Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

182. Bölüm Savaşın Başlangıcı

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

“Kacha!”

  Buz Yağmuru Kılıcı’m Alev Ruhu Yaratığı’nın boğazını delip geçmiş ve yaratık acı dolu bir çığlık atarak yere yığılmıştı. Aynı sırada yaratıktan etrafa birkaç tane eşya saçıldı. Düşenlere baktığımda hayal kırıklığına uğramıştım zira; Klan Kurma Tableti çıkmamıştı. Zhan Long’u kurmamız cidden düşündüğüm kadar kolay olmayacaktı…

……

“Durun!”

 Dong Cheng Lei savaş baltasıyla yanıma atılmış ve kükremişti: ‘’Bırakın ilk önce Büyük Kardeş Xiao Yao çıkanlara baksın. Sabırlı olun biraz! Eğer hareket ederseniz, yapacaklarım için beni suçlayamazsınız!’’

  7 oyuncu da şaşırmış; lakin bir şey söylememişti.

  İleri atılıp, yaratığın cesedine bir tekme savurdum. Ardından elimi havaya kaldırıp söylendim: ‘’Nazik Dokunuş, gel de seç bakalım. İstediğin bir eşyayı söz verdiğim gibi sana vereceğim!’’

  Nazik Dokunuş başıyla onaylayıp, göğüslüğü göstermişti: ‘’O zaman göğüslüğü istiyorum!’’

  Hafifçe eğilip, ekimanın özelliklerine bile bakmadan göğüslüğü ona fırlattım.

  Pa…

  Göğüslük Nazik Dokunuş’un ayaklarına doğru yuvarlanmış ve herif ekipmanı alır almaz heyecanlanmıştı. Etrafındaki takım arkadaşları düşük seslerle söylenmeye koyulmuştu: ‘’Hassiktir, +37 güç, +34 dayanıklılık ve +5% defans veren 53.seviye mor ekipman…’’

  Gülümsedim.

  Nazik Dokunuş göğüslüğü envanterine koyup, söylenmişti: ‘’Kaygısız Xiao Yao, gerçekten güvenilir biriymişsin; teşekkürler. Eğer sen olmasaydın, arkadaşlarıma bakacak yüzüm olmazdı. Bu arada, [Cesur Yürek]’le aran iyi, değil mi?’’

 Başımı öne doğru salladım: ‘’Evet, neden sordun?’’

 ‘’Şey…’’ Nazik Dokunuş arkasındaki altı kişiyi gösterip konuşmaya başladı: ‘’Bir süredir klan arıyoruz; ancak [Öncü]’nün koşulları çok ağır; ayrıca Jian Feng Han’ın da garip bir kilişiği var. [Prag]’ın lideri Yan Zhao’ysa geleneksel meselelerle kafayı bozmuş durumda. Biz genç ve heyecanlı bir klana katılmak istiyoruz; bu yüzden de [Cesur Yürek]’te karar kıldı. Ancak onlara bizi tanıştıracak kimsemiz yok. Bü yüzden General Li Mu’nun takımımızı almayacağından endişeleniyorum. Ona bizden bahsedebilir misin?’’

  ‘’Tabii, isterseniz yola koyulun, ona benim sizleri yolladığımı söylersiniz.’’ Ekipmanlarına ve seviyelerine bakıp gülümsedim: ‘’Gücünüz fena sayılmaz, General Li Mu sizleri keyifle klana alacaktır, sonuçta bu aralar yüksek seviyeli oyunculara ihtiyaçları var.’’

  ‘’Ah, teşekkürler, o zaman…biz kaçıyoruz?’’

 ‘’Tamamdır, gidin hadi, iyi şanslar!’’

 ‘’Teşekkürler!’’

