Bölümler niye Bi kadar kısa ya
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
14. Bölüm Odun Kesmek
Sadece 3 altınım ve 11 gümüşüm vardı. At arabasına binecek parayı kazanmak için ekipman yapıp satmam lazımdı. Yeterli para biriktirdiğimde mavi orikalküiti alıp ‘Hata’yı üretebilirdim. Fakat bugünlerde para biriktirmek, gökyüzündeki yıldızları söküp almaktan daha zordu.
“Eh?”
Demirciye adım atar atmaz,
[‘Demirci Ustalığı Yeteneği’nde ustalaşmanın getirdiği etki devreye girdi. Orta seviyenin üstündeki demirci NPCleri size iyi davranacak.
[‘Pagma’nın Soyu’ etkisi devreye girdi. İleri seviyedeki demirci NPCler sizi tanıyacak ve size tapacaklar.]
Gizli bir özellik miydi bu? Yani demircilerden istediğim imalat yöntemlerini alabilecek miydim?
“Vov.”
Pagma’nın Soyu sınıfı her geçen saniye beni şaşırtıyordu. İlk başlarda üretim sınıfı diye ondan hiç hoşlanmamıştım, ama gerçekten efsaneviydi. Demirciye girdim ve ocağın önünde ter döken adamı buldum.
“En çok talep edilen eşyayı üretip satmak istiyorum. Nedir bu? Lütfen bana söyler misiniz?”
Parlak parlak gülümsedim.
‘Pagma’nın Soyu’ndan gelen adamım ben, Demirci Ustalığı’nı tamamen kavramış durumdayım. Beni sev, bana tap ve en uygun imalat yöntemini ver bakayım!’
Ama işler beklediğim gibi gitmedi. Adam bana tapmak yerine buz gibi gözlerini kıstı.
“Bah, veledin tekiymiş. Senin gibi kaba ve ahlaksız tiplerle işim yok benim, çık dışarı.”
“…”
Bu sıradan NPClerin 1. Seviye kullanıcılara verdiği normal yanıtlara benziyordu.
‘Beni tanımadı mı?’
Orta ya da ileri düzey demirciler beni hemen tanıyacaklardı, ama bu adam bana mısın demiyordu. Muhtemelen henüz orta seviyeye ulaşmamış bir demirciydi.
‘Ah, sen. Berbat bir adamsın.’
Bir başka demirciye gitmek istiyordum ama köydeki tek demirci buydu. İçeri girmeden önce okuduğum şeyler yüzünden sıkıntı çekmeyeceğimi düşünüyordum, tabii hayat o kadar kolay değildi.
‘Ne kadar şanssız bir adam olduğumu unutmuşum. Kahretsin.’
Yapacak bir şey yoktu. Hemen tavırlarımı değiştirdim ve adama saygıyla seslendim, “İşinize o kadar tutkuyla bağlısınız ki dikkatinizi fazla dağıtmak istemiyorum. Bu yüzden hemen konuya gireceğim. Kabalık ettiysem beni affedin.”
“Hah, bak sen. O kadar da kötü değilmişsin.”
Demirci bana ilgiyle baktı. Olabildiğince nazik gözükmeye çalışıyordum, hizmete hazırdım.
“Adım Grid. Ekipman yapımını öğrenmek istiyorum.”
Demirci burnundan soludu. “Bah, kapıdan her girene öğrettiğimi mi sanıyorsun? Senin gibi bir çocuk önce yakmalık odundan başlamalı. Hayır, hatta o bile fazla değil. Benden sana ekipman üretimini öğretmemi istiyorsan arka bahçeye geç ve odun kes. Bunu yapmana izin verdiğim için bile minnettar olmalısın.”
“Aciz bir demirciden ne bekliyorsam…”
“HA? Bir şey mi dedin?”
“Yoo?”
Pişmandım. Bu köyde bel bağlayabileceğim tek adam saçma sapan demircinin tekiydi. Buradan da atılırsam hayatımın sonuna kadar restoranlarda bulaşık yıkayıp para biriktirmem gerekebilirdi.
“Keserim, keserim tabii. Ne kadar lazım?”
