Çünkü neden biliyor musun efsane büyücü uğraşmak istememiştir bu kadar basit:D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
77. Bölüm Mukadder Savaş (2)
Bu kar tavşanı çok açık ki mutasyona uğramıştı. Sadece keskin dişlere ve pençelere sahip olmakla kalmıyordu, vücudunun birçok kısmını da pullar kaplamıştı. Dahası, pullarla kaplı olmayan alan, titizlikle oluşturulmuş zırhla korunmuştu.
Karaaltın manzara karşısında yerinde zıplayıp haykırdı “Bu da ne? Ekipman kullanabiliyor mu?”
“Bu bir kar tavşanı! Tamam millet, sessiz olun! Çabuk başla!” dedi Sharon eli ağzında esnerken.
Steven, efsanevi büyücüye doğru ateşli bir bakış attı, hala Sharon'ın kendi tarafını tuttuğunu düşünerek. Solamlar, zırhlı tavşanlarını soruşturmaları halinde her türlü açıklamayı hazır etmişlerdi ancak katılımları hala geçerliydi, zira Karaaltın bu konuyu açınca Sharon hemen geçiştirmişti. Gerçi yazık oldu; Steven'a tek bir bakış atmamıştı, sanki aklında başka biri varmış gibi. Bu savaşı izlemeye hiç ilgi duymadığı belliydi.
Kış kurdu, arenada yankılanan alçak sesli ulumasından sonra yere doğru çömeldi. Bu hiç rastlamadığı türde bir düşmandı, bu yüzden hem ihtiyatlı hem de gözlemci olmayı seçmişti. Olgun bir erkek olarak, hem sert hem de kurnazdı.
Öte yandan mutasyona uğramış kar tavşanı, kurt yırtıcı aurasını yaymadan önce bile, açık bir şekilde korkmuştu. Etrafta daireler çizerek sıçrayıp duruyor, arenadan ayrılmaya çalışıyordu. Kurt da saldırmak için bunu fırsat bildi.
Kurt, tek bir sıçrayışla tavşanın ardına atladı ve onu kıçından ısırıverdi. Ancak tavşanın savunmasız kısmını koruyan bir zırh vardı arkasında. Kurdun ısırığı ise lafit çeliğini deforme edecek kadar kuvvetliydi, ama tavşanı öldürmek için yeterli değildi bu.
Yoğun acı tavşanın vahşi yanını tetikleyince, tavşan, kurdun kafasında bir çıkıntı bırakacak kadar sert bir şekilde tekme salladı. Kurdun üzerine atlamadan önce, canavarca uludu ve omzundan büyük bir parça kopardı. Bunun üstüne kurdun kendi vahşi içgüdüleri devreye girdi, ancak tavşan karşılık verdi.
Seyircilerin arasından daha dikkatli olanlar, tavşanın üzerinde yazılı olan Temel Çeviklik ve Temel Kuvvet rünlerini zaten görmüştü, ama yine de tavşan üzerindeki pullara ve zırha dayanarak savaşıyordu. Lafit çeliği, rün şövalyelerinin zırhında kullanılan malzemeyle aynıydı, fakat burada tavşanın gücüne ve vücuduna uyacak şekilde değiştirilmişti. Öyle olsa bile, bu diğer hayvanların doğal kürklerine ve pullarına göre çok daha üstündü, bu yüzden kış kurdunun onu parçalamadan önce tekrar tekrar kemirmesi gerekiyordu.
Steven'ın yetiştirdiği tavşanların hepsi, av köpekleri kadar güçlüydü ve bu tavşan yüzlercesinin içinden en iyisiydi. Vücuduna takılan iki rüne dayanabilmesinin nedeni de buydu ve aynı nedenden ötürü kış kurdundan biraz daha üstündü dövüş konusunda. Buna ek olarak, pulları soğuğa karşı dirençli olacak şekilde geliştirilmişti, bu nedenle kış kurdunun dondurucu nefesi büyük ölçüde etkisizleşmişti. Bir an için, her iki hayvan da eşit güçte gibiydi.
Solamların hepsi nefeslerini tutuyordu ve Steven önündeki tırabzanlara sıkıca sarılmıştı, o kadar çok terliyordu ki, avuçları her an kayabilirdi. Kurdun tavşandan aldığı her ısırık ürpertiyordu Steven'ı. Sanki verilen her zarar, tavşana değil de kendi vücudunaydı.
