Bu ışık bölümü inşallah bizim işimize su koymaya çalışmazlar yoksa canımızı sıkarlar
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
56. Bölüm Bir Adamın Mutlu Kaderine Eşlik Eden Acı
Büyük kanyonun tam ortasında beş metre genişliğinde bir geçit ve geçide bakan sarp tepeler vardı. Böyle bir konum kurt süvarilerine tuzak kurmak için en ideal yerdi.
Herkes Han Shuo’nun planını kabul ettikten sonra hazırlıklar başladı. Han Shuo nasıl tuzak kurulur pek bilmiyordu. Bir grup sağlam ve gergin halatları kullanarak geçide kapanlar ve tetikleyici teller çekti. Daha sonra Fanny ve Gene tellerin arkasına bir asit bataklığı oluşturmak için gelişmiş nekromansi büyüsü kullandılar.
Ne var ki, asit bataklığı büyüsünü yapmak adına büyük miktarda zihinsel güç gerekiyordu. Asit bataklığının menzili her ruh çağıranın zihinsel gücüne göre değişirdi. Fanny ve Gene beraber çalışmıştı ama sadece 25 metrekare genişliğinde bir bataklık oluşturabilmişlerdi. Görünüşlerine bakılırsa, bu onların sınırıydı.
Tepelerin iki tarafına da ork süvarilerinin üzerlerine atmak için birkaç büyük kaya yerleştirildi. Nekromansi bölümünün öğretmenleri ve öğrencilerinin hepsi son derece cılız ve narindi, bu yüzden doğal olarak büyük kayaları taşıma görevi Han Shuo’ya kaldı.
Hazırlıklar tamamlandıktan sonra, Gene, Bella, Bach ve birkaç kişi daha geçidin bir tarafında pusarken, Han Shuo, Fanny, Lisa ve diğerleri de diğer tarafta beklemeye başladılar.
‘’Epey değiştin. Akademi’ye canlı dönebilirsek en büyük katkı kesinlikle sana ait olacak. Bu durumu okul yönetimine kesinlikle rapor edeceğim ve senin için onlardan birkaç ödül alacağım!’’ Fanny büyük bir kayanın arkasına çökmüştü ve Han Shuo’nun bedenini süzerken, fısıldıyordu.
Han Shuo Lisa ve Fanny’nin ortasındaydı. Üçü epey yakındı ve Fanny fısıldadığında, orkideler gibi kokan nefesi direkt Han Shuo’nun sağ yanağına çarptı. Hafif parfümü Han Shuo’nun kalbini bir maymun gibi heyecanlandırdı ve zihni bir at gibi dörtnala koşturdu. Birdenbire bu tehlikenin ayrıca zarif bir çekiciliği olduğunu hissetti.
Alışkanlıktan kafasını kaşıdı ve dürüstçe gülümsedi. Cüretkârca Fanny’nin çekici hatlarına bakmak için kafasını çevirdi. O sırada Fanny’nin saçı dağınıktı ve yüzü asit bataklığını yaptıktan sonra epey zihinsel güç harcadığından dolayı biraz solgundu. Bu hali normal zamanlardaki çekiciliğine ve ihtişamlı havasına ters düşse de, Han Shuo’ya göre bu hali de çok güzeldi.
‘’Lanet olsun, seninle konuşuyorum, bana bakmayı kes!’’ Fanny Han Shuo’nun kendisine mest olmuş bir şekilde baktığını ve dediklerine dikkat etmediğini gördüğünde öfkelendi. Gittikçe daha da cüretkarlaşıyor...artık bana böyle bakmaya bile cüret ediyor.
‘’Heh heh, Usta Fanny, çok güzelsiniz. Baksam bile size bir zararı olmayacak, neden bu kadar cimrisiniz ki?’’ Han Shuo hafif bir kahkaha eşliğinde Fanny ile flört etti.
Aniden bir acı dalgası Han Shuo’nun sol kolundan bedenine yayıldı. İfadesi çarpıklaşan genç adam Lisa’ya bir göz atmak için kafasını çevirdi. Lisa’nın vahşice kendisine baktığını görünce ise hızla bir gülümseme takındı ve söylendi, ‘’Tabii ki Lisa, sen de çok güzelsin, heh heh.’’
