Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

79. Bölüm Kılıç Ustalığı

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

Çoğu insanın da bildiği üzere dünyadaki en büyük şelale Venezuela’daki Melek Şelalasi’ydi. 979 metre uzunluğundaydı. İsmini şelalenin eteklerinde oluşan sis dalgasının gizemli ve ihtişamlı görüntüsünden aldığı söyleniyordu.

Tabii bunu televizyonda izlerken görmüştüm. Neyse işte, epey güzel ve melekleri andıran bir şelaleydi! Dünyadaki en müthiş şelalelerden biriydi! Tatmin ondan daha ihtişamlı, görkemli gizemli ve güzel bir şelale yaratmıştı. O şelale Ebediyet Krallığı’nın kuzeyinde yer alıyordu.

Peki kuzeyin hangi bölgesindeydi?

“İşte burada.”

Kaaaaaaah!

Kesan Kanyonu’nun kuzeyi.

Kuzeyin sonunda, 1.300 metrelik devasa bir şelale vardı. Çıkan su buharı hayali bir ortam yaratıyordu. Her yerde gökkuşakları vardı, hayaller ülkesini andıran ortamı görünce şaşkına döndüm.

“Söylentilerde duyduğum Loran’ın şelalesi.”

İsmini onu keşfeden, aynı zamanda Ebediyet Krallığı’nın kurucusu olan Loran’dan almıştı. Ebediyet Krallığı’ndaki insanlar için en kutsal bölgelerden biriydi, ama çevrede hiç turist görünmüyordu. Çünkü Kesan Kanyonu tehlikeliydi. Sıradan insanlar buradaki yaratıklardan çekiniyordu.

Neyse, bölgeye çok insan gelmiyordu anlayacağınız.

Kuaaaaaaaah!

“Cidden inanılmaz.”

Aslında doğal manzaralara kafayı takmış biri değildim. Hayatım boyunda ünlü turistik alanları hiç gezmemiştim. Doğa güzelse ne olmuştu? Güzellik karnımı doyuracak mıydı? Eskiden böyle düşüncelerden hiç hoşlanmazdım.

Fakat şimdi fikrim değişmişti. Çünkü insanların böyle yerlere neden geldiğini artık biliyordum.

“Olağanüstü… yaşadığım betondan dünyanın ne kadar anlamsız ve çirkin olduğunu şimdi anlıyorum.”

O büyük binalar, mimarların sözüm ona mucizevi eserlerdi… Fena değillerdi, ama doğanın önünde hiçbiri beş para etmezdi. Gördüğüm manzara sayesinde minik dünyamın ufukları genişliyordu.

‘Sanal gerçeklikte bile bu kadar etkileniyorsam, gerçek hayatta kim bilir neler yaşarım? Borcumu ödeyince tatile çıksam iyi olacak. Melek Şelalesi, Amazon Ormanları, Büyük Kanyon… Görecek çok yer var.’

İhtişamlı şelaleyi izlerken keyfim yerine geldi.

“Hey, sakin ol. Ne yapıyorum ben? Pagma’nın kılıç ustalığını bulmam lazım!”

Kuzey tepesi Loran Şelalesi’nin hemen altındaydı. Orada Pagma’nın kılıç ustalığına dair yazıtları aradım. Fakat 10 dakika 30 dakikaya, 30 dakika 2 saate dönüştü… ne bir yazıt gördüm ne de Pagma’nın kılıç ustalığını. Hatta tepeye bile tırmandım, ama ortalıkta hiçbir şey yoktu. Farkına bile varmadan gün batımı gelip çatmıştı. Gökkuşakları kayboldu, şelale altuni güneş ışıklarıyla buluştuğunda ortaya çıkan manzara nefesimi kesti. Altın akıyordu adeta. Fakat bakmaya devam edemezdim.

“Hey, sinirim bozuluyor.”

Khan’ın atası Pagma’nın kılıç ustalığını kuzey tepesine kazıdığını söylemişti! Yalan mıydı yoksa? Buraya boş yere mi gelmiştim?

“… Zaten kim hayaletin sözlerine inanır ki…”

Hayalet dediğin şey kötüdür! Korku filmlerinde neden hep çirkin olduklarını sanıyorsun ki? Hayatım boyunca hayaletlere karşı temkinli olmama rağmen birinin sözlerine kanmış, boş umutlarla buraya kadar gelmişti.

“Hayatımın en büyük hatası… ha?”

