Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

51. Bölüm Charax Spasinu’dan Gelen Tüccar: Mosaide!

Çevirmen: Hadeschan / Editor: T4icho

 

“Wang Chong, Wang Chong… Nihayet gelebildin! Gelmeseydin seni bulmak zorunda kalacaktım!” Wang Chong köşke adımını atar atmaz terler içinde kalmış olan Wei Hao ona doğru fırladı.

 “Ne oldu?” Wang Chong’un yüzü ekşidi. Wei Hao’ya garip bir ifadeyle baktı.

 Wei Hao direkt bir insandı ve nadiren bir şeyleri kafasına takardı. Onu ilk defa bu kadar kaygılı görüyordu.

 “Yeni gelişmeler var! Hem de büyük gelişmeler! İşini batırmak isteyenler geldi!” Wei Hao panik halindeydi.

 “Sakin ol, yavaş yavaş konuş. Gökler çökmeye kalksa bile onları sırtlamak için burada olacağım! İşimi batırmak derken neyi kastediyorsun?” Wang Chong sakince elini kaldırdı.

 Belki Wang Chong’un sakin tavrındandır bilinmez, ancak Wei Hao yavaş yavaş kendine geliyordu. Ardından meseleyi Wang Chong’a anlattı. Görünüşe göre dün gece, Wei Hao eve dönmek üzereyken Mosaide isimli Charax Spasinu’dan gelen bir tüccar ansızın içeri girmişti.

 Adamın Çince’si muazzamdı ve söze başladığı gibi Merkezi Ovalar’daki kılıçlara övgüler yağdırmış, bunun akılalmaz olduğunu söylemiş ve Batı Bölgeleri’ndeki kılıçlardan söz etmişti.

 İlk başta bir alıcı bulduğu için heyecanlanan Wei Hao, daha sonrasında Mosaide’nin sabresini ortaya çıkarması ve bu sabreyle Wang Chong’a meydan okumak istediğini söylemesiyle birlikte paniklemişti.

 İşte o vakit bir şeyin farkına varmıştı: ‘Bu şerefsiz buraya işleri berbat etmek için gelmişti!’.

 Wei Hao hemen adamdan gitmesini istemişti. Fakat adam bir anda Wei Hao’nun ne dediğini anlayamadığını söylemiş, ‘Çincem pek iyi değil, seni anlayamıyorum!’ tarzında cümleler kurmuştu.

 Sonuç olarak inatçılığını gösteren adam köşkten ayrılması reddederek Wang Chong’a meydan okuyacağını tekrar söylemişti. Wei Hao onunla uzunca bir süre tartıştığı için bazı durum başkalarının dikkatini çekmiş ve hatta köşkteki müşteriler bile olaydan etkilenmişti.

 Wei Hao adamı dışarı atmak istese de herif bir silah tüccarına hiç benzemiyordu. Ayrıca cepleri para doluydu. Kuralları çiğnemediği sürece onu dışarı atamazdı.

 “Wang Chong, biraz gecikseydin düşüp bayılacaktım! O herif bana sabresini seninki gibi köşke asmak istediğini söyleyip duruyordu. Madem başkası asabiliyor o niye asamıyormuş… Daha sonrasında tartışma öyle bir boyut aldı ki olay Merkezi Ovalar ve Charax Spasinu arasındaki ilişkiye kadar uzadı! Herifle başa çıkamıyorum!”

 Wei Hao her şeyi başından sonuna kadar anlattı. Wang Chong’un kılıcını kolayca satabileceğini ve bunun basit bir ‘Parayı al, malı ver’ işlemi olacağını düşünmüştü. İşlerin bu kadar karışmasını beklemiyordu.

 “Adam nerede?” Wang Chong sordu.

 “İçeride. Şimdilik onu oyalamayı başardım, sen gelince konuşmaya devam edeceğimizi söyledim.” Wei Hao ona adeta ‘cankurtaran’ gibi bakıyordu.

 “Gidelim!” Wang Chong önce Sindhi rahipleri için bir oda hazırlattı, ardından Wei Hao’yu takip etti.

…….

 Mavişişe Köşkü’ndeki odalardan birinde Wei Hao’nun bahsettiği adamla buluştu.

 “Mosaide sen misin?” Wang Chong önündeki sakallı adama baktı.

 “Kılıcın sahibi?” Mosaide de şaşkın bir ifadeyle ona baktı. Kılıcın genç bir adama ait olacağını düşünmemişti.

 Fakat Wang Chong’un başını sallayarak soruya cevap verdiğini görünce bütün düşüncelerini bir kenara bıraktı. Kılıç tutkusu sayesinde her şeyi kabul edebiliyordu. Wang Chong’un yaşı ya da diğer özellikleri onun için önemsizdi.

 “Güzel! Kılıcını çok sevdim. İnanılmaz bir kılıç üstadı olmalısın! Bu gördüğün sabre Charax Spasinu’dan çıkan en üst düzey silahlardan biridir ve bugüne kadar ondan iyisini görmedim. Sana meydan okumak istiyorum!” Mosaide ayağa kalktı ve tutkuyla konuştu.

