Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

164. Bölüm Yıldırım Parmağı

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

【Nebula Zırhı】 (Mor Ekipman)
Tip: Zırh
Defans: 320
Güç: +40
Dayanıklılık: +37
Ekstra: Büyü direncini %21 artırır.
Ekstra: Nebula Yağmuru— Yıldızların gücünü kullanarak 5 metre yakındaki rakiplerin defanslarını %7 düşürür.

Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 54

 ‘’Güzel…’’ diye söylendi Yaşlı K, savaş baltasını sımsıkı kavrarken zırha bakıyordu: ‘’Daha doğrusu manyak bir şeymiş bu. Hele de etrafındaki rakiplerin defansını düşürüyor olması acayip bir özellik…’’

 Yavru Kurt başıyla onayladı: ‘’Aynen öyle, saldırı ve defans puanları oldukça yüksek.’’

  Yuzi Chengshuo: ‘’Üç ağır zırh sınıfımız var, kura mı çekeceksini?’’ diye dalga geçmişti.

  Yaşlı K elini havaya savurdu: ‘’Hayır, 54.seviye ekipmanı giyebilmek için yeterli seviyede değiliz. Patronumuza, Xiao Yao’ya verelim; zira kendisi şu an kullanabilecek seviyede. Ayrıca sonraki seviyelerde karşımıza çıkacak bosslara da bu sayede daha kolay dayanabiliriz diye düşünüyorum. ‘’

  Dong Cheng Lei baltasını kaldırıp, gülümsedi: ‘’Bossa asıl hasarı veren patrondan başkası olmadığına göre, doğal olarak bu zırhı da o hak ediyor.’’

  Ardından iki herif de kura çekme ekranını iptal etişti.

  Gülümsedikten sonra Nebula Zırhı’nı elime aldım: ‘’Tamamdır, o zaman zırhı ben alacağım, size de sonra bir şeyler veririm!’’

  Yaşlı K: ‘’Kardeş değil miyiz? Niye öyle şeyler söylüyorsun ki?’’

……

 Başka bir şey söylemeden Nebula Zırhı’nı kuşandım. Zırhı giydikten sonra gücümün ve defansımın artığını hemen hissetmiştim. Bu mor ekipmanın verdiği defans, daha önce Lin Wan Er’den alıp da taktığım 35.seviye altın ekipman olan Şafak Göğüslüğü’nden bir hayli fazlaydı.

【Kaygısız Xiao Yao】(Ejder Mezarı’nın Koruyucusu)
Seviye:54
Saldırı:1472-1919
Defans:1471
Can:2845
Mana:930
Karizma:34
……

Yuzi Chengshuo bana dönmüş ve sormuştu: ‘’Kaygısız Xiao Yao, defansın kaç oldu?’’

 ‘’1471, neden ki?’’

  ‘’Oha yani! Tanıdığım en güçlü rahiplerin bile kalkanlarla 1700 civarı defansı oluyor. Bütün puanlarını güce veren bir kılıç ustası olduğuna inanamıyorum cidden.’’

  Lin Wan Er hançerini bırakıp, gülümsemişti: ‘’Eğer defansı yeterince yüksek olmasaydı, onu bu göreve çağırmazdım zaten.’’

  Yuzi Chengshuo gülümsedi: ‘’Tabii tabii. Hadi üçüncü seviyeye geçelim.’’

  ‘’Hadi gidelim!’’

   Geride kalan altınlarla, kartlarla ve diğer eşyalarla işimizi hallettikten sonra [Beş Barbar’ın Çorak Mezarı – Üçüncü Seviye]’ye doğru yürümeye koyulduk. Bir kez daha karşımıza neyin çıkacağını bilmiyorduk.

