Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

48. Bölüm Disiplin Şövalyeleri

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

Asit Serpintisi sadece 1. çember büyü olsa da bir sürü negatif etkiye maruz bırakıyordu.

Cildin üzerinde kabarcıklar oluşturarak çürütüyordu. Eğer göze kaçarsa kalıcı körlük oluşturabiliyordu!

İşte bu bir büyü kullanıcısının korkunç gücüydü. 1. çemberde olsa bile, oldukça etkili bir şekilde zarar verebiliyordu büyüler.

Ama Maven tabi ki buna da hazırlıklıydı.

Düşük seviye büyüler arasında Sihirbazların ve Büyücülerin ikinci favori büyüsü Asit Serpintisiydi.

Maven basitçe yana doğru yuvarlanarak Asit Serpintisinin etki alanından kaçındı.

“Bang!”

Kaçındıktan sonra, hançerinin kabzası ile hemen yanındaki gnole vurarak onu sersemletti, hançeri kabzasına koydu, gnolü kavradı ve onu kendine kalkan olarak kullanarak Sihirbaz’a doğru ilerlemeye başladı.

Gnol Sihirbaz şu anda gerçekten paniklemiş haldeydi.

Maven’in ne yaptığı oldukça ortadaydı, o gnolü kendine kalkan olarak kullanıyordu!

Bir Mistik Mermi ona doğru uçtu.

“Bang!”

Maven çabucak elinde tuttuğu gnolü Mistik Mermi’yi engellemesi için fırlattı.

Sonra aniden hızlandı, hayaletimsi bir hıza ulaşmıştı ve sonunda Sihirbaz’ın yanına vardı!

Boğaz Kesme!

Gnol Sihirbaz üzerine düşük seviye bir mana zırhı giymiş olsa bile, o güçlü boğaz kesmenin karşısında direk olarak parçalandı.

Bu hareket Maven’in sahip olduğu 17 güç sayesinde vahşice Sihirbazın boğazını boydan boya kesti ve kafasını gövdesinden ayırdı.

Bir sebze tarlasındaki çapa gibiydi!

Gnol Sihirbaz’ın artık bir kafası yoktu ve boynundan etrafa kan fışkırıyordu. Çevredeki gnoller tamamen kafayı yemiş haldeydiler!

Liderleri bu şekilde ölmüş müydü?

Her ne kadar hepsi içten içe Maven Sihirbaz’a doğru koşmaya başladığında kötü bir his oluşsa da.

Bu gerçekleştiğinde, şok geçirmeden edemediler.

Bir grup ejderha bile liderleri öldüğünde bir parça kaosa sürüklenirlerdi, gnol sürüsünü gelin de siz düşünün!

İnsanlar tarafında ise bir anda yüksek bir tezahürat koptu!

Okçu Joey’de bir parça gururlu ifade sergiliyordu. Sonuçta onun damgası olmasa Maven Sihirbaz’ı bu kadar kolay bulup öldüremezdi.

Bu savaşta onun da bir katkısı vardı!

…

Bir an sonra Kanlı Maven hançerlerini ortaya çıkarttı.

Orada zaman harcayacak değildi ve dövüşmeye devam etti, geri kalan gnollerin canlarını almakla meşgul oldu.

Korkmuş bir şekilde etrafa dağılmaya ve kaleye doğru kaçmaya başladılar!

‘Ejderha Kuvveti’nin hala bir dakikası var…’

‘Bu ayaklı TPleri kaçırmamalıyım!’

Maven hiç bir zaman yumuşak kalpli olmamıştı ve kükreyerek hançerlerini savurmaya başladı!

Gnoller tamamen mağlup oldular!

…

Kampın etrafındaki gnoller de tamamen dağılmışlardı.

Kaçmaya ve bu sırada da üzerlerinde ağırlık yapan zırhlarını miğferlerini çıkarıp atmaya başlamışlardı.

“Takip edin!” Anna kararlı bir şekilde emretti.

Şimdi zamanı gelmişti!

Gnollerin düştüğü karmaşadan yararlanıp birkaçının daha kafalarını kesmeliydiler.

Andre kükredi ve bütün Beyaz Nehir Garnizonu üyeleri gnollerin peşinden koşarken başı çektiler!

Maceracılar da peşlerinden harekete geçtiler. Kesinlikle gnollerin peşine düşmek gibi bir şeyi kafalarına takacak değillerdi.

