Bai xion nun kazananlar karizması lazım evladım sana git yanına pembe giyip gerisi tamam
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
61. Bölüm Doğa’nın Yaprağı
Fidel bir liçe döndüğü için çıldırmamıştı, aksine Sasha’nın onu ilk gördüğünde verdiği tepki, şaşkına dönüp direk olarak kaçması, onu bu yola itmişti.
Sasha yaptığı hatanın farkına varıp kendini kısa süre içinde kontrol etse de, bu Fidel’i oldukça üzmüştü.
İnsanlar liçlerin duyguları olmadığını söylerlerdi ama Fidel daha ayini yeni tamamlamıştı. Ruh ateşi oldukça allak bullak durumdaydı ve onun zihninin garip davranmasına neden oluyordu.
O zamandan sonra Fidel, Çaresizlik Tepeleri’nin kuzey kısmını kendisine mesken edinerek, adını [Çılgın Liç] olarak herkese duyurmuştu.
…
Maven hikayeyi dinledikten sonra, bir parça sempati hissetti. Ama hikayenin baş kahramanı karşısındayken hislerini kontrol etmekte zorlanıyordu.
Fidel kesinlikle nazik ve iyi bir Ölüm Büyücüsü’ydü, iyi bir kalbi vardı. Maven ona elinden geldiğince yardım etmeye karar verdi.
Teklif?
Maven üzerine düşündü ve sordu, “Doğal olarak yetişmiş güller, negatif enerjiyle karşılaştıklarında çürümezler mi?”
Fidel anında hatasını fark etmişti, “Şüphesiz!”
“Sasha’nın bedeni yüksek miktarda negatif enerji taşıyor. Benim ona gönderdiğim güller daha ona yaklaşamadan çürüyüp küle dönmüşlerdir!”
“Görünüşe göre beni bu yüzden reddetti.”
Maven kendini gülümsemeye zorladı. ‘Kesinlikle bu yüzden değil.’
Ama Fidel’i liç olmaktan bir süreliğine alıkoyacaktı ki bu da iyi bir şeydi.
Bu tarz durumlarda elinden gelenin en iyisini yapmalıydı, Maven Fidel’e yardım elini uzatmadan bırakamazdı. Birlikte kaçtıktan ve sürekli konuşan bu gevezeyi dinledikten sonra, Maven onun hakkında iyi fikirlere sahip olmuştu.
Bu tarz bir insan kendine has bir karizmaya sahipti. Daha yeni tanışmış olmalarına rağmen, çok eski arkadaşmış gibi hissediyorlardı.
“Muhtemelen öyle olmuştur,” Maven mırıldandı, “Teklif etmeyi şimdilik kafana takmaman gerek.”
“Belki de seni başka bir nedenden dolayı görmek istememiştir.”
Fidel başıyla onayladı ve şaşkın bir şekilde konuştu, “Beni görmek istemediğini nereden biliyorsun?”
Maven omuz silkti, “Eğer görmek isteseydi, seni oradan göndermek için üzerine iskelet savaş atlarını salmazdı, değil mi?”
Fidel iç çekti. “Ne yapabilirim…”
“Şimdilik konuyu bir kenara bırakıp ara vereyim. Ona bir şekilde yaklaşabileceğime inanıyorum!”
“En kötü, kendimi bir liçe dönüştürürüm!” Yüksek sesle konuştu.
Maven yüzünü elleriyle kapatmak istedi, bu herif o kadar aptalca bir fikri bu sefer de aklına getirmişti.
“Daha önce iki liçin bir çift olduğunu duydun mu?” Maven ona nazikçe hatırlattı.
“Belki başka bir yolunu düşünmelisin? Sasha’ya vücudunu geri kazanmasına yardım etmek gibi?”
“Bu… Benim liçe dönüşmemden çok daha zor bir şey.”
Fidel kafasını kaşıyordu.
Tabi ki, liçin beden canlandırması efsane bir büyüydü. Yine de efsane seviye liçler bile büyü için gerekli materyalleri toplayamayabiliyorlardı.