……

 Nazik Dokunuş’un ve grubunun gittiğini gören Kurt söylenmeye başladı: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, o verdiğin göğüslük 53.seviye mor ekipmandı. Kararından pek memnun olduğumu söyleyemeyeceğim, o eşyayı Yaşlı K, Ah Lei ve hatta Matcha’ya bile versek bizim için daha iyi olurdu…’’

  Bir kahkaha patlattım: ‘’Boş ver gitsin, ufak bir şeye niye bu kadar kafa yoruyorsun ki? Zhan Long yeni yeni Ba Huang’da işlere başlıyor ve başlangıç olarak iyi bir isim yapmamız lazım. Sonuçta, bossa ilk saldıran onlardı. Pes etmediklerini hesaba katarsak, teknik olarak bossu onlardan çalmış sayılıyoruz. Bu tarz olaylara bulaşmamak lazım!’’

  Matcha gülümsedi: ‘’Evet, patronun kararına katılıyorum. Bir tane ekipmanın karşılığında o grubun güvenini kazanmak gayet iyi bir değiş-tokuş!’’

  Sevgili Duck: ‘’Patron, geri kalan ekipmanlara bakalım mı?’’

 ‘’Tamam…’’

  Bosstan düşen diğer 3 ekipmanın ikisi Altın Ekipman ve biri de Mor Ekipmandı. Bahsi geçen mor ekipman 53.seviye bir kolyeydi ve gruptaki en yüksek seviyeli büyücüye verilmişti. Ardından diğer iki ekipmanı yüksek zar atan bir Süikastçiyle, bir Kılıç Ustası almıştı. Bu ekipmanların dışında bosstan düşen birkaç tane Pardon Kartı ve iki tane de ruh taşı vardı. Bunları da dağıttıktan sonra kalbimdeki hayal kırıklığıyla baş başa kaldım. Klan Kurma Tableti’ni çıkaracağımız zamanı sabırsızlıkla bekliyordum..

……

 Duruma bakınca 83 bosstan 2’sini biz öldürmüştük; şansımız hiç de fena gitmiyordu.

 Matcha gökyüzüne bir bakış attıktan sonra düşünceli bir ses tonuyla söylendi: ‘’Patron, forumda okuduklarıma göre istatistik raporları 37 bossun öldürüldüğünü söylüyor. Öldürülen bossların 6 tanesi mor bosslarmış; birini biz öldürdük. [Öncü] iki tane, [Prag] bir tane, [Cesur Yürek] bir tan eve [Uçan Ejderhalar] da bir tane öldürmüş. Şu an için büyük klanların bütün oyuncuları haritalara yayılarak, boss aramaya başlamış. Önümüzdeki 2 saatte 83 bossun öldürüleceği söyleniyor…’’

 ‘’Ah…’’ Başımı öne doğru salladıktan sonra söylendim: ‘’Bütün olay şansta; elimizden bir şey gelmiyor ne yazık ki. 20 kişiyle bossların çoğunu avlamayı umut edemeyiz.’’

 ‘’Aynen öyle.’’

……

Yarım saatlik arayışın ardından hala bir boss bulabilmiş değildik; lakin Ba Huang Şehri’nin forumu öldürülen bosslar ve düşen eşyalardan sebep dalgalanıyordu. Şimdiye kadar 9 mor boss çoktan öldürülmüştü. Şeytan Harekatı’nın eşya düşme oranları bir hayli yüksek olduğundan, insanların elde ettikleri şeyler de fena sayılmazdı.

  Tam boş boş gezinirken bir ‘Ding!’ sesiyle sarsıldım. General Li Mu’dan mesaj gelmişti: ‘’Xiao Yao, şu an neredesin?’’

 ‘’Qilin Vadisi, neden?’’

 General Li Mu ses chatini açmıştı: ‘’Ba Huang Şehri’nin 3 İmparator Bossu bulundu. Jian Feng Han Alev Taşı Vadisi’ne 3000 kişiyle gidip, bosslardan birini öldürmeye çalışacak ve [PRag] da 4000 kişiyle Doğu Kısmı’nda ortaya çıkan İmparator Bossu öldürmeyi deneyecek. Üçüncü İmparator Boss Qilin Vadisi’nin güneybatısındaki Feryat Ormanı’nda. [Cesur Yürek] olarak 1500 oyuncuyla oraya varmak üzereyiz, lakin önümüzde ezeli rakibimiz [Uçan Ejderhalar] var. Tahminlerimize göre 3000 oyuncuyla karşımıza çıkacaklar. Yani bizim 2 katımız kadar oyuncuları var, bossu öldüremeyeceğimizden endişeleniyoruz…’’

 ‘’Yani benden adamlarımı oraya getirmemi mi istiyorsun?’’

