Ellerine sağlık. Ne işi var kızın orada. Kim kontrol ediyor acaba yelelileri
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
29. Bölüm Gözcülük
Gece yarısı, Nehir Kıyısı Şehri’nin dışındaki ana yol.
Maven yolda tek başına yürürken birden kendini hüzünlü hissetti.
‘Ben bile o üzüntüyü hissedebiliyorum…’
‘Anthony’nin ölümünü bekliyor olduğum halde, nasıl üzüntü hissedebilirim?’
Maven bir anlığına hareketsiz durdu, yavaşça kendine geliyordu.
Bir parça şoke olmuştu. O üzüntü yüzünden değildi şoke olmasının nedeni.
Sıradan insanlar bu hissettiği üzüntünün nedenini bilmiyor olabilirlerdi ama o biliyordu. Hayatta olan birkaç aktif efsanevi büyücüden biri olarak, Anthony şeytani güçleri baskılamak konusunda en öndeki isimdi, aynı zamanda en güçlüleriydi.
İkiz Yılanlar Tarikatı ya da başka bir Aşağı Düzlem Şeytani Ruhları olsun hiç biri, Anthony’nin Parlak Güneşin Gözü sayesinde diledikleri gibi davranamıyorlardı.
Bu doğrucu efsanevi büyücü Doğu Yakası’nın koruyucusuydu. Güney Sihirbaz İttifakı’nın en yüksekteki üyelerinden biriydi aynı zamanda.
Böyle bir insan sadece birkaç kelime ile anlatılamazdı.
Onun ölümü kesinlikle Faenin Kıtası için bir kayıptı ve bütün iyi insanlar bir parça gücü ve üzüntüyü hissetmişlerdi.
Bu sadece ilk olanıydı.
Çünkü bu Büyük Felaket’in başladığı zamandan beri ölen ilk efsanevi kişiydi.
Tanrıların komplosu yüzünden, insanoğlu büyücülerinin ölümleri birkaç tane ile sınırlı kalmayacaktı. Maven’in anılarındaki şok edici olayların hepsi birer birer gerçekleşiyordu.
Anthony’nin ölümünün haberinin yayılması uzun sürmeyecekti ve o zamandan sonra da bütün şeytani güçler kendilerine yer edinmeye başlayacaklardı.
Şu sıralar, [Kıyametin İkiz Yılanları], [Salgın Tanrısı], [Yaşayan Kuklalar] gibi şeytani güçlerin yükselişinin arifesiydi… Her şey sadece bir başlangıçtı.
Bütün Faenin kaosun içine sürüklenecekti.
Büyücüler güçlerini kaybedecek, yaratıklara dönüşeceklerdi. Acı çeken ölümlüler de çareyi tanrılara dua etmekte bulacaklardı.
İşte bu güçlü ve muhteşem tanrıların hedefiydi!
Tabi ki ortada bir de Kaderin 4. Tablosu vardı.
Her şey engellenemezdi. Maven’in şu anda yapabileceği şey tanrılara karşı çıkmak değil, aksine bu kaotik dünyada bir parça da olsa güvenli bir yer kurabilmekti.
Bu bile oldukça zordu!
Ama eski bir efsane oyuncu olarak, Maven hiç bir zaman zorlu bir işten kaçmamıştı.
Kader onu bu dünyaya getirmişti ve bedeninin eski sahibine bir sözü vardı, bunu başarmalıydı.
Bu onun eski Maven’in ruhuna vaat ettiği şeydi ve bu yüzden, hayatı pahasına bile olsa kendi bölgesini korumalıydı.
…
‘Ben de iyi kalpli bir insan olabilir miyim?’
Maven doğuda toplanan simsiyah bulutlara baktı, kendi kendine gülüyordu.
O siyahlıktan birkaç gün boyunca durmaksızın sağanak yağmur yağdı, yağmurun etkisi bütün Doğu Yakasını vurmuştu.
Faenin’in insanlarına, efsanevi bir büyücünün öldüğüne dair uyarıydı bu. Bir felaket yaklaşıyordu.
Maven nefesini ayarladı ve karanlığın örtüsünden yararlanarak hızını arttırdı.
Ana yol oldukça ıssızdı. Çok az insan geceleri yalnız başına yolculuk ederdi. Ayrıca bu ana yol aslında Beyaz Nehir Vadisi’nin ilk Lord’u tarafından inşa edilmişti, Maven’in büyükbabası. Bu yolu kullanan pek fazla insan yoktu.
Beyaz Nehir Vadisi’nin düşüşünden sonra hiç bir karavan oraya yol almıyordu. Sonuçta kim gnollerle ticaret yapardı ki?
