Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

102. Bölüm Deneyler (1)

Çevirmen: Güz / Editor: T4icho

İlerleyen günlerde, Su Chen resmi olarak Lin Yemao’nun kan bağını analiz etmeye devam etti. Lin Yemao’nun durumu sürekli değişiyordu.

Su Chen her gün, Ulrich’in başarısız olmuş ilaçlarından iki tanesini Lin Yemao üzerinde kullanmaya devam ederek kan bağının kaynamasına sebep oluyordu. Aynı zamanda Lin Yemao’yu kıvrılan buğulu adımları aktifleştirmesi için zorluyor, kan bağını gözlemleyip bedenindeki köken enerji değişimlerini kaydediyordu.

Su Chen’in biyoloji ve simya kabiliyeti, Ulrich’in notları sayesinde gelişmişti.

Ulrich’in gücü pek fazla olmasa da sadece Enerji Çekme’nin yüksek katında olsa da biyoloji anlayışı oldukça gelişmişti; bu, Gizem Irkı’nın bir alışkanlığıydı. Köken enerji üzerindeki mutlak kontrolleri bilgiye olan açlıklarından doğmuştu.

Yarım yıldan az süre çalıştıktan sonra, Su Chen’in biyoloji çalışmaları çoktan uzmanlık seviyesine ulaşmıştı.

Elbette, sadece çalışmak yeterli değildi. Bilgiyi uygulamanın ve kontrol etmenin en iyi yöntemi alıştırmadan geçerdi.

Böylece, analizlerini sergilemenin yanı sıra, Su Chen ile Demir Uçurum bazı korkutucu canavarlar da öldürüyorlardı. Bir yandan canavarların köken enerjisini güçlerini arttırmak için özümserlerken, diğer yandan canavar anatomisini anlamak için canavarları canlı canlı parçalara ayırıyorlardı.

Lin Yemao, Su Chen ile Demir Uçurum’un birkaç canlı korkutucu canavar getirdiğini fark etmişti. Canavarları öldürdükten sonra, sanki şeytani bir ritüel yapıyorlarmış gibi tuhaf hareketler yapıyorlar, ardından da onları parçalara ayırırken bazı şeyleri not alıyorlardı. Ara sıra Su Chen, canavarlar henüz canlıyken bile onları parçalara ayırıyordu.

Böylece, durum gittikçe kanlı bir hal aldı.

Korkutucu canavarlar işbirliği yapmıyorlardı. Parçalarına ayrılırken şiddetle uluyorlar, böylece kanları ve et parçaları her yere sıçrıyordu. Acınası, trajik ulumalar çok sık duyulur olmuştu.

Bu ürkütücü sahne Lin Yemao’nun tüm kalbine işlemişti. Ara sıra Su Chen onu rahatlatmaya çalışıyordu: “Merak etme, seni parçalarına ayırmayacağım.” ancak konuşurken kullandığı ses tonu “sadece bir tane oyuncağım var, bu yüzden ona iyi davranacağım” dermiş gibiydi ve Lin Yemao’nun daha da korkmasına sebep oluyordu!

Parçalarına ayırma, deney, araştırma ve araya serpiştirilmiş avlanma, Su Chen’in günlük hayatını oluşturuyordu.

Böylece, Su Chen’in Kızıl Sıradağlar’a olan üçüncü yolculuğu farklı alanlardaki büyük ilerlemelerle dolmuştu.

Çok fazla parçalara ayırma ve analizden sonra, Su Chen’in biyoloji anlayışı da yavaş yavaş arttı ve gitgide Ulrich’in yazılarını daha iyi anlamaya başladı. Lin Yemao’ya tekrar baktığında bir şeylerin değiştiğini hissetti. Lin Yemao’nun bedenindeki enerji akışı, gelişim yöntemleriyle dolu gizli bir kitap gibiydi. Su Chen’in fantastik gözlerinin ardında, sanki her şey onun için açılmış, orada öylece anlaşılmayı ve analiz edilmeyi bekliyordu...

Zaman geçtikçe, Su Chen de kan bağının eşsiz becerilerini anlamaya başladı.

Aslında yükselen kan bağı, köken enerjiyi etkileyen eşsiz bir köken maddesine sahipti. Kullanıcının köken enerjisinde tuhaf değişimler ve köken yeteneklerinin gücünde artış yaratan da bu süreçti. Diğer yandan köken enerjinin hareketlerindeki değişimler, köken yeteneklerinden dolayı halihazırda bulunan enerji tılsımlarını ilerletebilirdi.

Örneğin kıvrılan buğulu adımlarda on iki köken enerji tılsımı bulunuyordu ve hepsi de vücudun farklı bir noktasındaydı. Ne zaman kıvrılan buğulu adımlar aktifleştirilse, özellikle bu on iki noktaya odaklanıyordu.

Köken enerji, kan bağıyla değiştiğinde tılsımların sayısı yirmi dörde çıkıyor ve kıvrılan buğulu adımların gücünde artış görülüyordu. Üstelik büyük ihtimalle bu sınırı değildi; eğer karışık kan bağı iki katı etkiye ulaşabiliyorsa, o halde miras kan bağları uyandığında çok daha fazla tılsım yaratabilirdi.

Köken enerjinin temel doğasındaki değişimler ile uygulamasındaki değişimler birbirini tamamlıyordu. İkisi çok yakın bir ilişkiye sahipti.

