Acaba ne zaman güçlerinin farkına varacak.
Elinize sağlık.
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
30. Bölüm Kaçın
Johann’ın bu korkutucu sahneyi görmesinden dünyasının kararmasına dek geçen süre, belki sadece bir andan ibaretti.
Etin ve kanın üstünde yetişen bembeyaz çiçeklerin görüntüsü hala aklından gitmiyordu. O tezat tüylerini diken diken etmişti ama Johann’ın dönüp kaçacak zamanı olmamıştı.
Şimdi, dünyası karanlıktı ve vücudunu saran acıyı tarif edecek kelimeler bulmakta zorlanıyordu. O kısacık an, çaresizliğin de etkisiyle ömre bedeldi.
Dokunaca benzeyen damarların vücuduna tırmanarak kulaklarına, gözlerine, ağzına ve burun deliklerine girdiğini belli belirsiz hissediyordu. Damarlar cildine, iç organlarına ve nihayetinde, beynine nüfuz etti.
Kendini, birbirine karışan şişmiş bir et ve kemik parçası gibi hissediyordu. Bütün bunlar sona erdiğinde, artık kendini yitirmişti ve algısını kaybetmişti.
Kapıda duran orta yaşlı kara büyücü aniden duraksadı ve başı öne düştü. Vücudunu saran, kalp misali atan kanlı damarlar kaybolurken eli hala kapının kulpundaydı.
Kriiik—
Johann bir adım geri çekildi ve sakince kapıyı kapattı. Merdivenlerden inerken kendi kendine mırıldandı, “Benim… benim… yapmam gereken…”
Sanki konuşmayı yeni öğrenmiş bir çocuk gibiydi ve ağzından çıkan sözcükler anlamsızdı. Ancak ilk kata ulaştığında, konuşması normale döndü ve sarf ettiği sözcükler netlik kazandı.
“Lordu… tehdit eden bütün varlıkları ortadan kaldırmalıyım…”
“Oh Lordum, Efendim, bundan böyle kulunuz olarak ben… size mutlak bir sadakatle hizmet edeceğim.”
……
Uri karanlık bir arka sokakta bekliyordu. Yaktığı sigaradan son bir nefes alınca onu yere attı ve filtresini çiğnerken cebinden saatini çıkardı.
Saate birkaç yağmur damlası düşünce yüzü ekşiyen Uri, eliyle saati sildi.
Yarım saat geçmişti.
Bulunduğu sokak 23. Sokak’taki dükkana taş çatlasın 2 kilometre uzaklıktaydı ve Johann’ın Gölge Dönüşüm Tekniği’yle buraya ulaşması hepi topu beş dakika sürmeliydi.
Ayrıca ona verilen görev ciddi zaman alacak bir iş de değildi. Daha önce çıktığı görevlerin hiçbirinde bu kadar gecikmemişti.
“Sanırım o dükkanda cidden bir gariplik var…” Uri iç geçirdi. Temkinli davranarak oraya bizzat gitmediğine mutluydu.
Ancak, başından beri 23. Sokak’tan gelen eter dalgalarında büyük bir değişim hissetmemişti. En azından bir mücadele yaşanmadığına emindi.
Muhtemelen Johann başarıyla dükkana sızmış ama bazı savunma mekanizmaları yüzünden bir şey bulamamıştı. Bu çok kötü sayılmazdı, çünkü yaptığı tek şey dükkan sahibini biraz dürtmekti ve böyle bir durumda Uri gerekeni yapabilirdi.
Şimdi, ne yapacağını düşünmek adına Johann’ın dönmesini beklemekten başka çaresi yoktu.
Johann’ın casusluk tekniklerine, bilhassa kaçış yeteneklerine güvenirdi. Son tahlilde, insanlarla rüya yaratıklarından doğan melezlere her gün rastlamak imkansızdı.
Damarlarında gölge yosununun kanları akan Johann, istediği takdirde gölgeye dönüşerek karanlığa karışabiliyordu ve onun için aurasını saklamak, nefes almak kadar kolaydı.
Çıt çıt… pat pıt…
Ağır sağanak kaşla göz arasında yerdeki ezilmiş sigara filtresini kanalizasyona sürükledi.
Elinde cep saati, Uri tam bir sigara daha yakacaktı ki donakaldı.
Bu yağmurlu gecede zifiri karanlık olan arka sokakta neden bir gölge duruyordu?
“Kahretsin!”
Uri kaşlarını çattı ve elindeki sigarayı tutarak havaya kaldırdı. “Ateş Büyüsü – İştial Işığı!”
Boom!
Bir büyü aracı olarak kullanılan talihsiz sigaradan yıldırımı andıran bir alev hüzmesi çıktı ve sokak anında aydınlandı.
Gölgelere karşı ateşten ve ışıktan daha etkili bir güç yoktu!
