Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

57. Bölüm Kapsül Kafe

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

“Bilmiyorum, sadece yarış sırasında görüşmüşlüğümüz var, hakkında çok şey bildiğim söylenemez.”

“Varisinle iş birliği yapıp yarışa katılmadın mı? O da mı bir gariplik görmedi?”

“Evet.”

Herifler Khan’ın varisi olduğumu bile düşünmüyorlardı. Belki de yeni yetmenin teki gibi göründüğüm içindi.

“…Hayret bir şey.” Elleri boş dönecekleri için kızgınlar mıydı, yoksa NPC’yle karşı karşıya oldukları için miydi bilmiyorum, ama Khan’a veda bile etmeden dükkandan çıktılar.

Envanterimden birkaç tutam tuz çıkardım ve demircinin önüne serpmeye başladım.

“Şerefsizler, dönmeyin sakın.”

Khan başını kaşıyarak bana baktı. “Kaba tuz serpmen gerekmez miydi?”

“… Ah, öyle mi? Hmmm, işe geri dönelim hadi.”

Ocağa döndüğüm sırada Khan sordu, “Yine dinlenmeden bütün gün çalışacak mısın?”

“Tabii ki.”

“Sana baktıkça takdirle doluyorum. Yeteneklerin çok gelişti, ama bununla yetinmiyor ve çalışmaya devam ediyorsun…”

Yeteneklerim gelişti… Eğer bu gerçek olsaydı yaptığım 73 ekipmandan birkaç tanesi özel ve efsanevi seviye olurdu. Fakat bırakın özel seviyeyi, destansı seviyede bile sadece üç ekipman yapabilmiştim.

Eksiktim, kusurluydum, kendimi geliştirmem şarttı. Çok para kazanacak ve annemlere gösterecektim.

‘Beni kabulleneceksiniz.’

Oyuna doğru düzgün zaman ayıramıyor olmam büyük bir sıkıntıydı.

Ttang! Ttang!

Ekipman yapımına odaklandığım sırada Khan tezgaha geçti ve müşterilerle ilgilenmeye başladı. Hoş bir sistemdi, diğer kullanıcılar bunu görse kıskançlıktan kırılırdı.

Neden mi? Sıradan kullanıcıların diğer kullanıcılara ekipman satması için üç ana yol vardı:

Sokağa tezgah kurmak ve birebir alışveriş yapmak.

Müzayede salonları.

Ekipman satan internet siteleri.

Sokağa tezgah açmaya kalkarsanız bir ekipmanı satmak için günlerinizi harcamanız gerekebilirdi. Ayrıca müşterilerle pazarlık etmek can sıkıcıydı ve insanı strese boğabiliyordu. İkinci ve üçüncü yöntemler insana zamandan tasarruf etme şansı tanıyordu, ama komisyon oranları çok yüksekti.

Diğer bir deyişle normal bir kullanıcının ekipman satışından para kazanması için çok zaman harcaması gerekirdi. Fakat ben farklıydım. Khan benim için satış yapıyordu. Ayrıca komisyon da almıyordu.

Ekipman yapmam yeterliydi. Böylece günde iki ila üç ekipman yaparak para kazanıyorduım, günün birinde zengin olacağıma inancım tamdı…

“… Hala bekliyorum! İnanılmaz. Kulağa hiç mantıklı gelmiyor! Sıçarım böyle işin içine. Efsanevi sınıf değil miyim ben? Niye hala tek bir efsanevi ekipman bile yapamadım?”

O gün. S.A Grubu’nun Merkezüssündeki operasyon ekibi bir e-posta aldı.

Başlık: Bakınca Anlayacaksınız.

İçerik: Bilgilerime bakın, efsanevi demirciyim ben. O zaman neden efsanevi ekipman yapamıyorum? Efsanevi demirciysen efsanevi ekipman yaparsın, normal olan bu değil miydi? Onu geçtim, bir aydır bütün günümü ekipman üretimine adadım, ama bir tane efsanevi ekipman bile çıkmadı. Yanlış mıyım? Bir tane özel seviye ekipman bile yapamadım. Orada bir iş mi çeviriyorsunuz? Muhtemelen oyun bana karşı el altından sıkıntı çıkarıyor, değil mi? Ha? Değil mi? Ah, bakın. Böyle işin içine sıçarım var. Kafayı yememi mi istiyorsunuz? Ortalığa mı çıkayım? Ha? Malzemeler sağlam, imalat yönteminde sıkıntı yok, ama sonuç hep aynı. S.A grubuyumuş, sizin ben ağzı>£$>½$$##££@@@@

E-postayı okuyan çalışan şaşırdı.