Bu büyük ihtimalle, neden sadece yükselen kan bağına sahip olan kişilerin kıvrılan buğulu adımlarda ilerleyebildiğinin sebebiydi.

Ancak, Su Chen bunun sadece bir yöntem olmadığını biliyordu.

Havada istemsizce attığı bir adım ona, uygun kan bağına sahip olmasa bile kıvrılan buğulu adımları çok daha güçlü bir şekilde sergileyebileceğini söylüyordu.

Su Chen’in bulmaya çalıştığı şey, bunu nasıl isteyerek yapabileceğiydi.

Bazen olan şeyi her zamana çevirmek istiyordu!

“Bir madde, kan bağı aktifleştirmesinin yerine köken enerji tılsımlarının sayısını arttırmak için kullanılabilir. Hareketleri yöneten kuralları bulduğum sürece, köken enerji hareketlerini kendi iradeleriyle aynı şekilde kullanabilirim. Hm, köken enerji tılsımları iyi bir yöntem olmalı.” Su Chen kendi kendine mırıldandı. Gizem Irkı’nın köken enerji tılsımları ile desenlerini kullanarak antik gizem tekniklerini değiştirdiğini hatırladı.

O zaman neden bu tür yöntemleri kendi kıvrılan buğulu adımlarını desteklemek için kullanmak yetersizdi ki?

Sadece köken enerji tılsımlarının sayısını arttırmak yeterli değildi.

Tılsımların konumları, Su Chen’in “delici gözleri” altında açığa çıkmıştı ama kan bağı köken yeteneğinin gücü sadece tılsım sayısının artışına değil aynı zamanda köken enerji doğasının değişimine de bağlıydı.

Bu durumu çözmesi pek de kolay değildi.

“Belki de iki açıdan bir şeyler yapmaya başlamam gerek. Birincisi, özümseme tekniğimi ilerletmek ki bu sayede köken enerjiyi özümsediğimde aynı anda değiştirebilirim de. Diğeriyse dış kuvvet uygulamak… Yükselen yılan kan bağının köken enerji doğası eşsiz olmamalı. Eğer aynı etkiyi kopyalayacak bir şey bulabilirsem, aynı sonuca ulaşabilirim.”

Bu şekilde düşünürken, Su Chen çalışmalarının hangi yönde olması gerektiğini fark etti.

İlk olarak, kıvrılan buğulu adımlar için yeni bir desen oluşturacak ve tılsımların sayısını arttırmak için kullanacaktı. İkincisi, köken enerjinin kalitesini yükselterek özümseme tekniğini değiştirebilirdi. Üçüncü olarak da yükselen yılanın köken maddesine sahip ilaçlar bulur ve bunları çıkararak sürece başlardı.

Ancak, üçü de şıp diye olacak şeyler değildi.

Su Chen aslında ilk önce özümseme tekniğini değiştirmeyi bitireceğine inanıyordu çünkü bu teknik konusunda güçlü bir temeli vardı. Üstelik gözlerinin yardımıyla, farklı etkileri çok daha net ayırabilirdi.

Beklenmedik bir şekilde, ilk olarak üçüncüyü gerçekleştirdi: Köken maddesi için ilaç bulmak.

Otuz altıncı gününde, Su Chen araştırmasını sergilediği sırada Demir Uçurum uzun adımlarla içeri girdi. “Efendim, yüzük doldu.”

Sürekli canavar avı, Su Chen’e büyük miktarda canavar derisi, kemiği ve başka kaynaklar kazandırmıştı. Birçoğu satılmak üzere ayrılmıştı, bu yüzden Demir Uçurum’un taktığı yüzükte geçici olarak depolanmışlardı. İki tane yüzükleri vardı, ikisi de doluydu.

“Yüzükleri bana ver. Bir göz atayım, belki atabileceğim bir şeyler vardır. Yarın sıradağlardan çıkıp bu eşyaların birazını sat ve bana biraz kaynak alıp getir.” dedi Su Chen yüzüğü çevirdiği sırada.

Yüzüğü toplarken birkaç değersiz şeyi kenara fırlattı. Toplamaya devam ederken arkalarda bir bitki fark etti.

Bu, soğuk bir beceriye sahip olan, “Buz Gibi Su Bitkisi”ydi. Lin Yemao’nun bedenini ararken bulmuştu. Lin Yemao kibirli olmasına rağmen, üzerinde pek bir şey etmeyen köken arayışı aynası dışında değerli bir şey yoktu. Köken arayışı aynasının da üç kullanımlık ömrü kalmıştı sadece. O kadar fakirdi ki Su Chen bile ona acıdı. Buz gibi su bitkisini de Su Chen’e saldırmak için yaptığı yolculuk sırasında toplamıştı.

Yükselen yılanlar bunları yemeyi sevdiğinden, Lin Yemao birazını almıştı.

Yükselen yılan bunu yemeği seviyordu demek?

Aniden, Su Chen’in aklına bir fikir geldi.

Buz gibi su bitkisini alıp behere attı. Ardından, birkaç damla sıvı ekledi ve değişimleri izlemeye başladı.

Daha fazla sıvı eklendikçe, buz gibi su bitkisi mikroskobik katmanlara ayrılmaya başladı.

Bu değişimler çıplak gözle görülemezdi ama Su Chen’in görüşünün altında çok nettiler.

Aslında oldukça özensiz olan bu test onu şaşırtmıştı: Buz gibi su bitkisi, aradığı köken maddesine sahipti.