Jajsnsnjsns got korkusi cok kotu birsey ;D xu yuee y de salakmis harbiden xmxnmxmz
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
203. Bölüm Barış
22:30
Kampüste yürüdüğümüz esnada Lin Wan Er’in kusursuz beyaz tenini ve sokak lambaları altında parıladyan tişörtüne dikkat etmeden yapamamıştım. Çantasını taşıyan Dong Cheng Yue bana bakıp, endişe dolu gözlerle söylendi: ‘’Xiao Yao, gerçekten Liu Ying’le üçüncü kantinde buluşacak mısın?’’
Ellerimi uzatıp başımı öne doğru salladım.
Lin Wan Er: ‘’[Zhan Long]’un [Kahramanın Öfkesi]’yle yaptığı mücadele resmen olay oldu. Liu Ying’in kişiliğini düşünürsek, sakın sana okulda saldırmaya çalışmasın?’’
Başımı iki yana salladım: ‘’Hiç sanmıyorum.’’
‘’Aslında Liu Ying akıllı bir herif. Son seferde yaşananlardan sonra benim dengim olmadığını anladı. Bu yüzden oyun dışında yapacağımız buluşmada aramızdaki sorunu çözmek istiyor.’’
‘’Hadi bakalım, umarım dediğin gibi olur.’’
Güzeller güzeli hanımefendiye baktığımda gülümsemeden edememiştim: ‘’Endişelenme Lin Wan Er, ikinizi de rahatça savunabilirim. Benim gözümde Liu Ying’in grubu ufak bir sinekten farksız.’’
Wan Er bir kahkaha patlatıp bana bakmaya koyuldu. ‘’Tamamdır. Dong Cheng’le beni iyi koruyacağından emin olmayı unutma. Ayrıca oraya yemek yemeye gidiyoruz, mücadele etmeye değil, tamam mı?’’
‘’Tamam!’’
……
Üçüncü kantinin ikinci katında…
Wan Er ve Dong Cheng’i üst kata götürdüğümde yemek bölümünde 7 kişinin olduğunu görmüştüm. Grubun içinde dikkatleri en çok çeken Armanilere bürünmüş Liu Ying’den başkası değildi.
Cam kenarı masaya kurulduktan sonra elimi kaldırdım: ‘’Garson, sipariş vereceğiz!’’
Garsonlardan biri yanımıza gelmiş ve menüyü uzatmıştı. Birkaç tane kızartma seçtikten sonra menüyü geri uzattım.
“Shua, shua.”
Liu Ying ve adamları kalkmış, bize doğru yürümeye koyulmuştu. Durumun kötüye gittiğini anlayan gatrson menüyü aldığı gibi söylenmişti: ‘’Lütfen biraz bekleyin, birazdan siparişinizi alacağım.’’
Tak!
Liu Ying yanımızdaki masaya kurulmuştu: ‘’Li Xiao Yao, ne oldu? Bir şey söylemeyecek misin? Şu anda bile Yeşil Qilin Vadisi’ndeki adamlarımın başında bekliyorsunuz. Eğleniyor musun? Bu durum ikimiz için de sıkıntılı değil mi? Sonuçta, siz bizim başımızı beklerken [Öncü], [Uçan Ejderhalar] ve [Prag] kasmaya devam ediyor…’’
Gülümseyerek cevapladım: ‘’Sıkıntı yok, şu anda Zhan Long’un yalnızca %40’lık bir kısmı cesetleri koruyor. Diğerleri seviye kasmaya başladı bile. Bu durum bizi pek etkilemeyecektir.’’
Liu Ying masaya yumruğunu vurduktan sonra kükredi: ‘’Li Xiao Yao, ne istiyorsun?’’
Ona bir bakış attım: ‘’Ben ne istediğim değil, asıl senin ne yapmaya çalıştığın önemli. [Zhan Long] olarak Yeşil Qilin Vadisi’nde seviye kasıyorduk; ancak bize saldıran siz değil miydiniz? 1300 kişi toplayıp, bizim peşimize takılan sen değil miydin? Madem bunları yaptın, sonuçlarına da katlanacaksın.’’
‘’Hay böyle işin!’’
Liu Ying’in gözleri neredeyse yuvalarından fırlayacaktı. Adeta bana saldırmamak için kendini zor tutuyordu; ancak kollarımı hafifçe savurarak ona savaşmaktan korkmadığımı gösterdim. Aslında, böyle kibirden gözü dönmüş tiplere bir ders vermeyi de istemiyor değildim.
