Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

28. Bölüm Oraya Nasıl Sığıştınız Siz?

Çevirmen: Clumsy / Editor: Clumsy

Su, rayından çıkmış bir tren misali Jason’a çarparak onu doğrudan Hiram’ın üzerine sürükledi ve her ikisi de tünelin ucuna savruldu. Hisleri Jason’ın işleyebileceğinden daha hızlı değişiyordu: acı, ıslaklık, çevreyi tanıyamama. Nefes alamıyor, neresi aşağı neresi yukarı algılayamıyordu.

Jason ve Hiram refleks olarak sarılmış, uzuvları birbirine dolanmıştı. İkili havada ilerledikçe manzara bulanıklaşıyor, yeniden akmaya başlayan şelale misali dökülüp saçılıyorlardı. Jason’ın ilk tutarlı düşüncesi Hiram’ın ellerinden kaydığıydı ve hızla tutuşunu güçlendirdi. İçinden yayılan karanlık her ikisini de sarmaladı.

-[Gece Pelerini]’nin ağırlık azaltma fonksiyonunun geliştirilmesi, saniye başına düşen az miktarda mana bedelini ortalama miktarda manaya yükseltir.

Böylece şelaleden aşağı gerçekleştirdikleri dalış, sakin bir sürüklenmeye dönüştü. Delice dönüşleri son buldu, alçalırken yönlerini belirlemeyi başardılar. Jason, tek bir düşüncesiyle pelerinini kullanabiliyor olmasına minnettardı. Herhangi bir büyü gibi büyülü sözcükler gerektirseydi o sözcükleri ağzından çıkartabileceğinden şüpheliydi. Ancak sudan kurtulup usulca sürüklenmeye başlamalarıyla konuşabilir hale gelmişlerdi.

“Ne haltlar dönüyor burada?” diye soran Hiram’ın sesinden bir panik seziliyordu. Jason’a belinden yarı yarıya sarılmış durumdaydı.

“Bilmen gereken ilk şey,” dedi Jason, “beni bırakmaman gerektiği.” Derken aşağıya bakan Hiram yalpaladı, Jason’ı bırakmasına ramak kaldı.

“Daha şimdi ne dedim ben?” dedi Jason. “Gökyüzündeyiz yahu!”

“Harika, değil mi?” “DELİ MİSİN SEN?”

“Kulağımın dibinde ne bağırıyorsun ya!”

İkili yere doğru süzülürken Jason delice kahkahalar atıyordu.

“Bu fantastik bir şey,” dedi. “Delisin sen!”

Dağdan fırlatıldıkları güç ve ağırlıklarının azalışının hafifliğiyle yere yumuşak bir iniş yapmadan önce dağdan bir miktar uzaklaşmışlardı. İndikleri yer, dağın altındaki havuzdan köy yoluna uzanan kanalın yakınlarıydı. Hiram anında çimlere serilerek yeri kucakladı, gerginliğinden sıyrılışıyla kesik kesik kahkahalar atmaya başladı.

Jason’sa etrafına bakındı. Köyle dağ arasında, kaval kemiklerine dek uzanan yoğun çimlerin içerisindeydiler. Kanal, şelalenin tabanından köye dek dümdüz bir hatla çimenlerin arasından uzanıyordu. Jason, insanların bir süre önce Hiram’la çıktığı dağ yolundan koşturduğunu görebiliyordu. Hiçbiri Hiram’la yaptıkları düşüşü fark etmiş gibi görünmüyordu.

Kanalın öbür tarafındaysa Jason’la Hiram’ın gökten indiğini görünceye dek kaybolan şelaleyi izlemekte olan birkaç çocuk dikiliyordu. Jason onlara el salladı. Ardından kafasını kaldırıp dağa baktı ve nasıl bir yükseklikten düşmüş olduklarını görünce yüzüne bir sırıtış yayıldı.

“Maceracılar böyle bir hayat sürüyorsa,” diye düşündü, “bu hayata hayır demem.” “Sen gerçekten delisin,” diyen Hiram, sallana sallana ayağa kalktı. Hala yıldızlı peleriniyle örtülü olan Jason’a kararsız bir bakış attı. Boşluğun siyahlığı, çöl güneşinin altında yıldız ışıklarından daha çok dikkat çekiyordu.

