Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

38. Bölüm Akasha'nın Yılanı (6)

Çevirmen: Zakowske / Editor: Momental

Batı ormanındaki yangın küçük bir kıvılcım olarak başlamıştı ancak harabe haldeki Kobold köyüne sıçradıktan sonra güçlenerek tüm ormanı yutana kadar yavaş yavaş yayıldı.

Evlerini yangında kaybeden Goblinler ve Koboldlar durdurulamaz cehennemden uzaklaşmaya başladı. Bölgede yaşayan canavarlar arasında çok sayıda çatışma meydana geldi, kısa süre sonra da hepsi yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

Kaos bir domino etkisi gibi tüm E Bölümü'ne yayıldı. Herkes alarm halindeydi. Hem oyuncular hem de canavarlar...

* * *

Her yerde siyah dumanlar ve kırmızı alevler görülüyordu.

Kieeek!

Kiek!

Goblin köyünde ortalık kan revan olmuştu. Alevler, içine aldığı her şeyi tüketiyordu. Her yerden yardım çığlıkları duyuluyordu.

"Şef! Şef! Sıkıntı… Kuk!"

Goblinlerden biri kapıyı açıp aceleyle kışlaya girdi ama kısa süre sonra bir balta uçarak başını ikiye yardı.

"Ben şef değilim. Ben sizin kralınızım!"

Goblin Kralı diğer şeflere bakarken kızgınlıkla kaşlarını çattı.

"Ork olduklarına emin misiniz?"

"Evet. Parmak sayım kadar köy yakılıp yıkıldı ve tüm köylerde ork cesetleri vardı."

Goblin Kralı dişlerini gıcırdattı.

"Lanet Orklar. Köylerimizi çiğnemeniz yetmedi bir de ateşe mi veriyorsunuz?"

Sekizden fazla köyün yok edildiği doğrulanmıştı ve hâlâ sayısız Goblin yardım istiyordu.

Araştırmaları sonucunda mevcut durumun sebebinin Orklar olduğunu bulmuşlardı. Orklar bütün köyleri katletmiş ve içindeki her şeyi ateşe vermişti. Hatta bazılarının hayatta kalıp diğer köylere kaçmasına izin vererek onları takip ediyor ve başka Goblinleri de öldürmeye devam ediyorlardı. Birinin yeminli düşmanı bile bu kadar zalim olamazdı.

Ne savaş ilan etmişlerdi ne de aralarında çatışmalar olmuştu. Tam tersine artan insan sayısı nedeniyle son zamanlarda bir işbirliği anlaşması yapmışlardı.

Gel gör ki neticede sırtlarından bıçaklanmışlardı. Güçlerinin yaklaşık üçte biri bir gecede buharlaşıp yok olmuştu.

"Orklar, ne istediğinizi bilmiyorum ama biz Goblinler bu yaptığınızı asla unutmayacağız."

Goblin Kralı’nın gözleri ateşle parladı.

Ardından bir Goblin içeri girdi.

"Lordum! Lordum! Koboldlar ve Gnollar haberci gönderdiler! Bizle bir olup Orklardan intikam almak istiyorlar! Bir ittifak istiyorlar!"

Goblin Kralı kapıda duran gobline döndü.

"Demek hedefleri sadece biz değildik."

Bir anlığına bir şeyler döndüğünün kokusunu aldı ama şüphesi uzun sürmedi. Şu anda orklara misilleme yapmak daha önemliydi.

"Yolu göster! Onlarla konuşacağım! Orklar, orkların hepsini öldüreceğiz!"

Goblin Kralı oturduğu yerden kalktı ve astını takip ederek Kobold ve Gnoll habercilerinin bulunduğu yere koştu.

Diğer canavarlar da benzer durumdaydı.

"Biz de sizin gibiyiz! Orklar bize de saldırdı!"

"En büyük düşmanlarımız! Orklar bizim de kralımızı öldürdü! Birlikte intikam almalıyız!"

Goblin Kralı hikâyelerini dinlediğinde aklına bir düşünce geldi. Orklar çıldırmış ve etraflarındaki tüm canavarları kışkırtmış gibi görünüyordu. Öyleyse Orklar sadece buradaki canavarlara değil, bu bölgedeki bütün canavarlara saldırmış olmalıydı.

