Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

16. Bölüm Boşluk Kabuğu

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

Maven Akron Çetesi’nin kökünü kuruttuktan sonra bir gecede zengin olmuştu.

O hiç bir zaman iş para harcamak konusuna geldiğinde cimri biri olmamıştı, özellikle de doğru yerlere harcadığını düşündüğü zaman. Her neyse, o gümüşlerin hiç biri israf olmamıştı, yarım yıl sonra gerçekleşecek olan felaket para sistemini çökertecek ve o paralar birer hurdaya dönecekti, bu yüzden şimdiden yararlı şeylere harcaması onun için en iyisiydi.

Özellikle de o büyücü paraları. Onlar daha da değerliydiler bu yüzden güney şehirlerinin para sisteminin çöküşünden önce harcamazsa yazık olacaktı.

Maven bunun tam olarak farkındaydı o yüzden Nehir Kıyısı Şehri’nden ayrılmadan önce kendini gizleyerek Korucular Loncası’na girdi.

Korucular Loncası basit bir organizasyondu. Bazı görevler verirler, genellikle tarafsız kalırlar ve sık sık ufak tefek işler yaparlardı.

Maven Korucular Loncası görev panosunu kontrol ettiğinde, panoda [Kızıl Manastır’ı Temizle] görevi yoktu, muhtemelen yarım yıl sonra ortaya çıkacaktı. Bu, oradaki kızıl kölelerin hala kendilerini sakladığının ve güçlerinin hala kontrol edilebilir sınırlarda olduğunu gösteriyordu. O uyuyan yarı tanrı liç için Maven’in çoktan bir planı vardı.

İnsanlar onun tanrılık mertebesine ulaşamadığı için derin bir uykuya daldığını söylüyorlardı ama gerçekte o sadece son anda başarısız olmuştu. Başarılı bir şekilde ilahi gücünü oluşturdu.

Ve şu anda, o ilahi güç sessiz bir şekilde Kızıl Manastır’ın yeraltı labirentinde oturuyordu. 

Maven o ilahi gücü istiyordu ama şu anda değil, şu anda sahip olduğu güç çok zayıftı. O uyuyan yarı tanrı liç onu öldürmek için bir saniyeye bile ihtiyaç duymazdı.

…

Korucular Loncası’nın içinde Sihirbaz İttifakı’nın simya dükkanı vardı ve Maven parasının büyük bir kısmını oradan gerekli bir eşyayı almak için harcamıştı. En önemlisi boşluk kabuğu.

[Boşluk Kabuğu]

Kalite : Az Bulunur

Kapasite : Dört küp ki* boş alan.

Gereklilikler : 10 Zeka

Bu açıkça bir depolama eşyasıydı. Boşluk kabuğu en temel depolama eşyasıydı çünkü ham maddenin kendisi bir boyut alanı içeriyordu. Sadece biraz rafine edilmesi gerekiyordu ve sonrasında iyi bir büyülü eşyaya dönüşüyordu.

Bu şey doğal olarak ona ufak bir servete mal olmuştu ve Maven ona 3 büyücü altını harcamıştı.

Depolama eşyaları az bulunur eşyalar gibi çok pahalıydılar.

Bahsetmeye değer diğer şey ise [İstekli Halat]’tı. O da az bulunur bir eşyaydı ve 1600 gümüşe satın almıştı, Boşluk Kabuğu’ndan çok daha ucuzdu.

O çok fonksiyonlu bir halattı, söylentiye göre bir yüksek elfin ellerinden çıkmaydı. Çok çeşitli sihirlere dayanarak bu halat her türlü etkiyi gösterebiliyordu. Bu, bir maceracının en çok istediği eşyaydı.

Maalesef ortalama bir maceracı böyle az bulunan bir eşyayı karşılayamazdı. Bin gümüşten daha fazla… Hayatları boyunca o kadar kazanamayabilirlerdi bile.

Maven farklıydı, İstekli Halat’ı üzerine çok düşünmeden direk olarak satın almıştı çünkü Kızıl Manastır’a girebilmek için o eşyaya güveniyordu.

Onsuz manastırın kapısındaki Acı Keşişlerini geçemezdi.

…

Hall Sıradağları, isimsiz bir zirve.

Maven ikiz hançerleri elinde ve Boşluk kabuğu boynuna asılı olarak, dikkatlice kaba ve düzensiz dağ patikasında ilerliyordu.

Faenin’in vahşi doğası oldukça tehlikeli bir yerdi. Şu anda çok kötü bir durumda olmasa da, felaketten sonra kaotik mananın etkilediği yaratıklarla dolup taşacaktı. Bu yaratıklara iblisler denecekti. Orijinallerinden çok daha güçlü ve çok daha kana susamış haldeydi o yaratıklar.

O yaratıkların yıkıcı gücü karşısında, bir çok şehir bile düşecekti.

