Bölüm İçin Teşekkürler
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
23. Bölüm Benimle Avlanmayı mı İstiyorsun (4)
[Çoktan üçüncü sınıf bir canavar ortaya çıktı. Dünya ne hale gelmiş böyle?]
“Git bunu Tanrı’ya sor.”
Olayın yaşandığından beri hiçbir şey söylememiş olan Erta’nın; on beş saat geçtikten sonra çenesi düşmüştü. Il Han çoktan eve gelmiş, banyo yapmış, ekipmanlarının bakımını yapıp, iyi bir uyku çektikten sonra atölyesine dönmüştü.
[Ne kadar düşünürsem düşüneyim bir sonuca varamıyorum.]
“Bana sorarak bir sonuca ulaşamazsın. Tanrı’ya sor dedim ya.”
Çoktan beşinci Yıkım Tuzağı’nı yapmıştı. Dolgu aşamasının düzgün olup olmadığını kontrol ederken cevap verdi. Tabii ki de daha hiçbir tuzağa mana işlenmemişti.
[Nasıl bu kadar sakin olabilirsin? Senin dünyanla alakalı bir durum bu. Üçüncü sınıf canavarın karşısında savunma yapan askerlerin daha birinci sınıf bile olmaması ne kadar büyük bir sorun doğurur biliyor musun?]
Gerçekten de büyük bir problemdi. Şuan insanlar Tanrı’nın yardımıyla başka dünyalarda, onlara uygun görevler yapıp güçleniyorlardı ama öyle bile olsa güç dengesi hala canavarlardan yanaydı.
Dengenin tekrardan kurulması adına insanlar için başka ne yapılabilirdi? Erta bir şey bulamıyordu.
“Sakin olduğumdan değil. Endişelensem bile bir şey yapamayacağım. Ben de patlamış mısır yerken ne yapılabilecekse onu yapıyorum.”
Son yaptığı tuzağı kontrol edip yeni bir harkanium parçası alırken sordu:
“Peki ya diğer ülkeler?”
[Diğer meleklerin raporlarına göre yüksek seviyeli canavarlar sadece Kore’de ortaya çıkıyorlar.]
“O zaman sebebi yıkım Tuzağı değil mi?”
Il Han’ın sözleri üzerine Erta sessizleşti. Aslında o da Yıkım Tuzağı yüzünden bunların yaşandığını düşünüyordu.
Yıkım Tuzağı canavarları mı güçlendiriyordu yani? Bunun olmasına imkan yoktu. Ama onları tetiklemiş de olabilirdi.
Sayısız canavarı içeri kilitleyen tuzaklar geride kalan canavarları tehlike altında bırakarak canavarların öfkesini tutuklamış olabilirdi.
[Diğer dünyada canavarlar, daha ne olduğunun farkına bile varmadan tuzaklara yakalanıyorlardı. Sonucunda da canavarların gelişimi zindanların içinde yaşanıyordu.]
“Hmm.”
[Zindanların içinde, farklı türlerin çiftleşmesinden dolayı yeni tehlikeli yaratıklar ortaya çıkabiliyordu. Hatta başka canavarlarla dövüşerek mutasyona uğramış kayıtlara ulaşabilirlerdi….]
“Canavarlar tam bir cehennem!”
Il Han şaşkınlıkla bağırdı. Bu doğruydu! Onları zindana kilitledin diye canavarlar yan gelip yatacak ve insanların ortaya çıkmasını bekleyecek değildi!
[Ama onları kilitlersen, sadece insanları değil başka canavarları da yiyerek gelişecekler. Canavarlar özel durumlar dışında birbirleriyle dövüşmezler. Yani onları zindana kapatrısan gelişimleri azalır.]
“Yani zindan, insanlar için birçok yönden önemli.”
[Biliyorsan sorun yok… Ayrıca bu, tuzakları yapan senin için de oldukça harika.]
“Yani tuzakları biran önce yapmamı istiyorsun, ha?”
Erta Il Han’ı övmüştü ama o bunu göremeyerek cevap vererek harkaniumu ocağa yerleştirdi.
Harkaniumu işlemeye başlayan Sonsuz Alev, onu sararken akıllı bir şekilde ısısını artırdı. İstediği sonucu birkaç saniyede alan Il Han, bütün endişelerini unutarak harkaniumu dövmeye başladı.
Erta Il Han’ın çalışmasını izlediği için iyi hissetmek üzereyken, ona bakarak iç çekerek kafasını salladı. Öyle bir çalışıyordu ki, iki gün boyunca dalgınca onu izleyebilirdiniz.
[Sürekli, şuan yaptığın gibi şeyleri yapmaya devam edersen iyi hissedecek misin?]
“Hayır, aslında eğlenceli.”
Birkaç tanesini yaptıktan sonra onun hilesini bulmuştu. Yani sadece yapım aşamasını dikkate alırsa şuan ki yaptığının süresini, ilkinin beşte birine indirmişti. Hatasız bir şekilde şekil verirken konuştu.
