Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

8. Bölüm Göz Abby

Çevirmen: Lunaris / Editor: T4icho

"Ne yapıyorsun?" diye arkasından hoş ve kadınsı bir ses yükseldi.

Son günlerde yaşadığı olaylar nedeniyle zaten gergin olan Zac, beklenmedik ses karşısında irkildi ve yüksek bir sesle çığlık attı. Yüzünde biraz utançla dönüp, kekeleyerek "Özür dile–," dedi ve yabancıyı görünce bir kez daha çığlık atıp geri çekildi. Baltasını da düşürünce, savunma ya da kaçma içgüdüleri de etkisiz kalmıştı.

Gördüğü şey, sesinden tahmin ettiği gibi güzel bir kadın değildi. Bu üzücü deneyimi paylaşabileceği güzel bir kız hayali, canlandığı anda yok olmuştu. Önünde gövdesinden daha büyük, havada süzülen bir göz vardı.

En azından bunun bir göz olduğunu varsayıyordu. Sanki evrenin bir parçası alınmış ve bir göz küresinin içine yerleştirilmiş gibiydi. Gözbebeği bir kara delikti ve Zac ona bakarken adeta ruhu içine çekiliyordu. Canavarın iris yoktu, bunun yerine yavaşça dönen kozmik bir bulut vardı ve bu bulut adeta yavaşça ortadaki göz bebeği tarafından özümseniyordu.

Sklera, yani göziçi lensi, insanlardaki gibi beyaz değil yıldızlarla dolu bir geceydi sanki. Gözü çevreleyen, morumsu bir deri ve bir de göz kapağı vardı. Ağzı olmadığı için Zac onun nasıl ses çıkarabildiğini anlayamamıştı.

Bu şey aynı anda hem güzel hem de ürkütücüydü. Ancak Zac'in o hoş sesi duyduktan sonra beklediği şey kesinlikle bu değildi.

"Kabasın," diye mırıldandı göz. "Yeni kurulmuş bir dünyada görev alacağım diye kendimi şanslı sanırken hödüğün tekiyle karşılaştım. Bu arada, berbat kokuyorsun."

Zac hâlâ kekelemeye devam ediyordu. Kaçsa mı, baltayı mı alsa, yoksa yeni göz efendisine boyun mu eğse bilemeden, ağzı açık, aptal aptal bakarak uzlaştı.

Sadece bir göz kapağıyla kibirli bir ifade oluşturarak: "Neyse. Başlangıçtan önce gezegeninde daha önce bir Yıldız Gözcüsü görmemen gayet normal, insan. Genellikle sadece Sistem'in bizi gönderdiği yerlerde ortaya çıkarız. Gerçek ismimi ses tellerinle söylemen biraz zor ama Veth-Abarak gibi bir şey. Yerleşkenle ilgili sana yardımcı olmak için buradayım. Rica ederim." ve "Eminim bazı soruların vardır ancak Eğitim’de çoğu açıklanmış olmalı." diye devam etti göz.

"Um... Merhaba, benim adım Zac... şey, Zachary Atwood. Bana yardımcı olmakla neyi kastediyorsun? Ve ağzın olmadan nasıl konuşuyorsun?" Zac duruma alışmakta hâlâ güçlük çekiyordu.

Göz, ya da kendi deyimiyle Yıldız Gözcüsü, Zac'i şimdiden zihinsel özürlü olarak etiketlemiş gibi bakarak uzun uzun iç çekti.

"Eğitim sırasında perileri dinlemedin mi? Bu karavanı seçtiğinde sana atanan asistan benim... dur biraz, karavan mı? Neden bir karavan seçtin? Neyse, portala saldırırken yerleşken olarak bu karavanı seçtiğinde işte buraya gönderildim. Yaptığın seçimlerle ilgili cevaplarda yardımcı olacağım, tabiri caizse işleri hızlandıracağım. Nasıl konuştuğuma gelince, elbette büyüyle." diye cevap verdi Yıldız Gözcüsü. Bunu söylerken güçlerini vurgulamak için etrafını kozmik sis gibi bir şeyle sarmıştı.

"Hangi seçimler? Ve hayır, hiçbir peri ya da meleği dinlemedim çünkü aptal Sistem beni Eğitime falan göndermedi. Üç gün önce arkadaşlarımı ışınlarken beni bu iblis dolu kahrolası ormanda bıraktı." Zac yüzen bir göz küresinin ona tepeden bakıp böyle iğneleyici laflar söylemesine biraz sinirlenmeye başlamıştı.

