yav he he öldürürsün görürsem söylerim
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
69. Bölüm Yao Feng’in Öfkesi!
Su Zhengchen bu şüphelerden arınmak için kariyerinin zirvesindeyken emekliye ayrılmıştı. Sahip olduğu ordu yetkinliğini bırakarak inzivaya çekilmişti. Kendisini Su Malikanesi’ne kapatarak bütün misafirleri reddetmiş ve ordu komutanları ile kraliyet sarayının yetkili figürleriyle arasındaki bağlantıyı koparmıştı.
Hatta gelişiminden bile vazgeçmişti. Bu yüzden Su Malikanesi’nden ne orduya dair bir ses çıkıyor ne de Köken Enerjisi’ne dair bir iz görülebiliyordu. Su Zhengchen adeta sıradan bir adam gibi yaşlanarak ölmeyi bekliyordu.
Kapıları kapalıydı, Su Malikanesi’nde yaşayan Su Zhengchen dış dünyadan kendisini soyutlamıştı. Buna rağmen bu yaşananlar asıl trajedinin yalnızca başlangıcıydı.
Su Zhengchen sahip olduğu gücünden vazgeçebilmişti ama ona asıl darbeyi indiren şey oğlunun ölümüydü.
Kraliyet sarayından emekli olsa da, oğlunun orada çalışmasına engel olamamıştı. Şüphesiz ki hayatındaki en büyük pişmanlığı buydu.
Oğlundan sonra tek torununu da kaybettiğinde kalbini yitirmişti. O günden beri hayatı sadece acı ve hüzünle doluydu.
Eskiden Savaş Tanrısı olarak bilinen, Merkezi Ovalar’da sayısız başarıya ulaşan bu adamın böyle bir son yaşamaması gerekirdi!
Su Zhengchen o günden beri hiç gülmemişti!
Ve şekerini yalayan bu çocuk onun son günlerindeki tek mutluluğuydu ve bu mutluluk bile sadece birkaç yıl sürmüştü.
Hayat kısaydı ve Wang Chong onun mirasını alsın ya da almasın, eski Savaş Tanrısı’nın mutlu olmasını istiyordu. En azından gösterdiği çabalarla Su Zhengchen’i son yıllarında mutlu etmek istiyordu. İşte bu, Wang Chong’un soylu bir adama karşı duyduğu saygıydı!
“Unutma, bunu Yaşlı Efendi’ye söyleyemezsin.” Dedi Wang Chong ve çocuğa bir gümüş külçe uzattı. Ardından altın Go tahtasına ikinci siyah taşını koydu.
Wang Chong’un bu oyunda tek bir şansı vardı. Yapacağı ufacık bir yanlış bile Su Zhengchen ile tanışma fırsatını kaybetmesine yol açabilirdi. İlk hamlesine elenmediğine ve ona ikinci bir taş verildiğine göre, genç adam yaşlı mareşalin dikkatini çekmeyi başarmıştı.
Taşı koyduktan sonra döndü ve gitti.
Su Zhengchen’in Tanrı ve İblis Yıkımı Sanatı var olan ve elde edilmesi en güç olan tekniklerden biriydi. Eski imparator da dahil bunu isteyen herkes başarısız olmuştu.
Wang Chong da mirası kolay kolay alabileceğini düşünmüyordu. Fakat yaşlı adamın dikkatini çekebildiğine göre doğru yoldaydı.
…..
Wang Chong bunlarla uğraşırken Yao Feng de boş durmuyordu.
“Wang Yan, Wang Bei, Wang Chong… Günün birinde Wang Klanı’nı paramparça edecek ve Yao Klanı’na yaptıklarınızın bedelini misliyle size ödeteceğim!” Yao Feng yumruklarını sıktı ve masadaki her şeyi yere yıktı.
Yao Malikanesi’nde hava kasvetliydi, hem de çok kasvetliydi!
Babası Yao Guang Yi’nin yaşadığı sorunlardan sonra Yao Malikanesi’nde tek bir yüz bile gülmez olmuştu. Dört Elçilik Makamı’ndaki Yaşlı Efendi’nin emirleri üzerine Yao Klanı’nın üyelerine herhangi bir sorun çıkarmak yasaklanmıştı.
O günden beri Yao Malikanesi’nin kapıları açılmıyordu. Yao Feng’in hareketleri bile kısıtlanıyordu ve kendisi istediği gibi evi terk edemiyordu. Hayatında ilk defa böyle bir şey yaşıyordu.
Gururlu ve kibirli Yao Feng için bu ağır bir darbeydi.
Yao Feng Yaşlı Efendi’nin bu hareketleriyle sorunları minimuma indirmeye çalıştığını ve klanı Wang Klanı’nın ellerinden kurtarmaya uğraştığını biliyordu. Şu anda dışarı çıkmasa bile orada bir yerlerde ona gülen sayısız insan vardı.
