Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

104. Bölüm Yeşil Qilin Vadisi

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

  Siyah bir kılıç gökyüzünde dans ediyordu. Kırılan eşyaların sesleri arasında, vücudumdan akan kanın sıcaklığını hissedebiliyordum.

  Gecenin köründe, binlerce gözün bana odaklandığının farkındaydım. Üstelik, bana doğru nişan alan birkaç silahın olduğunu da biliyordum; bu tanıdık bir histi, ölmek üzereydim.

  Koşmaktan bacaklarım ağrımaya başlamıştı. Ormandaki dikenler bacaklarımda sayısız yara açmıştı. Her ne kadar gökyüzü yağışa teslim olmuş olsa da, yağmur damlaları bile kalbimi rahatlatamıyordu. Ellerimdeki kılıç titredi; üzerindeki kan damlaları yağmura karışarak toprağa düşmeye koyuldu.

  Önümde, yerde yatan bir sürü ceset duruyordu. Başımı delip geçen bir merminin ardından gözlerime karanlık çökmüştü. Ailemin çığlıklarını ve acı dolu bağırışlarını duyduğumda vücudum titremiş, çaresizlik bedenimi kaplamıştı.

  Gökyüzünün engine sınırlarına bakarken kendi kendime düşünüyordum; Burası neresi? Buraya nasıl geldim ben?
……

“Ah!”

  Yataktan sıçradığım gibi kabustan uyanmıştım. Etrafımdaki tanıdık manzarayı görünce kalbim rahatlamadan edememişti. O kabus gerçekten hiç de rüyaymış gibi hissettirmemişti.

 ‘’Li?’’

  Hemen paralelimde oturan Tang Gu bilgisayarından internete girmişti. Bana bakıp, söylendi: ‘’Neden öyle fırladın bir anda? Acayip terlemişsin, kabus mu gördün? Oğlum gerçek değilsin resmen, kazık kadar adam kabus mu görürmüş?’’

  Ağır ağır nefes alırken, kalbim de rahatlamıştı. Ellerimle suratımdaki terleri sildikten sonra gülümsedim: ‘’Uhh, ne kabustu ama. Şimdi sen öyle söyleyince utandım cidden… Neyse ki bir rüyaydı…’’

  Tang Gu gülümsedi: ‘’O kadar kasarsan böyle olur tabii. Kabus görecek kadar ne yaşadıysan artık. Hm, kaç oldun peki? Oh oyundaki ismin Kaygısız Xiao Yao’ydu değil mi? Sanırım daha önce bilgilerini araştırdığımda bir hayli yüksek seviye olduğunu görmüştüm. Bir daha bakalım…’’

  Birkaç saniye sonra Tang Gu şaşırmış bir ifadeyle bana bakıyordu. Suratında bir hayalet görmüşcesine solmuştu: ‘’Hassiktir, çoktan 45 oldun mu? Ba Huan Şehri’nin 37.sırasında? Bu nasıl iş böyle…’’

   Cevap vermemiştim, ciddi ciddi 7.sıradan 37’ye mi düşmüştüm? Kaç saattir uyuyorum kim bilir…

  ‘’Hey dört göz, ne zamandır uyuyorum?’’

  ‘’Çok uyumadın, dün akşam 18:00 gibi geldin ve direkt yattın. Bu akşama kadar uyudun işte, haha… Oh doğru ya, dün ne olduğunu hatırlıyor musun?’’

  ‘’Hiçbir fikrim yok…’’ Doğruldum ve terle kaplı tişörtümü görünce söylendim: ‘’Ben bir duş alayım…’’

  ‘’Tamam!’’

……

  Kombiyi açmadan soğuk bir duş aldım. Dört yıl önce ordudan emekli olduğumdan beri, bu tarz kabuslar görmemiştim. O acı dolu anılarımın bir daha gözümün önüne geleceğini hesaba katmamıştım.

  Duş aldıktan sonra saatin akşam 12’ye geldiğini gördüm; telefonu çıkarıp, Lin Wan Er’I aradım---

  ‘’Hanımefendi, oyunda mısınız?’’

