Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

71. Bölüm Tahkim

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

Maven gösteriş yapmıyordu.

Gerçekten de o kızı öldürmek için hançerlerini kullanırsa, silahlarının kirleneceğini düşünmüştü.

Wayne’i sevdiğini söyleyip duruyordu ama onu lanetlemişti. Maven ona ölene kadar işkence yapmamak için kendini zor tutmuştu.

Hanzer başını sağa sola salladı ve ifadesi bir parça üzgündü, “Belki de İttifak’ın yasasına karşı gelip onu bir laboratuvar örneği olarak kullanmalıydım.”

“...”

Maven oldukça acımasız olduğunu düşünüyordu ama Akademi’nin hocasının ondan daha acımasız olacağını düşünmemişti.

Ama bu söylediğiyle Sör Hanzer, Wayne konusunda ne kadar korumacı olduğunu göstermişti. Öğrencisi böyle ciddi bir tahribat yaşamışken, öfkeli olmasaydı biraz garip olurdu.

Büyücüler her zaman kanunsuzdular. Güney Sihirbaz İttifakı dışında hiçbir güce karşı boyunlarını eğmezlerdi.

Hanzer de muhtemelen son günlerde bu öfkeyi içinde tutmak zorunda kalıyordu.

Bu yüzden Maven, Lulu’yu öldürmek istediğinde onu durdurmamış aksine satır aralarında onu cesaretlendirmişti.

Ne de olsa, Maven’in adını kullanmasında hiçbir sıkıntı yoktu. Magore Akademi Lulu’yu affetmişti ama kurban olan Wayne, Beyaz Nehir Vadisi’ndendi. Maven’in de Lulu’yu cezalandırmaya yetkisi vardı. Sadece bu yetki konusunda öncelik Magore Akademi’deydi. Magore Akademi onun icabına bakmak konusunda otoritesinden vazgeçince, doğal olarak kendi otoritesini kullanabilir pozisyona gelmişti.

Bu statünün avantajıydı. Bir soylu olarak, küçük bir soylu bile olsa, Maven’e sağladığı bazı faydalar vardı.

Büyük Felaket sosyal düzeni yok ettikten sonra Maven’de bir kurban olacaktı.

Bu felaketi önlemek için hiçbir şey yapamıyordu ve sadece kendi insanlarını korumaya çalışabilirdi.

“Peki Wayne’nin laneti?” Maven hatırlattı.

“Ben gidip her şeyi halledeceğim.” Hanzer cevapladı. “Umarım eleme turuna yetişebilir.”

Suratından endişeli olduğu belli oluyordu. Wayne’nin vücudu ciddi bir lanet dolayısıyla oldukça zayıftı, eğer yetişmeyi başarsa bile, gücü yerinde olmayacaktı.

Durum ne olursa olsun öncelik laneti kaldırmaktı.

İkili hapishaneden ayrıldılar. Maven, yatakhanelerin olduğu yere dönerek direk Wayne’nin yanına gitti.

…

Ertesi sabah güneş yavaşça yükseliyordu, pencereden girerek odayı aydınlatmaya başlamıştı.

Wayne yatakta yatmaya devam ederken, yavaşça gözlerini açtı.

Yüzü ve bedeni hala kireç gibiydi ama bilincini geri kazanmaya başlamıştı.

Yaşlı uşak hemen yanındaydı.

“Genç Efendi Wayne, sonunda uyandınız!” Yaşlı uşak hemen tepki verdi.

“Uh?” Wayne başını sağa sola salladı, aniden konuştu, “Kardeşim…”

“Büyük kardeşim geldi.”

Yaşlı uşak Wayne’e bakıyordu, şaşkındı, “Nasıl biliyorsun…”

Wayne çevresine bakındı ama Maven’i göremedi, hayal kırıklığına uğramış görünüyordu, “Abime ne oldu? O nerede?”

“Onun geldiğini gördüm.”

Ortaya çıktığı üzere Wayne, lanetin etkisindeyken tamamen bilinci kapalı değildi. Aksine, bilinci gelip gidiyordu. Maven’in oraya geldiğinden haberdardı.

“Genç Efendi Maven, o…”

“Şu anda tahkim karşısında!” Yaşlı uşak cevapladı.

“Ne?” Wayne’nin gözleri genişledi.

“Magore Akademi kapılarında birini öldürdü ama neyse ki Dokuzuncu Ay Madalyası’nı kullandı, bu yüzden bir sıkıntı olmayacaktır.” Yaşlı uşak rahatlatmaya çalıştı.