“Ne iş çevirmesi… Önce seviye kasman lazım…”

10. Seviye’deki kullanıcılar ve 100. Seviye’deki kullanıcılar. Diyelim ki ikisinin de beceri puanları ve yetenek seviyeleri aynı, o zaman 100. Seviye oyuncuların daha kaliteli bir ekipman üretme şansı daha yüksekti.

Diğer bir deyişle ekipmanı üreten kişinin seviyesi ne kadar yüksek olursa ortaya çıkan ekipman da bir o kadar iyi olurdu. İmalat sınıflarına aşina olan kullanıcılar bunu iyi bilirdi. Fakat efsanevi sınıfın sahibi bunu bilmiyordu.

Çalışanlar iç geçirdiler.

“O kadar büyük bir sınıf bu herifin ellerinde…”

Bir başkası araya girdi. “Aslında yanlış sayılmaz, cidden şanssız bir herifmiş. Efsanevi Demirci’nin Ustalığı’na rağmen 73 ekipmanda sadece 3 destansı ekipman çıkmış, öyle mi? Hadi Özel ve Efsanevi seviye ekipmanlar çıkmaması normal, çünkü onlar nadiren görünüyor, ama destansı ekipman yapmak konusunda sıkıntı çekmiyor olmalı. Şuna bakın, resmen lanetlenmiş!”

Çalışanlar durumu anlıyordu.

“Kötü şans işte, ne yaparsın…”

“Bizden şüphe etmesi normal…”

“Araya girebilecek olsaydık kaliteli ekipman yapma şansını biraz artırmak isterdim.”

O günden sonra Grid, oyun operatörleri arasında kötü şansıyla ünlenecekti.

***

 Ürettiğim ekipmanlar 60. Seviye kısıtlamalı silahlar ve zırhlardı. Satışlardan toplam gelen miktar 1.590 altın olup net kar 1.079 altın civarıydı. Nakit paraya çevrildiğinde 1.294.800 won ediyordu.

Günde 5-6 saat oynadığım oyun, bir ayda 1.3 milyon kazanmamı sağlamıştı. Günlük işlere gitmeyi bırakırsam bu paranın üç katını kazanabilirdim. Ayrıca özel ve efsanevi ekipman yapacak kadar şansım yaver giderse on milyonlarca won kazanmam işten bile değildi.

Fakat annemler kabul etmiyordu, zira oyundan para kazanabilen insan sayısının az olduğunu biliyorlardı. Üstelik ben bir yıldır oynamama rağmen hala borcumu kapatamamıştım.

Evet. Modern toplum ve evimizde insanlar bana ‘kredi notu kötü’ biriymiş gibi davranıyordu. Annemler finansal durumumdan yola çıkıp bana izin vermiyordu.

‘İdeal Hançeri satsam mı? Hayır, hayır. Zamanı değil.’

İdeal Hançeri satarak aileme oyundan para kazanabileceğimi gösterebilirdim, ama hançeri satamazdım. Çünkü hançerin kullanım koşulları çok yüksekti. İleri Seviye Hançer Ustalığı gerektiriyordu ki oyunun bu döneminde sıralamanın zirvesindeki insanlar sadece orta seviye yeteneklere sahipti.

Hançeri şimdi satacak olursam sadece gelecekte pahalıdan satabileceklerini bilen tüccarlar malı götürürdü. Dolayısıyla fiyatı olabildiğince düşük tutmaya çalışırlardı. Şimdilik hançeri satamazdım.

Sabah saatin dördüydü. Ofise gitme düşüncesiyle artık boğuşur haldeydim.

“Sonsuza kadar böyle mi yaşayacağım…”

Normal insanlar bu saatte uykularında rüya görürdü, ama ben akşamın 6’sına kadar çalışmak zorundaydım. Peki ne için? Sadece 90.000 won kazanmak için! Üstelik kıçımdan terler akıyordu. Eskiden başka seçeneğim olmadığı için dayanıyordum, ama şimdi işler değişmişti!

