herşeyi açıkça yaz.’

‘Ooo, bayağı titizler.’

‘Büyü yarışması, Krallığın bir sembolü. Bu denli bir güvenlik makul sayılır.’

Krallığın içine sızmaya çalışan yabancı ajanlar ve büyücüler oldukça fazla olduğundan, dikkatli olmak zorundaydılar. Theo başvuru formunu tekrar kontrol etti ki düzeltilecek biryer yoktu.

Theo’nun yüzü, başvuru formuna neredeyse 2 saat harcamaktan buruştu ama konuşmaları henüz bitmemişti.

Vince ona gülümseyip devam etti, ‘Theodore, seni niye büyü yarışmasına götürdüğümü biliyor musun?’

Theo cevap bulmaya çalıştı ama sonunda sessizliğini korudu. Profesör Vince böyle basit sorular sormazdı. Belki de Theo’nun bilmediği ya da tahmin edemediği bir şey vardı. Gerçekten de, Vince ona gülümsedikçe sessizliğinden daha emin oluyordu.

‘Bilmekle bilmemek arasındaki çizgiyi farketmek iyidir ama neyi bilmediğini idrak etmek daha iyidir. Sen bu büyücülük yolculuğunda yeteneklisin.’

‘Teiekkür ederim.’

‘O halde açıklayayım.’

Kalın kitap masayla buluşunca kaba bir ses çıkardı. Theo bu tanıdık gelen kitap kapağına baktı ve az sonra ne kitabı olduğunu anladı. Bergen Akademisi’nin tüm kurallarını içeren kitaptı. Theo, bu kitabı Akademi’ye girdiğinde bir kez okumuş sonra da yurt çekmecesine atmıştı. Kitapta bir test yoktu, o yüzden sadece göz gezdirmek yeterliydi.

Vince, Theo’nun şaşkın ifadesini görünce güldü.

‘Bu eski kitabı niye çıkardığımı merak ediyor olmalısın. Merak etme. Bu kitap üzerinden ders vermeye niyetim yok.’

Ardından kitabı açıp çıkan sayfanın köşesine işaret etti. Theo istemsizce Vince’in parmağını takip edip kelimeleri okumuştu. Yakın zamanda tekrar etmiş olan 38.Bölüm 12.paragraftı. Basım yılına bakılırsa yaklaşık 10 yıl önce değiştirilmişti.

(Bölüm 38.12. Öğrenciler üç buçuk yıl eğitim gördükten sonra mezun olmaya hak kazanır. Ancak, Büyü Cemiyeti tarafından organize edilen bir yarışmada 3.seviye veya daha yüksek bir dereceye girip ödül alan öğrenciler için istisnai durum uygulanır. Kazananlar, diplomalarını istedikleri zaman talep edebilir.)

 

Theo bu yazıyı okusa da anlam veremedi.

‘Profesör, bu...?’

‘Çoktan tahmin etmiş olmalısın. Bu Akademi’den bir şey kazanacağını sanmıyorum.’

‘O iş...’

‘Theo devam etmedi çünkü inkar edemezdi. Vince’in sözleri tam da bugünlerde hissettiği can sıkıntısına tuz biber olmuştu. Açıkçası, Theodore’un teorik bilgisi çoktan profesörlerin seviyesindeydi. 3.sınıfını 3.kez tekrar ettiğinden artık elinde olmadan usanıyordu.

Bu can sıkıntısını yalnızca kütüphanedeki kitaplarla atabiliyordu. Ama Akademi’deki kitapların seviyesi de pek yüksek sayılmazdı ve 4.halkanın üstünde tek bir büyü kitabı bile bulamamıştı.

‘Ayrıca, bu Akademi’nin tartışmalı konusu oldun.’

Profesör Vince için Theo bir öğrenci değil, yetişkin bir dosttu.