"Oh, eğitime gitmedin o zaman. Sanırım... ÜÇ GÜN mü? Bu dünya sadece üç gün önce mi açıldı? Üç ay olmasın?" Yıldız Gözcüsü titremeye başladı, göz bebeği… şey, iğne ucu kadar değilse de basket topundan bir beyzbol topuna kadar, küçülmüştü... "Benimle dalga geçmeyi bırak. Bir aylık Eğitimi atlamış olsan bile, sadece üç gün içinde bir yerleşke edinmene imkan yok.” Veth-Abarak titreyerek Zac'in yüzüne yaklaştı ve etrafını saran büyük sis kayboldu.

Bu tuhaf varlıkla konuşmaya bir şekilde alışmaya başlayan Zac içini çekti ve dünyanın karardığı andan başlayarak yaşadıklarını kısaca anlattı. Göz küresi yeterince zararsız görünüyordu ve onun tarafındaydı. Dahası, hem içini dökmek hem de durumu anlamlandırmak için konuşacak birine ihtiyacı vardı.

"Vay canına, bir Dışlanmış’a atandım. Başıma talih kuşu kondu desene! Abby için yenilgiyle dönmek yok!" Yıldız Gözcüsü aniden biraz daha sevimli göründü. Neredeyse heyecandan titriyordu. Hâlâ kir içinde olmasaydı, yaratık ona sürtmeye başlayacak gibiydi.

"Dışlanmış da ne? Kulağa pek hoş gelmiyor. Bekle, Abby mi? Senin adın Veth-bir şey değil miydi?" diye sordu Zac. Yıldız Gözcüsü konuştukça kafası daha çok karışıyordu.

"Hadi ama, bu kadar resmi olma. Bana sadece Abby diyebilirsin," diye cevap verdi Abby. Kibirli tavrı gitmiş, yerine başlangıçtaki yumuşak ve hoş ses tonu gelmişti. "Ve sanırım bazı şeyleri açıklığa kavuşturmam gerekiyor. Tahmin ettiğin gibi, dünyanız Çoklu Evren'e entegre edildikten sonra bazı insanlar Eğitim şehirlerine taşındı. Ancak, taşınmayanlar Kozmik Enerjiyi doğal olarak özümseyemediklerinden Sistem onları değersiz görüyor. Genelde Sistem böyle insanlarla uğraşmaz ve onları oldukları yerde bırakır. E haliyle bu tipler er ya da geç ölürler. Sistem çevredeki tehlikeyi büyük ölçüde artırdığından başlangıçta savunmasız kalıyorlar."

"Bunlara Dışlanmışlar mı deniyor yani?" Zac biraz endişeli bir şekilde araya girdi. "Bu genetik mi? Sence ailem de bir yerlerde sıkışıp kalmış mıdır?"

"Dışlanmış olmak genetik bir şey değil; daha çok bir unvan gibi. Ve geride kalanların da hepsi dışlanmış değil. Bu insanlara genellikle ölümlüler denir. Lütfen bitirmeme izin ver. Zamanımız kısıtlı. Araştırmalara göre, bir dünya bütünleştiğinde kimin Kozmik Enerji alıp alamayacağı rastlantısaldır. Ancak, daha düşük sınıf enerjiye sahip dünyalarda ölümlüler daha yaygındır.”

“Dünyanın enerji seviyesi ne kadar yüksekse enerjiyi özümseme yeteneği de bir o kadar yaygındır. Duyduğuma göre, B sınıfı ve üzeri gezegenlerde neredeyse herkes Kozmik Enerjiyi doğal olarak özümseyebiliyor. Güçlü genlere sahip ailelerin de enerjiyi özümseme şansı daha yüksek."

Ek bilgi almayı umarak, "Uzaydayken, Sistem Dünya'nın F derecenin altında bir enerjiye sahip olduğunu ve birleşmeden sonra da düşük D derecesinde olduğunu söylemişti," diye araya girdi Zac.

"F-altı mı? Bu düşüklerin en düşüğü. Birleşmeden önce uçabilen veya büyü yapabilen insanlar yoktu herhalde değil mi?"

Zac olumlu anlamda başını salladı.

Abby gözünü sallayarak devam etti, "Duyduğuma göre, böyle bir dünyada nüfusun sadece %5-10'u gelişimci olabiliyormuş. Ve bu insanların çoğu zihinleri henüz gelişimini tamamlamadıklarından baya genç olurlar. Tabii ki bu siz insanlar için geçerli. Çoklu Evren sayısız ırk ve uygarlıktan oluşur ve birçok ırk, ortalama olarak bilinen siz insanlara kıyasla doğal avantajlara sahiptir.”

"Bu arada, kozmik enerjileri doğal olarak özümseyebilenlere gelişimci denir. Sınıf ve becerilere bağlı olarak birçok türe ayrılabilirler ama bu sonraya kalsın. D-derece enerji, düşük olsa bile yeni bir dünya için oldukça iyidir. Çoğu gezegen E-derecesinde kalır. Özetle Dünya, ölümlüler ve gelişimcilerden oluşuyor. Yani anlayacağın ailen şimdilik güvende.”

