Bunlar işbirliği mi yaptı? Degildir bence bunlar kilici istiyor sadece. Suikast falan denicek Yao ailesi muhtemelen ama basaramayacaklar
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
79. Bölüm Wang Chong’un Amacı
“Hahaha, sizden bir şey saklamayacağım. Hidrebad cevheriniz beklediğimden de yüksek bir kar elde etmemi sağladı. Minnettar olduğum için jun başına 300 altın olarak belirlediğiniz fiyatı 400’e çıkarmaya karar verdim!” Wang Chong geniş bir kahkaha attı.
“Ah!” İkili şaşırmıştı.
“Sindhu’nun acil bir para ihtiyacı olduğunu biliyorum; bu yüzden parayı almaya çekinmeyin. Ekstra miktarı da bir sonraki cevherlerin ödemesinden keseriz. Tabii bu yalnızca ilk cevher grubuydu. Fiyat gelecekte daha da artabilir.” Wang Chong dürüst konuşuyordu.
“Gongzi!” rahipler hem etkilenmiş hem de şaşkına dönmüştü. Genelde iş ortakları sadece iş konuşur ve kişisel meselelerden bahsetmezdi. Bu yüzden tarafların arasında yakın bir ilişki kurulmaz ve her şey çıkar üzerine olurdu.
Sindhu’daki durum kritikti ve onlar için ekstra bir altının bile önemi büyüktü. Ellerinden gelse yardım için yalvarırlardı. Fakat kim onlara para verecekti ki?
Wang Chong’un bir servet kazandıktan sonra onlara ekstra para vermesine gerek yoktu. Bu yapılan iş anlaşmasının ötesinde bir yardımdı.
“Gongzi, bunu unutmayacağız. Sindhu adına size bir teşekkür borçluyuz. Gongzi, merak etmeyin, bu iyiliğinizin karşılığını elbet alacaksınız!” Ablonodan ve Arloja başlarını eğerek dürüstçe konuştular.
Wang Chong gülümsedi.
Rahipler bir şey söylemeden genç adam jun başına 300 altın olan fiyatı 400’e çıkartmıştı. Wang Chong bir aptal değildi. Parayı farklı yerlerde de kullanabilirdi ama bunun yerine daha farklı bir düşüncesi vardı.
600.000 altını kazandıktan sonra yapmak istediği tek şey Hidrebad cevherlerinin miktarını artırmak ve güvenilirliği sağlamaktı. Bir Bulat kılıcı savaşta tek başına büyük şeyler başaramazdı. Üç yüz Bulat kılıcı ise sadece ufak mücadelelerde işe yarardı. Yeterli Bulat kılıcı olmadan bu silahı taktiksel olarak kullanmak mümkün değildi.
Eğer Wang Chong Bulat kılıcının dehşet verici gücüyle savaşın gidişatını değiştirmesini istiyorsa bunun için koca bir orduyu Bulat kılıçlarıyla donatmalıydı. Yani on bin askerin Bulat kılıcına sahip olması gerekiyordu.
İşte o vakit Wang Chong’un rüyası ve görevi tamamlanacaktı!
Dolayısıyla genç adam başından beri 300 junluk Hidrebad cevherini yeterli bir miktar olarak görmemişti. Onun istediği şey bütün madendi! Elinden gelse madenin tamamını satın almaya çalışırdı!
Sindhu Merkezi Ovalar’dan çok uzaktaydı. Buna kıyasla Abbasiler’e ve Charax Spasinu’ya oldukça yakındı. Bu durum Wang Chong’un gelecekte Hidrebad cevherleri için çıkacak rekabette göz önünde bulundurması gereken bir durumdu.
‘Gölün yanındaki köşkte yaşayanlar ayı daha çabuk ele geçirebilir’. Aradaki mesafe farkından ötürü Sindhu’nun Abbasileri ve Charax Spasinu’yu görmezden gelmesi mümkün değildi.
Eğer Wang Chong onlara karşı kazanmak istiyorsa bunu yalnızca fiyat ve teklif yoluyla başarabilirdi. Arloja ve Ablonodan direkt söylememiş olsalar da, jun başına 300 altın Sindhu’nun kabul edebileceği en düşük fiyattı. Aksi halde daha düşük bir teklif duyunca karşı tarafı hemen reddetmezlerdi.
Dolayısıyla Abbasiler ve Charax Spasinu da onlara aynı teklifi yapmış olmalıydı.
