Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

104. Bölüm Tuzakmış!

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

“Bayım…?”

Dev Klanı üyeleri ansızın silahını çeken Grid’i görünce paniklediler. Ardından kendi aralarında konuşmaya başladılar.

<Niye bu kadar kızdı? Yanlış bir şey mi yaptık?>

<Neler oluyor? Ah! Ibellin’i benzettiğimi için mi? ㅡㅡ; >

<Ne? ㅋㅋYoldaşına dayak attığımız için mi kızgın? ㅋㅋMantıklı gelmiyor. Tzedakah Klanı’na daha birkaç gün önce katıldı. Bu kadar kısa sürede yoldaşlık bağı kurmuş olamazlar.

<Belki öyle bir heriftir. Gerçi, klana katılmadan önce de Ibellin’i tanıyor olabilir.>

<Vov… Sıçayım böyle işe, başımızı ağrıtacak desenize…>

Dev Klanı üyeleri yanlış anlaşılmalar denizinde sürüklenirken, aralarından biri olaya farklı açıdan yaklaştı. İsmi Boz Ayı’ydı.

<Ibellin yüzünden kızmamış olabilir. Baksanıza. Ibellin’e bakmıyor bile.>

Klan üyeleri bu sözleri duyunca dikkat kesildiler.

<O zaman niye kızdı ki?>

<Örsü ve üstündeki ekipmanları görüyor musun? Sanırım ekipman yapıyordu.>

<Aha-! Doğru diyorsun! Bizim yüzümüzden işi berbat oldu! Bu yüzden kızdı!>

Boz Ayı sayesinde soru işaretine bir cevap buldular ve Grid’den özür dilediler.

“Böldük mü? Gerçekten üzgünüz. Ne gerekiyorsa yapmaya hazırız, bu yüzden önce sakin olalım ve silahlarımızı kaldıralım. Konuşarak bu işi çözebiliriz. Seni Chris’in emirleri üzerine Dev Klanı’na çağırmaya geldik. Nasıl ama? Büyük bir onur, değil mi? Mutlu musun? Üzüntülerin geçti mi?”

Demircide 10’u aşkın Dev Klanı üyesi vardı. Daha önce ekipman yapım süreçlerini gördükleri için konu hakkında bilgi sahibiydiler. Genelde bir ekipman yapmak 2-3 saat sürüyordu. Bazen 3-4 saate kadar çıktığı da oluyordu.

Her ay bir ya da iki destansı ekipman yapılıyor, geri kalanı beş para etmiyordu. Acaba gizemli zanaatkarı saflarına kattıklarında bu değişecek miydi? Muhtemelen o da normal demirciler gibi çalışacak, ama fazladan destansı ekipman yapacaktı. Sıradan klan üyeleri gerçekten bu konuda zayıftı. Grid’in işinin asıl değerini anlamıyorlardı.

“Şimdi, kaldır bakalım şu kılıcı. Sırf seni böldük diye hemen kılıç çekilir mi? Hahahaha!”

“… Sırf mı?”

Grid tam kılıcını savuracaktı ki duraksadı. Ardından takakatak! Dişlerini öyle sıkıyordu ki neredeyse onları kıracaktı.

“Sırf beni böldünüz diye, öyle mi? Daha önce hiç ekipman yapmayı denediniz mi? Benimle dalga mı geçiyorsunuz? Emeklerimi ve çabalarımı hiç düşündünüz mü? Ha? Sırf havalı bir klana üyesiniz diye beni hor görebileceğinizi mi sanıyorsunuz?”

Kkuok!

Grid Dainsleif’e sımsıkı sarıldı. Savaşa hazırdı.

‘Savaşçı’nın İnançları’ adlı pasif yetenek sayesinde zar zor kurtulabilen Ibellin, Grid’e fısıldadı.

-Grid, sakin ol. Karşında 12 adam var! Tek başına savaşırsan yaralanırsın! Lütfen ben iyileşene kadar onları oyala!

Ibellin de Malacus baskınına katıldığı için Grid’in gücünü biliyordu. O vakit Grid özel gücünü göstermişti. Fakat şimdi karşısında 12 güçlü rakip vardı. Düşmanların seviyesi 150 civarındayken Grid henüz 97. Seviye’deydi. Kazanamazdı.

Grid onu sakinleştirmek istiyordu, ama çabaları beyhudeydi.

“Şerefsizler… Özür dilerken bile doğru düzgün konuşamıyorsunuz. Hepinizi geberteceğim.”