‘’Tamam!’’ Liu Ying dişlerini sıktı: ‘’Bu meseleyi çözmemiz lazım… [Kahramanın Öfkesi] biraz agresif davrandı. Sorumluluğu ben alacağım. Sizlere saldırmamamız gerekiyordu. Bu yüzden senden özür diliyorum!’’
Lafını bitirdikten sonra iki kadehe şarap koymuş ve kadehlerden birini baza uzatmıştı: ‘’Bu şarap, benim sana olan özrümün bir simgesi olsun Li Xiao Yao. Bugünden itibaren artık birbirimizin işlerine karışmayalım.’’
Gülümsedim: ‘’Daha önce üstüme şarap dökmüştün…’’
Liu Ying’in suratı mosmor kesilmişti: ‘’Ne yani? Sen de benim üstüme mi dökeceksin? Kim olduğumu unutuyorsun sanırım!’’
‘’Anlaşmayı böyle bir tavırla mı yapacaksın?’’
Liu Ying dişlerini sıkıp, göğsünü kabartmıştı. Gözlerini kapayıp söylendi. ‘’Tamam, dök gitsin. Zamanında sana şarap fırlatırken bu olacakları düşünmem lazımdı.’’
Elimi havaya savurduğum gibi herifin üstüne kadehi boşaltmıştım.
Liu Ying gözlerini açtıktan sonra tükürmeye başladı. Beyaz Armani tişörtü kırmızıya dönmüş olsa da herifin umrunda değildi. Sinirleneceği yerde gülümsemişti: ‘’Vay arkadaş, gitgide senden hoşlanmaya başlıyorum. Ciddi ciddi şarabı döktün.’’
Cevapladım: ‘’Niyeymiş, dökemeyeceğimi mi düşünmüştün?’’
……
Liu Ying kadehini kaldırıp, fondipledi: ‘’Bu şarap aramızdaki nefreti söndürsün. Başından itibaren sana sorun çıkardığımı biliyorum. Bunları yapmamın tek sebebi…’’
Konuştuğu sırada Lin Wan Er’e bir bakış atı. Bir anda Wan Er ona şeytani bir bakış atmış; ancak bir şey söylememişti.
Utanan Liu Ying hafifçe öksürüp devam etti: ‘’Doğruyu söylemek gerekirse Lin Wan Er okula girdiğinden beri ondan hoşlanıyorum. Hala daha bu düşüncelerim değişmedi. Hoşlandığım kadınları elde etmek benim doğamda var; ancak Lin Wan Er bana yüz bile vermedi. Doğrusu böylesini ilk kez görüyorum.’’
Lin Wan Er gülümseyerek araya girdi: ‘’O taktiklerinle sadece saf kızları elde edebilirsin…’’
Liu Ying de bir kahkaha patlatmıştı: ‘’Öyle demek. Lin Wan Er’in bana yüz vermemesini anlayabiliyorum; ancak senin gibi bir kadının Li Xiao Yao’nun seviyesine düşeceğini düşünmemiştim…’’
Lin Wan Er’in yanakları kızarmış ve ufak yumruklarını sıkmıştı: ‘’Ne dedin sen?! Li Xiao Yao’nun nesi varmış?’’
Liu Ying karşılık verdi: ‘’Bildiğin gibi bu herifin parası bile yok ayrıca benden bile daha utanmaz. Ba Huang’daki büyük klanlarla başı belaya girmiş durumda ve zamanında ona şarap döktüğümde ağzını bile açmamıştı. Böyle bir adama aşık olacağını hiç düşünmemiştim; ancak görünüşe göre yanılmışım… Sanırım Liu Hua Üniversitesi’nin en güzel kadını Li Xiao Yao’ya gerçekten deliler gibi aşık olmuş!’’
Yanakları kızaran Lin Wan Er hemen karşı çıkmıştı: ‘’Yeter artık! Sus!’’
Liu Ying’e bir bakış attım: ‘’Sus yoksa Yue Qing Qian’a cesetlerin başında 3 gece boyunca beklemesi için emir vereceğim!’’
Liu Ying: ‘’Tamam tamam, söylemedim sayın..’’
……
Bu esnada merdivenlerde bir figür belirdi. Bahsi geçen bu figür ağır makyajıyla 20 yaşındaymış gibi görünmeyen Xu Yue’den başkası değildi. Gelir gelmez Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue’ye keskin bir bakış atmış, ardından Liu Ying’in kolunu tutarak söylenmişti: ‘’Tatlım, Suhe Bar’a gitmeyecek miyiz?’’
