Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

81. Bölüm Yapamam

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

 “Kiyaaaaak!”

‘Tamam! Güzel!’

Hançeri savurduğum gibi çıkan çığlıklar bana keyif veriyordu. Çünkü kendimi güçlü hissediyordum.

[Sağlam Eldivenler’in özelliği aktif olduğu için hedefe iki kez saldırdınız.]

[İdeal Hançer’in özelliği aktif olduğu için hedefi tek hamlede öldürdünüz.]

İdeal Hançer’in özelliği sayesinde yaratıklardan birine tek attım. Kalan beşliye saldırmak için çok beklemedim. Fakat ben silah olarak hançer kullanırken yaratıklar 2 metre uzunluğunda mızraklar tutuyordu. Bana saldırmak için yeterince şansları vardı.

 “Grrr!”

Nihayetinde bana saldırmak yerine arayı açtılar ve sert gözlerini bana diktiler. Peşlerine düştüm ve birine saldırdım.

Bam bam bam!

“Kiik!”

Yaratıklar birbirine bağlıydı. Yoldaşlarına yapıştığımda ne yapacaklarını bilemediler. Ona yardım etmek istiyor, ama saldırıya uğramaktan korkuyorlardı. Cidden ne salaklardı.

‘…Aptallar!’

Savaşçı günlerimde Fabian Gölü’nde bu yaratıklarla karşılaşmıştım. Oradakiler düşük seviyeliydi, ama yine de benim için güçlüydüler. En azından beni öldürmeyi başarmışlardı.

‘O günün intikamı!’

Puok!

"Kkuk!”

Hançeri sapladığım yaratık oracıkta can verdi. İzleyen diğerleri kandan göz yaşları dökerek çıldırmaya başladılar ve üstüme atıldılar.

[2.900 hasar aldınız.]

[2.830 hasar aldınız.]

Gerçekten de güçlüydüler. İki saldırıda canımın yarısından fazlasını kaybettim.

‘Ne güç ama! Buzulışık Ork Şefi’nin Miğferi’ne ve Khan’ın Şaheseri’ne rağmen aldığım şu hasara bak!’

Ama korkmama gerek yoktu. Mana iksirim hazırdı.

“Guluk.”

Manamı yenilediğim gibi yeni yeteneklerimden birini kullandım.

“Dalga!”

Vücudum arkamdaki Loran Şelalesi gibiydi, ama sakin nehir harekete geçiyordu. Sonra enerjiden oluşan dalgalar dört bir yana saçıldı.

Pepepepeng!

“Kiyaaaaak!”

Dört yaratık da acıyla çığlık attı. Karşı koymaya çalıştılar, ama Dalga yüzünden hem saldırı hızları hem de hareket hızları neredeyse yarı yarıya düşmüştü. İşlerini bitirmek zor olmadı.

“Rüzgar Patlaması!”

 “Kyaaak!”

Böylece altısını da öldürdüm ve düşen parayı, ekipmanları ve TP’ye baktım.

[Seviye atladınız.]

“10 puan zekaya.”

[Zekaya 10 puan verdiniz. Emin misiniz?]

“Evet.”

10 puan verdikten sonra manam 600’e çıktı. Hala gidecek uzun bir yolum vardı, ama gururluydum.

‘Ekipman yaptığımda hünerlerim artıyor. Günün birinde Pagma’nın Kılıç Ustalığı’nı özgürce kullanabileceğim. Tabii o gün ne zaman gelir bilinmez…’

Borcumu ödediğimde binlerce manam olacak mıydı? Hayaller kurduğum sırada önüme bir adam çıktı. Saçı sakalı birbirine girmişti. Ayrıca kıyafetleri çok garipti. Tek bakışta anladım ki bu adam bir…

‘Dilenci.’

Ne işi vardı bunun burada?

‘Sakın para istemek için gelmiş olmasın?’

Para dilenmeye başlamasından çekindiğim için hemen yürümeye koyuldum, ama adam bana seslendi. “Senden bir şey istiyorum.”

“… Ay sikeyim.”

Para isteyeceki tabii!

‘Yanlış adama rastladın dostum.’

Gurur duymuyordum, ama hayatım boyunda bir yere 10 won bile bağış yapmışlığım yoktu. Haliyle oyundaki bir dilenciye de para verecek değildim.

‘Hayat mücadelesi verirken sana nasıl yardım edeyim ki?’

Sakince döndüğümde adam elini omzuma attı.

“Duydun mu?”

“Duydum.”

“O zaman niye cevap vermiyorsun?”