“Elf krallığında bir çiçek biliyorum, Üç Halka Kuleler’in kuzeyinde. Negatif enerjiden etkilenmiyor ve asla solmuyor.”
Maven, Fidel’e doğru baktı ve konuşmaya devam etti, “Ben şu anda Üç Halka Kuleler’e doğru bir yolculuk yapıyorum. Geri dönüşümde sana o çiçeği getirebilirim.”
“Gerçekten mi? Sen [Ebedi Çiçek]’ten mi bahsediyorsun?”
Fidel oldukça şaşırmıştı. Maven’in elini tuttu, anormal derecede heyecanlıydı. “Ben daha önce o Ebedi Çiçek’i duymuştum ama maalesef Çaresizlik Tepeleri’nden ayrılamıyorum. Ölüm Büyücüsü kuralı.”
“Eğer bana yardım edebilirsen, sana minnettar kalırım.”
“Ah… Senin gibi biriyle uzun zamandır karşılaşmamıştım. Sana bir şey hediye etmeliyim.”
Sonra aramaya başladı, bin bir türlü tuhaf şey Fidel tarafından bir kenara fırlatılıyordu.
“Gerek yok…”
Maven aniden söylemek üzere olduğu sözleri yuttu!
Çünkü Fidel’in elindeki yeşim rengi yaprağı fark etmişti!
Bu yaprak tamamen yeşim taşı yeşiliydi ve Çaresizlik Tepeleri’ndeki negatif enerjiye rağmen hala hayat doluydu.
…
Doğa’nın Yaprağı
Bir önceki hayatında bir korucu olmasa bile, bu şeye yine de aşinaydı. Bu korucu oyuncular tarafından el üstünde tutulan bir hazineydi!
Eğer başka bir şey olsaydı Maven reddedebilirdi ama Doğa’nın Yaprağı gibi bir şeyi reddetmesi mümkün değildi.
“Görünüşüne bakılırsa sen bir korucu olmalısın, bu yüzden bu Doğa’nın Yaprağı’nı bir ön ödeme olarak kabul et. Bana Ebedi Çiçek’i getirdiğinde sana birkaç ödül daha vereceğim.”
Fidel heyecanla ellerini ovuşturdu, “Ne kadar süreye ihtiyacın var?”
“Söylemesi zor.”
Maven elinde olmadan Doğa’nın Yaprağını aldı. Bu şeyi kesinlikle reddedemezdi. Elindeki çiçeğe bakarken mırıldandı,
“En fazla, bir ay sonra dönmüş olurum.”
“Güzel, seni bir ay boyunca bekleyeceğim!” Fidel ellerini salladı. Görünüşe göre kendisini toplamıştı.
Gerçekten basit fikirli bir herif.
Sevgilisinin uğruna her şeyi yapmaya hazırdı. Belki de bu yüzden, tekrar karşılaştıklarından sevdiği kadının yüzündeki o dehşete düşmüş ifadeyi gördüğü için onun saf zihni bunu kaldıramayarak çılgına dönmüştü.
Maven böyle düşünüyordu.
Eğer mümkün olursa bu herifin kaderini değiştirmek istiyordu.
‘Bir deneyelim bakalım.’ Doğa’nın Yaprağı’nı incelemeye devam ederken düşünüyordu.
Bu dünyaya göçüşünün bir çok insanın kaderini değiştirdiğini biliyordu. Bazen acımasız ve merhametsiz davranması gerekiyordu ve bazen de, iyilikler yapmakta bir sakınca yoktu.
İkili geri kalan zamanlarını neşeyle sohbet ederek geçirdiler.
Gerçekte olan ise, Maven dinliyor Fidel’se konuşuyordu. Bu geveze ölüm büyücüsü kendi hayat tecrübelerinden bahsediyordu.
İskelet savaş atları ve hayaletler oradan ayrılana kadar konuşmaya devam ettiler ve sonrasında Maven kendi yoluna devam etmek için oradan ayrıldı.
Bir süre boyunca istemese de yolundan saparak gecikmişti. Çaresizlik Tepeleri’nin kuzey çıkışına varmak için acele etmeliydi, Kafatası Vadisi.
…
Korucular Doğa’nın Yaprağı’nı büyü öğrenmek için kullanırlardı.
