Bence Novelin adı maskeli kahraman koyulsaymış önemli olaylarda hep maskeli ?
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
381. Bölüm Vanras'a Teklif
''Oh, bunları duyduğum için çok mutluyum.'' Vanras Zend'e bakarak konuştu, gözlerinin içi parlamıştı birkaç saniyeliğine. Bunun nedeni muhtemelen şu an gerçekten de mutlu olmasıydı, ancak mutlu olmasının nedeni biraz farklıydı. Zend'in aileden olmak istemesi değil, onun, ailenin içine girerek öldürülmek için daha fazla açık verebilecek olmasıydı... ''Öyleyse sana artık Zend Fungyuo diyebiliriz. Ama hatırlatayım Zend, benim iki oğlum var, yani senin de Aena ve Yinza'dan başka bir kardeşin daha var, unutmamak gerek.''
''Tabii, biraz önce bahsetmeyi unuttum ancak bir ağabeye sahip olduğumu da biliyorum.'' Zend cevap verdi neşeli bir şekilde, ailenin içine rahatça gireceğini biliyordu, kral her halükarda onu ailenin içine alacaktı zaten, bunun farkındaydı uzun zamandır kendisi. Ancak ileride neler olacağını tam olarak kestirebildiği söylenemezdi, zaman içerisinde bunu da anlayacaktı...
''O zaman sorun yok, Hestar şu anda burada değil ancak kısa bir süre içerisinde onunla da görüşme imkanın olur, o bir süredir aramızda değildi ve eğitim yapabilecek gücü yoktu, yani yaşıtlarına göre biraz geride kalmıştı; ancak birkaç yıl önce gücünü tekrar kazandı ve çalışmaya başladı, şimdi de gelişip güçlenmek için uğraşıyor sürekli. Yakın bir tarihte, seni görmek için Kraliyet Sarayı'na gelecektir.'' Fungyuo Kralı konuşmaya devam etti. Bu sırada Aena da oldukça neşelenmiş gibiydi, Zend'in konuşmalarından anladığı üzere, o Fungyuo'ya yararlı birisi olmak istiyordu. Aynı zamanda aileyi kabullenmiş gibiydi, yani bir sorun olmamalıydı. Hatta kralı öldürme düşüncesi sadece bir hevesten ibaret bile olabilirdi, bu yüzden çok da endişelenmeye gerek yoktu ona göre. Kısa bir süre içerisinde Zend buraya uyum sağlayacak ve Vanras'ı kabul edecekti, böylece o baştayken de krallığa faydalı şeyler yapabileceğini anlayacaktı. Yani, umduğu buydu genç kızın. Aksinin olmasını istemiyordu, çünkü babasını da, Zend'i de kabul etmişti o. İkisinden birisinin ölmesi hiç hoşuna gitmezdi.
Zend, Vanras'ın kendisini öldürmek istediğini net bir şekilde anlamıştı bir kere daha. Onu gerçekten de öldürülmesi zorunlu olan birisi olarak görüyor olmalıydı, Zend'in Pounz'un en büyük dahisi, aynı zamanda bir Beyaz Taç kardeşi ve Fungyuo Ailesi üyesi olması pek umrunda değilmiş gibiydi. Ona güç açısından değer veriyor gibi görünmüyordu, daha önce Dustin'i bu şekilde gördüğü için biliyordu Zend. Daha doğrusu, ülkenin geleceği için ona değer veren birisinin nasıl göründüğünü biliyordu. Zend, Kraliyet Askeri olacağını söylediği zaman Dustin'in kendisine nasıl baktığını görmüştü, Vanras'ın öyle bir bakışı yoktu şu anda, ancak olabilirdi. Zend, bu ihtimali de ona göstermeliydi. Onunla ilgili düşündüğü şeylerin tamamı Zend'i öldürmekten geçiyor olan Vanras'ın, Zend'in Fungyuo'ya epey katkı sağlayabilecek birisi olduğunu da anlaması gerekiyordu. Böylece Zend'i öldürme konusunda tereddüt edecek, Zend de fazlasıyla rahat edecekti...
