Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

129. Bölüm Usta Fanny’yle Flört Etmek

Çevirmen: Zakowske / Editor: Valheru

 

‘’Eh? Burada ne işin var?’’ Fanny uzaktan Han Shuo’yu gördüğünde şaşkınlıkla seslendi. O kadar keyifliydi ki, ağzı neredeyse kulaklarına varıyordu.

Han Shuo oturduğu yerden kalktı ve Fanny’ye doğru yürüdü. ‘’Seni bulmaya gelmiştim ama burada değildin, ben de biraz beklemeye karar verdim.’’

Han Shuo Müdür Emma’nın sözlerini ciddi bir şekilde düşünüyordu. Eğer gerçekten şu an ilişkilerini ilerletirlerse, birbirlerini etkileyebileceklerini anlıyordu. Han Shuo kendisine bir sorun çıkmasından korkmuyordu ama Fanny’nin bu durumdan etkilenmesini istemiyordu.

‘’İçeri gel! Konuşalım.’’ Fanny iyi bir ruh halinde olduğundan normalden daha çok gülümsüyordu. Laboratuvarın kapısını açtı ve Han Shuo’ya çabuk olup içeri girmesini işaret etti.

Han Shuo laboratuvara girdiğinde, Fanny hevesle Han Shuo’ya baktı, ‘’Bu kez sana gerçekten teşekkür etmem lazım. Sayende diğer bölümlerin öğretmenlerinin bana karşı olan davranışları aşırı gülünçleşti. Heh heh, sen kazandıktan sonra yüzlerinin nasıl bir hal aldığını biliyor musun? Uzun zamandır bu kadar mutlu olmamıştım!’’

‘’O zaman bana nasıl teşekkür etmeyi düşünüyorsun?’’ Han Shuo içeri girdikten sonra bir sandalyeye oturdu ardından Fanny’ye tutkulu bakışlar attı. Bu bakışları gören Fanny’nin yüzü kızardı ve kafasını eğerek söylendi, ‘’O zaman nasıl teşekkür etmemi istersin?’’

‘’Bir öpücük isterim!’’ Bu sözler ansızın Han Shuo’nun ağzından çıkmıştı ama sözler ağzından çıktığı an dayak yiyeceğini hissettiği için işi şakaya vurmaya karar verdi, ‘’Şaka yapıyorum, şaka!’’

Beklentilerinin aksine, yüzü alev alev yanan Fanny öfkeyle patlamadı. Kızarmış bir yüzle bir an sessiz kaldı ardından utangaçça Han Shuo’ya yaklaşmaya başladı. Genç adam tepki veremeden, parlak kırmızı dudaklarını uzattı ve sol yanağına yıldırım kadar hızlı bir öpücük kondurdu.

‘’Küstah serseri, sonunda istediğini elde ettin mi?’’ Fanny Han Shuo’yu öptükten sonra birden kafasını çevirdi ve gence bakmaya daha fazla cesaret edemedi. Laboratuvarı topluyormuş gibi yapıyordu ama kızarmış ve titreyen omuzları ona ihanet ediyor, içindeki gerginliği dışarı yansıtıyordu.

Han Shuo olduğu yerde kalakalmış ve şoktan aptala dönmüştü. Bir elini bilinçsizce uzattı ve Fanny’nin öptüğü yanağını okşadı. Yanağında kalan hafif kokuyu hissedebiliyordu. Bir parmağıyla yanağındaki hafif ıslaklığa dokundu ardından emmek için parmağını ağzına götürdü.

Han Shuo’nun sessizliği Fanny’nin en sonunda bakışlarını genç adama çevirmesine neden olmuştu. Kafasını çevirdiği an, Han Shuo’nun yaptığı arzulu harekete denk geldi. Anında öfkeyle ayağını yere vurdu ve haykırdı, ‘’Lanet olsun, gerçekten zamparasın!’’

Han Shuo Emma’nın az önce söylediklerini tamamen unutmuştu ve son derece şehvetli bir tonda konuştu, ‘’Nasıl zampara oluyorum yahu? Sadece çok büyüleyicisin. Aslında az önce dudaklarıma bir öpücük kondurmanı istemiştim ama sen yanlış yeri öptün. Bu sayılmaz, hadi bir daha!’’ Han Shuo sözlerini bitirdiğinde gerçekten de gözlerini kapattı ve dudaklarını uzattı. Nasıl bakılırsa bakılsın zampara gibi gözüküyordu.