  ‘’Hayır, sadece sana ihtiyacımız var!’’

  ‘’Olmaz öyle şey, adamlarım da gayet güçlüdür!’’

  Li Mu keyiflenmişti: ‘’Ah, o zaman daha iyi ya. Çabuk gelip, bize katılın. Qilin Vadisi’nden bize doğrugelirseniz [Uçan Ejderhalar]’la karşılaşmazsınız. Bu arada kaç adamın var?’’

 ‘’20.’’

 ‘’Sadece 20 mi?’’

  ‘’Evet!’’ Yumruklarımı sıktım: ‘’Dövüşme arzumuz göklere hükmediyor. Bizler onurlu ve gururlu olan 20 kişilik bir grubuz. Gerekli koşullar sağlandığında binlerce insane bile kafa tutabiliriz. Bizi hafife almasan iyi edersin…’’

   General Li Mu gülümsemeden edememişti: ‘’Tamam o zaman, kısa keselim. Bu sefer cidden uğraşman gerekecek. Ne olursa olsun İmparator Bossu bizim öldürmemiz lazım; aksi taktirde herifler önümüze geçecek!’’

 ‘’Tamamdır, anlaşıldı.’’

 ‘’Tamam, şimdiden sağ olasın!’’

 ‘’Lafı bile olmaz, sen de bizden birisin sonuçta!!’’

 ‘’Herhalde yani!’’

……

 Chati kapatır kapatmaz bizimkilere döndüm: ‘’Bize iş çıktı!’’

  ‘’Eh? Ne işi Büyük Kardeş Xiao Yao?’’ diye sordu Kurt.

  Cevapladım: ‘’Feryat Ormanı’nda bizleri bekleyen bir İmparator Boss var. Şu an için [Uçan Ejderhalar] ve [Cesur Yürek] oraya ilerliyormuş. Sayılar 3000’e 1500 olduğu için dost klanımız olan [Cesur Yürek]’e savaşta yardım edeceğiz!’’

  Konuşmamı bitirir bitirmez gülümsedim: ‘’Millet, kim benimle gelmek istiyor?’’

  ‘’Neden istemeyelim ki?’’ Dong Cheng Lei bir kahkaha attı: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao nereye giderse, onu takip edeceğim!’’

  Kurt başıyla onayladı: ‘’+1!’’

 Matcha ve Sevgili Duck: ‘’+1!!’’

 Herkes onayladıktan sonra yola koyulmuştuk!

……

“Pa ta! Pa ta!”

 Hafif, sisli bir rüzgar anında sağanağa dönüşmüştü.

  Buz Yağmuru Kılıcı’mı kavrayıp, vadinin ortasına doğru yürürken Matcha da beni takip ediyordu. Kurt yeni hançeriyle bir şampiyon edasıyla koşuyordu!

  Akılalmaz sağanak yağış ormandaki ağaç dallarına düşüyor ve etrafa savaş seslerine benzer sesler saçıyordu. Dakikalar içerisinde Feryat Ormanı’nın sınırına ulaşmış ve içeriye dalmıştık. Birkaç dakika daha geçtikten sonra harita önümüzde belirmiş ve bir sürü mavi nokta görmüştük. Tabii bu mavi noktalar oyuncuları işaret ediyordu ve bahsi geçen oyuncuların hepsinde [Cesur Yürek] amblemleri vardı.

 ‘’Kaygısız Xiao Yao geldi!’’ General Bai Qi gülümsedi.