''Bu arada, Fungyuo Ailesi'nin bir üyesi olarak Pounz Krallığı'nın bir Kraliyet Askeri olmuş olsam da, Fungyuo için de bir şeyler yapabileceğimi düşünüyorum.'' diyerek söze girdi Zend, direkt olarak. Başka şeylerin araya girmesine müsaade etmek istemiyordu, şu anda anında bir tepki almak ve kralın vereceği tepkiyi ölçmek istiyordu. O, Zend'i öldürmeyi istemeyeceği bir konuma getirilebilir miydi, öğrenmeliydi genç adam.
''Oh, bu nedir?'' Aena'nın yüzü gülmeye başlamışken, Vanras biraz şaşırmış olacaktı ki kaşlarını kaldırmasının ardından hızlı bir şekilde sormuştu.
''Fungyuo Ordusu'na katılsam diyorum, sizce nasıl olur?'' diye sordu Zend hızlı bir şekilde. ''Fungyuo Ordusu'nda bir konuma sahibim, ancak bunu yapmamın nedeni doğup büyüdüğüm ülkeye bir yararımın dokunmasını istiyor olmam. Ben, aynı şekilde Fungyuo Krallığı'na da yararlı olmak istiyorum, çünkü burası benim ailemin yönetiyor olduğu bir ülke. Eğer Pounz'a askeri yönden yardımcı olur da Fungyuo'ya olamazsam rahat edemem, bu yüzden bir şeyler yapmam gerekli. Bunu biraz düşündüm, önümüzdeki otuz yıl boyunca Pounz'daki Kraliyet Askerliği görevimden ayrılmam mümkün değil, ama Kraliyet Askerliği de tam olarak orduya dahil değil. Daha serbestiz yani, özellikle izin aldım bunun için Kral Dustin'den, bana gelişmem ve güçlenmem için müsaade edecek, bu süreçte gelişimim eğer Fungyuo Ordusu'na katılmaktan geçiyorsa, bunu yapabilirim. Kimse de bir şey diyemez, ne dersiniz Kral Varnas?'' diyerek devam etti, Fungyuo'ya güç konusunda katkılarının dokunabileceğini yavaş yavaş anlatıyordu.
''...'' Kral bir süre sessiz kalmış ve gözlerini kısarak Zend'in söylediklerini düşünmüştü, ''Böyle bir şey mümkün mü ki?'' diye sordu daha sonra da, Zend'e yöneltmişti bu soruyu.
''Elbette, neden olmasın?'' Zend iyimser bir şekilde devam etti, sıcakça konuşmaktaydı şu anda.
''Eğer Fungyuo ile Pounz arasında bir savaş çıkarsa ne olacak peki?'' Varnas, kendisinden beklendiği gibi ilk olarak savaşı düşünmüştü. ''Pounz'daki görevinin gevşek olduğu doğru, ancak sonuçta bir göreve sahipsin ve Kral Dustin'in seni kraliyetin korumasına dahil etmesinin nedeni de bu, eğer başka bir orduda da göreve girersen bu bir nevi ihanete girer.'' diyerek sürdürdü konuşmasını, ciddileşmişti.
'Evet, işte bu kadar...' Zend, aldığı ilk tepkilerden kestirmişti sonucu. Varnas, sessiz kaldığı o sürede Zend'in işe yarayıp yaramayacağını düşünmüş ve bu konuyu biraz daha düşünmeye karar vermişti, yani kısaca Zend'e kendisini açıklaması için bir şans tanımıştı, bu da Zend'in, onun tarafından öldürülmekten kurtulabileceği anlamını taşımaktaydı! 'Varnas beni bir güç olarak da görebilecek, bunun işaretini verdi.' diyerek devam ederken içten içe, konuşmasına devam etmek için de derin bir nefes almıştı genç adam. ''Hayır, ihanete girmez aslında.'' Zend elini kaldırdı hızlı bir şekilde. Bu sırada odadaki herkes onu dinliyordu, insanlar Zend'in böyle bir şey yapabileceğini düşünmemişti, odadaki askerler elbette Zend'in gücünden haberdardı. Yani onun epey güçlü birisi olduğunu, eğer ki Fungyuo Ordusu'na girerse Fungyuo'nun kısa bir süre içerisinde büyük bir gücü kazanabileceğini düşünmüşlerdi. Ancak onun Pounz'da bir Kraliyet Askeri olduğunu bildikleri için bu düşüncelerinin ömrü pek uzun sürmemişti, bir krallıkta Kraliyet Askeri olan, ötekinde nasıl orduda bir görev alabilirdi ki? Zend'in konuşmasını dikkatle dinlemeye devam ettiler. ''Çünkü burada, dost iki krallıktan söz ediyoruz. Sonuçta, bir savaş çıkacak olsa bile muhtemelen Pounz, Fungyuo ile aynı tarafta yer alacak, haksız mıyım? Uzun yıllardır bu iki ülkenin arasında süregelen bir bağ var ve bunun kopması da öyle direkt olarak olabilecek bir şey değil, yani aslında bir ailenin içerisinde tek birine değil de, iki kardeşe de yardım etmiş olacağım. Aena'ya büyü konusunda yardımcı olurken, Yinza'ya da savaş heyecanı konusunda yardımcı oluyormuş gibi olacağım yani, öyle çok da büyük bir şey yok.'' diyerek devam etti, sözlerini örneklendirerek ikna ediciliğini artırmaya çalışıyordu.
