Bizimki sonunda beynini çalıştırmaya başladı
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
172. Bölüm Çılgın Bir Karar
Isırgan Şirketi’nin doktoru böyle bir yerde ne yapıyordu? Squall ve Yaşlı Kangal’a ne olmuştu?
“Neler oluyor?”
Gökdoğan ona yardım ettiği sırada kadının gözlerindeki nefret alevlerini gördü. Lotus onu geriye iterek öfkeyle kükredi. “Senin yüzünden! Her şeyin suçlusu sensin! Yaşlı Kangal Augustus tarafından öldürüldü ve genç efendi ile diğerlerini Frost de Winter adlı adam götürdü. Isırgan Şirketi’ndeki herkesi götürdüler. Herkesi!”
Ardından doktor ağlamaya başladı.
Gökdoğan yıldırım yemiş gibi görünüyordu.
@Kurogane Aslında uzun zamandır sessiz kalıyorum önceki yorumlarınıza ve buna benzer yorumlara ama artık yazmadan edemeyeceğim. Bu yorumum sadece size değil, daha önce karakterin 'aptal, gerizekalı ve beyinsiz' olduğunu iddia eden arkadaşlara da gelsin.
İlk defa karakterin yukarıdan inen akılalmaz güçlere sahip olmadığı, 'GERÇEK' bir insan gibi düşündüğü bir seri okuyorsunuz. Daha 5-6 aydır dünyadaki mücadeleye dahil olmuş, henüz 'ON BEŞ' yaşında olan ve bu yaşına kadar 'ÇÖP TOPLAYARAK' yaşamış bir ana karakterimiz var. Bu karakterin bir anda dünyanın en bilge insanına dönüşmesini beklemek çok mantıklı değil.
İkinci konuya gelelim. Çölün ortasında olağanüstü güçlere sahip bir kadınla karşılaşıyorsunuz 'KANLI KRALİÇE', bu kadın size bir nişan veriyor 'VE NİŞANI GÖREN HERKESİN DİZLERİ TİTRİYOR', ardından size gidip bunu Gökbulut Şehri'nin Valisi'ne göster diyor. Siz binbir çabayla Gökbulut Şehri'ne geliyorsunuz ve zar zor yoldan sonra Vali Konağı'na ulaşıyorsunuz. Frost de Winter adını taşıyan ve Vali'nin öğrencisi olan otorite sahibi bir adamla karşılaşıyorsunuz. Kanlı Kraliçe'nin Selene Cloude olduğunu öğreniyorsunuz. Yıllar yılı kayıp olan bir kadın ve karşınızda bu kadınla bir geçmişi olan, ona yardım etmek istediğini söyleyen ve daha önce hiç tanışmadığınız bir adam var. Selene de size demiş ki 'BU İNSANLARA GÜVEN!'. Siz ne yapardınız peki? Gökten inen zeka ve bilinçle bu Frost de Winter karakterine güvenmez ve yalan mı söylerdiniz? Tabii ki hayır. Çünkü hayatınızı bir bok çuvalında geçirmişsiniz ve temiz su içmek için bile götünüzü yırtmanız gerekiyor. Ve canınızı dişinize takarak kutsal topraklara, her şeyin yeşil ve rüyadan fırlamış gibi göründüğü bir yere geliyorsunuz. Burada yaşamak istiyorsunuz. Savaşmak istemiyorsunuz. Mücadele etmek istemiyorsunuz.
Lütfen bu kitabı okurken ana karakterimizi başka Çin romanlarındaki 'Duygusuz, insandan uzak, acımasız, manyak ve gerçek olamayacak' şekillerde düşünmeyin. Burada gerçek bir insan okuyorsunuz. :)
@T4icho bana şunu söyle bizimki kraliçeyle ilk karşılaştığında bizim oğlana nasıl davrandı ? Ondan sonra gördüğü iblis avcılarını onu hor gördü öldürmeye çalıştı bunların geldiği yere gidip kabul edileceğini inanıyor bide 15 yaş diyorsun arazide o kdar şey gördü geçirdi o kdar ölüm kalım durumu geçirdi ama yine güllük gülistanlık bi şekilde karşılanıp yaşayacağına inanıyorsa kusura bakmada ben bu ana karaktere salak derim gerçi bunu böyle yapan yazar ama neyse??
