bölüm neden yarım ya?
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
87. Bölüm Çekilmez Büyük Hala!
Dört Elçilik Makamı tamamen sessizdi ama Wang Chong bu alanın Merkezi Ovalar’daki en güvenli yerlerden biri olduğunu biliyordu.
Kim bilir burada İmparatorluk Ordusu’ndan kaç üstat gizliydi? Uzaktan bakıldığında Dört Elçilik Makamı’nın göklerindeki değişik havayı görmek mümkündü. Bu yerden yıldızlar ve güneş bile bir garip görünüyordu.
Basit bir görünüşü vardı ve duvarın üstünden bakarak içeride bulunan her şeyi görebiliyordunuz. Fakat içeriye girdiğinizde sayısız engelle karşı karşıya kalıyordunuz.
Girmek kolay, çıkmak zordu!
Wang Chong ne zaman makama girse adeta çelikten bir kaleye girdiğini hissediyordu.
“Buraya döneceğimi düşünmemiştim.” Genç adamın duyguları karmaşıktı, burayı geçmiş hayatında hiç sevmezdi.
Sebebi basitti. Ortama oldukça gergin bir hava hakimdi ve yapılan toplantı hiçbir zaman bir aile buluşmasına benzemiyordu. Daha çok burası bir ‘mahkeme’ alanını andırıyordu.
Üstelik büyükbabası- Wang Chong ona içten içe yaşlı efendi derdi- yolsuzluktan uzak ve dürüst bir adamdı.
Öte yandan Wang Chong isyankardı, yeteneksizdi ve sık sık sorun çıkarıyordu. Bu yüzden yaşlı efendi ondan pek hoşlanmazdı. Wang Chong ne zaman buraya gelse adeta onu kimse görmüyor ve genç adam hep dışlanıyordu.
Onu düşünen ya da merak eden kimse yoktu.
Bu yüzden Wang Chong buraya gelmekten hiç hoşlanmıyordu.
Fakat insan, bir şeyin asıl değerini onu kaybettikten sonra anlıyordu.
Wang Chong büyükbabasının gerçek ağırlığını o öldükten sonra anlamıştı. Wang Klanı bir anda temelini yitirmiş ve gökleri tutan sütunun yıkılmasıyla birlikte dünyaları paramparça olmuştu.
İşte o vakit Wang Chong yaşlı efendinin ne kadar önemli biri olduğunu fark etmişti.
İnsanlar yaptıkları hatalar sayesinde büyürdü.
Yıllar sonra, gençliğini geride bıraktığında, Wang Chong büyükbabasının ne yapmak istediğini anlamıştı.
Yaşlı efendi dürüst bir hayat yaşamıştı. Servet, pozisyon ve otorite gibi şeyler onu ilgilendirmiyordu. Yine de her insan torunlarıyla ve çocuklarıyla birlikte olmak isterdi; emeklilikten sonra mutlu bir hayat yaşamak her insanın hayaliydi.
Yaşlı efendi bitkin ve yorgun düşmesine rağmen Dört Elçilik Makamı’nı terk etmemişti; çünkü ailesini, Wang Klanı’nın torunlarını düşünüyordu!
Dolayısıyla eski hayatında, büyükbabasının ölümünden yıllar sonra, Büyük Tang’ın başkentini gezdiği ve o bomboş, korumasız kalan Dört Elçilik Makamı’nı gördüğü zamanda büyük amcası ve küçük amcası yere yığılarak acı içinde ağlamıştı!
Wang Chong o görüntüyü asla aklından silemeyecekti.
Geçmişte bu yerden korkuyordu ama yeni hayatında Dört Elçilik Makamı’na bambaşka bir gözle bakıyordu.
Burası sadece damarlarında akan kanın getirdiği akrabalığı simgelemiyordu. Wang Chong için bu yer, imparatorluğun yegane umuduydu!
Eğer imparatorluğun ve Büyük Tang’ın kaderini değiştirmek istiyorsa Dört Elçilik Makamı’nda yaşayan yaşlı efendinin onayını ve desteğini kazanmalıydı!
Tek şansı buydu!
Jua!
Wang Chong bir anda kendine geldi. Başını içeri soktu ve araç makama girerken sessiz sessiz oturdu.
Araç daha önce de buraya gelmişti ve Büyük Tang İmparatorluğu’nda bu aracın sembolünü neredeyse herkes tanırdı. Buna rağmen sıkı bir incelemeden geçmişlerdi. Ardından içeri girmelerine izin verildi.