“Hiram,” dedi Jason, gözlerini dağdan ayırmadan. “Onlar benim düşündüğüm şeyler mi?”

Hiram da Jason’ın ardından şelalenin tepesine baktı. Ve tıpkı Jason’la kendisi gibi fırlatılan en az bir düzine objeyi tespit etti.

“İnsanlar mı?” diye sordu. Uzaktaydılar ve düşerken ne olduklarını anlamak zordu.

“Onlar insan değil,” dedi Jason.

Objeler gökten alçaldıkça daha belirgin hale geliyordu. Onların neye benzediğini çözen Hiram’ın yüzüne bir dehşet çöktü. “Daha da fazlası geliyor!” dedi korku içinde.

“Çok endişe etme,” dedi Jason. “Köpgeç dediğin yarı köpekbalığı yarı yengeç. Ve her ikisinin de kanadı yok.”

O koca yaratıklar Jason’ın ağırlık azaltma gücünden yoksundu ve Jason’la Hiram’ın düştüğü yerden oldukça gerideydiler. İlki mide bulandırıcı bir çatırtı eşliğinde yere çakıldı, diğerleri de çok geçmeden arkasından geldi. Jason düşmeyi tamamlayan tam on yedi canavar saydı, çoğu da düşmenin etkisiyle can verdi. Su kanalının her iki tarafına düşenler yere yapışıp ayağa kalkamazken altı tanesi suya indi, ikisi kötü bir açıyla yüzeye çarptı. Bu yükseklikten düz bir şekilde suya inmek katı betona inmekten farksızdı, haliyle sonuç benzerdi. Diğer dörtlüyse hayattaydı ama sendeleye sendeleye sudan çıkarken bariz şekilde yaralı oldukları anlaşılıyordu.

-----------------------------------------------------

Yeni Görev: [Köyü Koruyun]

Astral boşluktan bir miktar köpgeç çıktı. Köyü talan etmeden önce onlara mani olun.

Amaç: [Köpgeç]’leri mağlup edin. 0/4.

Ödül: Demir kademe (az rastlanır) büyülü bileklik.

-----------------------------------------------------

Canavarlardan biri kanaldan çıkıp Jason ve Hiram’ın tarafında belirmişken diğerleri uzaktaki taraftaydı. Hepsi de afallamış halde etrafa bakınıyordu, ardından doğruca köye yöneldiler. Yan yan yürüyüşleri pek hızlı olmasa da Jason’ın tünelde gördüğü canavardan hızlıydılar.

“Ne düşünüyorsun, Hiram?” diye sordu Jason.

Kanalın onlara yakın tarafındaki canavara bakan Hiram’ın yüz ifadesi ciddiydi. Canavarın en az iki bacağı kırılmış gibi görünüyordu ve bedenini örten kabuk çatlayıp sızdırmaya başlamıştı.

“Sanırım bir tanesini halledebilirim,” dedi. “Yaralı olduğu sürece yani. Ama diğer taraftaki çocukları ne yapacağız?”

“Ben çocukları uzaklaştırırım,” dedi Jason. “Sonra da diğer köpgeçlerin icabına bakarım.”

“Altından kalkabilir misin?” diye sordu Hiram.

“Sanırım mecburum,” diyen Jason, Hiram’a sırıttı. “Endişelenme. Birkaç marifetim daha var.”

Jason kanala doğru koşturmaya başladı. Otuz küsür metre genişlikte doğal bir su yoluydu. Jason kısa setten atladı, katı bir zeminmişçesine suyun ışıltılı yüzeyine usulca iniş yaptı. Yüzeyden öbür tarafa koştururken neşeli kahkahalar attı. Yüzeye çıkan ölü köpgeçlerden birinin kabuğunda parmaklarını gezdirebileceği kadar kısa bir süreliğine eğildi.

-Bu canavar cesedi sahiplenilmemiş. [Köpgeç]’i envanterinize katmak ister misiniz?

Cesedi sahiplenişiyle arkasından gökkuşağı rengi dumanlar yükselirken de koşmaya devam etti.

-1 [Canavar Çekirdeği (Demir Kademe)] envanterinize eklendi.

-10 [Su Timsali] envanterinize eklendi.

-10 [Demir Ruh Parası] envanterinize eklendi.