Demirci bana eski bir balta fırlattı, “Ne kadar kesebiliyorsan.”
[Yakmalık Odun Kes]
Zorluk: E
Demirci Smith sana yakmalık odun kesme işi verdi. Bu işi iyi yaparsan aranızdaki ilişki ilerleyebilir.
Başarı Koşulu: 500 yakmalık odun parçası.
Ödül: Smith ile yakınlık +10, tecrübe puanı +10, 20 bronz.
Ceza: Başaramazsanız Smith ile yakınlık -10.
‘Vov, normal bir görevmiş.’
Ashur’un görevine başladıktan sonra S ya da SS-seviye dışında hiçbir görev görmemiştim, bu yüzden normal görev görmek adeta zihnime berraklık katmıştı.
‘Bir sonraki seviyeye geçmem için 20 TP’ye ihtiyacım var… Görevi tamamlarsam yolu yarılamış olacağım.’
-3’ten -1’e kadar gereken tecrübe puanında bir değişim yoktu. Görünüşe göre eksi seviyelerde seviye atlamak için 20 puan toplamak gerekiyordu. Yani sadece bu tarz önemsiz işler yaparak da seviye kasabilirdim.
‘İlk iş eksilerin dünyasından kurtulmak.’
İyimser düşüncelerimle soluğu arka bahçede aldım. Yandaki ağaçları inceledikten sonra elimdeki baltaya baktım. Eskiydi. Bununla nasıl ağaç kesecektim ki?
‘Ya balta kırılırsa… Bana kızabilir, dikkatli olmam lazım…’
Efsanevi Demirci’nin Değer Biçme yeteneğini kullanmaya karar verdim.
“Değer biç.”
[Efsane olan demircinin gözleri keskindir, eşyaları müthiş anlayışıyla inceler. Söz konusu eşyanın saklı bir özelliği varsa ortaya çıkacaktır.]
[Smith’in Eskimiş Baltası]
Seviye: Normal
Dayanıklılık: 6/6 Saldırı Gücü: 4-7
Açıklama: Demirci Smith’in çocuk yaştan beri kullandığı bir balta. Eskidir ve iyi yapılmıştır, ama hala keskindir. Dayanıklılığı düşük olduğu için parçalanma riski var.
Ağırlık: 40
[Saklı özelliği yok.]
Eski olmasının dışında epey sıradandı. Hayal kırıklığına uğramaktansa rahatladım, zira eşyanın saklı bir özelliği yoktu. Son zamanlarda başıma öyle garip şeyler gelmişti ki sıradan hayatı özlemiştim.
[Smith’in Eskimiş Baltası’nın yapımında kullanılan malzemeleri, üretim yöntemini ve üreten kişinin niyetini kavradınız.]
[Smith’in Eskimiş Baltası’na dair anlayışınız %100. Artık Smith’in Eskimiş Baltası’nı kusursuzca kullanabilirsiniz.]
[Artık balta üretmeyi biliyorsunuz.]
Pasif yeteneğim sayesinde ekipmanı hemen kavramıştım.
“Direkt %100 anlayış.”
Görünüşe göre düşük seviyeli ekipmanları sadece ‘Değer Biçme’yi kullanarak bile anlayabiliyordum. Gerçi bu çok normaldi, sonuçta normal baltaya bakan bir efsanevi demircinin onu hemen anlamaması garip olurdu.
“Kullanım koşulu yok, ama üretim yöntemini aldım.”
Koşullarına uymadığım bir eşyayı takacak olursam kısıtlama uygulanıyordu. Eşyaya dair olan ‘anlayışım’ ise bu kısıtlamayı azaltabiliyordu. Smith’in Eskimiş Baltası kullanım koşulu olmayan bir eşyaydı, dolayısıyla %100 anlayışa kavuşsam da bir şey değişmiyordu. Tabii imalat yöntemini almıştım.
İlhamla dolduğum söylenemezdi; yine de baltayı yana koydum ve odun parçasını çıkardım. Avuçlarıma tükürüp onları birbirine sürmek istiyordum, aynı eski filmlerdeki o yaşlı adamlar gibi.