Sinirim bozuk halde homurdanırken şelalenin arka yakasında bir şey fark ettim.

“Yoksa?”

Ortaokuldayken elli altmış yıllık savaş sanatları filmlerinden başımı hiç kaldırmazdım. Onları izlerken öğrendiğim bir şey varsa o da şuydu: Bir şelale gördüysen arka tarafına bakacaksın.

‘Ya Tatmin’i yaratanlar da benim gibiyse…?’

Şelaleye zıpladım. Beklediğim gibi, şelalenin arkasında minik bir mağara vardı ve içinde, bir insanın kılıçla yaptığı dansı tasvir eden farklı farklı resimler bulunuyordu.

“Yok artık.”

Hayaletler cana yakın varlıklar değildi.

“O hayalet…! Kuzey tepesinde diyeceğine şelalenin arkasında deseydi bu kadar uğraşmazdım! Hay sıçayım. Khan’ın atası olmasaydı gidip ona tekme atardım.”

… Hayalet sesimi duymazdı, değil mi? Gergin gergin etrafa baktım, ama hayaletten iz yoktu. Böylece duvardaki resimlere döndüm. Tasvirler uzun zaman önce kazınmış olmalıydı, çok eskiydiler. Fakat içeriği görmek zor değildi.

“Bu Pagma’nın…”

Tasvirdeki adamın gözleri kartal gibiydi. İnce, yumurta gibi bir suratı vardı ve kadınların seveceği türden dudakları ve gözlerini görünce kıskanmadan edemedim.

“Hassiktir… Pagma amma yakışıklıymış…”

Pagma’nın maçı bir tipe sahip olduğunu düşünmüştüm, bugüne kadar gördüğüm demircilerin hepsi öyleydi. Fakat beklentilerimin aksine adam ince ve tertipliydi. Yakışıklı ve yetenekli insanları sevmediğim için Pagma’ya dair düşüncelerim biraz olumsuz yöne kaydı.

“… Ölüp gitmiş bir adamın görünüşünden bana ne?”

Tasvirlere odaklandım.

“Daisleif.”

Tasvirdeki görüntüye bakılırsa Pagma uzundu. Fakat elindeki kılıç ondan da uzundu. Dainsleif gerçekten de ‘büyük kılıç’ tanımına uyuyordu. Toplam uzunluğu 3 metre 20 santimdi.

“Muazzam bir şey bu.”

Fakat tasvirdeki Pagma o devasa kılıcı tek eliyle tutuyordu. İnce vücuduna hiç uymayan bir güce sahipti ve kelebekler kadar zarif görünüyordu. Müthiş bir güce sahip olduğu kadar yumuşak bir naifliği de taşıyan bir kılıç ustalığına bakıyordum. İyi de bu nasıl olabilirdi? Tasvirlere göre Pagma’nın kılıç ustalığı zirveye ulaşmıştı.

Baştan sona inceledim.

“Neden? Neden öğrenmedim hala?”

Tasviri incelersem doğal olarak kılıç ustalığını öğreneceğimi düşünmüştüm, ama hiç de öyle görünmüyordu. Garipti.

“Dokunmam mı lazım…?”

Elimi duvara koydum, ama hala bir şey olmuyordu.

“Ne? Dokununca ya da bakınca olmuyor, o zaman ne yapacağım? Yoksa tasvirdeki hareketleri mi yapmam lazım?”

Ya öyleyse…? Pagma’nın kılıç ustalığını bizzat vücudumla taklit etmem gerekiyor olabilirdi!

“Ah, sinir bozucu…”

Yapacak bir şey yoktu. Homurdanarak İdeal Hançer’i çıkardım, sonra tasvirlere birebir uydum. İlk başlarda epey zorlandığım için tekrar tekrar denemem gerekti. Hala birkaç eksiğim vardı ve sürekli baştan başlıyordum.

Üç saat sonra. Bunu ne kadar yapmam gerekiyordu? Oturdum ve nefesimi düzenlemeye çalıştım, zira Pagma’nın kılıç ustalığı insanı yoruyordu.

“Yapamıyorum…”

Tekrarların ardından tasviri ezberlemiştim. Fakat tasvir edilen hareketleri doğru düzgün yapamıyordum. Şimdi düşününce, hayatımda hiç dans etmemiştim.