İtibarına çok değer veren Yao Feng böyle bir şeye dayanamazdı!
“Ne olursa olsun Yao Klanı buna kayıtsız kalamaz!” diye düşündü öfkeyle.
Wang kardeşler Engin Turna Köşkü’nde onun işini bitirmiş olsa da, Yao Feng hemen intikam peşine düşmemişti. Tabii bunun sebebi onun gönlü bol biri değildi. Asıl sebep babasının emirleriydi: Dışarıda sorun çıkarması yasaktı!
Yao Feng babasının ve Kral Qi’nin kurduğu planı biliyordu. Bu plan başarılı olduğu sürece Wang Klanı ağır bir ceza alarak çökecekti. Bu yüzden kendini tutuyordu. Olaya geniş bir açıdan bakarak direnmeye çalışıyordu.
Fakat bu direnişinin, bu sabırlı bekleyişinin zaferle değil de, babasının mutlak bir yenilgisiyle sonlanacağını düşünmemişti. Wang Klanı ve Kral Song’un arasını bozmak için tasarlanan plan, babasının yanlış hesapları yüzünden tamamen çökmüş ve Yao Klanı koskoca başkentte dalga konusu olmuştu.
Çocuk yaştan beri saygı duyduğu büyükbabası bile hayatında ilk defa Wang Klanı’nın Yaşlı Efendisi’ne karşı boyun eğmek zorunda kalmıştı.
Yao Feng bu haberi duyunca kahrolmuştu!
Yao Klanı şu anda gücünün zirvesindeydi ve Kral Qi’nin desteğine rağmen böyle bir sorun mu yaşıyorlardı?
Üstelik işler bu kadar değildi. Çok geçmeden babası bir emirle malikanenin kapılarını mühürlemişti. Yao Klanı dedikodudan ve dikkatlerden kaçmak için bütün misafirleri geri çevirmişti.
Yao Feng on gün boyunca dayandıktan sonra artık sabrının sınırlarına dayanmıştı.
“Daha fazla dayanamıyorum! Babamla konuşmalıyım. Yao Klanı bunlara yanıtsız kalamaz!” Böylece Yao Feng odasını terk ederek babasının odasına koştu. Babasıyla konuşarak Wang Klanı’na karşı bir plan bulmayı düşünüyordu.
“Lordum, aldığımız haberlere göre Wang Chong Mavişişe Köşkü’nde görülmüş…” Yao Feng babasının odasına ulaştığında, odanın içinden gelen bir ses duydu.
“Koruma Zhou.” Yao Feng duraksadı. Koruma Zhou babasının sağ kolu sayılırdı ve başkentteki haberleri toplamaktan sorumluydu. Yao Feng onun ağzından Wang Chong ile ilgili bir haber duyunca şaşırmıştı.
“Bu kadarı yeter. Babam bu süreçte Wang Klanı’na bulaşmamamızı söyledi. Şimdilik Wang Klanı’na dair haberleri bana bildirmene gerek yok.” Odadaki Yao Guang Yi’nin sesi yorgun ve ağırdı.
“… Anlaşıldı!” Koruma Zhou bir anlığına sessiz kaldıktan sonra başını salladı.
Kapıda duran Yao Feng’in yüzü bembeyaz kesildi. Bizzat duymasaydı bu konuşan kişinin o bilge, o sakin ve o öz güvenli babası olduğuna inanmazdı.
Yao Feng bu davranışın arkasında yatan sebebi biliyordu.
Sınırdaki savaşta babası büyük bir yenilgi almıştı. Wang Chong’un babasını hiçbir zaman rakibi olarak görmediği için beklenmedik bir darbe yemişti.
Bu konuda babası herhangi bir bilginin sızmadığından emindi. Yani Wang Klanı bu meseleyi önceden öğrenmiş olamazdı; fakat Yao Guang Yi’yi asıl yoran şey de bu gerçekti!
Eğer babası Wang Klanı’na yardım eden o gizemli şahsın kim olduğunu ve neden bu kadar ağır bir yenilgi aldığını öğrenemezse, belki de bir daha eski haline dönemeyebilirdi.
“Wang Yan, seninle ya da iki büyük oğlunla başa çıkamayabilirim ama en küçük oğlunun işini bitireceğim!” Yao Feng ne zaman Wang Chong’un onu yere ittiği o anı hatırlasa sinirden köpürüyor ve kalbi nefretle doluyordu.
Büyükbabası ondan sakin olmasını istemiş ve babası da malikanenin kapılarını mühürlemişti. Ne yapmak istedikleri açıktı, şu anda Wang Klanı’na karşı koymak istemiyorlardı. Yao Feng de böyle bir zamanda Wang Chong’a bulaşmanın akıllıca olmadığını biliyordu.