Liu Ying gülümsedikten sonra elini kadının beline attı: ‘’Dur bakalım, Zhan Long’un lideriyle konuştuğumu görmüyor musun?’’
Xu Yue: ‘’Heheh, bekliyorum tamam.’’
……
Onlara bir bakış atıp fısıldadım: ‘’İnsanlar gitgide utanmaz oluyor.’’
Lin Wan Er düşük bir sesle söylenmişti: ‘’Önündeki insanlardan bahsediyorsun sanırım.’’
Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Liu Ying’le başka dünyaların insanlarısınız.’’
Cevap vermedim.
Konuşmaları dinleyen Liu Ying gülümsedi: ‘’Güzeller güzeli Dong Cheng haklı. Li Xiao’yla aynı dünyaların insanları değiliz, ancak bu arkadaş olmamıza engel değil, yanlış mıyım?’’
Suratım ekşidi: ‘’Ne diyorsun sen? Yeşil Qilin Vadisi’nde tattığın yenilgiden sebep gelmiş buraya barış yapmaya çalışıyorsun…’’
Liu Ying dişlerini sıkmıştı: ‘’Vay arkadaş. Ne dersen de, ben arkadaş olduğumuzu düşünüyorum.’’
Liu Ying konuşmaya devam etti: ‘’Li Xiao Yao, senin ne tür bir insan olduğunu bilmiyorum; ancak kendimden bahsedeyim. Ben bu dünyayla ilgili çok şey görmüş bir adamım. Benim gözümde paranın çözemeyeceği hiçbir şey yoktur. Bendeniz, Liu Ying, birini arzuladığımda o kişiyi her zaman elde ederim. Üstelik, kadınlar…’’
Liu Ying gülümsedi: ‘’Kadınlar duygusal varlıklardır…Bazıları yalnızlık hisseder ve sebeplerini kaybeder. Bazıları sevilmek ister, bazılarıysa başka şeyler yapmayı tercih eder. Bendeniz, Liu Ying, oldukça şanslı bir insanımdır; zira yanımdaki kadınlar ikinci kısma dahildir. Duygularla oynamam; zaten duygu dediğiniz şey nedir ki? Bizler basit insanlar değil miyiz!’’
Başımı öne doğru salladım.
Lin Wan Er bana bakıyordu: ‘’Anladın mı?’’
Gülümsedim: ‘’Eğer bir insan daha önce domut eti yememişse, bu domuzun nasıl göründüğünü bilmediği anlamına mı geliyor?’’
Dong Cheng Yue Xu Yue’ye bir bakış atıp, gülümsemişti: ‘’Xu Yue, yanındaki adamın söylediği gibi ikiNci kısma mı dahilsin?’’
Liu Ying’in kollarında olan kadın cevap vermemiş, bunun yerine adeta evet dermişçesine Liu Ying’in yanağını öpmüştü.
……
Bu esnada Liu Ying öksürüp, elini havaya savurdu. ‘’Li Xiao Yao, meseleyi çözdüğümüze göre, bu saatten sonra aramızdaki nefreti de sonlandırmış oluyoruz. Artık savaşı da bitirelim, değil mi?’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Tamam bakalım, Yue Qing Qian’ı arayip gerekli emirleri vereceğim. Yine de Yeşil Qilin Vadisi bizim üssümüz olacağından mekanı terk edeceksiniz. Bir daha bize bulaşmaya kalkışmayın yoksa karşılığını alırsınız!’’
Liu Ying ciddi bir ses tonuyla cevapladı: ‘’Biliyorum. Arkadaş mıyız?’’
Gülümsemeden edememiştim: ‘’Ayrı dünyaların insanları olduğumuzu biliyorsun; yani arkadaş olmak kaderimizde yok. Lakin, umarım gelecekte düşman olmayız. Liu Ying, bugün bana söylediklerine hala inanmış değilim. Bugünden itibaren birbirimizin işlerine bulaşmayacağız; ancak olur da [Kahramanın Öfkesi] bize bulaşmaya kalkarsa, ilk hayatını kaybeden sen olursun, ona göre. Seni Ba Huang’dan silmeye gücümün yeteceğini iyi biliyorsun!’’
Liu Ying derin bir nefes alıp, onaylamıştı: ‘’ANladım. Bu arada, bu gece Suhe Barı açılıyr. Bizimle gelmek ister misiniz?’’
Ben: ‘’…’’
Lin Wan Er, “….”
Magnec