“Birkaç kez gece kulüplerine gittim, ama dans ettiğimi hatırlamıyorum. Şimdi anlaşıldı. Hahaha! İki sol bacakla doğmuşum ben! Pagma’nın kılıç ustalığını öğrenemeyeceğim.”

…Hayır!

“Saçmalama!”

Dans etmeyi öğrenmediğim sürece alamayacağım bir oyun yeteneği mi? Bu nasıl bir saçmalıktı?

“Başka bir sebebi olmalı.”

Ardından tasvirleri inceleyerek sebebi bulmaya çalıştım. Son tasvirde garip bir şey vardı.

“Son kısmı yosun bağlamış olamaz, değil mi? Hahaha, yok canım.”

Olamazdı, ama her ihtimale karşı son tasvirdeki yosun dalgasını elimle ittim. Sonra gördüm ki orada bir resim daha vardı.

İşte o anda bir bildirim ekranı çıktı.

[Pagma’nın kılıç ustalığı alındı.]

[İlk sınıf görevini tamamladınız. Demirci Khan’a Dön]

“… Ben, saatlerdir ne yapıyorum böyle?”

Kahrolası şey… Ellerim titredi. Boş yere zaman ve enerji harcamıştım! Yosunu parçalayıp küfretmek istiyordum, ama kendimi tuttum. Burada daha fazla zaman harcamanın manası yoktu.

“Yosun bozuntusu… bugün şanslı günün.”

Duvardan temizlediğim yosunların üstüne basarak biraz öfkemi kustum, sonra derin derin nefeslendim. Gökyüzünü delen kılıç ustalığı neye benziyordu? Kılıç Ustalığı gibi pasif bir yetenek miydi? Yoksa güçlü bir saldırı yeteneği mi?

Hangisiydi bilmiyordum, ama savaş yetenekleri konusunda eksik çeken benim gibi bir adam için çok gerekliydi. Mutluydum ve o keyifle yetenek penceresini açtım. Sonra öğrendim ki Pagma’nın kılıç ustalığı beklediğimden de fazlasıymış.

 [Pagma’nın Kılıç Ustalığı]

Seviye: 1

-Yetenek aktif olmadığında –

*İstediğiniz an kılıçla bir olabilirsiniz. Fiziksel saldırıyı %20, kritik saldırı oranını %10 artırır.

*Bu etki sadece kılıç tipi silahlarda etkilidir.

*Mana harcamaz.

-Yetenek aktif olduğunda-

*Kılılça bir olun. Dalga, Baskılanmış, Bağlantı, Ölüm, Aşan olmak üzere beş kılıç tekniği kullanabilirsiniz.

*Yetenek aktif olmadığında kazanılan özellikler silinir.

*20 mana.

*Yetenek kapatıldığında, yeniden aktif olması 10 saniye sürer.

 [Dalga]

*Yüksek dalgaları andıran hiddetli bir kılıç dansı yapın.

*1 metrelik menzildeki düşmanlara saldırı gücünüzün %155’i kadar hasar verir ve onları yavaşlatır.

Kullanım Koşulları: Kılıç tipi silah.

Mana: 350

Dolma Süresi: 120 saniye

 [Baskılanmış]

*Baskılanmış ve küçümsenen bir kılıç dansı.

*Üç saniye boyunca kimse size dokunamaz.

*Namevtler için geçerli değildir.

Kullanım Koşulları: Kılıç tipi silah.

Mana: 300

Dolma Süresi: 300 saniye

 [Bağlantı]

*Kelebeğin kanatlarını andıran güzeller güzeli bir kılıç dansıdır.

*Tek hedefe saldırı gücünüzün %500’ü kadar hasar verir.

Kullanım Koşulları: Kılıç tipi silah.

Mana: 350

Dolma Süresi: 100 saniye

 [Ölüm]

*Nefret dolu ölümcül bir kılıç.

*Tek hedefe saldırı gücünüzün %1500’ü kadar hasar verir. Kanama ve çaresizlik etkisi uygular.

Kullanım Koşulları: Kılıç tipi silah.

Mana: 1.200

Dayanıklılık: Dayanıklılığınızın %50’sini harcar.

Dolma Süresi: 500 saniye

 [Aşan]

*Hayal gücünü aşan bir kılıç dansı.

*Saldırı gücünüz 2 katına çıkar ve sıradan saldırılarınız menzilli saldırılara dönüşür.

Kullanım Koşulları: Kılıç tipi silah.

Mana: 1.800

Süre: 30 saniye

Dolma Süresi. 3.000 saniye