‘Erkenci kuş solucanı önce yer’. Eğer Sindhu Merkezi Ovalar’dan daha yüksek bir kar elde edebileceğini düşünürse, önceliği Abbasilere ya da Charax Spasinu’yu vermek yerine onlara verirdi.
Aynı esnada bu fiyat artışı Sindhu’nun gelecekte Abbasiler’den ve Charax Spasinu’dan isteyecekleri miktarı da artıracaktı. Fakat bu iki ülkenin ansızın yükselen fiyatı kabul etmesi kolay olmayacaktı.
Wang Chong bu iki ülkenin çıkar çatışmasından faydalanacaktı.
Asıl amacı buydu!
Onun için artık on binlerce altının bir önemi yoktu. Şu an için önceliği Hidrebad cevherlerinin Merkezi Ovalar’a akmaya devam etmesiydi!
Dükkandan çıkan Wang Chong gülmeden edemedi. Ardından araca binerek Hayalet Ağacı Sokağı’na doğru yola çıktı.
…..
Su Bai hapse atıldıktan sonra, Wang Klanı’yla ilgili yaşananlar sıradan halka ulaşmadan önce soyluların kulaklarına gitmişti.
“Ne? Su Bai hapiste mi? Mavişişe Köşkü’ndeki kılıcı satan kişi Wang Chong muymuş?”
Haberler Yao Klanı’na ulaştığında Yao Feng masaya bir yumruk attı. Şaşkındı. Su Bai’nin zaferini beklerken onun yenildiğini öğrenmişti.
“Evet, gongzi. Su Dükü olayı duyar duymaz Su gongziyi kurtarmak için kraliyet sarayına gitti. Wang Chong ise… İmparatorluk Ordusu’ndaki komutanların ona altından kutular ve mücevherler getirdiğini gördük. Her biri Wang Chong’a dünyanın bir numaralı demircisi diyordu!”
Diz çöken Gao Fei rapor veriyordu. Olay yaşandığında o da kalabalığın içindeydi. Wang Chong’un onu tanıdığını bildiği için gözlerden uzak durmuştu.
Yao Feng söylenenlere inanamıyordu. Yaşananlar gerçek olamayacak kadar şaşırtıcıydı.
“Ne tür bir kılıç 40.000 altın eder? Onun gibi bir velet bu kadar yetenekli olamaz!”
Yao Feng dişlerini sıktı. Kısa bir süre önce Wang Chong da diğer zengin züppeler gibi işe yaramazın tekiydi ve Wang Klanı’ndan intikam almak için Yao Feng onu kullanacaktı. Hatta, bir Ma Zhou bile bu genç adamı avucunda oynatmıştı.
Fakat Wang Chong nasıl olduysa dünyanın bir numaralı demircisine dönüşmüştü!
Bu ani değişimi kabullenmek ve hatta buna inanmak bile çok zordu!
“Biz de bilmiyorduk ama İmparatorluk Ordusu’nun yanılıyor olması imkansız. Su gongzi onlara yanlış kişinin evine gelip gelmediklerini sordu ama bu soruyu sorar sormaz komutanlardan bir dolu azar yedi.” Gao Fei rapor verdi.
Wang Chong’un gizli kimliği sadece Yao Feng’i değil, malikanenin önünde toplanan diğer genç efendileri de şaşkına çevirmişti. Gao Fei Yao Malikanesi’ne gelirken diğer genç efendiler Sekiz Tanrı Köşkü’nde toplanmıştı. Bu olay sayesinde Wang Chong’a artık bambaşka biri olarak bakıyorlardı.
Wang Klanı generallerin ve resmi görevlilerin yetiştirildiği bir klandı. Yao Klanı’ndan aşağı kalır yanları yoktu. Yaşlı Efendi Yao’nun imparatorluğun her yerinde bağlantıları vardı ve Dük Jiu’nun da dört bir yanda öğrencileri ve adamları bulunuyordu.
Yao Klanı Kral Qi’nin desteğine sahipken, Wang Klanı’nın arkasında Kral Song duruyordu.
Fakat Wang Klanı iş konusunda başarılı değildi. Eğer bu eksikliklerini giderebilirlerse Yao Klanı’ndan eksik bir yanları kalmayacaktı.
Dolayısıyla herkes gizliden gizliye Wang Chong’dan bahsediyordu. Bu genç adam başkentte umut vadeden biriydi ve Yao Feng’le kıyaslanabilecek düzeydeydi. Ancak Gao Fei Yao Feng’e bunlardan bahsetmemişti.