Fanny’nin bu sözler üzerine öfkeden nefesi kesildi. Han Shuo’nun yanağını çimdiklemek için sağ kolunu uzattığı esnada söylendi, ‘’Seni kötü serseri, bir meyve verdik diye bağa uzanıyorsun!’’

Fanny’nin sözleri dudaklarından çıktığında, Han Shuo istediğini alamayacağını anladı. Hızla gözlerini açtı ve birden Fanny’nin zarif elini uzattığını fark etti. Kalbi güm güm atan genç adam hiç düşünmeden harekete geçti ve yıldırım hızıyla Fanny’nin güzel avucunun ortasına bir öpücük kondurdu ardından yine yıldırım hızıyla geriledi.

Yumuşak bir ‘’Eh’’ sesi duyuldu. Fanny istemsizce kısık bir ses çıkartırken adeta elektroşok yemiş gibiydi. Daha sonra kendisini toparladı ve kızgın bir biçimde söylendi, ‘’Serseri, gittikçe daha cüretkâr oluyorsun. Bittin sen!’’

Fanny bu sözler ağzından çıktıktan sonra, sinirli bir şekilde Han Shuo’ya doğru fırladı, görünüşe göre gençten intikam almak istiyordu. Az önce Fanny’ye karşı cüretkâr bir hamle yapan Han Shuo’nun kalbi küt küt atıyordu ve genç adam kendisini gittikçe daha da zor kontrol ediyordu. Ayrıca bugün belki de daha mutlu olduğundan, Fanny’nin kendisine karşı tavrının normalden daha farklı olduğunu hissediyordu.

Normal koşullar altında, Fanny Han Shuo’nun kendisini öpmek istediğini duyduğunda öfkelenir ve genç adamı güzelce azarlardı. Kim bu sefer azarlamamakla kalmayıp, böyle gülünç bir isteği kabul edeceğini düşünürdü ki? Han Shuo az önce avucunu öptüğü esnada, kadının utancının öfkesinden fark edilebilir şekilde daha fazla olduğunu hissetmişti. Han Shuo şu an Fanny’nin normalden oldukça farklı olduğunu açıkça görebiliyordu.

Genç adam Fanny’nin üzerine atılmak üzere olduğunu gördüğünde, kaçınmak yerine birden elini uzattı ve Fanny’yi kucağına çekti.

Birdenbire Han Shuo’nun burnuna baştan çıkartıcı bir koku hücum etti. Büyüleyici beden Han Shuo’nun kucağına ulaştığında, şahane kıvrımlar Han Shuo’nun bedeninde büyük bir kargaşa yarattı. Özellikle de artık bir bakir olmadığı için verdiği tepki çok daha büyüktü.

O anda, Emma’yla yaptığı konuşmayı ve Emily’yle yaşadığı ilişkiyi çoktan unutmuştu. Büyük elleriyle Fanny’ye sarıldı, kıpkırmızı dudaklarına yumuldu ve açgözlülükle dudakların tadına bakmaya başladı.

‘’Eurgh...’’ Han Shuo tarafından sıkıcı tutulduğundan dolayı Fanny kaçamıyordu. Küçük elleriyle öfkeli bir biçimde genç adama vurduğu esnada, ağzından protesto sesleri çıkıyordu. Ne var ki, Han Shuo’nun büyük dili Fanny’nin tatlı dudaklarını yararken, Fanny’nin içinde inanılmaz bir his yayılmaya başladı.

Başlangıçta öfkeyle gencin göğsüne vuruyordu, lakin darbelerinin arkasındaki güç gitgide azaldı. En sonunda çırpınmayı bıraktı ve Han Shuo’ya sarılarak genç adama karşılık vermeye başladı. Han Shuo’nun açgözlü istilasına eşlik ederken boynunu eğdi ve badem gözleri sislendi. Bedeninin sıcaklığı yükselmeye başladı ve görmekten memnun olduğu tatlı bir rüyaya gömüldü.