“Bir şeyler yapma nedenim, onları yaparken yeni şeyler keşfetmek. O şey ne olursa olsun, eğer onu yaptığımda bitmiş olacaksa, bir anlamı da olmaz. Şuan yaptığım Yıkım Tuzağı da aynı, değil mi?”
[…öyle mi?]
Erta kendine, Il Han’ın yeni bilgiye karşı zayıf olduğunu hatırlattı. Nedenini anlayabilse de, kişiliğinin nasıl değiştiğini görünce ona acıyordu.
Onun gibi üstün bir varlığın bu durumu yeni fark etmesine şaşırmıştı; o, Il Han’a sempati duyuyordu.
Yine de bu duygudan nefret etmemişti. Sadece onu daha iyi hissettirmek için konuştu.
[Daha da güçlen Yu Il Han. Eğer güçlenirsen yeni şeyler görebilir, yeni şyler öğrenebilirsin. Sonsuza kadar.]
“Ben de bunu yapmayı düşünüyorum zaten.”
Il Han dalgınca yanıtlayıp işine devam etti. Erta onun dalgın cevabından tatmin olmamıştı ama onun cevabındaki iradenin ne kadar sağlam olduğunu bilseydi şaşkına dönerdi.
Sekiz tane tuzak yaptığında, manalarını geri kazanmış melekler geri döndüler. Onlarla birlikte mana işlediğinde, ‘boş’ ‘ilahi’ Yıkım Tuzağı tamamlanmıştı. Bonus olarak Il Han’ın mana işçiliği 11. Seviyeye çıktı.
[Seçenekler hiçbir sorun olmadan eklendi. Onun demirciliği kaçıncı seviyede böyle]
[Belki de tuzağın nasıl işlediğini görünce demirciliği daha da iyiye gitmiştir.]
[Bunu kendimiz kuracağız. Sana vereceğimiz görev dinlenmen.]
Mana işçiliği sayesinde tuzağı çok çabuk bitirmişlerdi. Yıldırım çarpan bezelyenin kızarması kadar hızlıydı.
Rüzgar gibi gelen melekler, tuzağı da alarak rüzgar gibi gitmişlerdi. Onları arkalarından izleyen Il Han sessizce mırıldandı.
“Hangi ülke olacağını bilmiyorum ama umarım tehlikeli canavarlar orada da ortaya çıkmazlar.”
Yıkım Tuzağı’nı yapmasının yanında bir de onu kurmak için meleklerle gitmesine gerek yoktu. Il Han gitmediği için Erta da hala kafasında oturuyordu.
[Yıkım Tuzağı’ndan dolayı Üçüncü sınıf bir canavarın ortaya çıkması senin suçun değil. Şuanda dünyayı dengelemek için önemli ve harika bir şey yapıyorsun. Yani…]
“Biliyorum. Beni düşündüğün için teşekkür ederim.”
[…]
Erta söyleyecek bir şey bulamamıştı. Yu Il Han da çekicini bıraktıktan sonra vücudunu kaşıdı.
“Yorgunum. Biraz dinleneceğim.”
[Mananı aktif hale getirmek için her halükarda seninle kalmalıyım.]
“Evet, her neyse.”
Eve geldikten sonra duşa tekrar girdi. Tam saçını yıkamış ve vücudunu sabunlamak üzereyken bir şeyi fark etti.
“…Biraz daha uzamış gibi hissediyorum.”
[Yeni mi fark ettin?]
Erta’nın sözleriyle hemen aynaya baktı. Bundan emin olduktan sonra açıkça görebiliyordu.
Tam olarak büyümüştü. Uzamış, omuzları genişlemiş, kol ve bacakları biraz daha uzamıştı.
[Daha fazla seviye atlayıp sınıfını geliştirirsen daha da büyürsün. Yani buna şuan şaşırman çok kötü.]
“Yüzüm biraz daha yakışıklı olur mu?”
[İnsanların standartlarını baz alırsak zaten değişmemiş mi?]
Üstün bir varlık olarak Erta, Il Han’ın yüzünün özel olduğunu düşünmüyordu. Onu etkileyen özellik, Il Han’ın dışında değil içindeydi.
Elbette bunu seslice söylemeyi düşünmüyordu dolayısıyla Il Han’ın çıplak moda şovunu görmezden geldi. Il Han’ın abarttığını düşünse bile…
Il Han gece boyunca güzel bir uyku çekti.
Hala canlılığını koruyabilmesinin sebebi, sonsuza kadar yapacak bir şey bulmasıydı ama aynı zamanda uykudan zevk almak içindi de.
Ne çok uzun, ne de çok kısa olan uykusu bir sonraki gün için yaşama gücü veriyordu. Her ne kadar onun için yeni bir gün, yoğun çalışma veya eğitim yüzünden bazen iki veya iç güne de çıksa da…
Bu yüzden de Il Han, uyuma konusunda, mızrak kullanmada veya metal işçiliğinde olduğundan daha becerikliydi. Eğer tam anlamıyla ve etkili bir şekilde en iyi uyuyan kişi seçilecek olsa tüm evrende birinci olurdu.
Belki de bundan dolayı, sabah iyi bir uyku çektikten sonra gözlerinin önünden bir yazı geçmişti.
