Tam şerefsiz bir babasın hala akıllanmadın su chen in senden vazgeçmesine şaşmamalı
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
89. Bölüm Durum
Avuç, bıçak gibi inerek Su Qian’ın boynuna doğru uğursuz bir çınlamayla havayı kesti.
Su Qian bu saldırıyı açıkça görmüştü ama kaçınmak için zamanında tepki gösterememişti.
Bam!
Su Chen’in avcu Su Qian’ın boynuna indi.
Herkes, Su Chen bir kez saldırsa da Su Qian’ın çoktan bundan darbe alacağını görmüştü. Su Qian darbe aldığına inanamayarak Su Chen’e baktı.
Temiz ve incelikle yere düştü.
Bu kez Su Chen, onu vahşice dövmemişti.
“HAYIR!” Su Keji kendini tutamayarak ayağa kalkıp bağırmaya başladı: “Qing’er, ayağa kalk!”
Su Qian’ın kaybetmesini ve daha önemlisi bu kadar kolay kaybetmesini kabul edemezdi.
Su Qian, yetişkinler tarafından sataşılan ve yeterince oynandıktan sonra kenara fırlatılan bir çocuk gibi görünüyordu.
Su Chen, Su Qian’ı şiddetli bir şekilde dövmedi ama Su Qian’ın ruhuna ağır bir darbe indirdi. Darbesi, Su Qian’ın özgüvenini tamamen yıkarak oyun oynayan bir çocukmuş gibi görünmesine sebep olmuştu!
Su Keji bunu kabul edemezdi. Deli gibi bağırdı: “Qing’er, ayağa kalk! Dövüşmeye devam et!”
Su Qian bunu duymuş gibi görünüyordu, dengesiz bir şekilde ayağa kalktı.
Su Chen iç çekti ve ardından Su Qian’ı omuzlarından yakalayarak onu dengede tuttu. Kısık bir sesle konuştu: “Sen kaşındın.”
Bam!
Başka bir yumruk Su Qian’ın yüzüne indi.
Su Qian sahnenin altındaki yere çakılmadan önce havada uçtu.
Bu kez Su Keji ne kadar bağırırsa bağırsın kalkamayacaktı.
Her şey bitmişti.
Su Keji’nin kalbi buz gibiydi. Felç olmuş gibi yere oturup kaldı.
Sadece o da değil, bütün izleyicilerin dili tutulmuştu.
Su Qian’ın kaybetmesi, Su Keji’nin bütün servetini kaybettiği anlamına geliyordu.
Klanın ikinci büyüğünün yenilmesi, Su Klanı’nın mirasından vazgeçmesine eşitti. Tüm varlığını kaybetmişti.
Kaybeden ezikken, kazanan kraldı. O sırada Su Changche izlemeye devam edemedi: “Feihu, ikinci ağabeyin şu an büyük bir acı içerisinde görünüyor. Bence…”
Su Feihu yanıtladı: “Oğlun anlıyor. Daha önce yaptığımız bahsi unut gitsin.”
“Hayır, emekleyeceğim!” bu sırada, aniden Su Keji konuştu.
Herkes şaşırmıştı.
Su Keji seyirci platformundan yavaş yavaş indi.
Sahnenin yanına gelip avuçları ve dizleri üstüne eğilerek emeklemeye başladı.
Bunu gören herkes şaşırmıştı. Su Chen bile biraz şaşkındı.
Su Keji yüksek sesle konuşmaya başladı: “Ben, Su Keji, bir bahis oynadım ve kaybettim! Bugünden itibaren Su Klanı’nın tüm mirasından vazgeçiyorum ve sahnenin etrafında bir kez emekleyeceğim. Su Klanı’ndaki herkes şahidim olsun!”
Bağırdığı gibi emekliyor, emeklerken bağırıyordu.
Onu bu halde göre herkesin şaşkınlıkla dili tutulmuştu.
Su Keji’nin agresifliği ile canı sıkılan insanlar varsa şu anda hisleri saygı ve sempatiye dönmüştü.
O sırada Su Feihu biraz rahatsız hissetti.
Sadece Su Chen bunun komik olduğunu düşündü. "Kaybetmiş biri olarak, korkusuz bir tavır sergilemesi daha iyi. Böylece kahramanca davranabilir ve içinde bulunduğu kötü vaziyette insanların sempatisini alarak hayata tutunabilir. Taktiği bu mu yani?"
İkinci amcasının gerçekten kendine has yöntemleri vardı.
Ancak doğal olarak amcasının bu saçmalığa devam etmesine izin veremezdi.
Aniden konuştu: “Jianxin, inmeme yardım et.”
Sesi yüksek olmasa da oldukça deliciydi.
Su Keji’nin bedeni durdu.
“Jianxin mi?!”
Su Chen bağırmaya devam etti: “Jianxin! Jianxin? Neredesin?”
Her bir bağırışı Su Keji’nin kalbine batan keskin iğneler gibiydi.
Birisi Su Chen’e cevap verdi: “Sanırım onu bir süre önce koşarken gördüm.”
“HAYIR!” Su Keji aniden uludu.
İçindeki öfkeyi durduramayarak ileri doğru atıldı.
Su Chen, Su Keji’nin gözden kayboluşunu hafif bir gülümsemeyle izledi.