Aslında, korucu sınıfı normalde büyü öğrenemezdi. Takip ettikleri tanrının onlara bahşettiği ilahi büyüleri öğrenebilirlerdi belki.
O tanrılar arasında en tipik olanı da Yaşlı Doğa Tanrısı’ydı.
Ama 2. Çağ’dan sonra Yaşlı Doğa Tanrısı kapalı kapılar ardına çekilmişti. O ayrılmadan önce, ilahi büyüleri kullanma ve bahşetme ayrıcalığı için yetkilendirme yaptı.
Dünya Ağacı’nın bütün doğa büyüsünü kontrol etmesine izin vermişti. Böylelikle Dünya Ağacı’nda büyüyen yapraklar, Doğa’nın Yaprakları, ilahi büyü kullanma ayrıcalığını taşıyorlardı.
Doğa Tanrısı çok yüce ve cömert bir tanrıydı. Ona inanmıyor olsan bile, Doğa’nın Yaprağı aracılığıyla büyü öğrenebiliyordun.
Bunun tek ön gereksinimi, bir korucu ya da bir druid olmaktı.
Doğa’nın Yaprakları oldukça nadirdiler ve Göçebe Kuş Konseyi tarafından sıkıca kontrol ediliyorlardı. Bu Doğa’nın Yaprağı’nın Fidel’in eline nasıl geçmiş olduğu büyük bir gizemdi ama bu şey kesinlikle çok değerliydi.
Maven onu avucunun üzerine koydu ve basit bir efsun okudu.
Bu efsun bir kişi korucu olduktan sonra onunla paylaşılan bir efsundu. Maven’in sadece korucu sınıfı açıklamasına bir göz atması onu bulması için yetmişti.
Efsunu okumayı bitirdikten sonra, Doğa’nın Yaprağı Maven’in bedeniyle bütünleşti.
[Sarmaşık Metamorfozu] : Vücudunun bir kısmını dikenli sarmaşığa dönüştürebilirsin. Günde üç kere kullanılabilir.
‘Beklenmedik şekilde bu büyü çıktı demek…’
‘Çok vahşi bir doğa büyüsü. Ama büyü açıklaması… Biraz çarpık görünüyor…’
Maven bir parça utandı.
Vücudunun bir parçası… Ama hangi parçası?
Doğa Tanrısı aynı efsanelerde anlatıldığı gibiydi, cüretkar ve zapt edilemez!
…
İlk büyüsünü öğrendikten sonra, Maven kuzeye doğru neşeli bir modda hızlı bir şekilde ilerliyordu.
Ortam sakindi ve yolda başka bir beklenmedik hayalet ayaklanmasıyla karşılaşmadı.
Ama Kafatası Vadisi’ne varmak üzereyken, başka bir Ölüm Büyücüsü’ne rastladı.
Daha doğru bir ifadeyle, Ölüm Büyücüsü Çırağı’na.
Maven kendi yolunda ilerlerken, bir anda karşısına önünde on iki tane iskelet asker bulunan bir mezarlık çıkmıştı.
Ölüm Büyücüsü, iskelet grubunun kontrolü üzerinde çalışıyor gibi görünüyordu.
Maven’i gördüğünde, herhangi bir şey söylemeden direk olarak iskeletlere Maven’e saldırma emrini verdi.
İşte bu normal bir Ölüm Büyücüsü’ydü!
İnsanlara son derece düşmanca yaklaşırlardı ve aşkının peşinden Çaresizlik Tepeleri’ne gelmiş olan manyak Fidel gibi değillerdi.
Maven korkmuyordu ve hançerlerini ellerine aldı!
Eğer karşısındaki rütbe 2 bir Ölüm Büyücüsü olsaydı sıkıntı yaşayabilirdi.
Ama bir ölüm büyücüsü çırağı karşısında kendini beğenmiş davranışlar sergilemeye cüret ediyordu?
Kesinlikle ölümü arzuluyordu!
Maven ileri doğru bir adım attı ve ilk iskeleti tekmeledi, elindeki eğimli hançer soğuk bir ışıkla parladı!
Magnec