Maven’in karanlık görüşü zayıftı ama bu akşam şansı yerindeydi, ay gökyüzünde yerini almıştı. Oldukça uzak mesafeleri, Ayın İzi sayesinde görebiliyordu.
Bu yalnız yolculuğunda hızını arttırdı çünkü arkasında iz bırakmak istemiyordu, gün içerisinde dinlenecek ve gece harekete geçecekti.
İki gün sonra akşamüstü sonunda Beyaz Nehir Vadisi’nin sınırlarına girdi.
…
Kuzey Madeni.
Şiddetli yağmur yaklaşırken, güçlü esen rüzgarın sesi kayın ağaçları korusunun içinde yüksek bir şekilde duyulabiliyordu. Ana yol birkaç dar patikaya bölünerek, burada sona eriyordu.
Maven gizlenmeyi kullanarak korunun içinden ilerledi.
Bir yol ayrımının önüne geldi ve yol tabelasını fark etti.
Maven bu tabelaya oldukça aşinaydı. Kuzey Madeni ile güneydeki kalenin yolunu gösteriyordu.
Ama şu anda üzerine yeşil bir boya sürülmüştü!
Birkaç çirkin görünümlü kelime orijinal tabelanın üzerine yazılmıştı.
‘Gnol dili! S*ktir! Sizi pislikler!’
Maven dişlerini sıktı.
O dile karşı yeterliliği bulunmasa bile, o tabelanın üzerine ne yazdığını aşağı yukarı tahmin edebiliyordu, oraya yeşil boyayla yazılmış olan şeyin anlamı açıktı, Gnol Bölgesi.
Bir adım daha ilerle ve kendini gnol topraklarında bulacaksın!
Aynen öyle, Maven’in kalesi bir gnol kabilesi tarafından saldırıya uğramıştı, başka türlü bir olay yaşansa, kalenin savunması göz önünde bulundurulduğunda bu kadar kolay bir şekilde düşmezdi.
Sadece bu kadardı, gecenin o saatinde bir sürü kafa karışıklığı içinde olan o masum genç, Maven’e kullanabileceği pek bir bilgi bırakmamıştı.
Kendi gidip kişisel olarak araştırmalıydı.
Ama o yol ayrımından çokta uzak olmayan bir yerde şimdiden bazı sıkıntılarla karşılaşmıştı.
Karşısında gnol gözcüler vardı.
Onlar sıradan gözcülerdi. İki dövüşçü ve iki okçu, çok kaba silahlar taşıyorlardı. Tek bir bakışla onları kendilerinin yaptığını söyleyebilirdi Maven. Yetenekli bir insan demirci, gnol yaylarından daha güçlü sapanlar yapabilirdi.
O gnol gözcüleri konusunda hiç bir endişesi yoktu. Önemli olan şey onların arkasındaki altı uzun gölgeydi.
Maven İncele’yi kullandı ve göz bebekleri elinde olmadan büyüdüler.
Evrimleşmiş Yeleli Sırtlan!
Bu evrimleşmiş yeleli sırtlanlar kaleye yapılan bir önceki saldırıda ana gücü oluşturuyorlardı. Kalenin savunma ordusu kendilerini kalkanlarıyla bu yaratıklara karşı korumaya çalışmışlardı ama kalkanlar kısa sürede yaratıklar tarafından kolayca parçalanmıştı.
Maven’in kendisi bile neredeyse bir evrimleşmiş yeleli sırtlan tarafından ölene kadar ısırılacaktı.
Eğer Anna onu kurtarmamış olsaydı…
…
Maven gnollerin yeleli sırtlanları evcilleştirebileceğini biliyordu.
Ama bu tür evrimleşmiş yeleli sırtlanlar gnollerin kolayca evcilleştirebileceği bir tür değildi.
‘Bu gnol sürüsünün içinde nadir bir yaratık evcilleştirici olabilir mi?’ Maven tahmin yürüttü.
Şu anda ciddi bir problemle karşı karşıyaydı.
Önünde ilerleyeceği yol kapalıydı ve eğer ilerlemek istiyorsa o gözcülerden kurtulması gerekiyordu.
Ama buraya sadece gözetlemeye gelmişti, düşmanlarını alarma geçirmeye değil.
Bu gnol kabilesinin güçlü ve zayıf yönlerini bilmeliydi, onların savaşma gücü, liderlerinin seviyesi ve diğer şeyleri.
Bunu sessiz bir şekilde halletmesi gerekiyordu.
Bu gözcüler ve evrimleşmiş yeleli sırtlanlar yoluna taş koyuyorlardı.
Bu biraz sıkıntılı bir durumdu.