Goblin Kralı yardakçılarına hemen etraflarındaki diğer canavarları kontrol etmelerini emretti.

Sonra...

"Diğer birçok ırkın durumu da tıpkı bizim durumumuz gibi!"

"Troller ve Ogreler de yaralanmış! Bizimle ittifak kurmak istiyorlar!"

Goblin Kralı aniden bir fikre kapıldı.

'Bu bir şans! Tüm ormanın tek gerçek kralı olma şansı!'

Çocukluğundan beri bir Gobline göre harika bir zekası olduğu söylenirdi. Bütün bu durumla ilgili bir şeylerin yanlış olduğunun da farkındaydı ama şimdilik Orkların gerçek suçlu olup olmadıklarını umursamıyordu. Asıl önemli olan bunu bir fırsat olarak kullanabilmesiydi. Öfkeli canavarları bir araya getirmek ve hepsinin kahramanıymış gibi dimdik durup savaşı yönetmek! Tüm hayatı boyunca özlem duyduğu şeye kavuşabilirdi, ormanın gerçek kralı olabilirdi.

Kertenkele adam ordularının doğuya doğru ilerlediğini duyunca yüksek sesle bağırarak masaya vurdu.

"Bunun için zaman yok! O korkak Kertenkele adamlar bile orklara karşı bir savaş veriyor! Nasıl burada öylece durabiliriz!? Beni takip edin! Ork Kralı'nın boğazını keseceğim!"

Diğer canavarları büyüleyen şey Goblin Kralı'nın karizması mıydı bilinmez ama hepsinin gözleri kararlılıkla yanmaya başlamıştı. Evlerini kaybetmiş olmaları ve orklara duydukları öfke onları deliliğe sürüklemişti.

"Goblin Kralı'nı takip edin!"

"İntikam! Orkları öldürün!"

Goblin Kralı önderliğinde bir canavar istilası başladı. Binlerce canavardan oluşan canavar ordusunun tek bir hedefi vardı.

Doğu çölü!

* * *

[Canavarlar arasında çatışma başlatarak onları savaş başlatmaya yönlendirdiniz. Ek karma sağlanacaktır.]

[1.000 ek Karma aldınız.]

[Ani Görev / Canavar İstilası]
İçerik: E Bölümü'ndeki canavarlar arasında birbirlerinin topraklarına girmemeleri gibi yazılı olmayan bir kural vardır. Ancak kural şu ​​anda çiğnendi. Canavarlar arasında bir savaş başladı. Hayatta kalın ve savaşın kaynağını yok edin.
Ödüller:
1. "Canavar Avcısı" unvanı.
2. Goblin Kralı'nın Gözü.
3. Canavarların beş renkli mücevheri.
4. Ek Karma.

'İşte bu! Tam istediğim gibi ilerliyor.'

Yeon-woo Goblin Kralı'nın binlerce canavarın önünde yaptığı konuşmayı izlerken gülümsedi.

Akasha'nın Yılanı, tükettiği canavarların sayısıyla orantılı olarak daha hızlı canlanacaktı ve şu anda Kertenkele adamlar ve diğer tüm canavarlar orklara doğru ilerliyordu. Orklar ne kadar güçlü olurlarsa olsun onları engellemeleri imkânsızdı.

Yeniden canlanma basit bir canlanma olmayacaktı. Belki de eğitimin tüm tarihindeki en büyük Akasha’nın Yılanı ortaya çıkacaktı.

Nifak tohumları ekilmişti ve Yeon-woo'nun bundan sonra yapması gereken tek şey meyve olgunlaşana kadar kıpırdamadan oturmaktı.

'Bunun bir Ani Görev'e dönmesi hoş olmadı.'

Kule'de pek çok görev vardı. Ana Görevler, Kule'deki her katın ana görevleriydi. Gizli Görevler, gizli parçalar olarak gizlenmişti ve sadece doğru niteliklere sahip kişilere sunulmuştu. Bir de olayların aniden gelişmesi nedeniyle meydana gelen Ani Görevler vardı.

Ani Görevler de Ana Görevler gibi E Bölümü'ndeki tüm oyunculara bildiriliyordu.

Eğitimde işlerin nasıl yürüdüğünü bilmeyenler, canavarları avlamak için kendilerine daha fazla görev verildiğini düşüneceklerdi.

