Vayy adam yetenek kazandı. 2 kişi kaldı sanıyordum 5 muş megersem:)
Tesekkurler.
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
193. Bölüm Cesur
‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, dikkat et!’’ Çalılarda saklanan Kurt hafifçe söylendi: ‘’Saldıracağımızı bildikleri için bir tuzak hazırlamış olmalılar. [Kızıl Ejder’in Kalkanı]… Yükselen Ejderha’nın büyü saldırılarına dayanabilecek kadar güçlü mü? Ayrıca, Okçu’nun [Delen Ok]’unu da atlatman lazım; yoksa öleceğine şüphe yok…’’
Çalılardan yavaşça çıkmaya koyuldum: ‘’Tamamdır, zaten ileri atılsak da, atılmasak da mücadeleyi kaybedeceğiz. Neyse, en azından [Uçan Ejderhalar]’dan 9 ekipman aldık; en düşüğü bile altın ekipman. Eğer ölürsek, buna değeceğini düşünüyorum. Yavru Kurt, saldırıya başladığımda, şifacılar odaklanmayı unutma. Yeteneklerinin dolma sürelerine dikkat et ve ölmemeye çalış. Böylece ben ölsem bile, en azından senin bir şansın olabilir.’’
Kurt gülümsemeden edememişti: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, eğer sen ölürsen, nasıl olur da tek başıma yaşamaya devam edebilirim?’’
‘’Tamam kes şamatayı, hadi hazırlan bakalım!’’
‘’Tamamdır!’’
……
Haritada görülen Kurt’un figürü çoktan platoya girmişti. Yüksek seviyeli süikastçişlerin [Görünmezlik]’leri cidden kolayca fark edilebilen şeyler değildi. Üstelik çevikliğe verilen puanlar [Görünmezlik]’in etkisini artırabiliyordu ve Kurt’un ekipmanları da fena sayılmazdı; muhtemelen sahip olduğu çevikle Ba Huang’da ilk 100’e girebilirdi. Doğal olarak görünmezken onu kolay kolay fark edemeyeceklerdi.
‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, pozisyon aldım!’’
‘’Tamamdır!’’
Derin bir nefes çektiğim gibi Ufak Bobo’yu çağırdım ve Buz Yağmuru Kılıcı’mı sımsıkı kavradım. Gücümü ayaklarıma odakladıktan sonra ileriye fırladım. Rakiple aramda sadece 100 metre vardı. Hadi bakalım!
Platoda dikilen Yükselen Ejderha dona kalmış ve sağına işaret etmişti: ‘’Orada! Kaygısız Xiao Yao geliyor, saldırmaya hazırlanın, şu herifi benim için gebertin! Eğer Kaygısız Xiao Yao’yu öldürmeyi başarırsak, Kurt Totemi gibi eziğin teki bize sorun çıkaramaz!’’
“Hei!”
Yan taraftaki çalılarda saklanan Okçu yavaşça yayını çekmiş, omzundaki Jiu Li Şehri’nin amblemi parıldamaya başlamıştı. Bu herif de Jiu Li Şehri’nin elitlerinden biri olan 56.seviye okçuydu. Yayı çekiş biçiminden herifin [Delen Ok]’a hazırlandığını anlamıştım. Bekliyordu; [Delen Ok]’u en iyi fırsatta aktif etmek için bekliyordu. Beni sersemletmeyi başardığı taktirde, büyü saldırılarının şahsımı öldüreceğinden şüphesi yoktu.
Yükselen Ejderha dişlerini sıkarak ellerini havaya savurmuştu: ‘’Fan Shu Şehri’nden gelen iki şövalye, ileri atılın, yavaşlatın şu herif!’’
Arkasında duran iki 55.seviye şövalye hemen uzun mızraklarını kaldırarak ileri atılmıştı. Uzun mızraklarından etrafa saçılan alev parçaları [Alev Mızrağı]’nı işaret ediyordu. Heriflerin amacı gayet açıktı; beni öldürmeye çalışmıyorlardı. Tek amaçları hızımı kesmekti; ardından [Ateşin ve Buzun Sütunları] ve [Delen Ok] işimi bitirecekti.