Durum ne olursa olsun, bu gnoller artık başsız tavuklar gibiydiler. Moral diye bir şey kalmamıştı, mücadele ve direniş namına yaptıkları tek şey silahlarını panikle sağa sola sallamaktı.

Aralarındaki sayı farkına rağmen katliam çoktan başlamıştı.

Tabi ki savaş alanının o tarafında katliam yapılıyordu ama Maven orada değildi!

Garnizon üyeleri ve maceracılar Maven’in tek başına otuzdan fazla bağrışan gnolün peşinde olduğunu gördüler!

Hızı korkunçtu ve o kısa bacaklı gnoller ondan kaçamıyorlardı!

Hançer yükseliyordu ve hançer saplanıyordu!

Aynı hareket tekrar tekrar uygulandı.

Birkaç dakika sonra gnollerin cesetleri tepenin her yerindeydiler!

Hiç biri kaçamamıştı. 

İşte bu Maskelenmiş İkiz Kılıçlar’ın gücüydü!

Hepsi derinden etkilenmişlerdi!

Tepenin üzerinde tek başına, hareketsiz bir şekilde duruyordu. Diğerleri yüzündeki ifadeyi göremiyorlardı.

Ama ona bakan bütün gözler saygıyla doluydu!

Onun gücü sayesinde savaşı kendi lehlerine çevirmişlerdi.

Gnol ordusunun içinde kendine yol açmış ve boş alan oluşturmuştu. Sonra gnol emir subayını katletmiş, sonunda da yarattığı kaostan faydalanarak gnol Sihirbaz’ı ortadan kaldırmıştı.

Bu başarı yeterince inanılmazdı.

‘Ne kadar anormal bir herif…’

‘O genç Beyaz Nehir Vadisi Lordu kesinlikle böyle bir dinamoyu davet etmiş olamaz. Görünüşe göre Maskelenmiş İkiz Kılıçlar beni kandırmamış…’

‘Bu herifin arkasında gerçekten de çok güçlü biri var.’

Kedi bir yandan denk geldiği gnolleri öldürürken, bir yandan da Maskelenmiş İkiz Kılıçlar’a doğru bakıyordu.

Bir anda endişeleri tavan yapmıştı.

Çünkü iki gün önce gizlice bir posta güvercini göndermişti.

O güvercin Nehir Kıyısı Şehri’ne gidiyordu.

Eğer zamanlamada bir değişiklik olmazsa o kişi buraya adamlarını göndermiş olmalıydı…

‘Umarım en azından rütbe 2 sınıf sahipleri gelir, en azından iki tane ya da daha fazla.’

Aksi taktirde olacaklar Kedi’yi çok korkutuyordu.

Maskelenmiş İkiz Kılıçlar oldukça acımasızdı, kendine uzanmazdı bu durum değil mi?

Ama olaylar çoktan bu noktaya ulaşmıştı. Ayrıca artık başka bir yol yoktu. Çoktan o adamın tarafını seçtiğine göre, risk alması gerekiyordu.

Bütün hayatı boyunca bir maceracı olarak kalmak onun hedefi değildi.

…

Gnollerin büyük çoğunluğu kısa sürede insanlar tarafından öldürüldüler. Gnoller kaçmaya başladıkları andan itibaren ayaklı hedeflere dönüşmüşlerdi.

Kayda değer derecede hızlı değillerdi o yüzden sadece az sayıda gnol kaçmayı başarabilmişti.

Bu savaş sona erdiğinde, Beyaz Nehir Vadisi’nin kurtarılması başarıya ulaşmıştı!

Anna’nın emirleri doğrultusunda herkes kısa süre boyunca dinlendikten sonra gnol cesetlerini toplayarak yaktılar.

Sonra da kaleye doğru harekete geçtiler.

Kalenin içindeki birçok gnolün savaşma kabiliyeti yoktu.

Ya çok yaşlıydılar ya da çok genç.

Dövüşçüleri temiz bir şekilde çoktan ortadan kaldırılmışlardı ve liderlerinin de Maven tarafından başı kesilmişti.

Bu kaledekiler için geriye tek bir seçenek bırakıyordu, ölüm!

Bu dünya acımasızdı.

Irklar arası savaşlarda geriye sağ kimse bırakılmazdı. Yeni doğmuş bile olsa, boğazını kesmek gerekiyordu.

Savaşın sonundaki kovalamacadan daha kanlı bir katliamdı.

Bu maceracılar için çoktan sıradan bir hal almıştı.