'Ancak uyanık olanlar bir şeylerden şüphelenebilirler.'

Diğer oyuncuların şüphelerini uyandırma riski Yeon-woo'yu tedirgin ettiyse de daha fazla düşünmemeye karar verdi.

'Öğrenmiş olsalar da artık çok geç.'

Başkalarının müdahale edebileceği hiçbir şey kalmamıştı. İşaret fişeği çoktan ateşlenmişti.

Bundan sonra ne olacaktı?

Yeon-woo, canavarları uzaktan seyretmeyi bırakıp sessizce takibe başladı.

* Svish *

* * *

Goblin Kralı canavarları tek bir çatı altında toplamış ve ilerlemeye başlamışken...

"Burada bazı işe yaramaz oyuncular görüyorum."

Bain etrafındaki insanlara hızlı bir bakış atarken dudağını büktü. Bunlar, Bild’in emri altında toplanan Takım 1 oyuncularıydı.

Diğer oyuncuların da somurtkan yüzleri vardı.

"Bakın burada kimler varmış."

Crassus sinirli bir ses tonuyla mırıldandı.

Bain'e ne zaman rastlasa kedi köpek gibi tartışırlardı. Tabii yine ağzından iyi bir şey çıkmamıştı.

Bain, Crassus'a kaşlarını çatarak baktı.

Crassus da ona soğuk bir şekilde güldü.

"Bana bakmaktan başka ne yapabilirsin?"

"Seni ukala küçük pislik. Kiminle uğraştığını bile bilmiyorsun."

"Merak etme, çok iyi biliyorum. İstersen bunu hemen test edebiliriz."

Bain ve Crassus birbirlerine bakarak auralarını yaydılar. Etraflarındaki hava ısındı ve rüzgâr esmeye başladı.

Çevrelerindeki oyuncular kollarını kavuşturarak kenara çekildiler.

Bu ikisi Takım 1'deki en yetenekli iki oyuncuydu. Bu tür oyuncular arasındaki bir dövüşü izlemek ilginç olurdu. Hem de ikisinden biri ölünce eğitim sıralamasından düşerdi. Tek taşla iki kuş vurmak gibiydi.

Ancak savaşları başlamadan durduruldu.

* Şap *

"Çocuk gibi didişmeyi bırakın. Neden vaktimizi boşa harcamak yerine hedefi ortadan kaldırmanın daha iyi olacağının farkına varamıyorsunuz ki?"

Takım 1'de "Yetişkin" rolünü üstlenen Dyke ellerini çırparak öne çıktı.

Bain ve Crassus aynı anda kaşlarını çattı ama ikisi de şikayet etmedi. Dyke'ın mantıklı konuştuğunu biliyorlardı. Diğer oyuncular hayal kırıklığı içinde dudaklarını şapırdattı.

Dyke etrafına göz gezdirerek konuşmaya devam etti.

"Hedefin ork yerleşimlerinin yakınında, buradan çok da uzakta olmadığını duydum. Öyleyse elimizden geldiğince hızlı şekilde ondan kurtulalım ve işimize geri dönelim. Tabii karşımızdaki kişi Takım 2'yi yok eden birisi olduğu için gardımızı düşürmemeliyiz."

Bain ve diğer oyuncular başlarıyla onayladı.

"Öyleyse savaş düzenine girip devam edelim."

Oyuncular, Bild'den öğrendikleri savaş formasyonu düzenine geçmeye başladılar.

Birbirleri arasındaki ilişkiler iyi olmayabilirdi ancak uzun eğitim onları savaşa iyi hazırlamıştı. Ayrıca gözleri açgözlülükle doluydu.

'Ne olursa olsun kafasını alan ben olmalıyım.'

'Onlara ihanet etmem gerekse bile…'

'Bir şekilde zirveye çıkmam gerekiyor. Şu anki sıralamam bana yetmez.'

'Hedefi indirdikten sonra bile kavga çıkacak. Bu aptallardan nasıl kurtulabilirim?'

Her biri zihninde farklı şeyler hayal ederek hareket etmeye başladı.

İşte o an...

* Kung *

Hafif bir gürültü duyuldu.

Dyke elini kaldırdı ve yürüyüşü durdurdu.

"Bekleyin."

"Neden?"