“Dilencinin tekine niye cevap vereyim?”

Adamın yüzü değişti. “Ne? Dilenci mi? Ben mi?”

“Değil misin? Bana dilenci gibi göründün.”

 “Kuk! Kuhahahaha!”

Kafayı mı yemişti bu adam? Niye gülüyordu?

“Hey Bayım, biraz sessiz olsanız? Burası deniz adamı kanı kokuyor ve yakında başkaları gelebilir; sessiz olmalıyız.”

Guluk Guluk!

Konuştuğumuz sırada şelalenin eteklerinden köpükler çıkmaya başladı ve yeni yaratıklar belirdi. Altıdan fazlasının geleceğini düşündüğüm için buradan bir an önce kaçmalıydım.

‘Aynı anda yediden fazlasını kaldıramam.’

“Hey.”

Ben gitmekle meşgulken dilenci yine seslendi, ama bu kez durmadan cevapladım.

“Hey dilenci, ölmek istemiyorsan git buradan. Gerçi umurumda değil ama, ben kaçtım…”

Peeng! Peeng! Peeng!

... Hay sikeyim. Dilenci yüzünden oyalanmıştım. Sudan 11 deniz adamı çıktı ve dilencinin etrafını sardılar.

“Kim…? Kim öldürdü yoldaşlarımızı!”

“Seni geberteceğim… Kalbini paramparça edeceğim!”

Yaratıklara doğru bağırdım, “Gözlerimle gördüm, bu adam yaptı!”

Parmağımla dilenciyi gösterdim. Bilerek değil, içgüdüsel olarak böyle davranıyordum. Kendi canım için başkalarını feda etmek kanımda vardı!

“Sen…! Sendin demek!”

Hemen bana inandılar ve dilenciye döndüler. Koşa koşa kaçıyordum ki o esnada….

Kennng!

‘…. Kılıç sesi miydi bu?’

Şüphe yoktu. İstemsizce arkamı dönüp baktığımda dilencinin eski görünen uzun bir kılıç çıkardığını fark ettim.

‘Dilencide kılıç ne geziyor?’

Belki de dilenci değildi? Evet, sıradan dilencilerin Kesan Kanyonu’nda olması zaten kulağa mantıklı gelmiyordu. Burada bir gün bile dayanamazlardı.

‘O zaman bu adam…!’

Dikkat kesildim ve dilencinin üstünde yazanlara baktım. Adını gördüm.

 ‘Piaro.’

Kim olduğunu bilmiyordum, ama gördüğüm üzere NPC’ydi. Bana yaklaştığına göre görev verecek olmalıydı! Dilenci, pardon Piaro, konuştu.

“Balık sevmem.”

Sasak! Sasasasak!

Benden tamamen farklı bir boyuttaydı. Ben bu yaratıkları halletmek için yeteneklerime başvuruyordum, ama Piaro öyle bir şeye gerek duymadı. Sadece kılıcıyla 11 yaratığa karşı koydu.

Çink.

Birkaç ışıltı gördüm, sonra Piaro kılıcı kınına soktu. Ardından yaratıklar aynı anda kan kusarak gri ışıklara dönüştüler. Piaro’nun gerçek dışı güç gösterisi karşısında nutkum tutulmuştu. Sonra yüzüm ekşidi.

“Sen hayatta kalmak için masumları feda eden bir adamsın… Dünyada en nefret ettiğim insan tipisin.”

“P-Pardon…”

Öleceğimden korktuğum için hemen özür diledim. Ama adam başını iki yana salladı. “Rol kesmeye gerek yok. Fazla uzun tutmak istemiyorum, direkt konuya dalacağım. Bana yardım et.”

Ttiring~

O tanıdık sesin ardından önüme bir görev penceresi çıktı.

[Kızıl Şövalyelerin Gerçek Haini]

Zorluk: S

Açıklama: Kızıl Şövalyeler bir zamanlar kıtanın en güçlü şövalye birliğiydi. Saharan İmparatorluğu’nun varlığını onlara borçlu olduğunu söylemek abartı kaçmazdı. Kızıl Şövalyelerin yardımcı kaptanı, Asmophel, gizliden gizliye İmparatoriçe’yle iş çeviriyordu. Ardından gerçeği öğrenen Piaro’ya tuzak kurdu.

İmparatoriçe’nin gücünü kullanarak Piaro ve adamlarını hainler olarak yaftalayarak İmparator’a bildirdiler; bu yüzden Piaro ve adamları kaçmak zorunda kaldı. Piaro ne Asmophel’in ne de imparatorluk ailesinin yaptıklarını unutmadı; onlar yoldaşlarına hayatı zindan ederek yaşamaya devam ettiler.