  General Li Mu yanıma gelip, beni selamlamıştı. Arkamdaki gruba baktıktan sonra şaşırmadan edememişti: ‘’Tanrım, birkaç günde böyle bir grup toplamayı başarmışsın, etkileyici! Şu Cang Lei Cang Yue’nin abisi değil mi? Wow, 54.seviye namevt süikastçi, 53.seviye barbar savaşçı, 52.seviye silahşör, 52.seviye şifacı… Xiao Yao, kendini aşmışsın resmen. Günler içinde böylesine güçlü bir ekibi toplamak!!’’

  ‘’Teşekkür ettim!’’ gülümseyerek söylendim: ‘’Pek zor olmadı, sonuçta hepsi benim kardeşim sayılır!!’’

  ‘’Haha, güzel!’’

  ‘’Boss nerede?’’ diye sordum.

  General Li Mu başını çevirip, ilerideki ormanı göstererek söylendi: ‘’Bossun ortaya çıktığı yer cidden normal değil. Şuradaki havzaya bak…büyük ağacın orada…’’

  Şaşırmıştım, havzanın ortasında cidden devasa bir ağaç vardı. Ağaç dalları dört bir yana saçılmış ve etrafı çevreleyen ağaçlara karışmıştı. Bu cidden bahsi geçen boss muydu?!

 General Wang Jian kılıcını kavraıp söylendi: ‘’Boş yere bakıp durma Xiao Yao. Toprağın Koruyucusu adlı 60.seviye İmparator Bosstan bahsediyoruz burada. Defansı ve canı acayip yüksek. Ayrıca bir sürü saldırı şekli var. Bir anda, gövdesinden ve dallarından çam iğneleri fırlatabiliyor. Bir de bu saldırı alana etki ediyor. Yaklaşmaya ilk çalıştığımızda 50’den fazla adam kaybettik.’’

  Dişlerimi çıktım: ‘’Alan saldırısı olsa da o kadar vuruyor olamaz, değil mi? Sonuçta burada yalnızca 60.seviye İmparator Boss’tan bahsediyoruz, yanlış mıyım?’’

 Wang Jian başıyla onayladı: ‘’Evet, haklısın, boss alan saldırısıyla 1800 civarı bir hasar veriyor. Yani 1500’den fazla defansı olanların hayatta kalabiliyor olması lazım; lakin saldırının alanı acayip geniş olduğundan şifacılarımız hazırlıksız yakalanmıştı. Ağır zırhlı oyuncularımızın ortalama defansları 1200-1400 olduğundan şifacılar olmadan pek dayanamadılar. Büyücüler de [Mana Kalkanları]’nı kaybettikten sonra fazla dayanamayınca, bossu nasıl keseceğimizi bir türlü bulamadık.’’

  General Li Mu derin bir nefes alıp, havzaya işaret etti: ‘’Asıl tehdit orada yatıyor; gördüğün bölgede bizi bekleyen en azından 2000 [Uçan Ejderhalar] oyuncusu var. Bossa saldırmaya başlarsak kesin bize saldıracaklar. Tabii iki arada kalırsak ne yapacağımızı tahmin bile edemiyorum. Sen böyle bir durumda olsaydın, ne yapardın Xiao Yao?’’

    Oyunculara baktım: ‘’Eğer sayımız onlardan fazla olsaydı iki gruba ayrılabilirdik; lakin dezavantajlı olan grup biziz. Durum böyle olunca, tek bir şansımız var…’’

  ‘’Neymiş o?!’’ Wang Jiang sordu.

  Planımı anlattım: ‘’Grubun üçte birini bossa saldırmaya yollayacağız; tabii ciddi ciddi saldırmayıp, numara yapacaklar. Geri kalanlar da rakibe gizlice saldıracak. [Uçan Ejderhalar]’ı aradan çıkarmazsak bossu kesebileceğimizi sanmıyorum!’’

 General Li Mu yumruklarını sıkıp gülümsedi: ‘’Cidden benim gibi düşünüyorsun; [Uçan Ejderhalar] gibi bir klana karşı savaşacaksak, biraz kan dökmemiz şart!!’’