……

“Sha-sha…”

 Mor Şafak Botları’m kum tanelerinin üzerinden geçmiş ve grup üçüncü kata inen basamakları adımlamaya başlamıştı. Tavan mücevherlerin parlak ışığıyla dikkat çekiyor ve haritayı aydınlatıyordu. Önde yürürken ileriye doğru bir bakış attım – üçüncü seviye diğerlerine göre daha tertipli görünüyordu; lakin önümüzde duran namevt okçularını görmem fazla uzun sürmemişti.

 “Sss-sss…..”

  Çürüyen suratlarıyla uzun zaman önce can vermiş olan bu okçular etrafa doğru kükreyip duruyordu. Hafif deri zırhları solucanlarla doluydu ve yayları da ölümün beyazlığını andırıyordu. Bu yayların vahşi yaratık kemiklerinden yapıldığını bildiğimden, saldırılarının da güçlü olacağını tahmin etmiştim.

  Lin Wan Er’in suratı ekşimişti: ‘’Oh, bu seviyenin yaratıkları iğrenç görünüyor… Ben bu seviyede savaşmasam olmaz mı?’’

  Gülümsedim: ‘’Eğer savaşırsak, o solucanlar her yere dağılacak…’’

  ‘’Öyle demesene…’’

 Dong Cheng Yue hafifçe yere inmiş ve gülümsemişti. ‘’Büyücülere bunlar vızz gelir. Uzaktan [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu kullansam yeter de artar bile. Xiao Yao tanklayacak zaten, değil mi?’’

 Başımı öne doğru salladım: ‘’İlk önce yaratıkların puanlarına bir bakalım.’’

  ‘’Tamam.’’

……

Hafifçe yaklaştıktan sonra okçulardan birini kontrol ettim---

【Jie Kabilesi Okçusu】(Elit Yaratık)
Seviye:59
Saldırı:1010-1270
Defans:750
Can:6200

Yetenekler:【Hızlı Ok】【Üçlü Ok】【Delen Ok】

Açıklama: Jie kabilesinin okçuları. Bu savaşçılar Büyük Duvar’ın ardından gelen ve savaş için yanıp tutuşan insanlardır. Ran Min öldüğünden beri bu mezara sıkışıp, kalmışlardır.

……

“Geber!”

 Buz Yağmuru Kılıcı’nı kaldırdığımda beklenmedik bir gelişme yaşanmıştı. Yaratığa 5 metre uzaklıktayken, okçu hemen geri çekilip, [Üçlü Ok]’unu aktif etmişti!

 “Papapa!”

312!
337!
322!

……

  Acıdan titreyen vücudumu ileri atıp, [Kombo]’yu kullanarak yaratığa saldırdım! Ardı ardına aldığı darbelerin farkında olan okçu geri çekilmeye devam ediyordu.

 Papapapa!!

  Bir sürü ok koluma ve göğsüme saplanmıştı. Nihayetinde [Delen Ok]’a hedef olduğum için sersemlemiştim. Vay arkadaş, bu esnada diğer üç okçunun da dikkatini çekmiştim!

 “Shua!”

“+1378!”

 Yuzi Chengshuo’nun [Tedavi]’si aldığım hasarı onarmıştı.

 Wan Er’in güzeller güzeli sesi kulaklarımda yankılandı: ‘’Li Xiao Yao, geri gel. Bu yaratıklar bilerek yakın dövüşten kaçıp, seni aralarına almaya çalışıyorlar. Çabuk geri dön. Dong Cheng ,büyülerini kullanarak öldür şunları!’’

 Hızla geri çekilirken Sevgili Duck’un [Tedavi]’si sayesinde canım fullenmiş ve dört okçuyu da peşimden sürüklemiştim.

  Dong Cheng Yue ellerini kaldırarak [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu ve [Buz Saçağı]’nı aktif etmiş, yarı canlı okçunun işini bitirmişti. Lin Wan Er havaya fırladıktan sonra hançeriyle diğer okçuyu öldürmüş ve hemen geri çekilmişti. [Kanama] + [Arkadan Bıçaklama] kombosu gerçekten görülmeye değerdi.

  Peng peng!