Fakat kıtanın dört bir yanında onu aradıkları için Piaro harekete geçemiyor. Asmophel onu her yerde arıyordu. Bu yüzden Piaro, intikamını bizzat almak yerine bir aracıya devretmek zorunda kaldı.

Başarı Koşulu: Asmophel’i cezalandır.

Ödül: ‘İntikamın Aracı’ unvanı.

*İntikamın Aracı: ‘Acımasız’ hüneri açılacak.

 Saldırı Gücü +100. ‘Ölümcül Güdüler’ yeteneği oluşturulacak.

Başarısızlık: -4 Seviye.

Saharan İmparatorluğu Ebediyet Krallığı’nın komşusuydu, ama oraya gidip gelmek uzun sürecekti. Üstelik bir şövalye birliğinin yardımcı kaptanını cezalandırmam gerekiyordu. Kuzeyin Novası olarak bilinen Leo bile Asmophel’in tırnağı etmezdi.

‘Ödül hoşuma gitti, ama başaracağım garanti değil ve çok uzak. Bu görevi yapmaktansa demircide ekipman üretirim, daha iyi.’

Kararımı verdim ve onu geri çevirdim. “Sana yardım etmek için ne gerekli güce ne de zamana sahibim.”

[Görev geri çevrildi.]

Piaro dilini şaklattı.

“Ödül hoşuna gitmedi mi?”

“Hayır, zamanım ya da bunu yapacak gücüm yok sadece.”

“Senin gibileri iyi bilirim. Çaresizliğimden faydalanıp ödülü artırmak istiyor olmalısın.”

“Hayır, beni yanlış anladın. Olay ödül değil. Cidden bunu yapamam.”

“Peh, öyleyse ödüle kılıcımı da ekliyorum.

[Piaro görev ödülünü değiştirdi.]

Ödül: ‘İntikamın Aracı’ unvanı.

*İntikamın Aracı: ‘Acımasız’ hüneri açılacak.

Saldırı Gücü + 100. ‘Ölümcül Güdüler’ yeteneği oluşturulacak.

*Piaro’nun uzun kılıcı.

[Piaro’nun Uzun Kılıcı]

Seviye: Özel

Dayanıklılık: 110/213  Saldırı Gücü: 387  İsabet: +%10

‘Nefret’ yeteneği oluşturulacak.

*Dayanıklılık -100

Biraz hasarlıydı, ama bu iyi bir kılıç olduğu gerçeğini değiştirmez. Fakat Piaro’nun nefretini barındırdığı için lanetlidir. Kullanımı risklidir.

Kullanım Koşulları: 190. Seviye. 900 Güç. 300 Atiklik. İleri Seviye Kılıç Ustalığı.

‘Nefret’ yeteneği nedir, bilmediğim için özelliklerden bahsetmem zordu. Fakat saldırı gücü epey yüksekti.

‘Tek elli kılıç, ama saldırı gücü Kişisel Üstünlüğün Kılıcı’ndan da yüksek… Tabii seviyesi ondan 30 daha yüksek olduğu için normal, ama aradaki kademe farkına rağmen bu raddeye ulaşması inanılmaz. İyi para edecek bir kılıç.’

Ellerim kaşınıyordu. Neden ekipman yapmak istiyordum? Para kazanmak için. Fakat düzinelerce, yüzlerce ekipman yapsam bile aralarından birinin özel ya da efsanevi seviye olması garanti değildi. Belki de görevi yaparak daha iyi para kazanabilirdim.

‘Ama gücüm yetmez ki.’

Güçlüydüm, ama bir zamanların en güçlü şövalye birliğinin yardımcı kaptanını öldürecek kadar da güçlü değildim. Sakin olmam şarttı. Gözlerimi sımsıkı kapattım ve başımı çevirdim.

“Gerçekten yapamam.”

[Görevi geri çevirdiniz.]

Piaro dudaklarını ısırdı. Sinirliydi.

“Açgözlü bir herifsin. Fazla mal göz çıkarır, haberin yok mu?”

Sözcükler işe yaramıyordu. Garip bir şekilde tanıdık gelen bu durum bana unuttuğum birini hatırlattı. Evet, Doran’ı. Ne kadar geri çevirirsem çevireyim nihayetinde bana görevi vermişti. Piaro ona çok benziyordu.

‘Kararlı davranmazsam aynı şeyi yaşayabilirim.’