Shua!
Kılıcımdan etrafa yayılan keskin soğuk [Keskin Buz Kılıcı]’nı aktif ettiğimi gösteriyordu.
Bam!
Şövalyelerden birinin göğsüne saldırmıştım. Hemen herifin göğüslüğünü tuttum ve onu bir kalkan olarak kullandıktan sonra herife bir tekme savurdum. Şövalye birkaç adım geriye savrulmuş ve diğer şövalyeye çarptığı gibi ikili çalılarara yuvarlanmıştı.
“Swoosh swoosh…”
Kılıcımı kaldırdıktan sonra kendimi çalılara fırlattım, iğnelerin ve dikenlerin verdiği hasarlara direnmeye koyuldum. Zaman kaybetmeden sürünmeye başlamış ve arka tarafıma düşen [Ateşin ve Buzun Sütunları] ve [Keskin Rüzgar]’ı duymaya koyulmuştum. Şans bu ki herifler yerimi tam olarak kestirememişti.
‘’Hay anasını!’’
Okçu gözlerini kısmış ve gülümsedikten sonra iç geçirmişti: ‘’Bu Kaygısız Xiao Yao gerçekten usta bir oyuncu… Başından beri herife nişan alamadım…’’
Yükselen Ejderha söylendi: ‘’Biraz sabret, yanımıza yaklaşırsa saldırıp, geberteceğiz!’’
‘’Tamam!’’
……
Zamanım geçmeye devam ettiğinden tereddüte yer yoktu. Çalılardan fırladım, [Hız]’ı aktif ettiğim gibi zik zaklar çizerek koşmaya başladım. Koşmaya devam ederken Yükselen Ejderha’ya yaklaşıyor ve okçunun ellerini dikkatle izliyordum. O herif benim için en büyük tehlike arz eden oyuncuydu. Eğer [Delen Ok]’a maruz kalırsam, kesinkes ölecektim. Eğer yeteneği ıskalarsa, o zaman kazanmak için bir umudum olacaktı.
‘’Geliyor!’
Okçu’nun kaşları çatılmış ve herif yayını çekmişti. Mor ekipman olan yayından etrafa saçılan ışık hüzmeleriyle [Delen Ok]’u aktif etmişti. Herif bana 15 metre uzaklıkta olduğundan bu saldırıyı savuşturmam mümkün değildi!
Yaşananları izliyorken, garip bir şekilde dizlerimi büktüm ve eylemsizliği kullanarak vücudumu ileri fırlattım. Eğer biraz daha ilerlersem okçunun okuna maruz kalacaktım!
Clang!
Zar zor Buz Yağmuru Kılıcı’mı yere yapmış, etrafa kıvılcımlar saçmış ve kayış hızımı yavaşlatma çalışmıştım. [Delen Ok] burnumu teğet geçip gitmişti!
‘’ISKA!’’
‘’Manyaksın!’’ Kurt party chatinden söylenmeden edememişti.
Arkamdan şövalyeler geldiğini gördüğümden hemen ayağa kalktım, yine de artık onları umursamama gerek yoktu. Elimi havaya savurduğum gibi topraktan kızıl alevler fırlamış ve vücudumu sarmalayarak bir ejderhaya dönüşmüştü. Fiziksel defansım ve büyü direncim akılalmaz derecede artmıştı!
Clang Clang.
İki [Alev Kılıcı]’na maruz kaldıktan sonra momentum kullanıp yere bir yumruk attım!
Bang!
[Bağlayan Zincirler] yukarı fırlamış ve Yükselen Ejderha’nın [Mana Kalkanı]’nı görmezden gelerek herifin ayaklarına dolanmıştı. 6.seviye [Bağlayan Zincirler] 4.7 saniye boyunca herifi bağlayacaktı!
‘’Yavru Kurt!’’ diye kükredim, ‘’Gebert şunu!’’