"Neler oluyor?"

Bain ve Crassus ileri atılmak üzereyken durmak zorunda kaldılar. Kaşlarını çatarak Dyke'a baktılar.

Dyke da kaşlarını çattı.

"Duymadınız mı?"

Bain ona bağırmak üzereydi ama birden kulaklarında bir ses daha duydu.

* Kung * * Kung *

Kesinlikle yankılanan bir şey vardı.

"Yerden mi geliyor?"

Şaşırmış halde oldukları yerde durdular.

Dünyayı bu kadar sallayan da neydi?

Sonra Takım 1'in en keskin duyusuna sahip olan Crassus aniden batıya döndü.

"Dyke, şuraya bak!"

Bain, Dyke ve diğer üyeler gözlerini Crassus'un gösterdiği yöne çevirdiklerinde yüzlerindeki ifade dondu.

* Kung * * Kung *

* Kreak * * Kuung *

Ormandan kuru çorak araziye doğru uzanan büyük bir "Deprem dalgası" vardı. Bu bir canavar dalgasıydı.

Canavarların sayısı kaba bir tahmine göre bile en az on bin vardı. Görünüşe göre E Bölümü'ndeki tüm canavarlar savaşa gidiyorlardı.

"Bu, bu çok saçma..."

Hiçbiri daha önce böyle bir şeyi ne görmüş ne de duymuştu. Goblinler, Ogreler ve Troller gibi asla bir arada bulunmayacak canavarların tek bir çatı altında toplanmış olması vücutlarının titremesine neden olmuştu.

"Dyke!"

Crassus hızla Dyke'a döndü.

Dyke dişlerini gıcırdattı.

Oyuncu olarak ne kadar mükemmel olurlarsa olsunlar, bu kadar çok sayıda canavar karşısında hiçbir şey yapamazlardı. Kolayca çiğnenirlerdi.

"Geri-geri çekilin!"

Dyke'ın bağırmasıyla Takım 1'in oyuncuları çaresizce kaçmaya başladı.

Ancak...

"Yolumdan çekil! İnsan! Yoluma çıkarsan ölürsün!"

"Geberin, insanlar!"

Canavarlara göre önlerindeki insanlar yollarına çıkan basit bir engelden başka bir şey değillerdi.

Her yönden baltalar uçtu ve üzerlerine yağmur misali zehirli oklar yağdı.

* Svish *

"Kuaak!"

"Aak!"

Saldırılarla vurulan oyuncular birer birer yere düştüler. Yere düşen oyuncular kısa sürede öfkeli Ogreler ve Troller tarafından paramparça edildi.

* Puk *

Oyuncular direnemeden birkaç saniye içinde imha edildi.

Dyke canavar ordusunun altında ezildi. Crassus’un uzuvları koparak bir Ogre’nin ağzında kayboldu.

Krrr…

Kieeek!

Canavarlar bir sonraki hedeflerine doğru yürümeye devam ettiler.

Takım 1'in oyuncuları göz açıp kapayıncaya kadar "Canavar İstilası" adlı deprem dalgası tarafından yok edilmişti.

"Sizi bok parçaları!"

Bain, canavarlardan kaçmak zorunda kaldığı gerçeğiyle öfkeye dönmüştü. Bu yüzden geri dönüp onlarla savaşmaya çalıştı. Gel gör ki ne kadar uğraşırsa uğraşsın canavarların ardı arkası kesilmiyordu. Kılıcını veya becerilerini son deminde kullanmasına rağmen hiçbir fark yaratamadı. Aklını kaybetmenin eşiğindeydi.

'Şimdi değil! Böyle olmaz! Olamaz!'

En vahşi tutkusu bu canavarlar tarafından parçalanmak üzereydi.

'Buz Mavisi Kılıç Klanı'nın 'Kılıcı' olacağım ve bütün ordu benim...!'

"Geber insan!"

Ama daha düşüncelerini bitiremeden yüzünün önünde büyük bir balta uçtu.

'Ne zaman…!'

* Puk *

Kollarından biri havaya uçarken omzundan kanlar fışkırdı.

Bain herhangi bir eylemde bulunamadan Goblin Kralı sağır edici bir kükremeyle birlikte baltasını havaya kaldırdı.

"Ölüm! Önümüze çıkan herkese ölüm!"