Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

91. Bölüm Zamanı Geldi!

Çevirmen: Tomato / Editor: Venus

Fei, Emma'nın söylediklerini duyduktan sonra bir şeyler sezmişti.

Büyük Prenses'in Angela'ya sokakta tesadüfi bir şekilde karşılaşıp da, onunla tüm gün boyunca samimi bir şekilde konuşması nasıl gerçekleşmiş olabilirdi ki? Zenit İmparatorluğu'nun prensesi oldukça kurnazdı. Angela ve Emma, Tanasha'ya rakip olmak için fazla saflardı. Fei prensesin, onlardan bir sürü bilgi çalmak için kasten, sakin ve doğal bir şekilde ''karşılaştığından'' emindi.

Fei neler olduğunu biliyor olmasına rağmen, yüzüne bir gülümseme yerleştirdi. ''Oh, öyle mi? Hahaha, Angela gibi birisini kim sevmez ki? Görünüşe göre Zenit İmparatorluğu'nun en büyük prensesi de bizim güzel Angelamız tarafından cezbedilmiş, hahaha... Oh doğru, Angela, tüm gün Ekselansları ile ne konuştunuz ki?''

''Bir sürü şeyden konuştuk.'' Angela Fei'nin cesur övgüsünden dolayı kızarmıştı. Yüzünde utangaç bir ifade belirdi. Sakin bir şekilde saçını düzeltiyormuş gibi yapıyor olsa da gözleri aşağıya odaklanmıştı ve Fei'ye bakmaya utanıyordu. Sonrasında devam etti, ''Majesteleri, Chambord'un tarihi ile epey ilgili... Eski kralın hala hayatta olduğu zamanlarla ilgili olan hikayelerden, şu an Chambord'daki etkili figürlerden ve eh, tabii ki Savunma Savaşı'nın bittiğinden falan konuştuk... Alexander, Ekselansları gerçekten de senin düşman birliklerini tek başına hallettiğin zamanki eylemlerinden hayranlık duyuyor. Ayrıca Chambord'un son zamanlardaki düşüşünden sonra, Savaş Tanrısı'nın senin gibi bir lideri bize yolladığı için oldukça şanslı olduğumuzu, senin hepimizin saygısını hak eden, zeki ve cesur bir kral olduğunu söyledi.''

Fei sadece, içinden acı acı gülebilmişti.

Bu iki saf kız, büyük prensesin tuzağına tamamıyla düşmüşlerdi. Bugünün ardından muhtemelen Tanasha, biliyor olmaması gereken her şeyi biliyor bir hale gelecekti; Alexander ile ilgili son zamanlarda gerçekleşmiş tüm o garip, gizemli hadiseler de dahil...

''Ayrıca şeylerden de konuşt... Ah?'' Angela konuşurken, bir anda nefesini tuttu. Bu saf, kusursuz kız sonunda bir şeyi fark etmişti; kafasını yavaşça kaldırdı ve Fei'ye ürkekçe sordu, ''Al... Alexander, söylememem gereken bir şeyi mi söyledim ona?''

Fei gülümsedi ve bir iç çekerek kafasını salladı, ''Hayır, söyledikleriniz çok da önemli değildi... Oh, Angela, şundan konuşalım; sana göstermem gereken bir şey var. Bana öneride bulunmalısınız,'' dedi ve Angela'nın yumuşak elini tutarak, ana saraya doğru yürümeye başladı. Angela elini geri çekmeye çalışıyormuş gibi yapsa da, birkaç ''başarısız deneyiş''in ardından ''pes etmiş'' ve Fei'nin, elini tutmasına izin vermişti. Arkalarındaki Emma ise olan biten her şeyi görmüş ve kıkırdamaya başlamıştı...

Emma onları takip etmedi.

Fei Angela'nın gerçekte ne olduğunu bilmesini istemiyordu. Tanasha, Angela ile konuşmuş olmasa dahi Chambord'da neler olduğunu, diğer yolları kullanarak mutlaka öğrenecekti. Fei de zaten, Tanasha'dan her şeyi gizlemeyi hiçbir zaman ummamıştı.

Kısa bir süre içerisinde ana saraya vardılar.

Fei, bir kağıt kadar ince olan bronzlaşmış hayvan derisini dikkatli bir şekilde çıkardı. Ayrıca bir tüy kalem çıkararak üzerine bir şeyler çizmeye başlamıştı. Dil bilimci olmak için çalışıyor olsa da, kabataslak çizimler yapmayı da seviyordu; üstüne bu konuda epey iyiydi de... Kısa bir süre içerisinde birkaç canlı çizim, hayvan derisinin üzerinde ortaya çıkmıştı.

Angela kenarda duruyor ve sessizce izliyordu Kabaca anladığı bir şeylerden dolayı kafası karışmıştı. Ardından da Fei'ye şaşkın bir şekilde bakmaya başlamıştı. Zeki kız sonunda Fei'nin hayvan derisinin üstüne ne çizdiğini, o çizmeyi neredeyse bitirdiğinde anlamıştı. Bunlar garip görünüşlü bir dizi kıyafet tasarımı serisiydi...