  ‘’Evet.’’ Lin Wan Er’in sesi biraz heyecanlı geliyordu. Gülümseyerek söylendi: ‘’Dong Cheng’le birlikte seviye 50 yaratıklarla uğraşıyoruz. Ne oldu ki, bakıyorum da sonunda uyanmışsın?’’

  ‘’Evet, dün yatağa nasıl yattığımı bile hatırlamıyorum…’’

   ‘’Huh, sen yok musun sen! Her şeyi unuttun mu yani…’’

  ‘’Ne oldu ki?’’ diye sordum.

  Lin Wan Er söylendi: ‘’Hala soruyor musun bir de… Dün yemek yemeye diye kantine çıktık; sen bir anda söylenmeye başlarım. Yok bana alkol koymazmış da, yok benim alkol direncim yüksekmiş de… Her neyse, biz de Yue’yle gidip sana bir şişe beyaz şarap aldık. Daha birkaç bardak içmiştin ki yere yığıldın. Yue’yle birlikte seni yurduna kadar taşımak zorunda kaldık…’’

  Gülümsemeden edememiştim: ‘’Şaka bu, değil mi?’’

  ‘’Hala gülüyor bak şuna sen…’’ Wan Er utanmışa benziyordu: ‘’Alçak! O kadar erkeğin bize nasıl baktığını biliyor musun? Resmen hayvanat bahçesindeki ufak hayvanlar gibiydik!’’

  Biraz hafif bir ses tonuyla söylendim: ‘’Gerçekten özür dilerim. Aslına bakarsanız cidden alkol direncim yüksektir; ancak muhtemelen birkaç gündür doğru düzgün uyuyamadığım için vücudum kaldıramadı. O kadar çabuk sarhoş olmamın sebebi de buydu sanırım… Oh doğru ya, yemeğe gidiyor muyuz?’’
  ‘’Gerek yok, biz odaya söyledik zaten. 50 olmaya çalıştığımızdan yemeğe ayıracak zamanımız yok!’’

  ‘’Tamam o zaman, ben gidip Zhan Long Stüdyo’suna bir bakayım.’’

 “Tamamdır.”

……

  Odadan çıktığım gibi üniversitenin yanında kiraladığımız stüdyoya doğru ilerlemeye koyuldum. Birkaç dakika içerisinde mekana ulaşmıştım. Merdivenleri çıktıktan sonra anahtarı kullanarak kapıyı açtım ve içeri girdim. Kapıy açtığım gibi burnuma sebze kokusu gelmişti. Wow, bizimkiler cidden laf dinliyor yahu! Pirinç ve sebzeden başka hiçbir şey yemiyorlar herhalde!

 “Ka cha…”

  Mutfağın kapısı açıldı ve içeriden elinde pirinç dolu büyük bir kase tutan Yaşlı K çıktı. Yemek yapmak için hazırlanıyordu.

  ‘’Yaşlı K?’’

  ‘’Xiao Yao, niye geldin?’’ Yaşlı K gülümsedi: ‘’Güzeller güzeli iş verenini bırakıp, böyle kokuşmuş bir mekana neden geldiğinizi çözemedim. Aklını falan mı kaybettin acaba…’’

  Sordum: ‘’Fox ve Yavru Kurt oyunda mı?’’

  ‘’Evet, ne oldu ki?’’

  ‘’Elindekini bırak, aşağıdaki restorandan yemek söyleyeceğim. 20 dakikaya diğerlerini çağırırsın,.’’

  Yaşlı K’nın gözleri sonuna kadar açılmıştı: ‘’Paran var mı ki?’’

  ‘’Hala 700 RMB civarında bir param var. Bankamdaki gereksiz ekipmanları satarsam birkaç düzine altın elde etmek benim için sorun olmaz.’’

  ‘’Tamam o zaman, ben gidip şunları çağırayım!’’

  ‘’Tamamdır!’’

  Arkamı dönüp, merdivenlerden indikten sonra ATM’den 700 RMB çektim ve aşağıdaki restorandan sipariş vermeye koyuldum. Sebzeli tavuk, Soslu balık, Soya soslu kızarmış tavuk kanatları ve Di San Xian’ların toplamı 115 RMB tutmuştu. Yemekleri hallettikten sonra 4 şişe bira alıp, stüdyoya geri döndüm. Çok geçmeden restorandan bir görevli gelmiş ve yemekleri teslim etmişti. Zhan Long üyeleri oyundan çıktıktan sonra yuvarlak masanın etrafında toplanmıştı.