İleri atıldığım gibi direkt olarak okçunun boğazını hedeflemiştim. Herifin oyun tarzı cidden üst seviyeydi, geriye çekilirken [Üçlü Ok]’u aktif etmişti. Her ne kadar bana vurmayı başarmış olsa da, fazla hasar almamıştım.
Shua!
Yanımdan kızıl bir ışık hüzmesi geçmiş ve okçunun arkasında beliren Kurt herifi sersemletmişti!
Bir kelime bile etmeden ileri atıldım ve kükrediğim gibi [Rüzgar Kılıcı]’nı aktif ettim. Havaya saçılan kızıl ışık hüzmesi saldırımın ölümcül darbe olacağını söylüyordu ve durum aynen o şekilde gelişti. Herife öyle bir vurmuştum ki, adamın vücudu neredeyse ikiye ayrılmıştı!
3784!
……….
‘’[Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu aynı anda aktif ederek süikastçiyi öldürün!’’ diye kükredi Yükselen Ejderha.
Kurt’un hançeri havada geniş bir yay çizerek şifacıyı öteki dünyaya postalamıştı; ancak ayaklarının altında beliren [Ateşin ve Buzun Sütunu]’ndan kaçması mümkün değildi. Üstelik, hemen bu sütunun ardından bir yenisi daha belirmişti!
1291!
1173!
Kurt’un büyü direnci benimki kadar yüksek olmadığından adamın böyle bir saldırıdan canlı çıkması mümkün değildi. Diz çökmüş ve arkasında bir diz koruyucu bırakarak yere yığılmıştı.
Tereddüt etmeden ileri atıldım ve [Kombo]’yu aktif ettim.
Pa pa pa pa!
4 vuruşluk [Kombo]’m iki büyücüye saldırmış ve ikisinin de [Mana Kalkanı] titremeye başlamıştı. Ardından Ufak Bobo birine saldırmaya koyulmuş ve ben de diğerine odaklamıştım. Tabii bu esnada arkamda bir Katil Arı bir de Buz Tavşanı belirmişti. Rakibin evcil hayvanları da benimki kadar güçlüydü ve her ne kadar [Kızıl Ejder’in Kalkanı]’nı aktif etmiş olsam da canım sürekli düşüyordu.
“Ah…”
Acı dolu bir çığlıkla birlikte Ufak Bobo’nun öldürdüğü büyücü yere yığılmış ve Buz Yağmuru Kılıcı’mdan etrafa saçılan yeşil ışık hüzmesi de kritik darbeyi işaret etmeye koyulmuştu!
‘’Ne!?’’ Büyücü şok olmuştu; daha olayı anlayamadan göğsüne saplanan kılıca baka kalmıştı!
2649!
…….
İki büyücü yere düştükten sonra geriye bir tek Yükselen Ejderha kalmıştı!
Başımı çevirip, kılıcımı savurdum. Yükselen Ejderha hala bağlı olduğundan kaçamıyordu; bu sebeple saldırılarıma karşı koymak için [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu kullanmıştı. Ayaklarımın altında beliren sıcak ve soğuk hava dalgalarıyla birlikte canım düşmeye devam etti. Hemen [Tedavi]’yi aktif etmiş ve bir can iksiri içmiştim.
Arkamdam sıcak bir hava dalgası gelmeye başlamıştı. Yükselen Ejderha öfke dolu bir gülümseme savurdu: ‘’Gebertin! Gebertin şu Kaygısızı! Orospu çocuğu, kıçı kırık Zhan Long’un bu savaşı kurtarabileceğini mi düşünüyordun? Şunu söylememe izin ver, siz işe yaramaz bir gruptan başka hiçbir şey değilsiniz, ayaklarımın altına almaya bile layık görmüyorum size!’’
[Kızıl Ejder’in Kalkanı]’nın etkisi bitmiş ve iki Şövalye arkamda belirmişt---
798!
801!