‘Seni azarlamaya çalışan profesörü hatırlıyor musun? Onlar kendi gurur ve menfaatleri için yaşayan tiplerdir. Öyleleri asla yaptıklarından dolayı pişmanlık duymazlar. Sadece bir başkasını suçlarlar.’

‘...Ah.’

Theo istemsizce Profesör Bernard’ı hatırlayıp durdu. Theo’nun olduğu tarafa asla bakmayan orta yaşlı bir adamdı ve bazen tarif edilemeyen bir ifade gözlerini kaplardı. Belkide, o ifadenin arkasında fesatlık yetişiyordu. Şimdilik araları sakin olsa da Theo, Bernard’ın günün birinde neler yapacağını kestiremiyordu.

‘İkinizin kirli bir oyuna düşmenizdense aranızda biraz mesafe olması iyi olur. Zaten, ben de yakında başkente gideceğim. Eğer erken mezun olursan, burdan daha güzel bir ortamda pratik yapabilirsin.’

‘Ne demek istediğinizi anlıyorum.’

Meltor Krallığının başkenti, Mana-vil...

Burası, 4 büyü kulesinin ve 1 büyü enstitüsünün bulunduğu bir yerdi. Kıta üzerinde burayı duymayan ve saygısızlık yapmaya cesaret edecek bir büyücü yoktu. Mana-vil her türden büyü bileşimi, büyü kitabı ve yetenekli büyücüsüyle dolup taşıyordu...

Ancak, Theodore kendini tutamayıp sordu, ‘Peki, ben yarışmayı kazanabilir miyim? Obur’a sahip olabilirim ama hala 3.halkada uzmanım.’

‘Aslında normal şartlarda, mümkün olurdu.’ Vince, Theo’nun söylediklerine katılıyordu. ‘Ama konu sen olunca işler biraz değişiyor. Garcia onlarla kıyas edilemez, ama senin becerilerini sayarsak 4.halka büyücülerle bile baş edebiliyorsun. Başka bir öğrenciyi de yenersin.’

‘Savaş büyüsü bölümü mü?’

‘Aynen. Büyü yarışmasında sadece davet edilen büyücülerin asistanlarının katıldığı bir bölüm var. Onlar da senin gibi öğrenciler.’

O anda, Theo’nun içinde bir sezi belirdi. ‘Evet, denemeye değer.’

3. ve 4.halkalar arasındaki fark oldukça büyük olsa bile, Theo’nun durumu biraz olağanüstüydü.

Onun, ‘ezber’ yeteneği vardı ve algısı da Alfred’in tecrübeleri sayesinde artmıştı. Bu, diğer büyücülerin yıllarını savaş meydanına vermesiyle kazanacağı bir algıydı. Dersteki karşılaşmasında faydası dokunduysa, yarışmada kim bilir ne kadar yararlı olacaktı.

Bir zamanlar savaş büyücüsü olan Vince bu durumu farketmiş ve böyle bir teklif getirmiş olmalıydı. Şayet Theo’nun uzman seviye tecrübesi varsa, büyü gücü zorluğunu da aşabilirdi. Doğruyu söylemek gerekirse, Theo Alfred-tarzı büyülü okları kullanırsa, 4.halka büyücülerinden korkması için hiçbir sebep kalmazdı.

‘Deneyeceğim.’

‘Eksik kalan kısımları tamamlayabilirim.’

Vince onu beklerken çekmecesini açtı.

‘Büyü Cemiyeti 50 yıllık orjinal ve kopya kitapların ayrımını yasakladı. Ondan dolayı, orjinal kitapla kopyalanmış kitabı birbirinden ayırmak normal metodlarla yapılamaz. Ama insanlar her daim bir yol arayışındadır. Bunun ne olduğunu biliyor musun?’ Güldü ve kitabı Theo’ya verdi.