Sertçe gürledim. “Kaç kez söyleyeceğim? Ödülleri beğenmedim dedim mi hiç? Yeteneğim yok, gücüm yetmez yahu! Niye beni yanlış anlıyorsun?”

“Gücün yok mu? Kanyon kertenkeleleri ve diğer yaratıkları, aynı anda altı deniz adamını öldürmek kolay iş değil.”

 “Heok...”

N-neler oluyordu böyle? Kesan Kanyonu’nda yaptıklarımı nereden biliyordu? Bu herif…

“S-sen! Stalker mısın? Şu internetteki sapıklardan? Ne istiyorsun benden? Bakirliğimi mi yoksa…! Sapık şerefsiz!”

“Duymadın mı beni? Tek istediğim Asmophel’in ölmesi. Görünüşe göre konuşarak çözemeyeceğiz bu işi.”

Peok!

Piaro kılıcının kınıyla dizime vurdu. Anında diz çöktüm.

[7.500 hasar aldınız.]

[Adaletin Havarisi’nin cesareti eşsizdir.]

[Adaletin Havarisi tehlikede. Düşmanlarınızın önünde kolay kolay diz çökmeyeceksiniz.]

[Bütün hünerler %30 arttı.]

“N-ne…?”

Kılıçta değil, kınıyla dizime bir kez vurmuştu, öyle mi? Ayrıca demin 11 yaratığın icabına baktığını da unutmuştum. Kimdi bu adam? Ne diyeceğimi bilemez halde ona bakarken Piaro buz gibi gözlerini bana çevirdi.

“Cevap ver. Kabul edecek misin? Burada ölecek misin?”

“…”

Bu şerefsiz Doran’a falan benzemiyordu. Doran inatçıydı belki, ama iyi bir insandı. Bu adam tamamen farklıydı. İblisti. Bencil bir şeytan!

“Y-yok artık…! Geri çevirirsem bir NPC beni öldürecek…. Sikerler böyle işi!”

“Bir şey mi dedin? Cevap ver.

“Kahretsin! Ölürüm daha iyi! Görevde başarısız olursam boşuna zaman harcamış olacağım ve 4 seviyem gidecek. En azından burada ölürsem sadece biraz TP kaybedeceğim! Hmph. Bunu tercih ederim! Ayrıca Winston’da dirileceğim için zamandan tasarruf etmiş olurum!”

“… Gerçekten de hayatına değer vermiyorsun. Tanrı sizin gibi ölümsüzleri neden yarattı? Niçin bizim gibi sıradan insanların arasında yaşıyorsunuz? Ne kadar düşünürsem düşüneyim anlayamıyorum.”

NPC’nin teki oyuncuların varlığını sorguluyordu. Zekasına diyecek bir şey bulamadım. Sonra Piaro bana baktı.

“Kaybol.”

“Ha?”

“Kaybol gözümden.”

“G-görev. Hani geri çevirirsem beni öldürecektin?”

“Masumları öldürmek gibi bir hobim yok.” Piaro mırıldandıktan sonra çekip gitti. Tam görüş alanımdan çıkacağı sırada dönüp baktı. “Daha sonra fikrini değiştirirsen buraya gel. Seni zorlamıyorum. Sadece bir umut.”

Böylece Piaro’yla kısa karşılaşmamın sonuna geldim. Winston’a döndüm. Yolda birkaç yaratık öldürerek 95. Seviye’ye çıktım ve bütün hünerleri zekaya verdim.

‘Sıçayım böyle işe, büyücü müyüm lan ben?!’

Zekaya puan vermeye dayanamıyordum! Fakat başka çarem yoktu. Yine de birkaç iyi haber almıştım.

[Demirci’nin Öfkesi seviye atladı.]

[Mutlak Adalet seviye atladı.]

[Demirci’nin Öfkesi]

Seviye: 2

*30 saniye boyunca saldırı gücünü %15, saldırı hızını %30 artırır.

Mana: 40

Dolma Süresi: 60 saniye

[Mutlak Adalet]

Seviye: 2

*Saldırı gücünün %320’si kadar hasar verir.

Mana: 300

Dolma Süresi: 90 saniye

Rüzgar Patlaması ve Hızlı Manevralar ise İdeal Hançer’e bağlı yetenekler olduğu için seviye atlamıyorlardı. Fakat Demirci’nin Öfkesi ve Mutlak Adalet şahsıma özel yeteneklerdi. Sıradan yetenekler gibi TP kazanıyor ve seviye atlıyorlardı.

Güçleniyordum.

…..