Boz Ayı dilini şaklattı. ‘Sıçayım. Aptallar yüzünden zanaatkar sinirlendi.’

Grid’i ya ikna edecek ya da kaçıracaklardı; Tzedakah’ın ana gücü şu anda buraya gelebilecek durumda değildi. Verilen emirler de bu yöndeydi. Fakat sıkıntı şuydu ki demirciye gelen grubun lideri Ibellin yüzünden iki kez ölmüş ve zorla oyundan çıkmıştı.

‘Lider olmayınca işler bu hal aldı… Gerçi fark etmez.’

Karşılarında demirci vardı. O garip görünen miğfer ve büyük kılıç ilk başta güçlü duruyordu, ama mantıklı değildi.

‘Demirciler büyük kılıç kullanamaz… Silahı sallasa bile bir şey yapamaz. Sinirliysen ne olmuş yani? Baktık konuşmak işe yaramıyor, seni direkt kaçırırız.’

Boz Ayı ve Dev Klanı onu zorla kaçırmaya razıydı. Sonra Grid bir adım öne çıktı.

Kwajajak!

“Eh?”

Klan üyelerinin vücutları kaskatı kesildi. Çünkü o büyük kılıç ansızın bir yoldaşlarını kesmişti.

“Kuaaahh!”

Tek hamle. Özel yetenek yok. Sadece basit bir hamle. Fakat o tek hamle adamın canının yarısından fazlasını aldı.

“Yok artık!”

Saldırıya uğrayan adam suikastçıydı. Normalde suikastçıların savunması ve canları düşük olurdu. Saldırı bazlı sınıflardan hasar aldıklarında tek hamlede canlarının yarısını yitirmeleri işten bile değildi. İyi de karşılarındaki herif demirci değil miydi? Demirciler saldırı bazlı sınıflarla alakasızdı. İmalat bazlı bir sınıf olduklarını herkes bilirdi. Saldırı konusunda zayıf olmaları gerekirdi.

Fakat Grid’in saldırı gücü saçma sapan bir seviyedeydi.

‘Neler oluyor?’

‘Suikastçılar hızlıdır, nasıl kaçamadı? Demirciden…’

‘Ayrıca demirci nasıl büyük kılıç kullanabiliyor?’

Büyük kılıç sadece yüksek güce sahip savaşçıların kullanabileceği bir silahtı. Grid’in elindeki büyük kılıç normal olanlardan daha büyük ve ağır görünüyordu. Demirci olan Grid, nasıl olur da bir büyük kılıcı kullanabiliyordu?

‘Kahretsin! Neler oluyor?’

Dev Klanı üyeleri şaşkın şaşkın bakarken, Grid canı yarıya düşen ve bu yüzden sersemleyen suikastçıya saldırdı.

[Grup üyeniz Kido öldü.]

“…”

İki hamlede suikastçı can verdi. Klan üyeleri afalladı.

Ibellin de gözlerine inanamıyordu. ‘Güçlü!’

Grid Malacus baskınında özel yeteneklerini sergilemememiş, sadece son darbeyi indirmişti. Ibellin bu yüzden Grid’in yüksek hünerlere sahip olduğunu ve gizli sınıfından gelen birkaç savaş yeteneği taşıdığını düşünüyordu, ama özünde bir demirciydi. Fakat yanılıyordu. Grid kılıcı sanki sayısız savaşa katılmış bir savaşçı gibi kullanıyordu.

Ibellin’in gördükleri gerçekti. Grid Tatmin’i bir yıl boyunca savaşçı olarak oynamıştı. Düşük seviyeli yaratıkları günbegün avlamıştı. Bu yüzden yüksek seviyelere ulaşamamıştı, ama sağlam bir temele sahipti. O temel Pagma’nın Soyu olduktan ve yüksek hünerlere kavuştuktan sonra şimdi kendini gösteriyordu. Dainsleif de vardı tabii.

‘Dainsleif… Acayipsin!’

‘Bu silahın kalabalık gruplara karşı çok işe yarayacağını biliyordum, ama bu kadarını da…’

Grid Kido’yu öldürdükten sonra geriye kalan 11 klan üyesi artık onu düşman olarak görüyordu. Dainsleif aynı zamanda fazladan 165 saldırı gücüne kavuşmuştu. Her düşmanla karşılaştığında fazladan +15 saldırı gücü alıyordu; yani 100 düşmanla karşılaştığı takdirde 1.500 saldırı gücü kazanması mümkündü.