Canımın iyiden iyiye düştüğünü gören Yükselen Ejderha asasını kaldırmıştı. Acaba son vuruşu o mu yapacaktı?
Hafifçe gülümsedim. [Cesur Yürek]’in dağılacağını çoktan anlamıştım. Elimden geleni yapmış olsam bile durumu değiştirmeyi başaramamıştım.
“Bang!”
Ayaklarımın altında beliren garip aurayla birlikte ileri atıldım. Gözlerimden etrafa ölümcül bakışlar saçılıyordu. Yenilsek de, kazansak da bu orospu çocuğunu öldürmezsem gece rahat uyuyamayacaktım!
[Tek Kişilik Ordu]!
Pa pa pa…
Ardı ardına aldığı 3 saldırının ardından [Mana Kalkanı] yerle bir olmuştu. Ardından, herife bir omuz attım ve Bam! Yükselen Ejderha geri çekilmek zorunda kalmış ve 1100 canını kaybetmişti. Nihayetindeyse beşinci saldırım yıldırım hızıyla ilerlemeye koyulmuştu!
1798!
……
Oracıkta, vücudu yavaş yavaş yere düşen Yükselen Ejderha’nın gözleri sonuna kadar açılmıştı. Doğal olarak herif ölmeye bir adım uzaklıkta olduğum esnada böylesine bir saldırı yapacağımı tahmin etmemişti!
Vücudumu çevirdiğim gibi kılıcımı kaldırdım.
Peng!
Şövalyenin mızrağını karşılamıştım; ancak bacaklarıma saldıran diğer şövalyeye karşı elimden bir şey gelmeyecekti. Bu saldırı bana 977 hasar vermiş ve son canımı da kaybetmiştim. Beni öldüren şövalye Fan Shu Şehri’nin elitlerinden biriydi ve bana birkaç kelime söylemişti: ‘’Kaygısız Xiao Yao, gerçekten saygıyı hak eden bir rakipsin!’’
Shua!
Vücudumu kaplayan ışık hüzmesiyle savaş alanından ışınlanmıştım.
……
Ba Huang Şehri’nin dışındaki ormanda, savaşa girmeden önce bulunduğum yerde gözlerimi açtım. Etrafımda bir grup [Cesur Yürek] oyuncusu duruyordu. General Li Mu yumruklarını sıktı; gözleri kan çanağına dönmüştü. General Wang Jian oracıkta dikiliyor, etrafa boş bakışlar atıyor ve gözlerindeki yaşları tutmakta zorlanıyordu: ‘’Kanımızla ve canımızla kurduğumuz [Cesür Yürek] öyleyece dağılacak mı yani?’’
Bang!
Diz çöktüm ve yere bir yumruk savurdum. Kaşlarım çatılmıştı: ‘’Üzgünüm…Li Mu…Üzgünüm…’’
Li Mu hafifçe omzuma dokunmuş ve titreyen bir ses tonuyla söylenmişti: ‘’Sakın üzgün olduğunu söyleyeyim deme; burada hepimiz kardeşiz. Asla özür dileme, Xiao Yao, elinden geleni yaptın…’’
……
“Ding!”
Sistem Notu: Klan Prestij Savaşı sonlanmıştık; hayatta kalmayı başaran oyuncu sayısı 5:0’dır. [Uçan Ejderhalar]’ı ayakta kalan 5 oyuncularıyla mücadeleyi kazandıkları için tebrik ediyoruz. Mücadeleyi kaybeden grup olan [Cesur Yürek] otomatik olarak dağıtılacaktır. Bunun yanında, önümüzdeki 365 günlük süre zarfı içerisinde bu ismi kullanarak klan kurmak mümkün olmayacaktır. [Uçan Ejderhalar] kaybeden klanın %10 TP’sini ödül olarak almıştı. Savaşın en değerli oyuncusuysa 17 kişiyi öldüren Kaygısız Xiao Yao’dur. Kendisine ödül olarak [Kamuflaj] (S-seviye Yetenek Kitabı) verilmiştir!
Magnec