Bu şahane his Han Shuo’nun bütün bedenini kaplamıştı. Gece gündüz hayalini kurduğu kadın şu an kollarındaydı. Bu zihinsel tatmin duygusu vahşileşmesi için yeterliydi.

Fanny’nin sona doğru verdiği utangaç karşılık Han Shuo’nun kalbinin adeta bir yanardağ gibi patlamasına neden olmuştu. Yavaş yavaş aşılmaması gereken sınırı aşmaya başlamıştı. Büyük elleriyle Fanny’nin şahane kalçasını kavrarken, sertleşen ufak dostu yavaşça uygun bir açı arıyordu.

Fanny aniden belinde sert ve sıcak bir sopa hissetti. Anında durumu anladı ve hiçbir şeyi umursamadan çırpınmaya başladı. Fanny hareketlerine ayak uydurduğundan, genç adam da rahatlamıştı. Fanny’nin böyle şiddetli bir tepki vereceğini düşünmediği için gafil avlanmıştı.

‘’Sen....sen...ben...ben...’’ Han Shuo’yu ittiren Fanny genç adamın elinden kurtulduktan sonra, alev alev yanan yüzüyle yüksek sesle soluyor, ağzında bir şeyler geveliyordu. Ne var ki, duygularından dolayı bir süre boyunca tek kelime edemedi.

Han Shuo’nun bakışları Fanny’ye kilitlenirken ciddiyetle konuştu, ‘’Usta Fanny, senden hoşlandığımın farkında olduğunu düşünüyorum.’’

Han Shuo’nun ifadesi ciddi ve kararlıydı ayrıca kısık sesi kulağa oldukça çekici geliyordu. Bu kelimeleri duyan Fanny’nin kalbi tekledi. Şu an Han Shuo’yla göz göze gelmeye cesaret edemiyordu. Kafasını eğdi ve konuştu, ‘’Daha fazla konuşma. Şimdi bu konu hakkında konuşmak istemiyorum. Eğer usta büyücü seviyesine ulaşır ve akademiden mezun olursan, sana bir şans vermeyi düşüneceğim.’’

Han Shuo’ya arkası dönük duran Fanny, kızarmış boynuyla hâlâ soluyordu. Han Shuo arkasından bir süre Fanny’ye baktı ardından kararlı adımlar attı. Birden uzandı ve Fanny’ye arkadan sarılarak, nazikçe konuşmaya başladı, ‘’Uzun zamandır gece gündüz düşündüğüm tanrıçasın. Nezaketin ve tutkunla kalbime dokundun. Muhteşem güzelliğin ise kendimi kontrol etmemi daha da zorlaştırıyor. Bütün hayatımın ellerinde parçalanacağını hissediyorum....’’

Han Shuo Fanny’ye sarıldığı ilk anda güzel kadın titredi ve kurtulmak istedi. Ne var ki, Han Shuo tutkulu ilan-ı aşkına başladığında, bedeni yumuşadı ve yumuşakça Han Shuo’nun göğsüne dayandı. Adeta erimişti ve kırmızı dudakları açılıp kapanıyordu.

‘’Gerçekten, büyünden kaçamayacağımı düşünüyorum. Nekromansi bölümünün onuru, şahsi görkem ve ödüllerin gözümde hiçbir değeri yok. Bugünkü hareketlerimin tek nedeni, seni aşağılanırken görmek istemememdi. Hepsi senin içindi. Hislerimi uzun zamandır bildiğinin farkındayım...’’ Han Shuo tutkulu bir dönüş yaptı ve duygulu bir sesle konuştu. Bu Fanny’nin bedeninin daha da alevlenmesine ve daha sesli bir şekilde nefes alıp vermesine neden oldu.

Bir süre sonra, Fanny neredeyse duyulamayan bir sesle utangaçça konuştu, ‘’As...aslında hepsinin farkındayım. Ne var ki, şu anki konumumuz ilişki için uygun değil. Bu ikimiz için de dezavantajlı olacaktır. Eğer Nekromansi Bölümünden mezun olursan, o zaman biz, eh...biliyorsun.’’