  ‘’Hayırdır, bugün neyi kutluyoruz? ‘’Fox gülümsedi: ‘’Menü baya geniş bakıyorum da, patron yoksa sayısalı falan mı tutturdun?’’

  (ÇN: Sayısalı tutturdun demiyor burada tabii ama, biz türk olduğumuz için sayısalı tutturma hayaliyle yaşıyoruz. Hadi bakalım!)

   Cebimden 600 RMB’yi çıkarıp ona uzattım: ‘’Bir haftalığına diyetinizi bozabilirsiniz. Fakir olsak da açlıktan ölecek değiliz ya… Bir hafta geçtikten sonra Zhan Long para kazanmaya başlayacaktır!’’

  Fox, parayı görünce heyecanlanmıştı: ‘’Aynen öyle.’’

  Sordum: ‘’Seviye kasma işi nasıl gidiyor?’’

  Song Han söylendi: ‘’Ben 29 oldum; Yaşlı K ve Fox da 28’e ulaştı. Yavaş gitmiyoruz, değil mi?’’

 ‘’29 oldun mu?’’ Şok olmuştum, ister istemez gülümsemiştim: ‘’Güzel, cidden fena değil. Eğer böyle giderseniz 5 güne kalmadan 40 olursunuz!’’

  Fox cevapladı: ‘’Aynen, millet 3 günde 20’ye kasarken, biz 10 saatte 20 olduk. Ayrıca bize verdiğin gümüş ve bronz ekipmanların yanına, Katil Arılar’ı da katınca seviye kasma hızımız akılalmaz bir dereceye ulaştı.’’

  Meseleyi biraz düşündükten sonra bardağa biraz bira doldurup söylendim: ‘’Saldırı odaklı üç sınıfla hayatta kalmanız mümkün değil. Fox, yeni ekip üyeleri bulabildin mi? Güvenilir ve uzun vadede yanımızda kalacak insanlar bulmamız lazım; özellikle de şifacı!’’

  Fox başını iki yana doğru salladı: ‘’Henüz insan bulabilmiş değiliz. Dün Yaşlı Kı neredeyse yaratıklara ölüyordu. Şans bu ki benim yeteneklerimin getirdiği sersemletme etkisi sayesinde kurtulabildi…’’

  Sordum: ‘’Peki kayda değer bir ekipman düştü mü?’’

  Fox tekrar başını iki yana doğru sallamıştı: ‘’Uhh, bir tane bronz ekipman olan kumaş zırh bulduk ve onu 50 gümüşe satıp 5 RMB kazandık…’’

 “……”

  Fox masanın altından bir defter çıkarıp uzattı: ‘’Günlük harcamalarımızı ve kazançlarımızı bu deftere yazıyorum. Dün gecenin kayıtları bu şekilde. Resmi bir stüdyo olmaya karar verdiğimize göre, işleri düzgün bir şekilde yapmamız lazım.’’

 ‘’Oh?’’

  Fox’un uzattığı defteri aldığım gibi yüzüm ekşimişti---

Gelir:
Kumaş Zırh, 50 gümüş, 5 RMB
Harcamalar:
30KG Pirinç, 90 RMB
3 x Diş Fırçası, 6 RMB
Aile Boyu Diş Macunu, 12 RMB
Elektrikli Pirinç Pişirme Makinası, 130 RMB
Tuvalet Kağıdı, 18 RMB

Toplam Gelir 5 RMB,
Toplam Harcamalar 256 RMB;

 Genel bağlamda -251 RMB zarardayız.

……

‘’Başlangıç için fena sayılmaz…’’ diye söylendim.

 Song Han gülümsedi: ‘’Aynen, fena sayılmaz…’’

 Fox: ‘’Bu gece 30 olmaya uğraşacağız. Yeteneklerimiz 4.seviyeye ulaştıktan sonra harita değiştirip, NPC haydutları öldürebiliriz. Haydutlar 35.seviye yaratıkları olduğundan 4 gümüş düşürüyorlar. Orada kasarken aynı zamanda para da kazanabiliriz diye düşünüyorum.’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Tamamdır, ben burada yokken kararları Fox versin. Aramızdaki en olgun ve en mantıklı düşünen herif o sonuçta. Song Han sen daha çok gençsin ve tabii Yaşlı K da fazla heyecanlı. İkiniz de Fox’un lafından çıkmayın, tamam mı?’’