Kış kurdu zaten perişan bir haldeydi, tavşanının sürekli saldırıları yüzünden büyük bir oranda eti koparılmıştı. Ancak gittikçe daha da vahşileşmiş, saldırıları çok daha tehlikeli bir hale gelmişti. İki yaratık arasındaki karşıtlık, saf bir yırtıcı olan kurdun hayatında asla avlanmamış olan tavşana hükmettiğini göstermeye başladı. Tavşan hayatta kalmak için sadece ısırıp koparıyordu, ama hayati bölgeler hangileri bilmiyordu hiç. Sadece iki nesil üremeyle bir türün zekasını önemli ölçüde yükseltmek imkansızdı. Her ne kadar bazı rünler gerçekten de zekayı artırabilirse de, bunların hepsi en az 4.sınıflardı ki bunları yapabilecek az sayıda rün ustası vardı. Hem bırakalım bir kar tavşanını, bir alfa kış kurdu bile dayanamazdı ona.
Kurt, acımasız kurnazlığını sergiliyordu. Kar tavşanının etrafında daireler çizip her birinin saldırısıyla, onun hayati noktalarını hedef alıyordu. Boyun, anüs, karın ve eklemlerin hepsi hedef alınmıştı ve kurt savaş süresince zırhı daha yakından tanıdıkça, onu nasıl parçalayacağını ve zayıf bölgeleri nasıl hedefleyeceğini öğrenmiş, hatta tavşanın doğal rünlerinin çoğunu koparmayı bile başarmıştı.
O sırada kurt baştan aşağı yaralanmış olsa da, yaraların hemen hemen tümü yüzeyseldi. Gücünü hiç zayıflatmamıştı, tavşanın ise arka bacaklarından biri ısırıldığından, hareketleri büyük ölçüde engelleniyordu. Zırhının çoğu, özellikle sırtta, yırtılmış ve hayati zayıf noktalarını açığa çıkarmıştı.
Birçok kişi zaten buna bakarak, savaşın sonucunu çıkarabiliyordu. Beklendiği gibi kurt, tavşanın üzerine atladı ve daha küçük olan yaratığı ters çevirmek için kendi ağırlığını kullanarak onun hassas karnından ölümcül bir ısırık alıp işini bitirdi.
“Aww!” Steven hayal kırıklığıyla iç çekti. Mutasyona uğramış olmasına ve köpek dişlerine sahip olmasına rağmen, tavşan yine de kurdun dengi değildi. Ama Steven’ın içi aynı zamanda rahatladı, zira kurt da büyük ölçüde yaralanmıştı. Eğer her iki taraftaki kar tavşanı kurdu yenemezse, sonuç geride bırakılan yaralanma miktarına göre değerlendirilecekti.
Richard, Solamlar’ın çok fazla yatırım yaptığı mutasyona uğramış türde bir kar tavşanına sahip değildi, yani onunkinin iki rün taşıması imkansızdı. İki rüne sahip bir tavşan, bir kış kurdunu yenemediyse, o zaman sadece tek bir tanesine sahip tavşan için imkansız olurdu bu. Aziz Klaus, bir kar tavşanının sadece basit rün yuvalarıyla bir kış kurdunu yenmesinin mümkün olmadığından bahsetmişti zaten.
Yaralı kurt kafesine geri döndü, diğer yandan mutasyona uğramış tavşanın leşi ise tüm rünlerin Steven tarafından yapıldığından emin olmak için daha fazla inceleme yapılmak üzere Koyumavi büyücüleri tarafından götürüldü. Temizlikten sonra, arenaya yeni bir olgun kış kurdu getirildi. Şimdi Richard’ın sırasıydı.
Steven, bu kurdu gördüğünde rahat bir nefes aldı ama biraz morali de bozulmuştu aynı zamanda. Bu kurt, Koyumavi'nin tarafsız doğasını gösteriyordu, çünkü boyut ve güç bakımından kendi karşılaştığıyla neredeyse aynıydı. Bu durum Steven’ı üzülmüştü, zira Sharon onun tarafını tutuyor olsa da, demek ki bazı sınırları vardı. Tüm umudunu yitirmişken bir ışık kaynağı olabilirdi onun için, ama en çok beklenti içinde olduğu zaman ortadan kaybolabiliyordu.
‘Eğer Sharon mutasyona uğramış bir tavşana onay verdiyse, o zaman niye Richard'a bir alfa kurdu vermemişti ki?’
Magnec