“Burada ineceksiniz! Dük Jiu sizi çağırdığında haber vereceğiz.”
Makama ulaşamadan önce İmparatorluk Ordusu askerleri tarafından durduruldular. Kayıtsız ifadelerle onlara bakan askerler, kılıçlarıyla aracı durdurmuş ve onlardan inmelerini istemişti.
Şu anda Dört Elçilik Makamı’nın dış kesimine ulaşmışlardı. Wang Klanı’ndan olsalar da sadece buraya kadar gelebiliyorlardı. İlerlemek için önce Dük Jiu’nun çağrısını bekleyeceklerdi.
Kurallar olmadan büyük işler başarılamazdı. Wang Chong bu formalitelere alışkın değildi ama Bilge İmparator bunları kimsenin içeriye gizlice sızmaması için koymuştu.
İmparator Dört Elçilik Makamı’na büyük önem veriyordu.
“Burada bekleyin. Büyük halanız ve diğerleri geldiğinde birlikte gireceğiz. Etrafta fazla dolaşmayın.” Dedi Madam Wang. Bu formalitelere alıştığı için hiç şaşırmamıştı.
Wang Chong ve küçük kız kardeşi başlarını salladı. Aracın kapısını açarak dışarı çıktılar.
Dört Elçilik Makamı sıkı korunuyordu. Tek bakışla her beş adımda bir korumanın olduğunu görebiliyordunuz. Yani iç taraf tamamen askerlerle doluydu.
Askerlerin o sessiz bakışları adeta kişinin ruhuna işliyordu. Burada onlardan habersiz bir adım bile atamazdınız.
Geçmiş hayatında, Wang Chong onların bu bakışları karşısında kendisini rahatsız hissederdi ama yaşadığı onca olaydan sonra artık buna önem vermemeye başlamıştı.
“Anne, sana yardım edeyim.”
Wang Chong annesine destek oldu ve başını sallayan Madam Wang gülümsedi.
Çocuğu gerçekten de büyümüştü. Geçmişte bu kadar düşünceli hareketler yapmazdı.
Aslında, İmparatorluk Ordusu askerlerini görmezden gelirseniz bahçe gerçekten çok güzeldi. Ağaçlar yemyeşildi ve ağaçların arasında mavi taşlardan yapılma bir yol uzanıyordu.
Yolun iki yanında yeşil tepeler ve kayalar vardı. Aradan bir akıntı sürükleniyordu. Manzara birkaç bambu bile görmüştü. Yeşil ve heybetliydi, malikaneye can katıyorlardı.
--- Yaşlı adam huzuru ve sessizliği seviyor; gençken hem akademik hem de savaş sanatlarına odaklı çalışmaları vardı.
Gu gu lu!
Çok geçmeden bir aracın daha sesi duyuldu.
“Oh, Zhao Shu Hua? Erken gelmişsin! Kayınbabamın doğum gününe iyi hazırlandığın belli oluyor!”
Sadece sesinden bile onun kim olduğunu anlamak mümkündü. Yeşil araçtan lüks giyinimli orta yaşlı bir kadın indi. Küçümseyici ifadesiyle onlara bakıyordu.
“Büyük hala!”
Wang Chong titreyerek ona baktı. Araçtaki bu kadın Wang Chong’un büyük halası, Xing Yuan Chun’du.
Büyük amcası geçmiş hayatında Wang Chong’dan hoşlanmıyordu ama bu kadın ondan tamamen nefret ediyordu. Bu nefret sadece Wang Chong’a değil, bütün Wang Ailesi’ne yönelikti.
Hatta Wang Klanı düşüşe geçtiğinde bile bu kadının tavırlarında bir değişiklik olmamıştı.
Bir ailenin gerçek manada aile olduğu zamanlar zor zamanlardı; ancak büyük halası o zor zamanlarda hiç susmamış ve her şeyden şikayet etmişti.
Yemeklerde en kaliteli malları istiyordu. Ayrıca en büyük porsiyonu o yiyordu.
Wang Klanı stresli zamanlara düştüğünde herkes kilo vermiş ve bir deri bir kemik kalmıştı ama bu kadın herkesin aksine kilo almıştı!
Bu yüzden Wang Chong da ondan nefret ediyordu.
“Kardeşim, şaka yapmayı iyi biliyorsun. Bugün kayınbabamızın doğum günü, geç kalmaya cüret edemezdim.”