 Yavru Kurt ve Yaşlı K onayladı: ‘’Tamamdır, seni dinleyeceğiz.’’

  ‘’Oh, doğru ya…’’ Yaşlı K söylendi: ‘’Bir problem daha var. Benim [Ateş Baltası], [Delik] ve  [Öfke] yeteneklerim fazla mana harcıyor. Sadece [Delik]+[Ateş Baltası] kombosunu birkaç kez kullandıktan sonra manam bitiyor. Bu şekilde yeteneklerimi nasıl geliştireceğimi bilmiyorum. Patron, bu konu hakkında bana yardımcı ol. Aksi taktirde bu gidişle seviyem artsa da, yeteneklerimi geliştiremeyeceğim…’’

  Gülümsedim: ‘’Tamamdır, mana hapları konusunu bana bırak, ben hallederim.’’

  ‘’Tamam!’’

……

 Öğleden sonra okula geri döndüm ve oyuna girdim. Cebimde beş kuruş bile kalmadığından para kazanmak içi bir şeyler düşünmem gerekiyordu. Aynı sırada seviye de kasmam gerekiyordu; böylece Zhan Long Stüdyo’suna milletin bulaşmasını engelleyebilirdim.

  Bankadan on cıvarı ekipman aldım. Ekipmanları ucuzdan sattıktan sonra birkaç düzine altınım olmuştu. Ardından altınları kullanarak Yedi Yıldız Bitkileri almaya koyulup, birkaç yüz tane mana hapı yaptım. Hapları Song Han ve Ran Min’e verme işini de halletmiştim.

  Daha sonrasında… 6.seviye haplarını yapabilmek için 6.seviye bitkilerini aramaya başlayacaktım. Oyunun bu zamanlarında ortalıkta 6.seviye haplarını yapabilen fazla insan yoktu. Üstelik, 6.seviye bitkilerinin nerede olduğu henüz forumlara düşmemişti. Yani aslında hapları yapabilen fazla insan yok derken, hiç kimse yapamıyor demek istemiştim. Mesele bana gelinceyse; Simya seviyem 6.seviyede olduğu için hap formülünü okuyabiliyordum.

【Yeşil Qilin Hapı】: 700 mana doldurur.

 3 tutam Yeşil Qilin Out, 1 tutam Keskin Rüzgar Bitkisi ve 2 adet Simya Kazanı…

……

  Keskin Rüzgar Bitkisi ucuzdan alınabilen bir bitkiydi. Yani anlayacağınız bulmam gereken tek malzeme Yeşil Qilin Otu’ydu.

  Foruma girip, Qilin otuyla ilgili bilgilere bakmaya koyuldum. Forumda birkaç yüz tane konu açılmış olsa da bu konulardan hepsi bitkinin nerede bulunduğunu sorgulayan konulardı. Henüz kimsenin mekanla ilgili bir fikri yoktu.

  Yapacak bir şey yoktu… Dünya haritasını açıp, arama bütonuna Yeşil Qilin yazdıktan sonra sonuçlara baktım: Yeşil Qilin Vadisi, Yeşil Qilin Okyanusu ve Yeşil Qilin Boşluğu!

  Yeşil Qilin Okyanusu konu dışı kalmıştı; zira bu tarz bitkilerin okyanusta yetişeceğini düşünmemiştim. Yeşil Qilin Vadisi’yse devasa bir haritaydı ve haritanın ortasında da Yeşil Qilin Boşluğu bulunuyordu. Aynen öyle, hadi Yeşil Qilin Vadisi’ne doğru yola koyulalım!

  Haritaya baktıktan sonra, vadinin Ba Huang Şehri’nin, Jiu Li Şehri sınırında olduğunu gördüm. Yani beni uzun bir yolculuk bekliyordu; ancak konu RMB ve ekipman olduğundan, vazgeçecek değildim!