“Dokuzuncu Ay Madalyası? Faydasız!” Wayne’in zihni oldukça açıktı.

9 yaşında olsa bile, o acımasız ortam yüzünden, düşünmek konusunda oldukça sıra dışıydı.

Direk olarak bağırdı, “Beyaz’ın arkasındaki aile oldukça güçlü, tahkimdeki bütün hakemleri satın almışlardır!”

“Büyük kardeşimin kazanma şansı yok”

“Şu anda nerede? Bende gideceğim!”

Söylediği gibi direk olarak yataktan kalkmak için harekete geçti.

“Ama daha vücudun…”

Wayne’in söylediğini duyan yaşlı uşak sersemledi. Bu tarz şeyleri tam olarak anlayamıyordu.

“Ben iyiyim! Kendime geliyorum.”

Wayne ciddi bir şekilde emir verdi, “Beni oraya götür!”

…

Küller Kulesi Tahkim Salonu uzun zamandır kullanılmamıştı.

Ama bu gün Üç Halka Kuleler’in her tarafından gelen büyücüler orayı dolduruyorlardı. Olayı görmeye gelmişlerdi.

Birisi Magore Akademi’nin kapılarında bir çırağı öldürmüştü. Bu oldukça hikayemsi bir olaydı.

O herifin sıçtığını söylemek oldukça doğruydu.

Ama orada olan kimse o gencin Dokuzuncu Ay Madalyası’na sahip olduğunu düşünmemişti.

Dokuzuncu Ay Madalyası!

Bu onur Güney Sihirbaz İttifakı tarafından bahşediliyordu. Güney Sihirbaz İttifakı’nın, övgüye değer, bir sürü büyük iş başarmış üyeleri bu ödülü alabiliyorlardı!

Güneyde bu onura layık olabilmiş çok fazla soylu yoktu ve o madalyaya dokuzuncu ay denmesinin nedeni ise Güney Sihirbaz İttifakı, Dokuzuncu Ayda kurulmuştu.

Dokuzuncu Ay Madalyası sahiplerinin hepsi ünlü kişilerdi.

Tabi ki aynı zamanda güçten düşmüş birkaç soylu aile vardı, aynı bu gün tahkime çıkacak olan Baron Maven gibi.

Büyücüler dışında, izleyenler arasında bir sürü soylu da vardı.

Oradaki soyluların büyük bir çoğunluğu çocuklarını kayıt ettirmek için geldiklerinde Maven’in olayına tanık olmuşlardı. Doğal olarak neler olduğuna gelip bakmak istemişlerdi.

Bu olay nasıl sonuçlanacaktı?

Kimse sonucun ne olacağını bilmiyordu.

…

Maven salonun köşesinde yüksek bir platformda yalnız başına duruyordu, sanki dünyadan izole edilmiş gibiydi.

Dinleme süreci çoktan bitmişti. Şimdi Güney Sihirbaz İttifakı tarafından gönderilen hakemlerin sonucu açıklamadan önce kendi aralarında tartışma zamanıydı.

“Bir sorun olmamalı. ” Maven mırıldandı.

Tanığı dinlemek istediklerinde, küçük kız gerçekten de inisiyatif alarak katkıda bulunmuş ve ne gördüğünü doğru bir şekilde anlatmıştı. 

Ayrıca Maven’in orada iftiraya uğradığından da bahsetmişti. 

Bu durumda, hakemlerin bu durum hakkında bir karara varmaları oldukça kolay olmalıydı.

Ama orada yaşananlarda bir yanlışlık varmış gibi görünüyordu. O üç hakem şiddetle bir şeyler tartışıyor gibi görünüyorlardı.

‘Bu gerekli mi?’ Maven kaşlarını çattı.

Yaklaşık on dakika sonra, hakemlerden bir tanesi taviz vermiş gibi görünüyordu.

Başka biri ayağa kalktı ve yüksek sesle konuşmaya başladı, “Bu tahkimin sonucunu açıklıyorum.”

“Baron Maven açıkça Magore Akademi sınırlarında öldürmüştür, daha da önemlisi öldürdüğü kişi bir büyücü çırağıdır. Bu en büyük suçtur.”

“Bu olayın bizim tarafımızdan değerlendirilmesini değil de, mahkeme tarafından değerlendirilmesini öneriyoruz.”

“Bu tahkimin sonucu, bir sonraki sürece ilerlemekten yanadır, Baron Maven’in suçlarından ötürü yargılanması için bir duruşma düzenlenmesi!”