‘Bir kopya diğer bir kopyadan çoğaltılamaz. Eğer çoğaltma büyüsü uygularsan anlaşılır. Basit ve pervasız bir hile, ama etrafta bu şekilde orjinal kitap toplayan insanlar var. Örneğin, bu 50 altın değerinde.’

Normalde bir büyü kitabı 1 gümüş ederdi, o yüzden bu bayağı yüksek bir fiyattı. Böylelikle insanların koleksiyon arzuları da açığa çıkmış oluyordu. Ancak, Vince bunlara ilgi duymuyordu. Eğer ki Theodore’un ihtiyacı olmasa bu kitabı asla almazdı.

Fakat, Theo’nun tepkisi Vince’in beklediğinden daha yoğun olmuştu.

‘B-Bunu ölçebilir miyim?’

‘Elbette. Bunun için burada.’

Theo merak içinde uzanıp masadaki kitabı aldı. Orjinal bir kitap olsaydı, Alfred’in (Atışbilimi Büyüsü) gibi özel bir kabiliyete sahip olurdu. Kitaba sol eliyle dokunmadan önce derin bir nefes aldı.

‘Ölç.’

Dil dışarı çıkıp kitabın kapağını yaladı.

 

(Element Büyüsüne Giriş)

(Bu kitap 4 elementi diğer kitaplardan daha detaylı açıklamaktadır.  Elementlerle büyücüler arasındaki ilişkiyi, elementlerin isimleri ve nasıl bağlantı kurulacağını anlatan bir kaynaktır. Kitabın yazarı, Myrdal yüzyılın en büyük elementalisti olarak anılmıştır. Elementler Kralı lakabını almayı başarmış tek kişidir.

*Anlayışın çok yüksek (%95.4)

*Kitabın seviyesi ‘Nadir’

*Tüketildiğinde, ‘Elemental büyü’ yeterliliği artacak.

*Yazarı tarafından yazılan orjinal kitaptır.Tüketildiğinde, seninle uyumlu element hassasiyeti açılmış olacak. Küçük bir ihtimal element bağlantısı da kurulabilir.)

‘Element hassasiyeti!’

Theodore umduğu şeyi keşfedince ağzı açık kaldı. Kütüphanede elementlerle ilgili kaç kitap okuduğunu bilemezdi. ‘Element Büyüsüne Giriş’ defalarca okuduğu bir kitaptı.

Ama orjinalini okumamıştı ve element hassasiyetine etkisi olmadığından kitabı yutmaktan da bıkmıştı. Üstüne bir de Profesör Vince ona böyle bir hediye mi veriyordu?

‘Bu tek kitap. Seviyesi neymiş?’ diye Vince mırıldandı.

Theo sonunda bu hediyenin anlamını farketmişti.

1 hafta önce, Theo sırrını Vince’e itiraf etmişti ve karşılığında Vince onunla bir anlaşma imzalamıştı. Bunun amacı, Obur’un sahibinin sonsuz bilgisini elde etmekti.

-Vince Haidel, Theodore Miller’a büyü kitabı ve yapay eşya temin edecektir.

-Theodore Miller, Vince Haidel’a soru sorma ve cevap alma izni tanıyacaktır.

‘Nadir.’

‘O zaman iki kitap kaldı. Onları da yakında vereceğim.’

İhtiyaçları olan şey ya 3 tane nadir malzemeye ya da 1 tane değerli malzemeydi. Bu Theodore ve Vince’in verdiği karardı. Değerli malzeme bulmak Vince için bile zordu, ama nadir bir parça bulmak ufak zorluklarla başarılabilirdi.

Böyleyken bile, 1 haftanın ardından 1 kitap bulmuş olmak beceriklilik dahilindeydi.

‘Bugünlük bu kadar.’

Görünüşe göre bitmişti.

Vince, bıraktığı parşömeni aldı ve kalemini tutarken konuşmaya devam etti, ‘3 gün içinde başkente gitmek üzere yola çıkacağız, o yüzden gitmek için hazırlan.’