Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

98. Bölüm Grup

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

Zend konuştuktan sonra etrafındaki insanlar sessizleşti. Özellikle Emma, karşısındaki çocuğun, üç yıl önce gördüğü çocuk olmadığını çok iyi anlamıştı. O artık eskisi gibi değildi. Zend, üç yıl önce, onu hızlı bir şekilde kurtaran küçük, garip bir sokak çocuğuydu. Emma onu sevmişti, babasının onu öldürme kararını duyduğunda da son derece üzülmesinin nedeni buydu. Ama şimdi Zend, bir sokak çocuğunu bırak, yaşı küçük olmasına rağmen, güçlü ve acımasız bir savaşçıyı andırıyordu. Onun bir dakikada öldürüp getirdiği yaratıkları, Emma, yanında buraya birlikte geldiği kardeşlerini alsaydı ancak öldürebilirdi. Ama onları tek darbede öldürmek ve bununla kalmayıp hepsini en fazla bir dakika içinde buraya taşıyabilmek kesinlikle imkânsızdı. Zend'in yardım ettiği grubun kaptanının söyledikleri boş değildi, o çocuk, gerçekten üstündü.

Emma hala çok şaşkındı. Kafasını çevirip kardeşlerine baktığında, Lenia ve Yanke'nin de ondan çok farklı olmadığını gördü. Özellikle Lenia, Emma'nın baskıcı ve güçlü iradeli ablası, Zend'i görmesiyle birlikte dünyadan uzaklaşmış gibi görünüyordu.

Zend onların şaşkınlık dolu bakışlarının geçmeyeceğini düşündüğü için harekete geçti, artık ustasının yanına dönüp o günkü eğitimini tamamlaması gerektiğini düşünüyordu.

Emma, tüm cesaretini topladı. Onu bir kere daha görebilmişti, ama belki de bir daha göremeyecekti ve şu an bu fırsatı değerlendirmeliydi. Dudaklarını güçlükle açmayı başardı ve biraz önce Zend ile konuşarak gösterdiği cesareti tekrar göstermek istedi. "Z-Zend," Emma aklından geçen cümleyi söylemeye başladı. "d-düşünüyorum da, eğer bir grubun içinde değilsen..." Emma, kendisi konuşmaya başladıktan sonra, Zend'in ona bakmadıyla heyecanlandı. "Bizim grubumuza katılır mısın?"

Emma bunu denemeliydi. Zend'in gücüne biraz önce şahit olmuştu, ayrıca o sadece on yaşındaydı. Eğer Emma'nın ailesi ile birlikte olduğu gruba katılırsa, çok yararlı olabilirdi. Ayrıca Emma Zend'in özelliklerine birinci gözden şahit olmuştu. O Pounz Krallığı'na geri döndüğünde, kesinlikle çok değerli olacaktı. Burada onunla iyi ilişkiler kurabilirlerdi. Bunlardan daha da önemli olan neden ise, Emma Zend'e üç yıl önce hayran kalmıştı, o günkü hayranlığı, biraz önceki birkaç dakikada gördükleri ile katlanmış ve pekişmişti. Emma ona sempati duyuyordu ve onunla aynı grupta olmayı istiyordu. Ondan korkuyordu, bu bir gerçekti. Ama çok merak ediyordu. Bir sokak çocuğu, üç yıl içinde nasıl bu hale gelebilirdi? Emma onun üç yıl önce hiç gücünün olmadığından emindi. Ama şimdiki haline bakınca, o üç yılı bırak, sanki yirmi yıldır her gün sıkı sıkı çalışmış gibiydi. Bu nasıl mümkün olabilirdi ki? Emma bunu aşırıya kaçacak kadar merak ediyordu.

Zend kızın konuşmasını duydu ve biraz düşündü. Bir gruba girmesinin ona faydası olur muydu? Gruptakiler, muhtemelen Zend'in yeteneklerinden faydalanmak isteyeceklerdi. Bir çıkarı olacağını düşünmüyordu Zend, ayrıca ustasının eğitimindeydi ve onun iznini almadan bir şey yapamazdı. Hem de Hollis, Zend'e eğitim verdiği sırada grupların genellikle Zend ve Hollis gibi insanlar için iyi yerler olmadığını söylemişti. İnsanlar onlara ayak bağı olurdu, Hollis'in söylediğine göre kendileri, arkadaşlarına destek çıkacak savaşçılar değil, yalnız avlanan avcılar olmuşlardı. En mantıklı fikir bu teklifi reddetmekti. Zend o kızı kibarca reddetmek için hazırlanıyordu ki, bir anda bir başkasının sesini duydu.

"Hem de nasıl katılır! Hatta ben de onunla katılabilirim," Hollis, ani bir şekilde Zend'in önünde göründü. "Tabii ki bu güzel bayan bana eşlik ederse." Hollis biraz önce Zend'i tutup onu korumak için arkasına çeken kadının elini bir beyefendi gibi gibi öpmüştü. "Ah, sanırım bir melek gördüm!"

"Usta?! Zend ustasının bir anda ortaya çıkmasıyla şaşırdı. Ustasının burada ne işi vardı?