Madam Wang’in yüzü karardı. Fakat bu kadına ters çıkmaya cüret edemiyordu. Xing Yuan Chun Wang Klanı’nın en büyük oğlunun karısıydı ve pozisyonu diğerlerinden yüksekti. Bu feodal çağda hiyerarşi ve gelenekler mutlaktı; Zhao Shu Hua başını eğmek zorundaydı.
“Anne, ona karşı nazik olmana gerek yok. Büyük hala, bugün büyükbabamın yetmişinci doğum günü. Böyle önemli bir günde sen, bir büyük olmana rağmen geç kaldın. Saygını böyle mi gösteriyorsun?”
Wang Chong annesinin elini tuttu ve tereddüt etmeden cevap verdi. Annesi bir şey söyleyemezdi ama bir çocuk olarak görülen Wang Chong’un umurunda değildi.
Büyükbabası bu yüzden onu azarlayacak olsa bile birkaç bahane uydurarak olaydan sıyrılabilirdi.
“Aynen öyle! Neden anneme laf ediyorsun?” Küçük kız da yumruklarını sıktı.
“Sen!” Xing Yuan Chun çocuklardan böyle bir cevap alacağını düşünmemişti. Öfkelenen kadın buz gibi suratıyla Wang Chong’a baktı ve parmağını kaldırdı.
“Sizi gidi… veletler, büyüklerinize saygınız yok mu? Sözlerinize dikkat edin! Annenizle konuşuyorum, büyüklerin sözüne karışmayın! Zhao Shu Hua, çocuklarını böyle mi eğitiyorsun?”
“Yeter!”
O esnada araçtan soğuk ve otoriter bir ses duyuldu. Tartışmaya kapılan insanlar anında sustular.
“Bugün babamın doğum günü. Olay çıkarmanıza izin vermeyeceğim. Xing Yuan Chun, kapa çeneni. Wang Chong, sen de sessiz ol!”
Bu sesin sahibi Wang Chong’un büyük amcası, Wang Gen’di. Kraliyet sarayında yetkin bir görevli olan Wang Gen’in sözlerinde bir heybet gizliydi.
“Anlaşıldı, büyük amca!” Wang Chong saygıyla eğildi. Eskiye kıyasla büyük amcası ona daha nazik davranıyordu. Bu konuda Wang Chong’u suçlamıyordu.
Büyük amcasına ve kuzenine verdiği tavsiyeler işe yaramıştı. Ancak nedense büyük amcasının sesi endişeli geliyordu.
“Büyük kardeşim, haklısın. Uygunsuz davranışlarda bulundum.” Madam Wang de nazikçe eğildi. Wang Chong’un büyük amcası Wang Gen daha önce onlara karşı katı ve sert olsa da Xing Yuan Chun kadar aşağılık ve alaycı biri değildi.
Bu yüzden Wang Chong’un annesi onunla herhangi bir sorun yaşamıyordu.
“Wang Gen! Yabancılara mı yardım ediyorsun? O kadın bana karşı çıktı!”
İnce ve sinsi bir ses duyuldu. Wang Gen konuşmuş olsa da Xing Yuan Chun meseleyi bırakmak istemiyordu.
“Anne, biraz sussan…”
Araçtan gelen bir başka ses sitem etti.
“Kuzen!”
Wang Chong sesi tanıyordu. Büyükbabasının yetmişinci doğum günü büyük bir olaydı, gayet tabii kuzeni Wang Zhu Yan da buraya gelmişti!
“İyi! Sen bile yabancıları tutuyorsun. Velet, dönünce seninle ilgileneceğim!” Büyük halası öfkeyle bağırdı. Konuştuğu esnada parmağıyla karşı tarafı dürttüğü için Wang Zhu Yan’ın acı dolu sesi yankılanmıştı.
Ardından kadın başladı konuşmaya.
“Yo, Zhao Shu Hua? Ve şu da Chun Yuan değil mi?”
Bir araç daha geldi. Wang Chong başını çevirdi ve aracın yanında üç altın yaprağın olduğunu gördü. Pencereden tanıdık bir surat çıkmıştı.
……….
Not: İki büyük hala var. Wang Ru Shuang Wang Klanı’ndaki en büyük çocuk ve Wang Gen’in eşi de ailedeki en büyük erkeğin karısı.
……
Keyifli günler dilerim!
Magnec