Oyundan daha fazla para kazanabilirdim, bu yüzden işe gitmek sadece boşa zaman harcamaktı!

“Sıçayım… özel ya da efsanevi ekipmanlar istiyorum. Gerçi çok sayıda destansı ekipman yapsam da annemlere kendimi kanıtlayabilirim… Ahhh, sikeyim. Gözlerimi açar açmaz sinirim bozuluyor. Biraz hava alayım. Ha? Bu…”

Kapıdan çıkıp mahallede biraz yürüyeyim derken bir afiş gördüm.

[10 Eylül! Büyük açılış!

En iyi kapsül kafesi açılıyor!

150 adet çizgisel kapsülümüz var!

Yemek ve içecek servisimiz de mevcut!

Güzeller güzeli çalışanlarımızla hizmete hazırız!

*Lütfen çalışanların telefon numaralarını istemeyin.

10 Eylül’de, sadece bir günlüğüne kayıt olan bütün kullanıcılar ömür boyu %30 indirimden yararlanabilecek!]

Heook… ömür boyu indirim mi? Kapsül kafelerinde saatlik ücret 6.000 won civarıydı. %30 indirimle…

“İşte budur!” aklıma iyi bir fikir geldi.

“Tamamdır!”

Odama döndüm. İş kıyafetlerimi giydim ve kapıyı açtım.

“Ooo? Bu saatte işe mi gidiyorsun?” duruma anlam veremeyen annem sorunca hemen başımı salladım.

“Evet! İşe gidiyorum! Hazhahazhah!”

“… Ne bu enerji, sabahın köründe…”

“Puhahahat! Enerjii! Gencim ben, genç! Baba, Anne, sonra görüşürüz! Puhahahahaht!”

“Youngwoo, üşüttün mü yoksa…”

“Bir sıkıntısı var bu çocuğun…”

Endişeli ikiliyi arkamda bırakıp yola koyuldum. Bugün 10 Eylül’dü! Yeni açılacak kapsül kafeyi merak ediyordum. Kısa süre içinde binaya ulaştım. Dışına açılışı simgeleyen çok sayıda afiş asmışlardı.

“Artık tek işim bu. Puhahahahahahat!”

Evet, ameleliği bırakacaktım. Şimdi, bütün gün Tatmin oynamanın zamanıydı. Akşama kadar kafede kalacak, gece de evde oynayacaktım.

“Ekipmanlar, bekleyin beni. Zahahahah!”

***

Son zamanlarda Khan’ın demircisi oyuncuların dikkatini çekiyordu.

Demircide satılan ekipmanlar arasında 60. Seviye ekipmanlar vardı ki bunlar büyük potansiyele ve yeteneğe sahip, ama tecrübe ve itibar eksikliği çeken bir zanaatkarın eserleriydi. Ekipmanları normal eşyalardan en az %20 oranında iyiydi. Normal seviye olanlar bile aynı seviyedeki nadir ekipmanlara denkti.

Kullanıcılar bu ekipmanlara ‘Bilinmeyen Zanaatkarın Eserleri’ diyorlardı ve çok popülerdi. Performansları iyiydi, ama fiyat biraz pahalıydı. Yine de parayı sorun etmiyorlardı. Çünkü bu ekipman olmadan yaşayamazlardı!

Her gün Khan’ın demircisine uğruyorlardı.

“Bilinmeyen zanaatkar başka ekipman yaptı mı?”

“Yaptıysa alacağım! Fiyat önemli değil, bana satın lütfen!”

“Adını merak ediyorum. Ondan özel bir ekipman isteyeceğim. Mümkün mü?”

Oyuncular ekipmanları yapan adamı ya da kadını öğrenmek istiyorlardı, ama Khan bir kez bile cevap vermedi.

Grid zaman sıkıntısından dolayı çok ekipman üretemiyordu ve isminin bilinmesini de istemiyordu.

Ttang! Ttang!

Kalabalıktan hiçbir insanın aklından geçmezdi, ama orada, hemen arka taraftaki ocakta ter döken ve yeni yetmeymiş gibi görünen adam bütün bu eserlerin arkasındaki zanaatkardı.

……

Çevirmen notu
Borç: 21
Enerjiiii!

NOT: 250 Won = 1 TL. 90.000 Won = 450 Lira. 1.200.000 Won= 6.000 TL