Fox iki kez tetiği çekmiş ve tek seferde 1000’den fazla hasar vermişti. Hançerini kavrayan Yavru Kurt’la birlikte ileri atıan Yaşlı K [Rüzgar Kesiği]’ni kullanarak diğer okçunun işini bitirmişti.

  Nihayetinde son okçunun işini [Kombo]’yu kullanarak bitirmiştim.

……

 Yere düşen gümüşleri aldıktan sonra söylendim: ‘’Uzun-mesafeli yaratıklar yakın dövüş odaklı sınıfları bir hayli zorluyor, bu yüzden şimdilik yaratık tekme işini Dong Cheng’e bırakacağız. Wan Er, Yavru Kurt ve ben yaklaşan yaratığın işini bitireceğiz. Plan bu…’’

  Dong Cheng Yue başıyla onayladı. Yaratıkları tek tek çekip, öldürmeyi içeren planımız zaman geçtikçe daha da etkili bir hale geliyordu. Üstelik, yüksek defansım sayesinde aynı anda üç okçuya meydan okuyabiliyordum. Arkamdaki iki şifacının da keyfi yerindeydi; daha önce bu kadar odağa maruz kalıp, hayatta kalabilen fazla oyuncuyla karşılaşmamışlardı.

  Okçuları öldürmek Qin Mızrakçıları’nı öldürmekden bir hayli daha zordu. Üçüncü seviyeyi temizlediğimizde, gerçek dünyada çoktan sabah olmuşt. Sabahın 9’una kadar dayanmayı başarmış ve nihayetinde seviyeyi temizlemiştik. Grubumuz yorgun suratlı oyunculardan oluşuyor olsa da, imparatorun tahtında oturduğu devasa salon ruhumuzu biraz canlandırmıştı. Bu sefer karşımıza çıkan imparator yaşlı bir adamdı. Elinde tuttuğu asasının yanında, mavi cübbe giyiyordu. Bizlere tek bir kelime bile etmeden bakmaya başlamıştı.

  ‘’Bu sefer büyü odaklı bir bossla karşılaştık…’’

  Dong Cheng Yue elini kaldırıp, bossun puanlarını partyle paylaştı---

【Jie İmparatoru – Shi Le】 (Mor Boss)
Seviye: 59
Büyü Saldırısı: 1450-1900
Defans: 770
Can: 240,000
Yetenekler: 【Şimşek Patlaması】 【Yıldırım Parmağı】 【Barbar Yıldırımı】

Açıklama: Jie İmparatoru Shi Le. Beş barbar kabilesi Çin’in ana topraklarını işgal ettiğinde, Shi Le Zhao bölgesini kurmuştuk. Kendisi, zamanında köle olan imparatorladan biridir. Güçlğ, zeki ve büyü konusunda usta olan bu adam, ölümünün ardından bile Kahraman Ran Min’in ruhunu kollamayı bırakmamıştır.

……

‘’Büyücüy olduğuna göre bizi pek de zorlamasa gerek.’’ Lin Wan Er bana bir bakış atıp, şeytani gülümsemesini takınmıştı: ‘’Eğer doğru hatırlıyorsam Li Xiao Yao, ekipmanlarının toplamı %40 büyü direnci veriyordu, değil mi?’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Yaklaştın sayılır, %47 büyü direncim var; ancak bu kadarı yeterli olur mu bilmiyorum.’’

  Yuzi Chengshuo söylendi: ‘’Yeterli olması lazım. %47 büyü direncin olduğuna göre, bossun saldırılarından %20 civarında daha az hasar yiyeceksin demektir. 2800’den fazla canının olduğunu da hesaba katarsak, bossun sana tek atması mümkünmüş gibi görünmüyor.’’

  ‘’Tamam, o zaman her zamanki gibi ben tanklıyorum. Canımı doldurmayı unutmayın!’’

  ‘’Tamamdır!’’

