Bu git isine gqton....
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
109. Bölüm Ceza (3)
"Ne yapıyorsun? P** kurusu, çek ellerini üzerimden! Ben Gaton’un oğluyum, aile başkanının oğlu! Bana ne hakla bu şekilde davranıyorsun? Baş kaldırmaya mı çalışıyorsun yoksa?” Warren yol boyunca avazı çıktığı kadar bağırıp tüm gücüyle ona karşı koydu ama savaşçı, küçük bir civcivmiş gibi kolayca taşıyabiliyordu onu. Warren'ın gözleri bir parça siyah bezle örtülüydü, etrafta neler olduğunu göremiyordu ve salonda çok sayıda insan olsa da, kimse ses çıkarmıyordu.
Warren salonun ortasına getirildiğinde bir şeyler hissetmiş gibi görünüyordu, birdenbire bağırmayı bırakıp istem dışı titremeye başladı. Gaton savaşçıya doğru başını sallayınca, adam Warren'ın gözündeki bandı çıkardı.
Ani, delici aydınlık Warren'ı gözlerini kapatmaya mecbur bıraktı. Uzun bir süre sonra salonda neler olduğunu görmeyi başardı ve hemen bunun bir yargılama olduğunu anlayıp ayakta duramayacak denli şiddetle titremeye başladı, sadece arkasındaki savaşçı onun ağırlığını desteklediği için yere çökmemişti. Warren'ın halini gördükten sonra, Gaton’un solundaki ihtiyar adam ve orta yaşlı adam kafalarını salladı, yüz ifadeleri soğumuştu.
Warren aniden bağırdı “Baba, neler oluyor? Neden aniden beni yakaladılar? Kurtar beni!” Sonunda, bağırışları iniltilere dönüşürken Gaton'a doğru koşmak için elinden geleni yaptı. Ancak arkasındaki savaşçının büyük elleri demir gibiydi, o yüzden kurtulmasının hiçbir yolu yoktu.
Gaton aslında cansız yüz ifadesiyle sakin görünüyordu ama şimdi gülümseyerek kısa bıyığını sıvazlamaya başlamıştı. Sadece ona aşina olanlar, bunun en korkutucu zamanı olduğunun farkındaydı.
Küçük bir el hareketi yapınca savaşçı, Warren’ın ağzını kapatıp daha fazla ses çıkarmasını engelledi. Salonda ortam biraz daha sessizleştiğinde, Gaton sola ve sağa baktı, “Warren burada işte. Düşünceleriniz neler?”
Goliath hor görüyle şöyle dedi, “O yarı efsanevi yüzük somut bir kanıt! Daha hala soruyor musun?”
Alice de soğuk bir şekilde, “Çok fazla kanıt var,” diyerek başını salladı.
Yaşlı büyücü, “Suçlu,” dedi.
“Suçlu,” dedi orta yaşlı adam da.
Warren aniden bir şey söylemek istercesine, tüm gücüyle çırpınmaya başladı ama ne yaptıysa da savaşçının ellerinden kurtulamadı. Çaresizlik anında, savaşçının avucunu bile ısırdı ama bir filin derisini ısırıyor gibiydi adeta. Herhangi bir iz bırakmak bir kenara, neredeyse kendi dişlerini kaybedecekti.
Gaton başını salladıktan sonra sakin ve etkileyici bir şekilde şöyle söyledi, “Güzel. Warren'ın Raymond Joseph ile anlaşıp Richard Archeron'u öldürmeye teşebbüs ettiğini ve onun korumasından sorumlu olan Şövalye Senma'nın ağır bir şekilde ağır yaralanmasına sebep olduğunu kanıtlamak için yeterli delil var. Richard, büyükler tarafından ailenin esas üyelerinden biri olarak belirlendiği için Warren’ın cezası doğrudan idam olacak.”
Warren’ın çırpınışları aniden son bulurken tüm takati kesilmiş gibi yığılıp kaldı. Eğer onu tutan savaşçı olmasaydı, çocuk tamamen yere çökmüştü.
“HAAYIIIRR!” Kalabalığın arasından bir çığlık duyuldu ve çarpıcı güzellikteki genç bir kadın, salonun ortasına fırlayıp Warren'ı sıkıca kucakladı. Savaşçıyı uzaklaştırıp Warren'ı kurtarmak için gerek tekmelerle gerek vurarak elinden geleni yaptıysa da, adam bir kaya gibi hareketsiz kaldı. Kadın en iyi ihtimalle 3. ya da 4. seviyedendi ve adama zarar verebilmesi için çok azdı bu.
Kadın nihayet savaşçıya yaptıklarının boşa olduğunu fark edip bunun yerine Gaton'a dönerek bağırdı, “Richard senin oğlun, ama Warren değil mi? Warrenım senin yanında büyüdü, peki ya dağlardan bir anda ortaya çıkan o p**? Ayrıca hala hayatta ve iyi durumda değil mi? Neden Warren'i idam ettiriyorsun?”