Fakat Wang Chong ile uğraşmak için bizzat harekete geçmesine gerek var mıydı?
Bunu düşününce soğuk soğuk güldü. Döndü ve gizlice malikaneden çıktı. Bu görevi gizlice tamamlayabilecek olan güçlü bir suikastçıyı tanıyordu.
…..
Aynı günün öğleden sonrasında, Zhao Fengchen tam olarak 35.000 altını Wang Chong’a gönderdi. Para gönderilince Li Lin keyiflenmiş ve yeğenini tekrar tekrar övmüştü. Artık Wang Chong’dan hiç şüphe etmiyordu.
Wang Chong paranın tamamını yanında tutmayacaktı. Yarısını amcasına devretti ve ondan paraya göz kulak olmasını istedi. Ayrıca genç adamın gelecekte amcasına verecek bazı görevleri vardı ve gereksiz dikkatten kaçınmak istiyordu.
Amcası Li Lin gayet tabii onun söylediklerine uyacaktı.
Bu sayede amca ve yeğen arasındaki ilişki hiç olmadığı kadar yakınlaşmıştı.
“Chong-er, şu anda Wang Klanı’nın asla sahip olamayacağı kadar muazzam bir servete sahipsin; bunu nasıl harcayacağını düşündün mü? Ayrıca Wang Malikanesi’nde yaşamak sence de biraz mantıksız değil mi? Bu durum sen istemesen de başına sorun açabilir. Taşınmayı düşünüyor musun?” Araçta ilerledikleri esnada Amcası Li Lin aniden bu konuyu açtı. Bir aptal değildi ve Wang Chong’un sırlarla dolu olduğunu görebiliyordu. Fakat bu sırlar Wang Klanı için bir felaketten çok bir şansa benzediği için olayı çok irdelemiyordu.
Üstelik Li Lin yeğeninin genç ama hırslı biri olduğunu biliyordu. Gün geçtikçe yapacağı şeyler de büyüyecekti. Sahip olduğu tecrübe sayesinde yeğeninin gelecekte potansiyel sorunlarla karşılaşacağını kestirebiliyordu. Wang Chong bunu bizzat göremese de Li Lin görebiliyordu.
Örneğin Dük Jiu’nun soyu zamanından beri yolsuzluktan uzak durmuştu ve bununla gurur duyuyorlardı. Dolayısıyla Wang Chong’un aniden edindiği servet dedikodulara sebep olabilirdi. Bu para Wang Chong’undu ve legal bir kaynaktan geliyordu ama yine de Wang Klanı’nın başına gereksiz bir sorun açabilirdi.
Bütün bunları göz önünde bulundurmak gerekiyordu.
“En, amca. Bunu sana bırakıyorum.” Dedi Wang Chong. Aslında o da taşınmayı düşünüyordu. Planını yerine getirmek istiyorsa daha rahat davranabileceği bir yere ihtiyacı vardı. Ayrıca aynı amcasının dediği gibi, bazı şeyler düzgün idare edilmezse klana sorun çıkarabilirdi.
Her şeyi bir kenara bırakalım, 35.000 altına bile başlı başına insanların kıskançlığını çekecekti. Bu yüzden genç adam paranın yarısını amcasına devretmişti.
“Ayrıca lütfen bu olayı anneme anlatma.” Dedi Wang Chong.
“Merak etme.” Li Lin güldü.
Li Lin bu yeğenini gitgide daha çok seviyordu. Wang Chong olmasaydı hayatının sonuna kadar Kuzey Kapısı’ndan çıkamayacaktı. Dolayısıyla hem minnettarlığı hem de akrabalığı sayesinde Wang Chong’un sıkı bir destekçisi olmuştu. Tabii genç adam henüz bunun farkında değildi.
Eğer klan üyeleri Wang Chong’un ne yaptığını bilseydi genç adam eskisi gibi rahat hareket edemeyebilirdi. Ayrıca annesi Zhao Shu Hua da onun için endişelenirdi.
Bu yüzden Wang Chong’un özgürce hareket edebileceği bir yere ve koşullara ihtiyacı vardı. Li Lin de genç adamın bu yaşananları gizlemesi gerektiğini düşünüyordu.
“Erken ya da geç söylemenin bir anlamı yok. Ayrıca Lord Zhao bu mektubu sana vermemi istedi. Zamanın olduğunda İmparatorluk Ordusu’nun kışlasını ziyaret edeceğini umuyor.” Li Lin bir davet mektubu çıkararak onu uzattı. Buraya gelmesinin asıl amacı bu mektubu vermekti.
…..
Magnec