Bu sözler Fanny’nin içindeki düşüncelerini açığa çıkarttı ve Han Shuo’nun kalbi anında mutlulukla doldu. Genç adama hemen kolunu Fanny’nin tek bir gram yağ olmayan beline sardı ve dudaklarını Fanny’nin kulağına yaklaştırdı. Sıcak nefesini güzel kadının kulaklarına doğru üfledi ve şeytanice konuştu, ‘’Bilmiyorum, ne olduğunu anlatabilir misin?’’

Han Shuo Fanny’yi sarmıştı ve kulağına üflediğinde genç kadının titrediğini açıkça hissedebildi. Bu şahane, anlatılamaz hissiyatın az önceki heyecana kıyasla farklı bir çekiciliği vardı. Han Shuo durumdan oldukça keyif alıyordu.

‘’Seni kötü serseri! Önceki hayatımda ne hata yaptım da öğrencim olarak seninle cezalandırılıyorum? Pekâlâ, pekâlâ. Eğer akademiden mezun olursan, kız arkadaşın olacağım. Bu cevap seni tatmin etti mi?’’ Fanny arkasını döndü, kıpkırmızı kesilen yüzüyle gözlerini devirdi ve yumuşakça konuştu.

Kalbi olağanüstü keyif ve gururla dolan Han Shuo sadece tek bir şey hissetti; şu an hayatında kutlamaya değer olan tek andı. Yüzünde şapşal bir gülümseme vardı ve tek kelime edemedi.

‘’Defol. Bugün seni daha fazla görmek istemiyorum. Ne bahsedeceksen sonraya sakla. Şimdilik yalnız kalmak istiyorum.’’ Han Shuo’nun yüzünde şapşal bir gülümseme varken, Fanny utangaçça genci ittirdi ve kapı dışarı etti.

Tam Han Shuo dışarı çıkacakken, birden kıkırdadı ve bir elini uzatarak, Fanny’nin kapatmak üzere olduğu kapıyı tuttu, ‘’Bir saniye daha bekle.’’

Fanny Han Shuo’nun eli yüzünden kapıyı kapatamıyordu. Kızarmış yüzüyle gence baktı ve kızgın bir biçimde söylendi, ‘’Başka ne istiyorsun, bugün yeterince zorbalık yapmadın mı?’’

‘’Hayır, hayır.’’ Han Shuo karşı çıktı ve devam etti, ‘’Söylediğin her şeyi kabul ediyorum. Bugün karşılaşmayı kazandığımda Müdür Emma’nın kendi yaptığı bir boyutsal yüzük kazandım. Bu boyutsal yüzük benimkinden çok daha kaliteli, dolayısıyla şimdiye dek kullandığım boyutsal yüzüğüme ihtiyacım kalmadı. Bende onu sana vermek isterim.’’ Han Shuo gülümseyerek konuştu.

‘’Senden hiçbir şey kabul edemem. Eğer boyutsal yüzüğünü takarsam, insanlar ilişkimizi mutlaka yanlış anlayacaktır. Olmaz.’’ Fanny kızarmış yüzüyle Han Shuo’nun hediyesini reddetti.

Han Shuo aniden duraksadı ardından Fanny’nin açıklamalarından sonra her şeyi anladı. Han Shuo aslında Fanny’ye Yuna’nın boyutsal yüzüğünü vermeyi planlıyordu fakat Emma’nın verdiği boyutsal yüzükten dolayı kararını değiştirmiş ve Fanny’ye kendi yüzüğünü hediye etmeye karar vermişti. Fanny’nin bu kadar düşünceli olmasını beklemiyordu.

‘’O zaman bunu alabilirsin. Bu boyutsal yüzükten birisinin anlam çıkarabileceğini düşünmüyorum.’’ Han Shuo Yuna’nın boyutsal yüzüğünü çıkardı ve Fanny’ye uzattı.

‘’Kabul edemeyeceğimi söyledim.’’ Fanny hâlâ kabul etmiyordu.

‘’Kabul edene kadar gitmeyeceğim. Al!’’ Han Shuo isteyip istemediğini umursamadan yüzüğü Fanny’nin parmağına taktı ve konuşmasını beklemeden ayrıldı. Birkaç adım sonra da iz bırakmadan kayboldu.

2. Kitap: Kara Kabuk Organizasyonu’nun sonu.