Gaton kaşlarını çatarak cevap verdi, “Bu Archeron Ailesi'nin bir toplantısıdır. Benim kadınlarımdan biri olabilirsin, Jade ama burada konuşmaya hakkın yok. Hem aile topraklarımızda çok sık bulunmamış olsam da, onu nasıl yetiştirdiğini bilmediğimi sanma. Sen olmasaydın, böyle bir şeye cüret edemezdi!”
Jade aniden ayağa fırlayıp bir dişi aslan gibi Gaton'a kükredi, “Ben ne yapmışım ki? Sadece onun en tepeye yükselerek ailenin en güçlüsü olup yoluna çıkan bütün insanları yıkmasını istiyorum! Gaton, sen de bilmediğimi sanma, yarı elf olduğum için ve her zaman aklında olan o elfe biraz benzediğim için istemiştin beni. Richard'ın onun çocuğu olduğunu biliyorum, o yüzden de bu küçük p** için Warrenımı öldürüyorsun!”
Gaton gülerek sadece şöyle dedi, “Jade, yerini unutma. Burada konuşma hakkın yok.”
Gaton’un solundaki yaşlı büyücü, hafifçe elini sallayıp bir sessizlik büyüsü yapınca Jade'in sesi anında yok oldu. İki savaşçı hemen hızlıca davranıp onu bir köşeye zorla sürüklediler.
Ancak kadın çıldırmış gibi mücadele etmeye devam etti. Sessizlik büyüsü ses çıkarmasını engelliyor olsa da, salonda yürek burkan çığlıklar çınlıyormuş gibiydi.
Goliath, Gaton'a bakıp kendisini insan yiyen bir canavara benzeten şekilde kıkırdadı, “Gaton, senin şu kadınların da amma cesur. Aile yargılanmasına müdahale etmenin cezası ne? Kafam son zamanlarda çok iyi çalışmıyor da!”
Gaton, yüzü solgunlaştıktan sonra bir nida attı, “On kırbaç… Alice, sen yap!”
Alice'in bunu reddetmeye hiç niyeti yoktu. Ayağa kalkıp çıplak göğüslü bir savaşçıdan deri bir kırbaç alarak onu biraz bileğine sardı ve hızla birkaç kez şaklattı. Kırbaç, zehirli bir ejderha gibiydi, Jade'in vücuduna çarparak giysilerini yırtıp teninde kanlı izler bırakırken!
Jade aniden nefes aldı ve bedeni kaskatı kesildikten sonra kuvvetlice titremeye başladı. Kırbaç şaklamaya devam etti, vücuduna sabit bir güçle vuruyordu. Yarı elf kadın, onuncu kırbaçtan önce bayılmıştı bile, bu iş bitince Gaton onu duruşma odasından çıkarmaları için iki savaşçıya el salladı.
Gaton, Warren'ı izledikten sonra etrafına bir bakış attı ve alçak bir sesle konuştu, “Biz Archeronlar ne bir araya geldik, ne de birleşmeyi destekledik; ne var ki gerçek Archeronlar birbirlerine zarar vermez. Bu, atalardan gelen bir gelenektir ve hiç kimse buna karşı gelemez, kendi oğlum bile. Faust'da, Norland'da, sayısız düzlemde, hiç düşmansız kaldığımız olmamıştır; bu yüzden aramızda da düşman olmasına gerek yoktur. Bu ilkeye karşı çıkmak isteyenler varsa, bu onlara bir örnek olsun!”
Gaton sağ elini kaldırıp düz bir şekilde yatırarak aşağı indirdi.
Salonun ortasındaki savaşçı, Warren'ı havaya kaldırıp vücudunun her tarafındaki kasları bükerek, Warren'ın sırtına bir yumruk attı. Warren'ın vücudu tamamen kaskatı kesilirken gözleri olabildiğince genişledi ve boğazı hareket etse de ses çıkaramadı! Vücudu birkaç kez titredikten sonra yere çöktü ve gözlerinin feri hızla sönüverdi.
Warren’ın canı bedeninden ayrılırken onu izleyen Richard, nasıl hissettiğini tarif edemezdi. Kesinlikle sempati ya da acıma değildi; hayır, tüm o kuşkular ve fark ettiği anormallikler o anda birbirine bağlanmıştı. Dövüş kuvveti olmadığı halde, Warren'ın Faulk'u kışkırtmak istemesi hiç de şaşırtıcı gelmiyordu artık. Senma'nın ciddi şekilde yaralanması ve düellonun aslında önceden tasarlanmış bir cinayet planı olmasına şaşırtıcı değildi. Richard, onu öldürmek isteyen bu çocuğa karşı acıma ya da sempati duymamıştı. Eğer Warren bugün ölmemiş olsaydı, bir gün ileride Richard'ı yine bir çıkmaza düşürürdü.
Hayır, Richard'ın dikkat ettiği şey Jade'in sözleriydi. Kadının Gaton hakkında söyledikleri onu çok şaşırtmıştı. Doğruyu mu söylüyordu? Gaton tüm bu yıllar malum bir elfi mi taşımıştı kalbinde?
Magnec