Oda sessizdi.
Yao Feng sessize duruyordu ve ne düşündüğünü anlamak zordu.
“Su Bai’yle uğraşarak çok zaman kaybettim. Görünüşe göre şu planı devreye sokmanın zamanı geldi.” Diye düşündü.
“Gidebilirsin. Su Dükü’ne söyle babama bu durumu anlatacağım ve ondan yardım isteyeceğim.” Yao Feng başını salladı.
“Teşekkürler, Gongzi.” Gao Fei gülümseyerek odadan çıktı.
Yao Feng de soğuk soğuk sırıtıyordu. Gao Fei olayın tamamını açıklamamış olsa da, Yao Feng Su Dükü’nün onu buraya neden gönderdiğini anlamıştı.
“Kraliyet sarayındaki önemli bir görevliye iftira atmak… Wang Chong, etkileyici bir adamsın!” Yao Feng sırıttı.
Wang Chong ve Su Bai sadece on beş-on yedi yaşlarında olan gençlerdi ve genelde Yargısal Denetim Mahkemesi bu tarz şeylere müdahale etmezdi. Fakat Su Bai’nin zayıflığı Wang Chong’a bir fırsat vermişti. Böyle bir suç onun işini bitirmeye yetmezdi ama hapiste biraz acı çekeceğine şüphe yoktu.
Su Dükü’nün otoritesi muazzamdı ama kendisi ne yazık ki Ceza Bürosu’nda fazla bağlantıya sahip değildi. Bu yüzden Yao Klanı’ndan yardım dilenmek zorundaydı!
Yao Feng odadan çıkarak malikanenin iç kısımlarına geçti.
Aynı esnada elindeki kuşu saldı ve kuş şehrin doğu kısmına doğru yola çıktı.
Shua!
Pencereden birkaç metre ötede, kuş henüz yere inme fırsatı bile bulamadan önce bir gölge fırladı ve kuşu yakaladı.
“Hmph, sonunda başlıyor…”
Odadan soğuk bir ses geldi. Ardından her şey sessizliğe gömüldü ve kuş bile ortadan kayboldu.
………
İnce bir su katmanı misali zeminin üstüne yayılan ay ışığı her yeri gümüşe boyuyordu.
Ay ışığının altında Wang Malikanesi’nin yakınlarında bulunan bir çatıda, birkaç kişi ilerliyordu. Siyah kıyafetlere bürünmüş, maskeler takan figürler yapılıydı ve ellerinde keskin palalar vardı. Gözleri Wang Malikanesi’ne odaklıydı.
“Operasyonun amacını anladınız, değil mi? Ne olursa olsun Merkezi Ovalar’daki o kılıçtan bir tane almamız gerekiyor! Ayrıca kimseyi öldürmemeye çalışın. Wang Klanı generallerin ve görevlilerin bulunduğu saygıdeğer bir klan. Eğer fazla hasar verirsek kraliyet sarayı bu işin peşini bırakmaz! Bizim gibi Batılı tüccarların sıkıntı çekmesini istemeyiz.”
Önde duran maskeli adam konuştu. Kim olduğu açıktı. Zaten fiziği de Merkezi Ovalar’daki insanlardan tamamen farklıydı ve siyah kıyafetleri bile kimliğini gizleyemiyordu.
“Anlaşıldı, patron!”
Grup başlarını eğdi, fazla konuşmaya gerek yoktu. Sıkı eğitim almışlardı ve disiplin bu hayatta öğrendikleri ilk şeydi.
“Güzel! Bunlar uyku gazı hapları, herkes beş tane alsın. Wang Klanı üyesi görürseniz haplara yere atın. Unutmayın, malikanede çok koruma var ve İmparatorluk Ordusu da çevrede devriye geziyor. Amacımız onlarla savaşmak ya da onları öldürmek değil, sadece kılıcı alarak efendimize vereceğiz. Ana önceliğimiz bu!”
Öndeki adam konuştu.
“Anlaşıldı patron!”
Grup hep bir ağızdan cevapladı.
“Tamamdır! Hadi yürüyün!”
Böylece ellerini uzatarak yere atladılar. Çatılardan ve duvarların arasından ilerleyerek hızla Wang Ailesi’nin Malikanesi’ne yaklaşıyorlardı.
……
Magnec