Dainsleif’in maksimum saldırı gücü 635’ti ve şu anda oyundaki en güçlü silahlardan biriydi. Fazladan gelen saldırı gücüyle dengeyi paramparça edebilecek bir silahtı.

‘Dengeyi düşünürsek… Acaba maksimum artış miktarı var mı? Neyse, silah cidden iyi.’

Grid hayrandı.

‘Özel ekipmanlara kıyasla bu Dainsleif olağanüstü. Yeteneklerim henüz Albatino’nun seviyesine ulaşmadı.’

Dainsleif’in yapan adam bir insandı; Albatino! Gerçekten inanılmaz biriydi, ama Pagma gibi ‘efsane’ olmayı başaramamıştı. Öte yandan Grid, Pagma’nın Soyu olduğu için şimdiden bir efsaneydi. Yine de Albatino kadar iyi değildi. Gerçek manada Pagma’nın Soyu olduğunu iddia etmesi zordu.

‘Daha fazla çalışmam lazım. Öncelikle Albatino’yu geçeceğim, sonra sıra Pagma’ya gelecek. Ama bundan önce…’

Önce şu şerefsizleri halletmesi gerekiyordu.

“Beni bölmenin bedelini ödeyeceksiniz! Demirci’nin Öfkesi!”

"Ohhhhhh!"

Grid güç kazandı ve Dainsleif’i savurdu. Yan yana duran iki Dev Klanı üyesine aynı anda vurdu.

Kwang!

“Kuk!”

“Ne?”

Klan üyeleri silahlarıyla ve kalkanlarıyla karşı koymaya çalıştılar, ama büyük kılıcın ağırlığına dayanamadılar ve geri sürüklendiler. Şu anda korkunç bir saldırı gücüyle karşı karşıya olduklarını fark etmişlerdi.

“Hayır… Bu herif demirci değil!”

Boz Ayı titredi. “Kandırıldık! Bu adam gizemli zanaatkar değil! Tzedakah şerefsizleri bize tuzak kurmuş!”

“Gidelim buradan!”

Tuzak olduğunu düşündükleri için kaçmak istiyorlardı. Geri çekilmeye başladılar. Fakat Grid onları bırakmayacaktı.

“Kaçıyor musunuz?”

Envanterini açtı. İdeal Hançer’i çekti ve Hızlı Manevralar’ı kullandı.

“Güzel.”

Vücudu hafifleyince hemen adamların peşine düştü. İzleyenlerin omuzlarına çıkıp Dainsleif’i savurdu.

Kwajajak!

“Kuaaack!”

Kaçan adamlardan biri çığlık atarak yere yığıldı. Dainsleif’in gücü altında titriyordu. Çok şaşkındı. Sonra karşısına bildirim pencereleri çıktı.

[Darbe aldınız!]

[5.900 hasar aldınız.]

[Adolph’un Tam Plaka Zırhı’nın dayanıklılığı 80 düştü.]

[Zırhın kırılan parçaları vücudunuza saplandı. Parçalar çıkarılana kadar kan kaybedeceksiniz.]

“Öarggghh!! İmkansız!”

Bağıran adamın adı Maksevun’du. Bütün puanlarını dayanıklılığa vererek savunmasına güç katan nadir tanklardan biriydi.

Fakat Grid, Pagma’nın Kılıç Ustalığı’nın pasif etkisi sayesinde fazladan %20 fiziksel saldırıya ve %10 kritik şansına kavuşuyordu. Ayrıca Demirci’nin Öfkesi da saldırı gücünü artıyordu ve Dainsleif’in pasif etkisi ‘Hedefin savunmasının %10’una denk fazladan hasar’ de aktifti. Dolayısıyla Maksevun’un savunması bile bir anlam ifade etmiyordu.

‘Ogreler bile buna dayanamaz!’

Büyük kılıcı kavradığında bunu anlamaları gerekirdi. Şerefsiz adam Ibellin’den bile daha güçlüydü. Grid Tzedakah Klanı’nın gizli silahıydı.

‘Kandırıldık.’

‘Kaçmamız lazım!’

İzleyen insanları umursayacak durumda değillerdi. Yaralanan Maksevun’u arkada bıraktılar ve kaçmaya devam ettiler. Grid bir kez daha İdeal Hançer’i çekti ve Rüzgar Patlaması’nı kullandı. Sonra Dainsleif’i kaptı ve Pagma’nın Kılıç Ustalığı, Dalga’yı kullandı.

…..