İlk köpgeçten tuhaf bir iksir toplamış olduğunu hatırladı. Karşı kıyıdaki çimlere atlarken de o iksiri envanterinden çıkarttı.

---------------------------------------------------------

Öğe: [Kabuk-Deri İksiri] (demir kademe, az rastlanır)

Çeviklik karşılığında derinin sertliğini arttırır. (Tüketilebilir, doğal).

Etki: Deri fiziki saldırılara karşı sertleşir ve [Hız] niteliği 10 dakikalığına azalır.

Kalan kullanım: 1/1.

---------------------------------------------------------

O sırada beş çocuk da çocuklara has bir korkusuzlukla Jason’a doğru koşturdu.

“O şeyler canavar mı?” diye sordu içlerinden biri.

“Evet,” dedi Jason, çocuklara. “Koşarak köye dönmeniz lazım.” “Onlarla savaşacak mısınız?”

“Evet. Ama sizin köye dönmeniz lazım diyorum.” “İzleyebilir miyiz?”

Jason iç çekerek bir dizinin üzerine çöktü.

“Bakın millet,” dedi. “Size verecek önemli bir görevim var. Köye geri dönmeli ve herkesi canavarlar konusunda uyarmalısınız.”

Derken envanterinden beş adet demir kademe ruh parası çıkarttı ve çocukların önünde tuttu.

“Bu çok önemli bir görev,” dedi ciddiyetle, “ve bana yardımcı olacak cesur, küçük maceracılara ihtiyacım var. Yardımcı olabilir misiniz sizce?”

Jason hevesle kafa sallayan beş çocuğa gülümseyerek her birine birer para uzattı.

“Hadi şimdi acele edin,” dedi. “Herkesi uyarın, olabildiğince hızlı hareket edin!”

Çocuklar koşmaya başlarken Jason, kanal yönünden kendisine doğru ilerleyen üç köpgece döndü. Onlar dağa Jason’dan çok daha yakın bir noktadan çıktığı için Jason rahatlıkla onlarla köy arasına girebilmişti.

“Neden suda kalmadınız ki?” diye sorguladı. “Su tarafından buraya ulaştırılma düşüncesi sizi komplekse mi soktu?”

Yan yan gerçekleştirdikleri yengeç yürüyüşünde dümdüz ilerlemeye kıyasla daha hızlıydılar ama yaraları onları yavaşlatıyordu. Jason, kendisini de yavaşlatabilecek olan iksirine baktı. Ama ekstra çevikliğin işine yarayıp yaramayacağını bilecek yetenekte olmadığı için iksiri içmeyi seçti.

-Derinizi sertleştirip [Hız] niteliğinizi düşüren bir savunma iksiri kullandınız. Büyü etkisi tamamen sonlanıncaya dek daha fazla savunma iksiri içmenin toksik yan etkileri olacaktır.

Cildinin kurutucuda çok uzun süre kalmışçasına gerildiğini hissedebiliyordu. Gerindikçe kısıtlayıcı ama sert, eski bir deriye benzediğini düşünüyordu. Yaklaşan canavarlara bakarken büyüsünün menzilini irdeliyordu. Yeteneklerini içgüdüsel olarak hissedebiliyor ve açıkça görebildiği her şeyin hedef olabileceğini fark ediyordu. Gözlerini tüm canavarların üzerinde gezdirerek her biri için büyülü sözcüklerini kullandı.

“Kaderinde çile çekmek var.”

Amansız kıyamet büyüsü kurbanların üzerindeki kümülatif etkileri daha da arttıracaktı. Köpgeçlerin üzerinde henüz böyle bir etki olmasa da Jason, onlarla karşı karşıya geldiği anda bu durumu değiştirecekti. Hemen hançerini çekip önkolunun arkasında gezdirdi ama kanı akmadı.  

“Hah.”

O anda bunu iksiri içmeden önce yapması gerektiğini anladı. Bıçağı avcunda iyice sıkıp çekti, bu kez hafif bir kesik açmayı başardı.

-[Gece Dişi] silahı, [Dış Dünyalı]’ya [Umbral Yılanı Zehri] aşıladı.

-[Umbral Yılan Zehri]’ne direnç gösterdiniz. [Umbral Yılanı Zehri] etki etmedi. Bir [Direnç] artışı gerçekleşti.