  O kadar uzun süredir oyunda kalmak, insanı ister istemez yoruyordu. Bu yüzden ki bossu bir an öne öldürmem gerekiyordu. Buz Yağmuru Kılıcı’mı kavrayıp, ileri atılmıştım; lakin herif bir anda ayağa fırlayıp, kükremişti: ‘’Benim bölgeme adım atan bu velet de kimin nesi böyle?!’’

  Lafını bitirdikten sonra asasını kaldırmış ve ‘PA!’ etrafı şimşekler kaplamıştı. Tabii bu bossun yeteneği olan [Şimşek Patlaması]’ndan başka bir şey değildi!

  774!

  Tir tir titredikten sonra ilerlemeye devam ettim. [Keskin Buz Kılıcı]’nı kullanarak 59.seviye mor bossa saldırmış ve 1400’den fazla hasar vermiştim. Vakit kaybetmeden bu hamlemi ayaklarımın altında beliren garip aurayla devam ettirdim. Tabii bahsi geçen bu auranın ortaya çıkmasının tek sebebi [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif etmiş olmamdı. Kombomla 3000’den fazla hasar verdikten sonra bossun canı gözle görülür derecede azalmıştı.

  ‘’Evlat, cesaretini taktir ediyorum!’’

  Shi Le bana öfke dolu bir bakış attı. Kadim imparator hala krallara ait aurasını yitirmemiş ve asasını savurarak, ayaklarımın altından yıldırımların belirmesine sebep olmuştu. Bu saldırırın [Barbar Yıldırımı] olduğunu biliyordum!

 Hong!

 1482!

……

 Uzakta duran Matcha hemen hesaplamayı yapmıştı: ‘’Saldırı menzili 5x5 metre olduğundan patrona fazla yaklaşmayın!’’

  Yaşlı K başıyla onayladıktan sonra söylendi: ‘’[Barbar Yıldırımı] dolma süresindeyken saldırmak için 10 saniyemiz var, bakalım ondan sonra ne olacak!’’

  Lafını bitirdikten sonra Yaşlı K, Dong Cheng Lei, Fox ve Lin Wan Er beraber ileri atılmıştı.

……

 Etrafa saçılan kızıl ışık hüzmelerinin altında şanssız Shi Le’nin canı gitgide düşüyordu. Herif sinirine hakim olmakta zorlansa da, [Şimşek Patlaması]’yla bana saldırmayı bir türlü bırakmamıştı. Arkamda, sürekli canımı dolduran şifacılar ve ekipmanlarımda büyü direncimi artıran özelliker olduğu sürece, bu herifin beni öldürmesi imkansızdı.

  Lakin 14 saniye geçtikten sonra Shi Le çılgına dönmüştü. Bir anda sol elini açmış ve parmakları arasında yıldırım parçaları dolaşmaya başlamıştı. Durumu görünce hemen bağarmıştım: ‘’Yavru Kurt, Wan Er, çabuk geri çekilin!’’

 “Huh?”

 Lin Wan Er başını kaldırıp, hemen şemsiyesini açarak arkasında duran Kurt’u kollamaya koyulmuştu!

……

“Pa!”

 Bana doğru atılan yıldırım vücudumu uyuşturmuş ve ardından sağ kolumdan Yaşlı K’nın vücuduna sekmişti. Bir kez daha yön değiştiren yıldırım bu seferki hedefi Dong Cheng Lei’ydi. Ardından Lin Wan Er’in şemsiyesine uçan yıldırım parçası nihayetinde ortadan kaybolmuştu--

1874!
2214!
2137!
1074!

……

 Diz çöken Yaşlı K acı dolu bir çığlık attıktan sonra öteki dünyayı boylamıştı. Dong Cheng Lei’nin ekipmanları daha iyi olduğundan, ucu ucuna da olsa hayatta kalmayı başarmıştı.

 “Ughh…”

 Yuzi Chengshuo alelacele grubun canını doldurmuş ve söylenmişti: ‘’Bu bossun [Yıldırım Parmağı] akılalmaz derecede güçlüymüş…’’