Maven’in anılarına göre, Nehir Kıyısı Şehri yaratıkların üstesinden gelebilen birkaç güney şehrinden biriydi. Nedeni basitti, güneyde Nehir Kıyısı ve kuzeyde Mücevher Koyu çok fazla oyuncunun toplandığı noktalardı. O oyuncuların da yardımıyla, o çok sayıdaki yaratığın istilası durdurularak Nehir Kıyısı Şehri kurtarılmıştı.

Ama bu sefer… Maven’in içinde kötü bir his vardı. O ‘altın çocuk’ olarak yerliler tarafından övülen oyuncular, bu sefer orada olmayabilirlerdi.

Eğer durum bu şekilde gelişirse, Nehir Kıyısı Şehri’ni koruma işini de kendi gücüyle halletmesi gerekiyordu.

Ama yine de Nehir Kıyısı Şehri felaket öncesinde kısmen güvenli bir yerdi. Özellikle de bu sıradağlar. O ilahi gücün yarattığı hafif baskı yüzünden, içinde hala biraz hayvani içgüdü bulunan yaratıklar bu taraflara pek gelmiyorlardı.

Bu Maven’in sırtına binebilecek olan bir yükün ortadan kalkmasına neden olmuştu.

Maven küçük patikayı takip ederek kısa süre sonra yoğun sis altındaki bir vadiye vardı. Orası Kızıl Manastır’ın ana girişiydi.

İki tane 2 metre boyundaki Acı Keşişi, ellerinde demir sopalarla ciddiyetle, sanki birer heykel misali gözleri uzaklara bakarak dikiliyorlardı.

Aslında onlar canlı varlıklar değillerdi ama yabancı biri yaklaştığı anda, liçin sihri onları aktif hale geçiriyordu.

O zaman Maven iki tane rütbe 3 sınıfa sahip canavarla yüzleşmesi gerekirdi,

[Sv 5 Keşiş - Sv 5 Münzevi Keşiş - Sv 2 Acı Keşişi]

Acı Keşişi’nin yakın dövüş yetenekleri rütbe 3 sınıflar arasında en iyisiydi. Yarı tanrı olan liçin onların bedenlerine yaptığı bir sürü lanetten ve güçlendirmeden bahsetmeye bile gerek yok tabi ki. Bu heriflerin icabına bakmak isteniyorsa en azından Efsane seviyesinde olmak gerekiyordu.

Ya da rütbe 2 maceracılardan oluşan bir ordu göndermek. Bazı durumlarda insan dalgası taktiği gayet kullanışlıydı.

…

Maven oraya ana girişi kullanarak girmek niyetinde değildi onun yerine bir kestirme kullanacaktı.

Kızıl Manastır, tırmanmaya pek olanak vermeyen dik yamaçların ortasında kalan bir vadiye kurulmuştu. 

Ama ortada her zaman bir istisna olurdu.

Maven o yakınlarda bir mağara olduğunu biliyordu ve içindeki birkaç gnomu öldürdükten sonra, bulabileceğin küçük bir platform vardı.

İstekli Halat’ı orada kullanarak Kızıl Manastır’a doğru inmeyi planlıyordu.

Ama yine de biraz riskliydi.

Kızıl Manastır’ın içinde, kızıl kölelerden başka o ucubeler, Şeytan Tanrı İnfazcıları vardı. Kızıl köleler kendi bulundukları bölgelerden ayrılmazlardı ama o Şeytan Tanrı İnfazcıları kendi alanlarının dışında dolaşmaktan hoşlanırlardı, sürekli her yeri gezerlerdi. Bu durum, Maven’in içeri sızma planına çok fazla değişken faktör ekliyordu.

Ama hangi planın içinde risk yoktu ki?

Maven o vadinin girişini, etrafını dönerek zirveye ulaşan dar ve dik bir yolu kullanarak atlattı.

Yarım saat sonra, gerçekten de girişi uzun ve sık otlarla örtülü bir şekilde gizli girişi buldu.

Gnom Mağarası. İçinde genellikle altı ya da sekiz adet gnom olurdu. Çeşitli silahlar kullanıyor olabilirlerdi ama o silahlar kaba saba olmalıydı, genellikle sopa kullanmayı tercih ederlerdi.

Bu gnomların ortalama seviyesi 2 civarlarındaydı. Sadece büyük gnom kabilelerinde rütbe 1 üzerinde üyeler bulunurdu.

Maven muhtemelen bir maceracı olmadan önce bir gnomu bile mağlup edemezdi. Ama o çoktan Korucu sınıfını seviye 4’e çekmişti, Pyroxene Bar’daki savaşından sonra Diapheis ve emrindekiler sağ olsun ona hatırı sayılır savaş TPsi vermişlerdi.

Sadece birkaç gün önce güçsüz bir soyluydu. Eğer birisi bu seviye atlama hızını duysa muhtemelen şok geçirirdi.

Maven şu anda 90 YP’ye sahipti. Korucular Loncası’ndan kendine çevikliğini etkilemeyecek şekilde giyebileceği ona yapılan birkaç saldırıyı engellemesi için deri zırh seti almıştı. O son seviye atlaması da ona 24 yetenek puanı vermişti, harcanmamış yetenek puanları 42’ye ulaşmıştı.