"Nasıl güvende?" diye sordu Zac. "Ya ailem benim gibi, üstelik ünvanlara sahip olmadan, yaratıklarla dolu bir yerde kaldıysa?”

"Eğer hepsi ölümlüyse henüz dağılmamışlardır. Muhtemelen senin yaşadığın şehre de bir şey olmamıştır. Ayrıca, ölümlü olsalar bile birlikten kuvvet doğar. Canavarları normalde tek başına öldürmeleri imkansız olsa bile, takım çalışmasıyla öldürebilirler. Ve özümseyerek sürekli güçlenemeseler de senin yaptığın gibi canavarları öldürerek ve seviye atlayarak güçlenebilirler." diye sabırla açıkladı Abby.

Pek rahatlatmasa da söyledikleri Zac'e mantıklı gelmişti. Ailesinin dikkatli ve güvende olmasını ummaktan başka yapabileceği bir şey yoktu.

"Neyse, bu da bizi senin gibi Dışlanmışlara getiriyor," dedi Abby. "Son derece nadir durumlarda, bir ölümlü; şans, garip bir yetenek ya da sıkı çalışma yoluyla beklenenin çok üzerinde bir güç kazanabilir. Onlar için kesin bir tanım yoktur, biz bunlara daha çok 'görünce anlarsın' tipler diyoruz. Bu isim, Sistem'in sizi bir çöp olarak görmesinden kaynaklanır ancak sizin gibiler zaten Sistem'e ve kadere meydan okuyarak güçlenir. Senin durumun Dışlanmışlar için bile aşırı. Yani bir portal lideri tepende beliriyor ve sen garip bir piyango fırsatı elde ediyorsun, öyle mi? Bunun neticesinde bir sürü özel ünvana şak diye konuşuyorsun. Çılgınca. Sistem yeni bir özellik falan deniyor herhalde." Abby bunu düşündükçe heyecanlanıyor, mutlu bir şekilde havada bir aşağı bir yukarı zıplıyordu.

"Bunun daha önce olduğunu hiç duymadın mı?" Zac merakla sordu.

Abby cevap olarak gözünü devirdi. "Hayır, ama ben ne bilirim ki? Bu işlerde senden sadece biraz daha iyiyim o kadar. Eğer bu Sistem'in yürüttüğü bir deneyse birkaç milyon gezegende aynı durumu yaratmış olabilir."

"Ne? Milyonlarca gezegen mi?" diyerek bağırdı Zac.

"Doğru ya, Eğitimi kaçırmıştın. Çoklu Evren'in neredeyse sonsuz olduğunu söylemek yeterli, üzerinde yaşam olan sonsuz dünya var. Çoğu sizin Dünya'nızdan çok daha büyük ve kalabalık. Milyarlarca yıldır varlığını sürdürüyor. Ve bir kişinin başlangıç noktasında bu kadar büyük bir avantaj elde etmesi yine de son derece nadir. Yani demem o ki sen Dışlanmışlar arasında bile bir istisnasın. Sen ve dolayısıyla ben, gerçekten turnayı gözünden vurduk."

"Peki bu bana nasıl yardımcı olacak?" diye sordu Zac. "Tüm bu güçlü ünvanlarla diğerlerinden bir adım önde olduğumu anlıyorum ama yine de bahsettiğin Kozmik Enerjiyi özümseyemiyorum. Nedir o?"

Neredeyse saygıyla, "Kozmik Enerji Çoklu Evren'in yapı taşıdır. Enerjidir, sihirdir ve yaşamdır. Her şeydir. Dünyanızda çok az olduğu için etkilerini daha önce pek göremediniz ama yakında etrafınızdaki her şeyde etkilerini göreceksiniz." dedi Abby.

"Nasıl göreceğiz?"

"Doğadaki bazı şeyler daha güçlü enerjiyi alamadığından yok olacak. Ama pek çok şey gelişimciler gibi enerjiyi özümseyebilir. Uzun lafın kısası, her şey gelişecek. Hem yaratıklar hem de doğanın kendisi. Birçok şey de tahmin edilemeyen şekillerde değişecek. Bir ağaç metal olup neredeyse kırılmaz hale gelebilir, bir fare kanatlanıp uçabilir veya şimşek çıkarabilir. Olağanüstü bir hadise bu.

"Enerjiyi özümseyemediğin için biraz zorlanacaksın ama buna bu kadar takılmaya gerek yok. Ünvanların, gücün ve yeni oluşturduğun yerleşken ile büyük bir avantaja sahipsin. Gözden geçirmemiz gereken çok şey var ama zamanımız azalıyor. On dakika içinde geri çağrılacağım."