Hafif bir homurtuyla kafasını kaldıran Lisa Han Shuo’ya dik dik baktı ve kızgın biçimde karşılık verdi. ‘’Artık güçlendiğin için sana bir ders veremeyeceğimi düşünme. Humph. Şimdi biraz boş vaktimiz olduğuna göre, çabuk ol ve nasıl zihinsel güç kazandığını ve kemik oku büyüsünde nasıl ustalaştığını anlat. Bana söylemediğin daha başka sırların var mı?’’
‘’Eh, ne sırrı? Sayende kemik oku büyüsünde ustalaşabildim. Üzerimde Ruh Izdırabı’nı kullanmasan ve bana ölümün kapılarına yarım adım atana kadar işkence çektirmeseydin, kesinlikle önceki kadar işe yaramaz olurdum. Hepsi senin sayende!’’
İfadesi hüzünlenen tatlı kız birden surat astı ve hafifçe iç çekti ardından fısıldayarak konuştu, ‘’Hâlâ beni affetmedin değil mi? Üzerinde Ruh Izdırabı’nı kullandığım için her zaman benden nefret ettiğinin farkındayım ama aslında amacım kötü değildi. Seni neredeyse öldürdüğünü de bilmiyordum!’’
Editör Notu: Bak hele… Adamı neredeyse öteki tarafa postalayacaktı ama haspanın niyeti kötü değilmiş.
‘’Hayır, gerçekten seni suçlamıyorum. Delice şeyler düşünmeyi kes Lisa. Sanki sana karşı olan hislerimi bilmiyorsun. Nasıl sana kin tutabilirim ki?’’ Han Shuo afalladı ve birden numarasını hatırlayıp aceleyle Lisa’yı rahatlatacak sözler sarf etti.
Tam o anda, Han Shuo’nun sağ kolunda da aynı acı belirdi ve kafasını çevirdiğinde Fanny’nin kuvvetle kendisini çimdiklediğini gördü. Genç adam sessizce iç çekerken içinden bir hüzün dalgası yükseldi. Bir adamın mutlu kaderine her zaman eşlik eden bir acı olacağını, bu nedenle de mutluluğunun yeterince keyfini çıkaramayacağını düşünüyordu. Çarpıkça gülümseyerek sordu, ‘’Usta Fanny, şimdi ne var?’’
Fanny de Han Shuo’nun sözlerini duyunca hafifçe şaşırdı ve kendi kendine düşündü, Benim sorunum ne? İkisinin konuşmasının benimle ne alakası var? Nasıl oldu da Bryan’ı çimdikleme dürtüsüne karşı koyamadım? Hafifçe kafasını salladı ve homurdanarak sesini birazcık yükseltti. ‘’Lisa, Bryan az önce sana karşı olan hislerinden bahsederken ne demek istiyordu?’’
Aniden Lisa’nın yüzünde paniklemiş bir ifade belirdi ve aceleyle konuştu, ‘’Hiçbir şey, hiçbir şey. Usta Fanny, yanlış duymuş olmalısınız. Haha, öyle değil mi Bryan?’’ Konuştuktan sonra Han Shuo’ya tehdit edici bir bakış atmayı unutmadı, eğer dediklerimi tasdiklemezsen bitersin!
Çarpıkça kafasını sallayan Han Shuo meseleyi geçiştirdi, ‘’Evet, Usta Fanny çok fazla zihinsel gücünüzü kullanmış olmalısınız, bu da bazı şeyleri yanlış duymanıza neden olmuştur.’’
‘’Demek öyle?’’ Fanny Han Shuo’ya şüpheyle baktı ve garip bir tonda sordu.
‘’Tabii ki, tabii ki. Oh doğru Usta Fanny, akademiye döndüğümüzde köle konumundan kurtulmak istiyorum. Karanlık Orman’dan yeterince altın kazandım ve sonsuza kadar köle olmak istemiyorum!’’
‘’Endişelenme, eğer gerçekten güvenle Akademi’ye dönebilirsek, senin yerine yönetimle temasa geçeceğim. Sadece köle statünü kaldırmakla kalmayacağız, ayrıca ayakçı statünden de kurtulmanı sağlayacağım. Gelecekte Nekromansi bölümünün bir öğrencisi olacaksın ve şahsen sana daha gelişmiş nekromansi büyülerini öğreteceğim. Sahip olduğun potansiyelle, bana göre gelecekte kesinlikle Nekromansi bölümündeki tüm öğrencileri aşacaksın!’’