“Liderim, yarım turu kaldı. Unutalım gitsin.”
Su Chancghe: “......”
————————————————
Su Keji üç gün sonra geri döndü.
Döndüğünde bedeninden kanlar damlıyordu.
Demir Uçurum, Jianxin’in karşılaştığı kaderi merak etse de kimse kanın nereden geldiğini sormadı. Ne yazık ki, Demir Uçurum cevabı asla bilemeyecekti.
Su Keji’nin döndüğü gece birisi Erdemli Hediye Konutu’ndan ayrıldı.
Bu, Büyük Tong’du.
O geceden itibaren Su Keji, ortaya çıkmayarak Su Klanı’nda izole bir hayat yaşadı.
Kontrolü altındaki tüm işlerini tamamen Su Klanı’na devretti ve güç peşinde koşma hayallerinden vazgeçti.
Su Chen’e gelince Yeşil Odun Esansı ve birkaç kaynak daha Su Changche tarafından ona verildi ve o da aynı gün bunların hepsini Demir Uçurum’a verdi.
Herkesin önünde.
Su Klanı’nın iki kuşağının kavga edip durduğu gelişim kaynakları Su Chen tarafından önemsiz bir şeymiş gibi devredilmişti. Bunu gören herkesin dili tutuldu.
Bazıları, Su Chen’in diğerlerinin onurunu kırmak için bunu bilerek yaptığını düşündü; herkesin arkasından gelişim kaynakları aldığını iddia etti.
Ancak herkes çok hızlı bir şekilde öğrendi ki kaynakların hepsi Demir Uçurum’a verilmişti. Yıl sonu değerlendirmesinin akşamı Demir Uçurum Enerji Çekme Diyarı’na ulaştı.
Bu kaynaklar gerçekten de Demir Uçurum’a Köken Akışı Bilgesi olması için verilmişti.
Ama tahminlerden biri doğruydu: Su Chen bunu gerçekten Su Klanı’nı aşağılamak için yapıyordu.
Bunu daha sade bir şekilde yapabilirdi ama o, kazandığı her şeyi bir hizmetkara vermeyi seçmişti.
Görünüşe göre klan lideri bu konuda hiç de mutlu değildi. “Gençlerin hepsi düşünmeden hareket ediyor.” diye söylenip durdu.
Su Chen’in bilerek Su Klanı’nı aşağıladığını doğrulayan başka bir şey ise Su Chen’in şu ana kadar Su Klanı’nın Miras Köşkü’ne köken yeteneği almak için gitmemiş olmasıydı.
Miras Köşkü’nden sorumlu olan kişi, ikinci yaşlı Su Changqing’di. Hatta Su Chen köken yeteneği seçmeye geldiğinde bilerek işleri zorlaştırmayı planlamıştı.
Ancak Su Chen gelmedi!
Köken Akışı Bilgesi olmuştu ama hiç köken yeteneği öğrenmemişti. Bu da ne demek oluyordu?
Birçok insan bunu anlamadı, Su Changqing’in işleri zorlaştırarak Su Chen’in köken yeteneği almasını önlediğini düşündü.
Bunlar Su Changqing’in kulağına gittiğinde o kadar sinirlenmişti ki ağzından kan geldi.
Aslında gerçekten işleri zorlaştırmayı planlıyordu ama böyle bir şey yapmaya fırsatı olmamıştı ki!
Köken yeteneği almaya gelmeyen Su Chen’in kendisiydi, onunla ne ilgisi vardı?
Ne kadar böyle bir planı olsa da yapmadığı bir şey için suçlanmak, Su Changqing’e haksızlıktı.
Yine de herkes onu suçlamıyordu.
En azından Su Changche bunun Su Changqing’in suçu değil de Su Chen’in kararı olduğunu biliyordu.
Su Changche uzun uzun iç çektiği bir gün, Su Cheng’an’ı çağırarak ona küfretti.
Söylenilenlere bakılırsa Su Cheng’an’ın birkaç işini elinden alıp üçüncü oğlu Su Feihu’ya vermişti.
En büyük oğul olarak Su Cheng’an, kontrolünde en çok iş bulunduran kişiydi ama artık Su Feihu ondan daha fazla işi kontrol etmeye başlamıştı.
Sorgusuz sualsiz gerçekleşen bu olaylar, Su Changche’nin büyük oğluna olan ilgisinin üçüncü oğluna kaydığının bir göstergesiydi.
Su Klanı’nda büyük değişiklikler olacağını gösteren önemli bir işaretti. Hatta bazıları, ileride Su Klanı’nın başına geçecek kişinin Su Cheng’an değil de Su Feihu olacağına inanıyordu.
Su Keji’den sonra Su Cheng’an en çok hüsrana uğrayan kişiydi.
Kendi oğlu yıl sonu değerlendirmesini kazandığında bu ona hiçbir şan getirmemişti. Aksine onu zor bir duruma sokmuştu. İnsanların ona bakışı değişmişti, artık bu bakışlar alay doluydu.
Su Cheng’an için bu bir tür işkenceydi.
Bazı insanlar kararlarından pişmanlık duyarken bazıları öfke duyardı.
Ne yazık ki Su Cheng’an son kısma dahildi.
Magnec