@Kurogane İşte 'Sığ' düşünce kendini burada gösteriyor. Ana karakterimiz de kutsal topraklardaki insanların 'Yüce ve İyilik temsili' olmadığını biliyor. Fakat ne yapacak? Çorak arazilere mi dönecek? Unutulmuş topraklarda mı yaşayacak? İçinde bir umut var ve o umuda tutunuyor. Her normal insan gibi aslında. Buna seni çok sevmeyen ama sana tam olarak 'HAYIR' demeyen bir kıza duyduğun 'umudu' örnek gösterebiliriz. Aslında anlaması çok zor değil sadece siz böyle karakterlere alışkın değilsiniz. Nefes alan, hata yapabilen karakterleri her zaman okuyamıyoruz. Biz istiyoruz ki her seferinde mükemmel hareket etsin, her seferinde mükemmel davransın. Yani kısaca demek istediğim şey şu: Ana karakter bunu biliyor, biliyor bilmesine de bu insanlara siktir çekecek yüreği yok. Çünkü bunu yaptığı takdirde bok çuvalına geri dönmek zorunda kalacak. Bunu da anlaması için bazı ağır tecrübeler yaşaması gerekiyor. ufukta bulut var diye hemen kaçıp saklanmıyoruz; çünkü o bulutun bir fırtına mı yoksa ufak bir yağmur mu getireceğini önceden kestirmek düşündüğümüz kadar kolay değil. Ama içimizden bunun sadece bir yağmur olmasını diliyoruz. Kısaca durum bu kadar basit. :)
@T4icho bence sığ düşünceden çok burda kendini vizyonsuzluk baş gösteriyor bizimki çilesiz lüks içinde yaşamak istiyor ama diğer insanları düşünmüyor işin ilginç tarafı kraliçenin kaldığın yerdede çok güzel yaşayabilir orayı kendi yönetebilir çok daha güzel bi yere çevirebilir ama bizimki saçma bi umut için oraya gidiyor bu şuna benziyor bence seni kabul etmeyeceğini bildiğin bi kızın peşinde koşuyorsun belki beni kabul eder diye bilmiyom bu bana yine salakça geliyorrr burda da ortaya bakış açısı farklılığı çıkıyor sen farklı bi açıdan bakıyom ben farklı bi açıdan ben yanlış yapmasına takılmıyom göz göre göre yanlış yapmasına laf ediyom
@T4icho kendi açımdan söyleyeyim, beni sinirlendiren olay, anakarakterin bi şeyin olacağını bile bile olmasına engel olmaması (olamamasi) mesela şu kutsal topraklar olayı, yolda karşılaştığı çoğu kişi diyor ki bak oğlum sandığın gibi bir yer değil orası,bi kulak verir insan, adamlar niye böyle söylüyor diye, ha şunuda anlıyorum çocuğun hayali bu,bütün amacı oraya gitmek ve rahat bir şekilde yaşamak ama okurken bu tarz durumların fazla yaşanması insanı gıcık ediyor, her ne kadar anakarakterin hatasız bir kul olmasını istemesem de
@T4icho sonunda görmek istediğim bi yorum :')
İmş bu sefer sağlam planla gider bari
Bide valiyle uğraşmasın direk kardeşiyle diğerini halledip çıkıversin
Ortalık yerlerde dedikodu çıkarırız diye bekliyorum ama o kadar basit olmasa gerek?
Şükür anladın be reis :d demiştim en başta çorak arazi insanları en azından arkandan saldırmıyor burası sinsi yılan dolu
Şimdi gelsin aksiyon ??yargı dağıt reis
Magnec