Fanny Han Shup’ya memnuniyetle baktı ve sağlam bir söz verdi. İçinden düşündü, nekromansi bölümünün bir öğrencisi olur ve zihinsel gücü hızla artarsa, o zaman belki gerçekten de şu anki zincirlerinden kurtulabilir. O zaman, belki....eh. Neler düşünüyorum ben? Görünüşe göre gerçekten fazla zihinsel güç harcadım. Yoksa neden böyle delice şeyler düşünürüm ki?
Han Shuo’nun yüzünde keyifli bir ifade vardı, lakin o anda ansızın kaşları çatıldı ve gözlerini kapatarak, sessizce bir an odaklandı. Ardından diğer tarafa seslendi, ‘’Usta Gene, dikkatli olun, sert adım sesleri duyuyorum. Bence ork süvarileri yakında burada olacak.’’
‘’Anlaşıldı, siz de dikkatli olmalısınız. Bryan, Usta Fanny ve ben az önce epey zihinsel güç harcadık, yani Usta Fanny’yi iyi korumalısın!’’
‘’Endişelenmeyin, benim canımı almadan ona ellerini dahi süremezler!’’
Han Shuo konuşmayı bitirdiği an sol kolunun daha fazla acıdığını hissetti. Lisa’nın öfkeyle hareket ettiğini anında anlamıştı. Hızla Lisa’ya açıklama yapmak için kafasını sola çevirirken, sağındaki Fanny’nin o anda kendisine karışık duygularla baktığından haberi yoktu.
Sonunda, mesafeden yavaşça adım sesleri geldi. Artık öğrenciler ve Nekromansi bölümünün öğretmenleri bile bu sağlam adım seslerini duyuyordu ve istemsizce hepsi dikkatlerini odaklayıp, saldırı karşısında kendilerini hazırlıyorlardı.
‘’Lanet olsun, neden gelenler Beacher ve diğer Işık bölümü öğrencileri olmak zorundaki?’’
Tam herkes odaklanıp nefeslerini tutmuş ve devasa kayaları aşağı itmek üzereydi ki, Han Shuo’nun keskin gözleri aniden gelenlerin kurt süvarileri olmadığını, aksine acınası durumdaki Beacher, Irene ve diğer Işık bölümü öğrencileri olduğunu fark etti. Gelenlerin arasında tanıdık olmayan birkaç büyücü de vardı ve hepsi çökmek üzere gözüken zayıf atlar sürüyorlardı. Hepsi de son derece yorgun gözüküyordu.
Fanny kaşlarını çattı ve birden kafasını devasa kayanın arkasından uzatarak yüksek sesle bağırdı, ‘’Usta Beacher, hemen durun. İlerlediğiniz yönde ork süvarileriyle ilgilenmek için yerleştirdiğimiz tuzaklar var.’’
Tellere doğru ilerleyen Beacher ve diğerleri Fanny’nin sözlerini duyunca aceleyle durdular. Beacher tepelerin iki yanındaki Nekromansi bölümü öğrencilerine ve öğretmenlerine bakmak için kafasını kaldırdı ve anında durumu çözdü, ‘’Ork süvarileri tam arkamızda, ne yapmalıyız?’’
‘’Atlardan vazgeçin ve koşmaya devam edin. Tuzakların nerede olduğunu size söyleyeceğiz. Eğer olduğunuz yerde kalırsanız ölümle yüzleşirsiniz!’’ Han Shuo kafasını çıkardı ve sakince karşılık verdi.
Beacher ve diğerleri Han Shuo’nun sözlerinden sonra anlık olarak tereddüt ettiler ardından herkes ileri doğru atıldı. Atlardan indiler, binekleri bağlamak için hançerler kullandılar ardından koşturdular. Fanny’nin uyarıları sayesinde ipleri ve asit bataklığını aşıp hızla iki yandaki tepelere tırmandılar.
Bir kere daha herkesin kulaklarına sağlam adım sesleri ulaştı. Bu sefer, herkes gelenlerin ork süvarileri olduğuna emindi.
‘’İyi saklanın ve savaşa hazırlanın!’’ Herkes dikkatle saklanıp, katliama, yağmaya, soyguna ve çapulculuğa alışmış kurt süvarilerine kanlı bir ders vermeyi planlarken, Han Shuo gürledi.
Magnec