Garnizon üyeleri içinse onlar doğduklarından beri Faenin dünyasında yaşıyorlardı, doğal olarak bu dünyanın kuralını biliyorlardı. Daha da önemlisi, o gnol istilası sivillerin kaybına da neden olmuştu.

Merhamet göstermeleri için hiç bir nedenleri yoktu.

İki yüzden fazla gnol katledilmeden önce yakalanarak sıkıca bağlandılar.

Cesetleri bir tepe oluşturacak şekilde bir araya toplandı ve gecenin ortasında ateşe verildiler. Ertesi sabah gnol cesetlerinin ateşi sönmeye yüz tutmuş olsa da hala yanmaya devam ediyordu.

“Kazandık!”

“Başardık!”

“Evdeyiz!”

Kale surlarında duruyorlarken, Beyaz Nehir Vadisi garnizon üyeleri mutluluk göz yaşları döküyorlardı.

Kale ve civardaki çiftlik evleri hala terk edilmiş olsa da, lordları onları çağırdıktan sonra dağlarda ve civar köylerde mülteci olarak yaşayanlar geri döneceklerdi!

Beyaz Nehir Vadisi kesinlikle önceki ihtişamına kavuşacaktı!

Maceracılar da gece boyunca dinlenmişlerdi ve zindeliklerini geri kazanmışlardı. Onlar da kale surlarına çıkmışlardı ve sabah esintisinin tadını çıkartıyorlardı.

Anna onların komisyonunu eksiksiz ödemişti ve hiç kayıp vermemişlerdi. Bu görev kesinlikle katıldıklarına değmişti.

Hiç kayıp vermedikleri göz önünde bulundurulduğunda görev ödülü oldukça iyiydi.

Maskelenmiş İkiz Kılıçlar sayesinde bu görev sırasında verilebilecek kayıplar ortadan kalkmıştı!

En ciddi yaralanmayı Beyaz Nehir Vadisi garnizonu üyelerinden biri yaşamıştı, o da bir bilek burkulmasıydı, çok heyecanlandığı için bir gnol kafasına basmış ve kendini yaralamıştı.

Geri kalanlarda sadece çekmiş kaslar, birkaç morluk ve önemsiz sıyrıklar vardı.

Bu tarz eğlenceli bir görev, tehlikeli olmayan bir savaş ve tatmin edici bir ödül maceracılar bunları bir arada çok sık görmüyorlardı.

“Bize yardım ettiğiniz için çok teşekkürler.”

Anna sesinde duygu emaresi olmadan maceracılarla konuşuyordu, “Herkesin görevini layığıyla yerine getirdiğini resmi olarak bildiriyorum. İstediğiniz zaman gidebilirsiniz.”

“Eğer kalmak isterseniz tabi ki sizi ağırlayacağız ama Beyaz Nehir Vadisi kurallarına uymanız gerekecek.”

Üç yalnız maceracı paralarını aldıktan sonra ayrıldılar, Beyaz Nehir Vadisi’nde kalmak gibi bir istekleri yoktu.

Diğer iki takımsa, onlar kaldılar.

Kedi gözlerini kısmış uzaklara bakıyordu, görünüşe göre bir şeyi bekliyordu.

Bir süre sonra uzaktan kaleye doğru yaklaşan birkaç gölge belirdi.

Onlar şövalyelerdi!

“Bu şövalyeler de nereden geliyorlar?” Anna kaşlarını çattı. “Andre!”

“Hallediyorum!”

Andre garnizon üyelerinden birine anlamlı bir bakış attı.

Adam direk olarak yayını çekti ve yaklaşan şövalyeleri hedef alarak üç tane ok attı!

O herif oldukça sıradan atış becerilerine sahipti, Joey’le kıyaslanması özellikle uzak mesafe atışlarında mümkün bile değildi. Ama yine de o oklar birer uyarı olarak işe yaramışlardı!

Uyarı okları işe yaramıştı ve üç şövalye yavaşladılar, atlarının üzerinde yavaşça kalenin bulunduğu tepenin eteğine kadar geldiler.

Şövalyelerden bir tanesi öne doğru çıktı ve bağırdı, “Bizler Nehir Kıyısı Şehri’nin [Disiplin Şövalyeleri]’yiz!”

“Buraya aranan suçlu [Maskelenmiş İkiz Kılıçlar]’ı yakalamaya geldik!”

“Umuyoruz ki bize yasayı uygulamamız için izin verir engel teşkil etmezsiniz!”