Emma, bir anda Emma'nın ailesinden olan bir kadının yanında beliriveren sarışın adama baktı, sonra Zend'in ona seslenişini duydu ve kim olduğunu anladı. "Tabii ki, Zend Kardeş'in ustasının da aramıza katılması çok iyi olacaktır!" heyecanla konuştu. Zend'in yüz ifadesinden, onun, Emma'nın teklifini reddedeceğini düşünmüştü. "Öyleyse, kampımıza gidelim." Emma neşeli bir şekilde Zend'e ve Hollis'e seslendi, ablasına döndü. Onun kulağına fısıldadı. "Abla, kendine gel ve onlara iyi davran. Onlarla ilişkilerimizi iyileştirdiğimiz zaman onlara istediğin soruyu sorman sorun olmaz. Cevabını istediğin birçok soru olduğunu biliyorum, benim de var, ama bunları ona şu an sorsan bile büyük ihtimal cevaplamayacak. Bu yüzden şu anda yapabileceğimiz en iyi şey onlarla iyi ilişkiler kurmaya çalışmak. Güler yüzlü ol ve onunla samimi olmaya çalış. Yapamıyorsan bile somurtma, yüzün gülsün." Emma normalde ablasına böyle bir konuda öğüt vermezdi, ama şu an ablası bir şok içindeydi ve düzgün düşünmesi zordu. Pot kırarsa düzeltmek de çok zor olurdu, bu yüzden Emma, bu seferlik ablasıyla yerleri değiştirdi. Emma Yanke'ye de ablasına söylediklerinin benzerlerini söyledi ve önüne döndü. Konuşmaları pek uzun sürmemişti.

Lenia onun dediklerini mantıklı buldu ve gülümsemeye çalıştı, aklında bulunan soruları ve korkuları aklından attı, gülümsedi.

"V-Vay canına! Demek Lord Zend bizim grubumuza katılacak. Bu gerçekten beni ve arkadaşlarımı onurlandırıyor. Öyleyse hızlıca hareket edelim ve geri dönelim, yemek başlamadan geri dönelim, Basanar, Enir, hadi, şunları sırtlayalım." Zend'in kurtardığı takımda, kaptan olarak seslenilen adam, kılıcını kınına soktu ve yerdeki büyülü yaratıklardan birini omzunun üstüne attı, taşımaya başladı. "Etlerini de yemek için saklarız."

Biraz önce ön tarafta onunla birlikte savaşan diğer erkekler de ona yardım etmeye başladılar ve Zend'in getirdiği büyülü yaratıkları taşımak için hazırlanmaya başladılar.

Zend onlara yardım etmek için bir tane büyülü yaratığı da kendi aldı, yürümeye başlamış olan Emma ve kardeşlerinin arkasından büyülü yaratığın büyük bedenini sürüyerek ilerlemeye başladı. Emma'nın grubundan gelenler biraz önden yürüyorlardı, Zend ustasıyla konuşmak için biraz geride kaldı, ustası da onu görüp, iltifatlar ettiği yirmili yaşlardaki kadını bırakmayı sonunda başardı ve öğrencisinin yanına geldi.

Zend, ustasının neden Zend'in geriden geldiğini fark ettiğini anlayarak yanına geldiğini düşündü ve zaman kaybetmeden konuşmaya başladı. "Usta, neden onların davetini kabul ettik? Bir grup bizi yavaşlatmaz mı?" Zend yanında yürümekte olan, sarı saçları yeni doğmuş olan güneşin sıcacık ışığıyla parlayan ustasına seslendi.

Hollis biraz gülümsedi ve o da konuşmaya başladı. "Zend, dokuz uzun aydır sürekli çalışıyoruz. Gerçi sen çalışıyorsun, ben yatıyorum ama, bunlar hep küçük ayrıntılar." Hollis hafifçe kıkırdadı. "Artık bir mola vermemiz ve dinlenmemiz gerek. Bize bir tatil lazım." Hollis yanında yürüyen öğrencisinin siyah saçlarına elini attı ve biraz onları karıştırdı. "Ayrıca, çok uzun zamandır karşı cins ile birlikte zaman geçirmedim. Artık biraz daha kadın görmezsem, sana halleneceğim bak." Hollis alaylı bir konuşma yaptı.

"Usta, ciddi biraz ciddi ol lütfen." Zend bir yandan güldü, bir yandan da ustasına sitem etti.

Hollis devam etti. "Şaka bir yana, şu önde yürüyen sarışın kız. Onun sende gözü var. Ben baktığım gibi anlarım." Zend'e gözlerinin yanıyla bir bakış attı. "Senin de yaşın geliyor, artık bir kız ile birlikte olmak ne demek görmelisin. Bir aşk yaşamaya çalış. Ya da hayatının tadını çıkarmayı öğrenmeye başla." Hollis gülmeye devam etti. Zend onun hala şaka yaptığını biliyordu, ama o, Emma konusunda ciddiydi. Zend ustasının ne zaman ciddi, ne zaman dalga geçiyor olduğunu artık aşağı yukarı anlayabiliyordu. Ustası Emma'dan bahsederken ciddiydi. Gerçi onun bunu söylemesine gerek yoktu, Zend Emma ile konuşmasında onun Zend'de gördüğü şeyleri neredeyse anlamıştı. O Zend'e ilgiyle bakıyordu, ama gözlerinde korku da vardı. Aynı şekilde Zend'i merak ettiği de belli oluyordu.

Zend ustasına başını salladı ve diğerleriyle birlikte yürümeye devam etti. Yirmi dakika kadar sonra, birçok çadırın ve kurması kolay olan evlerin olduğu, çit ile etrafı çevrilmiş, çitlerin yanında gezen, bellerinde kılıç taşıyan insanların gezdiği bir yere vardılar. Zend Emma'nın ailesinin grubunun kaldığı yere vardıklarını tahmin etti.

***

1138