Maven tereddüt etti ve sonunda bir ağacın yanına geçerek çömeldi ve gizlenmeyi kullandı.
‘Sabırlı olma zamanı.’
…
Maven o soğuk rüzgarda iki saat boyunca bekledi.
Yağmur fırtınası vahşice gökyüzünden inmeye başlamıştı.
Bu efsanevi büyücü Anthony tarafından, ölümünden hemen önce, şeytani yaratıkları uyarmak için kendi hayatını kullanarak yaptığı bir büyüydü.
Maven’in de belirttiği gibi, gnoller bu yağmurdan çok korkuyorlardı. Eğer kürkleri sırılsıklam olursa, kuruması neredeyse imkansız hale gelecekti ve oluşacak bir çok parazit yüzünden de derileri çürümeye başlayacaktı.
Sonuç olarak, gnoller genellikle bulabildikleri herhangi bir sığınakta saklanırlardı.
Beklendiği üzere yağmur yağmaya başladığında, gözcüler dehşete düştüler ve oradan çokta uzak olmayan bir tepedeki mağaraya sığındılar.
O altı evrimleşmiş yeleli sırtlan da onları takip etti.
Maven çok keyifliydi. Gizlenmeyi kullanmaya devam ederek yağmurun örtüsünün altında sessizce ilerledi.
…
İlk kontrol noktasını geçtikten sonra, yolun geri kalan kısmı pürüzsüzdü.
Maven gizlice kuzey madeninin içine girdi.
Gnollerin maden işine dair hiç bir fikirleri olmadığını fark etti. Maven madencileri tahliye ettikten sonra içeride kalan sayı yaklaşık olarak 20 dövüşçü gnol ve iki yeleli sırtlandı, sırtlanlardan bir tanesi görünüşe göre Sv 3 Subay’dı.
‘Görünüşe göre liderleri ana savunma grubunu kalemde tutuyor. Bu kadar çok yeleli sırtlana sahip olduklarına göre onlar orta büyüklükte bir kabile olmalı, yaklaşık olarak üç yüzden fazla gnol. Bir gecede mağlup olmamıza şaşmamalı. Bu tarz bir evrim geçirmiş olan yeleli sırtlanların yıkıcı güçleri çok fazla. Rütbe 2 maceracılar onlarla anca başa çıkabilir.’
Maven bunu aklının bir köşesine yazdı, eğer bölgesini geri almak istiyorsa evrimleşmiş yeleli sırtlanlarla başa çıkabilmeliydi.
Ondan sonra, sadece kalenin etrafını sarıp o gnol dövüşçüleri parçalara ayırabilirlerdi.
Ama şu anda o evrimleşmiş yeleli sırtlanları evcilleştiren arkadaşla daha çok ilgileniyordu.
Sıradan yeleli sırtlanlar seviye 2 yaratıklardı ve normalde her on gnol başına bir yeleli sırtlan düşüyordu. Yeleli sırtlanları seviye 4’e gelecek şekilde eğitmek ve evrimleştirmek için efendilerinin oldukça sıra dışı olması gerekiyordu.
‘Aralarında Korucu’nun gelişmiş sınıfına sahip bir ‘Eğitici’ olabilir mi?’
Maven emin değildi ama muhtemelen o evrimleşmiş yeleli sırtlanların efendisi muhtemelen bu kabilenin lideriydi.
Bu tür güce sahip birinin lider olmaması için hiç bir neden yoktu.
Uzun zamandır düşünüyordu ve kalenin vadiye düşen gölgesi uzaktan görünür haldeydi.
Şiddetli yağmur devam ediyordu ve Maven düşünmeden ilerlemek istemiyordu, kalenin gizli girişini biliyordu ancak o yol oldukça kaygandı. Tek bir yanlış adım onu uçuruma yollardı.
Yağmurun durmasını beklemesi gerekiyordu.
Böylelikle kalenin bulunduğu tepenin yamacına gitmeye ve gnoller tarafından istila edilmemiş bir çiftçi evi bulup geçici olarak oraya yerleşmeyi planladı.
Dikkatlice yağmurdan kendilerini korumak için bir yerlere sığınmış olan gnol gözcülerinin görüş alanlarına girmeden kendine bir ev buldu ve içine girdi.
Evin sahibi çoktan bölgenin dış kesimlerine tahliye edilmiş olmalıydı. Maven de burayı sadece geçici olarak kullanacaktı yani bir sıkıntı çıkmaması gerekiyordu.
Ama şok edici bir şekilde, evin arka bahçesinden bir çığlık sesi yükseldi.
‘Bu bir kız sesi!’
Magnec