''Hehe, bitti! Ne düşünüyorsun? Angela, bir bak. Eğer bu tasarımlara göre kıyafetler yaparsak, onları giymeyi düşünür müsün?'' Fei hayvan derisine çizdiği şeyleri göstererek, gurur dolu bir şekilde göğsünü kabartmış ve sormuştu.

Bu tasarımlar tamamen düşünceli bir şekilde seçilmişti. Azeroth Kıtası'ndaki kültürü dikkate aldıktan sonra elbette pantolon, çorap ya da mini etek gibi şok edici kıyafetler çizmemişti. Burada toplam on adet tasarım vardı. Beş tanesi Avrupa Çemberli Eteği'ne benziyordu; Fei onları kasten Karayip Korsanları'ndaki kadın kıyafetlerinden ilham alarak çizmişti ve her bir tasarımı, şık ve güzel yapmaya çalışmıştı. Beş adet erkek tasarımı da modern erkek kıyafetlerinden alınmış durumdaydı. Fei'nin yaptığı ana değişiklik pantolonlara yönelik olmuştu; Chambord'daki erkek kıyafetlerinin içerisine herhangi bir külot giyilmiyordu ve bu son derece rahatsız ediciydi. Bu yüzden genç adam onların içerisinde tasarımlar da eklemişti.

Angela hayvan derisini tuttu ve tasarımlara bakmaya başladı. Uzun ve kıvrımlı kirpikleri hafifçe titriyor ve adeta Fei'nin kalbini gıdıklıyordu... Onlara yakından bakmış ve tatlı ağzını genişçe açarak, şaşkın bir şekilde konuşmaya başlamıştı, ''Alexander, bu giysiler çok güzel, onları gerçekten de çok beğendim... Ama, bunlar ne için ki?'' Angela tasarımlardaki birkaç parçayı işaret etti ve meraklı bir yüz ifadesiyle Fei'ye bakarak sordu. Şaşkın ifade yüzüne yerleştiği anda Fei oracıkta ölmek istemişti. Kızın şaşkınlıkla açılan güzel gözleri, o anda canını alabilirdi... Kadife gibi olan ses tonu, güzelim kirpikleri, dolgun dudakları ve adeta arka tarafında kırmızı renkli kan yokmuşçasına beyaz olan teni... Fei, ona öylece saatlerce baksa bile birazcık şikayetçi olmaz, hatta bunun için teşekkür bile edebilirdi.

Fei Angela'nın güzel yüzünü biraz inceledikten sonra, Angela'nın işaret ettiği tasarım parçalarına baktı ve sabırlı bir şekilde, her bir parçanın görevini açıkladı. Karayip Korsanları'ndan alınmış birkaç kıyafet oldukça sofistikeydi ve anlaşılmalarının pek kolay olduğunu söylemek doğru olmazdı. Fei bildiklerini kullanarak onları ciddi derecede basitleştirmişti; ama Angela'nın kafasında hala sorular kalmıştı ve Fei'ye birkaç kere daha danıştı... Neyse ki, kadınlar kıyafetler konusunda güçlü içgüdülerle doğuyorlardı. Sonunda, birkaç derin açıklamanın ardından Angela, bu beş kıyafet setine neredeyse aşık olmuştu...

''Bunları giymek için sabırsızlanıyorum!'' dedi güzel kız.

Fei gülerek karşılık vermişti tabii... Bir yandan bunu hayal etmiş ve ağzının sulanmaya başladığını fark edince yavaşça kendini düzeltmişti.

Görünüşe göre insanın güzelliği kovalıyor olması, nerede olursa olsun ortaktı. On tasarım, bir çağ ve uygarlığı temsil ediyordu ve kısacık bir süre içerisinde, geleceğin kraliçesinin kalbini fethetmeyi başarmışlardı. Bu Fei'ye gelecekteki planları için biraz daha güven duygusu aşılıyordu.

''Angela, önümüzdeki birkaç günde oldukça yoğun olabilirim. Sen ve Emma bana bu kıyafet setlerini yapmamda yardım edebilir misiniz? Sonuçların nasıl olduğunu da görmüş oluruz.'' diye sordu Fei. Angela'ya baktıkça daha fazla bakmak istiyordu.

''Sorun yok. Sophia Teyze, Danny, Lawrence Amca ve ben epey yakınız. Onlar Chambord'daki en iyi terzilerdir. Bu kıyafetleri kesinlikle mümkün olan en kısa sürede yapabiliriz.'' Angela sonunda Alexander'a yardım edebileceği bir yeri bulduğunu fark ederek mutlu olmuştu. Kralın isteğini bir an bile tereddüt etmeden, derhal kabul etti.

''Haha, bu mükemmel.'' Fei memnundu. Gözlerini kaydırdı ve ani bir şekilde konuştu, ''Angela, sana teşekkür etmek amaçlı olarak senin için özel bir tasarım, bir hediye yapmaya karar verdim.''

Konuşmasının ardından hemen bir tüy kalem daha çıkardı ve bir başka hayvan derisi kağıdına, bir şeyler çizmeye başladı.