[Dinlenmeyi en son seviyeye yükselttin. Diğer hareketlerin etkinliği çarpıcı ölçüde atar. Eğer teknik evrimini sağlayacak malzemelerin varsa, yeteneğini bir sonraki evreye çıkarabilirsin.]
“Vay, nasıl alarm ama!”
Il Han battaniyesini tekmeleyip atarken bağırdı. Böyle bir yeteneğin olduğundan bile haberi yoktu. Kafasında uyuyan Erta uyanıp durumu görünce şaşkınca ağzını açtı.
[Dinlenme yeteneği mi? Zorluk derecesi SSS olan böyle bir yeteneği nasıl öğrendin!?]
“SSS derecesi mi? Bu yeteneği öğrenmek rasengandan bile daha zor.” (Naruto’dan bir yetenek)
[Bunu nasıl öğrendin ki? Ben bile bunu daha öğrenemedim! Üstelik bunda seviye yükseltmek öğrenmekten daha zor diye duymuştum…]
Il Han dürüstçe cevap verdi.
“Yüzyıllarca etkili uyumanın yollarını araştırdım.”
[Ona sahip olamamamın bir sebebi var…]
“Yataklar bilimdir.” (Kore deyişi)
[Kapa Çeneni!]
Il Han artık bunu envanter büyüsüne karşı kullanabilirdi.
“Ama bunu ne için kullanabilirim?”
[Daha iyi uyumak ve dinlenmek için tabii ki!]
“Eğer sadece bunun için olsaydı, bu kadar şaşırmazdın.”
Erta Il Han’ın keskin sözlerinden sonra ağzından baklayı çıkardı. Il Han bunda çok becerikliydi, belki de çok fazla kitap okuduğu ve şimdi de saklı anlamları anlayabildiği içindi. Üstelik en başında Erta’nın saklama gibi bir niyeti yoktu.
[Sana yetenek gelişimini anlatmamın zamanı geldi.]
“Tam da tahmin ettiğim gibi.”
Uyandırmak, diğer bir değişle fark edilmemiş Akashik Kayıtlar anlamına geliyordu ama dinlenme yeteneği en başından beri Il Han’daydı. Üstelik son seviyeye yükselmişti.
Ama Il Han bunun herhangi bir etkisinin olduğunu hatırlamıyordu. Hatta, her gün uyuyor olmasına rağmen şimdi uyandırmıştı. Yani bu yeteneğin kullanma alanı çok azdı.
Ayrıca, eğer bu yeteneğin etkileri sadece buysa, sürekli üstün varlık olmaktan bahseden Erta’nın bu kadar bozulması imkânsızdı.
[Yetenek evrimleri sahip olduğun yetenekleri geliştirir ve bir tür başarıdır. Sınıf atlamakla benzer bir tanımı vardır.]
Cevap, ‘yetenek evrimi’ydi ve söz konusu yetenek sınıra ulaştığında ortaya çıkıyordu.
[Kişinin şuana kadar topladığı özel kayıtlar sayesinde Akashik Kayıtlar’ın daha iyi bir yol önermesine denir.]
“Benim için sorun değil, yani her zamanki gibi kolay yoldan anlat.”
[Yetenek aşırı güçlü bir hale gelir ki bunu şöyle ifade edebiliriz. ‘Öncesi & Sonrası’ ameliyat reklamı çok sönük kalırdı.]
“İyi, çok daha iyi.”
Il Han’ın evrim için gereken koşulları yerine getirdiği yetenekler; yakın dövüş, mızrak ustalığı, gizlenme ve son olarak da dinlenmeydi.
Parçalama ve demircilik de son seviyelerindeydi ama bu ikisinin yeni bir seviyesi yoktu. Yani, Il Han’ın tüm teknikleri doruk noktasına ulaşmıştı.
[Gizlenmeyi aktif bir yetenek olarak kullanmayacağın için ve fiziksel savaş ustalığı ile mızrak ustalığının da evrim için gerektirdikleri şuan ki seviyene göre zor olduğu için unutalım. Sana daha önce yetenek evriminden bahsetmeyişimin sebebi bundan dolayıydı işte.]
“Yani dinlenme biraz daha mı farklı?”
Il Han doğru bir noktaya değinmişti. Dinlenmek için gereken evrim koşullarının, diğerlerinden daha farklı olduğunu biliyordu.
[Neden kontrol etmiyorsun? Zaten zümre penceresini kullanmayı biliyorsun, değil mi? Dinlenme tekniğinin evrimi için gereken malzemeleri kendin bulman daha iyi olur.]
Hemen Erta’nın dediğini yaptı. Dinlenme yeteneğinin evrimi için gereken bütün gereklilikler, gözlerinin önünde belirdi.
[Uyuyan ikinci sınıf bir canavarın kalbi 0/500]
[Trol kanı 0/500 litre]
[İyi uyku 0/100 saat]
[Üçüncü bir seviye canavarın büyü taşı 0/1]
Dünyadaki 7.4 milyar insanın hepsi seferber olsa da gerçekleştirilemeyecek bir görevdi gibi görünüyordu.
Magnec