‘Odun keserken fiziksel güce gerek yok. Sadece momentumu takip et, yeter.’
Nereden öğrendiğimi hatırlamadığım bir bilgiydi, ama momentumu takip etmenin tam manasını da bilmiyordum. Basit bir bilgiydi, ama işime yaramazdı. Yine de fazla endişelenmeye gerek yoktu. Büyük kılıcımla yaratıkları nasıl kesiyorsam baltayla odunu da öyle kesemez miydim?
‘Kılıç ustalığını ağaca karşı kullanmak gibi.’
Yana koyduğum baltayı aldım. Tam odunu kesecektim ki… odun parçasının ortasına simsiyah bir çizgi belirdi.
“Ne bu böyle?”
Garipti. Çizgiyi bir süre izledikten sonra baltayı indirdim, çizgi de kayboldu. Baltayı aldım, siyah çizgi yeniden Belirdi. Balta bana adeta siyah çizgiyi takip etmemi söylüyordu.
“%100 anlayışın faydaları.”
Emin olamıyordum. Bu yüzden siyah çizgiyi görmezden gelerek odunun orta yerine indirdim baltayı.
Çaaook!
Bütün gücümle baltayı indirdiğimde işlem başarısız oldu ve balta odunun yarısında duraksadı. Tek seferde parçalayamadım. Çıkan bildirim ekranında baltanın dayanıklılığının 1 azaldığı yazıyordu.
“Ş-şaka gibi…”
Odun bile kesemiyordum… Burada da işe yaramazın tekiydim! Öfkeden köpürüyordum, baltayı odundan zar zor çıkardım. Ardından yarısı kesilmiş odunu yana fırlattım ve yenisini koydum.
“Bu kez…”
Siyah çizgiye baktım ve savurdum.
Ttaaak!
Balta siyah çizgiye dokunur dokunmaz ince bir ses çıktı ve bir anda ayaklarım boşaldı. Odun parçası öylece ikiye ayrıldı.
“Ohhh!”
Sonunda anlayışın ne kadar önemli olduğunu anlamıştım.
‘Eşyayı kusursuzca kullanmak derken bunu kastediyordu demek.’
Ekipmanlara kendi uzuvlarınmış gibi davran derlerdi. Eğer bir kılıca dair anlayışım %100’e ulaşırsa o kılıcı kendi kolum gibi kullanabilirdim. Yani bir açıdan anlayış, Silah Ustalığı ile benzerdi.
‘Yarattığım eşyalara dair anlayışımı %100’e çıkarırsam…’
Yenilmez olabilirdim! Bir yıldır oynadığım oyunda ilk defa sıralamaya girme umudum vardı!
“Tamam, hemen borcumu ödeyeceğim, sonra eşyalara bel bağlayarak sıralamaya gireceğim!”
Sıralamaya girdikten sonra sadece medya kanallarından gelecek teklifler bile beni zengin etmeye yeterdi. Şan ve şöhret, bunların hepsi yakınlardaydı. Kimse beni görmezden gelemeyecekti ve ilk aşkım, Ahyoung’un kalbini çalabilecektim!
Gaza geldim!
“Haaaah!! Hat! Hat! Hap!”
Ttaak! Ttaak! Ttaak! Ttadadak~!
İki saat boyunca durmadan odun kestim. Duramıyordum, çünkü başarı hissi müthişti. Ama keyfim uzun sürmedi. -3. Seviye’de olduğum için dayanıklılığım yüksek değildi, bir anda açlık bastırdı.
150. parçadan sonra yorulmaya başladım, nefes almakta zorluk çekiyordum.
‘Ara mı versem?’
Hayır, vermeyecektim.
Ashur’un görevine harcadığım üç ay zorlu ve acılı bir süreçti, ama pes etmeden devam ettim. Öyle bir şeyi yaşadıktan sonra odun kesmek çocuk oyuncağı gibiydi. Yorgunluk o günlerde çektiğim acının yanında bir hiçti.
‘Zor bir iş değil. Durma. Hemen bitir ve sonraki adıma geç. Para kazan ve seviye kas.’
Dişlerimi sıktım ve devam ettim.
….
Magnec