 “Söyledim ya! Buna izin vermem!” Wei Hao lafa girdi. Neden bu herif söylediği hiçbir şeyi dinlemiyordu? Eğer Dış İlişkiler Meclisi bütün yabancı misafirlere ve tüccarlara ‘saygılı davranın’ ve onlara ‘sakın el sürmeyin’ tarzında kurallara sahip olmasaydı bu adamı çoktan dışarı atmıştı.

 “Tabii!” dedi Wang Chong.

 Bu basit sözcüğün ardında adeta sonsuz bir büyülü güç vardı. Oda aniden sessizleşti.

 Wei Hao şoke olmuş bir şekilde Wang Chong’a baktı, ağzı sonuna kadar açılmıştı ve duyduklarına inanamıyordu.

 Wang Chong’u görünce çok sevinmesinin sebebi bu ‘iyi kardeşi’nin teklifi reddederek Mosaide’yi evine göndereceğini düşünmesiydi. Yoksa bu adamla dünden beri laf dalaşına devam etmezdi.

 Fakat Mosaide’yi bu zamana kadar oyalamak için verdiği onca çabaya rağmen, Wang Chong buraya gelir gelmez tereddüt bile etmeden adamın teklifini kabul etmişti.

 Mosaide de şaşkındı.

 Başka silah dükkanlarına da gitmişti ve her seferinde tüccarlar ona tutkuyla yaklaşmıştı. Fakat ne zaman bu öneriyi onlara sunsa hepsi anında adamın reddediyor ve dükkandan çıkmasını istiyordu.

 Daha öncesinde Wei Hao isimli bu gongzi de onu geri çevirmek için elinden geleni yapmıştı. Ayrıca Mosaide kılıcın sahibini ikna etmek için uzunca bir konuşma hazırlamıştı ama gelin görün ki hiçbir şey yapmasına gerek kalmamıştı.

 Mosaide şaşkındı.

 “Wang Chong, sen kafayı yemişsin!” Wei Hao nihayet kendine geldi ve Mosaide’yi görmezden gelerek Wang Chong’u kolundan tuttuğu gibi diğer odaya sürükledi.

 “Bu herif buraya işleri berbat etmek için gelmiş. Bunu biliyorsun, peki neden adamın teklifini kabul ettin?” Wei Hao sesini alçaltarak sitem etti.

 Wang Chong’un verdiği karar onu hazırlıksız yakalamıştı. Durum beklentilerinin tamamen aksi yönünde gerçekleştiği için yaşananları kabullenemiyordu.

 “Sakin ol!” Wang Chong gülümseyerek arkadaşına işaret etti.

 Dürüst olmak gerekirse genç adamın en başından beri hedefi İmparatorluk Ordusu’ydu ve Batılı Bölgeler’den gelen tüccarları hesaba katmamıştı. Fakat Mosaide’nin ortaya çıkışı Wang Chong için nadir fırsatlardan biriydi. Onu güzelce kullanabilirse durumdan maksimum faydayı sağlayabilirdi.

 “O adamın kötü bir niyeti yok! Beklentilerinin aksine, herif buraya işimi berbat etmek için gelmemiş!” Wang Chong gülerek açıkladı.

 Wei Hao onu tanımıyordu ama eski hayatında yaşadığı onlarca yıllık tecrübeye sahip olan Wang Chong, Mosaide’nin kötü niyetli olmadığını biliyordu.

 Aslında bu yanlış anlaşılmanın asıl sebebi Merkezi Ovalar, Charax Spasinu ve Abbasiler arasındaki kültür farklılığıydı.

 Abbasi Halifeliği’nde ve Charax Spasinu’da genelde insanlar bir kılıç almadan önce alacakları malı kendi kılıçlarıyla denerdi. Eğer alacakları kılıç kendi kılıçlarından daha kaliteliyse doğal olarak kendi kılıçları kırılır ve böylece alacakları kılıca hak ettiği parayı gönül rahatlığıyla verirlerdi. Fakat tam tersi yaşanırsa kılıcı görmezden gelirlerdi.

 Charax Spasinu’da ve Abbasi Halifeliği’nde iş böyleydi; ayrıca demircilik ve silah tüccarlığı sektörü de bu davranışları onaylıyordu.

 Çünkü bu gibi davranışlar sayesinde kalitesiz kılıçlar anında eleniyordu. Böylece geriye sadee kaliteli kılıçlar kalıyordu ve bu kılıçların arasındaki kalite farkı da muazzam olmuyordu.

 Charax Spasinu ve Abbasi Halifeliği’ndeki silah sektörünün hızla ilerlemesinin asıl sebebi buydu. Bu yüzden Batı Bölgeleri’ndeki kılıç kalitesi gün geçtikçe artıyordu.

 Bahsi geçen kaliteli kılıçlar genelde hak ettikleri parayı da alıyorlardı. Bu alışkanlık sayesinde usta demircilerin toplum içindeki statüsü artmıştı ve onlar, batıda büyük saygı gören figürlerdi.