Maven yeni yeteneği [Tırmanma]’ya 20 puan yatırdı.

Aslında Kızıl Manastır’a girmek için halat kullanacağından, Tırmanma’sının en az 30 puan olmasına ihtiyaç duyuyordu ama onun kullanacağı halat sıradan bir halat değildi İstekli Halat gizli bir bonusa sahipti, Tırmanma gerekliliğini 10 puan düşürüyordu, bu yüzden Maven’in Tırmanma’ya sadece 20 puan harcaması yeterliydi. Geriye kalan 22  puanı daha sonra kullanmak için saklıyordu.

…

Önündeki otları ve çalıları bir kenara itti ve içeri girmeden önce çömeldi.

Basit bir meşaleyi yakmak için onu da Korucular Loncası’ndan aldığı çakmak taşını kullandı, mağaranın içi zayıf alevle aydınlandı.

Mağaranın derinlerinden garip bir bağırış eko yaparak Maven’in kulağına kadar geldi.

Meşaleyi sol elinde, eğimli hançerini de sağ elinde tutarak Maven öldürerek yolunu açmaya hazır bir şekilde ilerledi.

Yarım dakika sonra, gnom mağarasının derinliklerinde sağa sola yayılmış cesetler vardı.

Gnomlar eğitimli değillerdi bu yüzden onunla konuşamazlardı. Güçleri zayıftı ve bu yüzden Maven’in hançerinin ucunda hızlı bir şekilde birer cesede dönmüşlerdi.

Mağaranın içinde yoğun bir çürümüş yaratık kokusu vardı. Bir çok insan mağarayı direk olarak terk eder ya da içine bile giremezdi ama Maven sakin bir şekilde mağaranın içinde belki bir hazine ya da savaş ganimeti bulurum mantığıyla etrafı dikkatlice aradı.

Gnomların genelde fakir olduklarını biliyordu ama yine bu hiç bir zaman beklenmedik şeyler yaşanmayacağı manasına gelmiyordu. Çok çok dikkatli olmak bazen beklenmedik bir hasat getirebilirdi.

Maven mağaranın köşesinde hasar görmemiş bir sandık buldu.

Üzerinde bakır bir kilit vardı ve görünüşe göre birisi zorla açmaya çalışmıştı. Üzerine çok düşünmeye gerek yoktu tabi ki bu kesinlikle gnomların işiydi.

‘Sandığın üzerinde kurumuş balçık var. Muhtemelen yakınlardaki bir bataklığın içinden kazıp çıkarttılar. O bakır kilidin içinde büyü vardı, yani muhtemelen büyülü bir kilitti ancak havadaki büyü oldukça zayıf görünüyordu. Muhtemelen düşük seviyeli bir sihirdi.’

‘İçinde neler gizli acaba?’

Maven tereddüt etmeden, boşluk kabuğunun içinden bir parşömen çıkarttı.

Bu, pahalı parşömenlerden bir tanesi olan [Düşük, Büyülü Kilit Açma Parşömeni]’ydi, Hırsız’ın becerisi olan Kilit Açma yerine geçiyordu.

Piyasada iki çeşit kilit açma parşömeni vardı, ilki sıradan kilitleri açabilen diğeri ise sihirli kilitleri açabilen, ikincisi özellikle daha pahalıydı. Maven 10 tane sıradan kilit açma parşömeni, 5 tane de büyülü kilit açma parşömeni almıştı.

Kızıl Manastır’ın içindeki bir çok bölgede gizlenmiş olan hazine sandıkları vardı. Maven’in hedefi de o gizli hazine sandıklarıydı.

Bu karşısındaki küçük sandığın büyülü kilit açma parşömenini kullanmasına değeceğinden emin değildi.

‘Hatırladığım kadarıyla, manastırın ikinci salonunda sadece üç tane büyülü kilidi olan hazine sandığı var geri kalanının hep sıradan kilitleri var.’

‘ikinci salonda etrafa yayılan kokuya karşı keskin duyuları olan ceset arayıcılar var. Şu andaki seviyemle etrafta gizlice dolanmaya cesaret edemem.”

‘Şansımı bir denemeliyim sanırım.’

Maven kararını verdikten sonra Düşük, Büyülü Kilit Açma parşömenini yırttı. Beyaz bir anahtar parşömenden ortaya çıkarak kilide girdi.

Klank! Kilit açıldı.

Maven dikkatlice dinledi. İçinde herhangi bir tuzak olmamalıydı ama yine de tedbirli olmak amacıyla sandıktan uzaklaştı ve kapağını bir dal parçası kullanarak açtı.

Beklediği gibi, sandıkta herhangi bir tuzak yoktu.

Maven rahat bir nefes aldıktan sonra sandığa doğru yaklaştı.

Üç ki enindeki sandığın içinde, Maven birkaç parça sarı parşömen ve mavi renkli bir mücevher buldu.

 

Çevirmen notu
*Ki : 1 ki = 0,33 metre