Bir duruşma!

Bu kelime bir kargaşaya sebep oldu!

Bu sonuç Maven’i suçlu bulmak demekti!

Kesinlikle o üç hakemle alakalı bir sorun vardı.

Herkes, büyücü olsun ya da olmasın, bu tahkimde bir problem olduğunu anlayabiliyordu. Şahidin açık bir şekilde tanıklığının ardından, sonuç bu mu olmalıydı?

Tahkim uygulamalarına göre, bunun sonucu en fazla Maven’e para cezası vermekti.

Ama sonuç Maven’in duruşmaya çıkartılması olmuştu!

Bunun anlamı Maven’in Güney Sihirbaz İttifakı’nın hakemleri tarafından suçlu bulunmuş olmasıydı!

“O herifin öldürdüğü büyücünün arkasında büyük bir güç olabilir mi?”

“Tek Boynuzlu At ailesinin bu meseleye karıştığını duydum.”

“Onu ben de duydum. Bu Maven Dokuzuncu Ay Madalyası ile bu işten sıyrılabileceğini düşünüyordu ama görünüşe göre direk duvara tosladı.”

“Kesin sıçtı.”

Herkes konuyu tartışıyordu.

…

Maven platformun üzerinde durmaya devam ediyordu, yüzü asılmıştı.

Birisi ona oyun oynuyordu.

Çok öfkeliydi.

Ama korkmuyordu.

Bir duruşma mı?

Hmpf…

Şahit sandalyesinde oturan küçük kıza bakmadan edemedi.

Beklendiği gibi yüzünde öfkeli bir ifade vardı.

Eğer o burada olmasaydı Maven bu suçlamalardan kendini nasıl kurtarabileceğini düşünürken endişeli olabilirdi.

Ama o burada olduğuna göre, bir problem olmaması gerekiyordu.

Maven Güney Sihirbaz İttifakı’ndan bir hakem heyeti talep etmişti ama o hakemler değiştirilmiş olmalıydılar.

Mahkeme konusunda ise, Küller Kulesi’nde gerçekleşecekti.

Duruşma yapılacaktı ve Küller Kulesi Ustası onun tarafında olduğu sürece, Maven’in korkmasına gerek yoktu.

Bu sırada, kalabalığın arasından bir ses yükseldi, “Kardeşim!”

Maven şaşırdı. Yaşlı uşağın yardımıyla yürüyen genci fark etti.

‘Bu çocuk bu kadar çabuk kendine geldi mi?’

Maven’in yüzünde bir gülümseme belirdi.

Bu sahne seyircileri heyecanlandırdı.

Wayne’nin yaşadıklarını biliyor gibi görünüyorlardı, sonuçta Maven Üç Halka Kulelere Wayne yüzünden gelmişti. Başka türlü bölgesini terk etmesi için hiçbir neden olmazdı.

Wayne’in yüzü bembeyazdı, dudaklarında hiç renk yoktu.

Dişlerini sıkarak Maven’in önüne kadar geldi.

Wayne’i gören Hanzer, yerinde oturamadı ve direk olarak Wayne’in yanına geldi. “Senin dinlenmen gerekiyor. Biz Maven’in durumunun çaresine bakarız.”

“Ben büyük kardeşimi görmek istiyorum.” Wayne ciddi bir sesle konuştu.

Hanzer, çaresizce yana çekildi.

“Çocuk, kız arkadaşını öldürdüm. Benden nefret etmiyor musun?”

Maven şaka yaptı.

Wayne, Maven’in tek başına platformun üzerinde durduğunu görüp, duruşmaya çıkacağını öğrendiğinde, direk olarak gözleri kızardı ve doldu.

“Ağlama. Unutma sen bir erkeksin.” Maven’in sesi biraz sertti.

“Anlıyorum, abi.” Wayne dişlerini sıktı.

Orada öylece durdu, Maven’e bakıyordu.

Herkes biraz duygulanmıştı. Bu kardeşlerin içinde bulundukları durum oldukça sıkıntılıydı.

Maven Wayne’in gözlerine bakarak yavaşça ve resmi bir şekilde konuştu, 

“Oturacak bir yer bul. Düzgün bir şekilde dinlenmelisin.”

“Ben iyiyim.”

“Rahatla, ben yanındayım, kimse sana zarar veremez!”

‘Yanındayım, kimse sana zarar veremez.’

‘Hançerlerim üzerine yemin ederim.’

Bu yemin, kalbinin derinliklerinden gelmişti.