 Zamanla birlikte Abbasi Halifeliği ve Charax Spasinu’daki silah sektörü Merkezi Ovalar’ın ulaşmayı umut dahi edemeyeceği seviyelere erişecekti ve iki ülke de bundan yararlanacaktı.

 Wang Chong’un hatırladıklarına göre, bundan yaklaşık birkaç yıl sonra iki ülkenin silah tüccarları Merkezi Ovalar’a daha sık gelmeye başlayacak ve böylece alışkanlıklarını da Büyük Tang’a getireceklerdi.

 Doğu ve batının silahları bir mücadeleye tutuşacaktı; dövme teknikleri ve estetik yapılar birbiriyle çarpışacaktı; yöntemler ve alışkanlıklar kıyasıya bir savaşa girecekti…

 İşte Merkezi Ovalar bu yaşananlardan sonra iki yabancı ülkenin yöntemlerini onaylayacak ve bu da silah sektörünün hızla yükselmesini sağlayacaktı.

 Rekabetin olmadığı yerde gelişme de olmazdı!

 Merkezi Ovalar bu rekabetin içine girer girmez gelişmeye ve silah sektörü altın çağını yaşamaya başlayacaktı.

 Kılıç demircileri ürettikleri silaha daha fazla zaman ayıracaktı, silahlardan daha çok şey bekleyeceklerdi… Derinlemesine bir değişiklik yaşanacaktı.

 Demirciler üst-düzey silahları daha yüksek fiyatlara sattıklarında ve bunun faydalarını gördüklerinde daha kaliteli silahlar yapmak için uğraşacaklardı.

 Bu sonsuz bir döngüydü ve döngüye dahil olan herkes onun faydasını görüyordu.

 Wang Chong gelecekte yaşanacakları bildiği için Mosaide’nin fikrine karşı çıkmamıştı. Hatta bu teklifi tamamen kullanabilirse planına beklenmedik bir hız kazandırabilirdi.

 “Öyle olsa bile teklifi kabul etmemen gerekirdi!” Wang Chong açıklasa da Wei Hao’nun düşüncesinde bir değişiklik yoktu. Hala endişeliydi.

 “Abbasi Halifeliği’nde ve Charax Spasinu’da üretilen silahların ne kadar keskin olduğunu bilmiyorsun. Onların kılıçları havada süzülen saç tellerini bile kesebiliyor. Zamanında Batı’dan gelen bir tüccar babama bir pala hediye etmişti ve bu pala babamın yıllardır yanından ayırmadığı kılıcını anında parçalamıştı. Bunu kendi gözlerimle görmüştüm. Zaten bu yüzden sana teklifi reddetmen gerektiğini söylüyorum!”

 Wei Hao çok endişeliydi. Merkezi Ovalar’da henüz Batı Bölgesi’nin silahları ünlenmemişti. Fakat Wei Dükü’nün tecrübeleri sayesinde Wei Hao o adamların ne kadar muazzam silahlar ürettiğini biliyordu.

 “Ona kaybedeceğimden mi korkuyorsun?” Wang Chong sırıttı.

 “Şey…” Wei Hao ne dese bilemiyordu.

 “Merak etme, ürettiğim kılıcın ne kadar iyi olduğunu biliyorum. Kaybetmeyeceğim.” Wang Chong gülümsedi.

 Wang Chong Batı’da üretilen silahların gücünü biliyordu. Eski hayatında o silahlardan çok görmüştü. Fakat kendi ürettiği silaha olan güveni tamdı.

 Bu çağda Bulat çeliğinden yapılan bir kılıçtan daha güçlü bir silah bulamazdınız.

……

 Wang Chong dostunu ikna ettikten sonra Mosaide’nin odasına döndü.

 “Efendi! Kabul ettiniz!” Wang Chong içeri girdikten sonra Mosaide’nin gözleri parladı.

 “Merak etmeyin, burada işlerin farklı olduğunu biliyorum. Eğer silahınız zarar görürse bu zararı kesinlikle karşılayacağım. Öte yandan silahınız benim sabremi kırarsa daha da iyi olacak! Çünkü böyle bir durumda o kılıcı ne pahasına olursa olsun alacağım!”

 “Zararı karşılamanıza gerek yok. Silahı alma işini ise… Daha sonra konuşuruz!”

 Wang Chong sırıttı. Üçüncü günün fiyatı 2400 altındı. Bugün tabelayı değiştirme fırsatı bulamamıştı. Eğer Charax Spasinu’dan gelen adam o kılıcı bu fiyata alabileceğini sanıyorsa, fazlasıyla yanılıyordu.

 Wang Chong bu dünyada ortaya çıkan ilk Bulat silahını öyle ‘ucuza’ satacak değildi!

 Bunu yaparsa büyük zarar etmiş olurdu!

 “Şu sabreye bakabilir miyim?” Wang Chong aniden adamın bahsettiği üst-düzey sabreyi görmek istedi.

……..