Jason, hançerin zehirli olduğunu unutuşuna küfretti. Neyse ki etki etmemişti. Artık mana ve canlılık barlarının yanında direnç güçlendirmesini temsil eden bir simge daha vardı.

“Şikayet etmek istemem ama zehir neden işe yaramadı ki?”

-----------------------------------------------------

Mücadele Günlüğü

Demir kademe bir zehir olan [Umbral Yılanı Zehri]’ne maruz kaldınız.

[Günah Yiyen] yeteneği tüm acılara karşı arttırılmış direnç sağladı.

[Umbral Yılanı Zehri]’ne direnç gösterdiniz.

Bir acıya direnmek [Günah Yiyen] yeteneğini tetikleyerek size bir [Direnç] artışı bahşetti.

-----------------------------------------------------

Günah yiyen, Jason’ın bir ziyafet taşından uyandırdığı yeteneklerden biriydi. Planlama ve tartışmaları genellikle aktif yetenekleriyle ilişkili olunca bu pasif güç büyük ölçüde göz ardı edilmişti. Yaralı köpgeçlerin ağır ilerleyişi hala aşılacak yolları olduğunu gösteriyordu, yani Jason’ın yeteneğinin tanıtımını okumaya vakti vardı.

-----------------------------------------------------

Yetenek: [Günah Yiyen] (Günah) Özel yetenek (kutsal).

Bedel: Yok.

Bekleme süresi: Yok.

Mevcut kademe: Demir 0 (%00).

Etki (demir): Acıya arttırılmış direnç sağlar. Bir acıya direnilen ya da öz yetenekleri kullanılarak bir acıdan kurtulunan her seferde [Direnç] artış gösterir.

[Direnç] (lütuf, kutsal, yığılma): Acıya direnci arttırır. Ekstra her artış, kümülatif etki gösterir.

11 değer karşılığında [Hassaslık] değerini azaltmak için kullanılır.

-----------------------------------------------------

“Fena değil,” dedi Jason. “Hem de kutsal bir güçmüş. Bir günah özü daha ne yapsın!”

Jason eline bakarak kan izinin varlığına rağmen yaranın kapanmış olduğunu gördü. Yoldaşının gerçekleştirdiği iyileştirme köpgeçten aldığı yaraları kapatmaya yetmemişti, gerçi şöyle bir düşününce az önce onu ayakta tutan tek şey adrenalin olmayabilirdi. Tabii elindeki küçük bir kesik, yoldaşı için çocuk oyuncağıydı.

“Oh, hadi amaa.”

Diyen Jason, hançeri eline yerleştirip bir kez daha hızla çekerek yarayı geri açtı.

-[Gece Dişi] silahı, [Dış Dünyalı]’ya [Umbral Yılan Zehri] aşıladı.

-[Umbral Yılan Zehri]’ne direnç gösterdiniz. [Umbral Yılan Zehri] etki etmedi. Bir [Direnç] artışı gerçekleşti.

“Bu yetenek hoşuma gitmeye başladı,” derken ekranda ikinci bir direnç simgesi belirdi.

Elini uzattı, yaralı avcunu yere çevirdi. Dünyanın en korkunç sağanağıymışçasına sülük yağmaya başladı. Yığın tamamlandığında toplaşan sülükler, Jason’ın bedeninden daha çok yer kaplıyordu.

“Oraya nasıl sığıştınız siz?”

Yığının Jason’a herhangi bir şekilde yanıt vermesi mümkün değildi. Jason da yoldaşının doğasını özünde kavramıştı ve telepatik iletişim gibi bir şeyin mümkün olmadığını biliyordu.

Nasıl işleyeceğini bilemese de onlara sözlü olarak komut vermesi gerekecekti.

“Sülüklerin kulağı olur mu ki?” dese de yığından çıt çıkmadı.

“Bir sistem oturtmamız gerekecek.”

Çevirmen notu
İçimin boyumu aşan sülüklerle dolu olduğunu düşündükçe midem bulanıyor valla. Jason her konuda ne kadar da rahat, benim bu dünyada geçirebileceğim maksimum süre on dakika olurdu herhalde. Sonunda ya bir sakarlık yapar ya da bir sinir krizi falan geçirip gidiverirdim :D Bu gereksiz notu sıradaki bölümlerde görüşmek üzere diyerek sonlandırıyorum, hoşça kalın!