Ancak, Uri durumun iyi olmadığını biliyordu. Yağmur yüzünden ateş bazlı büyülerin çoğu, özellikle de sıradan bir sigara aracılığıyla yaptığı büyüler, normal güçlerine yakın bile olamazdı. Bu demek oluyordu ki İştial Işığı sadece birkaç saniye dayanabilecek ve karşı tarafa elle tutulur bir hasar veremeyecekti.
Bu nedenle, Uri hızla geri çekildi ve çekilirken ceplerinden bozuk para boyutlarında kırmızı bir mücevher çıkardı. Artık ona saldıran bu gölgenin Johann olduğuna emindi. İhanetin sebebini bilmiyordu ama Johann’ı öldürmekten başka çaresi yoktu!
“Ateş Büyüsü – Kavrulan Diyar!” diye hırladı Uri, ışıl ışıl parlayan gözlerini kaldırırken.
Ancak, yerdeki gölge ondan da hızlıydı.
Uri bir gariplik olduğunu fark edene dek geçen birkaç saniyelik sürede, gölge çoktan insan formuna dönmüş ve sayısız metal diken Uri’nin vücuduna saplanmıştı.
“Arghhhh!” saldırı Uri’yi çat diye bir binanın duvarına çaldı ve vücudunu saran acıya dayanamayan adamın ağzından bir çığlık koptu.
Vücuduna saplanan metalden bir diken, haykırmasına yol açacak kadar ciddi bir saldırı değildi. Ne varki dikenin üstünde daha küçük, minik çiviler vardı ve bu çiviler iç organlarını deştiği için acı katlanılmaz bir hal alıyordu.
Aynı anda, müthiş bir ateş dalgası sardı sokağı ve her şeyi kavurdu.
Johann’ın kırılgan vücudu ateşlerin altında yandı. Alevler, onu yakıp kavurana dek durmadı.
Böylece kısa çarpışma sona erdi.
Uri şekil değiştirme büyüsüyle metal dikenlerden kurtuldu ve vücuduna saplanan çivileri ısıyla eritti. Nefes nefese, yaralarını tutarak yürürken sırıttı. “Beni hazırlıksız yakalayabileceğini mi sanıyordun? İhanetin kitabını yazmış adamım ben. Saf herif!”
Ateş dalgası sardığı her şeyi yerle yeksan etmişti ama Johann’ın ateşlerden simsiyah olan vücudu, hala ayakta duruyordu. Aptal bir kara büyücünün sonu böyle olmuştu.
Uri, mücadeleyi gerçek anlamda sonlandırmak için son bir büyü yapmak adına elini kaldırdı.
Kül parçaları yere düşerken, sokağın duvarlarına sayısız kanlı damar yayıldı ve bir anda her yeri sardılar.
“Hassiktir?!”
Uri bir gariplik olduğunu anladığında, kanlı damarlar sokağı çoktan mühürlemişti.
Uri hemen büyüsünü saldı ama bu dehşetengiz damarlar yavaş yavaş ona yaklaşıyor ve etrafını sarıyordu.
Dört bir yanına bakarken gözleri korkuyla aralandı. “Johann değilsin sen! Kimsin?!”
Nefes alır gibi bir inip bir kalkan damar silsilesinin ve et parçalarının arasından Johann’ın ince sesi yankılandı. “Oh Lordum… Kulunuz… bu ufak böceğin icabına bakacak…”
Lord mu? Bu kelime Uri’nin kulaklarını tırmaladı. Johann’ı çok iyi tanıyordu ve bu adam hiçbir zaman bir şeye inanmamıştı.
Ansızın bir Lord’a inanmaya başlamış olamaz. Araştırmaya gideli sadece yarım saat oldu!
Bunun tek bir açıklaması olabilir. Dükkanın sahibi! Bu ondan gelen bir uyarı!
Damarlar onu sarmadan önce, Uri’nin aklından geçen son düşünceler bunlardı.
….
Tak tak.
Heris, arkasındaki kapının çalındığını duydu. “İçeri gel. Ne oldu?”
Bir astının titreyen sesini duydu. “Bay Uri… öldü.”
Heris şoke oldu. “Nasıl?”
“Bay Uri, talimatlarınız doğrultusunda 23. Sokak’taki kitap dükkanını incelemesi için birini yollamış. Ancak, o şahıs bilinmeyen bir güçle geri dönüp ihanet etmiş ve Bay Uri’yi öldürmüş.”
“Bu belgede olay yerinden fotoğraflar ve yaşananları anlamak adına birleştirilen büyü izlerinin detayları mevcut. Ayrıca… Bay Uri’nin son anlarında yazdığı bir mesaj da var.”
“Neymiş o mesaj?”
“Demiş ki… ‘Kaçın’.”
……
Magnec