Buna da epey önce karar vermişti genç adam. Fungyuo Ordusu'nda yer alması önemliydi çünkü ordunun içerisinden edinebileceği dostlar, Fungyuo Kralı, yani Varnas ile savaşıp onu öldürmeyi deneyeceği zaman arkasında durabilirdi. Aynı zamanda halkı ayaklandırdığı zaman, arkasında Fungyuo Ordusu'nun da olması inanılmaz derecede büyük bir etki yaratırdı. Tabii, tüm ordunun onun arkasında olmasını beklemiyordu. Yalnızca birkaç kişi bile olsa bu bir avantaj yaratırdı, yani bir şekilde ordunun içerisinden birkaç dost edinmesi gerekiyordu... Dustin'in teklifini kabul etmesinin bu işte bir sorun oluşturmayacağını düşünmüştü daha önceden, bu konuda da Pounz ve Fungyuo'nun iyi anlaşıyor olması, karar vermesinde en büyük etken olmuştu. Daha önceden böyle bir şeyi yapacağına karar verdiği için, Pounz'da bir Kraliyet Askeri olmasının kendisine nasıl bir etki vereceğini göz önünde bulundurmuştu doğal olarak...
''Bir bakıma haklısın,'' dedi Varnas. ''aslına bakarsan bu çok ani oldu, böyle bir şeye hazırlıksızdım ancak eğer ısrar ediyorsan, hızlı bir şekilde düşüneyim bir kere daha...'' dedi, kafasını düşüncelerle doldururken gözlerini Zend'in üzerinden çekmişti. ''Zend,'' diyerek söze girdi, yaklaşık iki dakika boyunca bu şekilde beklemesinin hemen ardından. ''Fungyuo ile Pounz arasında bir savaş çıkarsa ne yapacaksın peki?'' diye sordu, ''Pounz ile iyi ilişkilere sahip olduğumuz konusunda son derece haklısın ancak şöyle bir şey var ki, devletler arasında dostluklar değil, çıkarlar konuşur. Yani bugün dostumuz olanla yarın düşman olabiliriz, ülkelere tam olarak insan olarak bakmak doğru değil. Eğer çıkarlarımız çakışırsa, elimizde onlara karşı gelmekten başka bir yol kalmamış olur. Uzun zamandır iyi ilişkilere sahip olsak bile, bu yüzden düşman olmamız mümkün. Bir gün, eğer Pounz istediğimiz bir şeyi elde etmemizi engellerse savaşmaktan başka nasıl bir çaremiz olur ki? Bu gün gelirse ne yapacağını sorabilir miyim sana?''
Zend, derin bir nefes aldı. Bu sorunun direkt olarak gelmesini beklemiyordu aslında, ancak yalan söylemesi de olmazdı, bir şekilde sorun olabilirdi çünkü böyle bir şey, bu konuda. Bu, çok geniş çaplı bir konuydu ve numara yapmak öyle kolay olmazdı, bunun pek iyi farkındaydı genç adam. ''Eğer böyle bir şey olursa tarafsız kalırım, böylece ne içinde doğup büyüdüğüm ülkeye, ne de ailemin ülkesine zarar vermiş olurum ve her şey adaletli olur.'' dedi gülümseyerek, ''Bu çok kârlı bir teklif aslında, sonuçta Fungyuo Ordusu'na girmemiş olsam ve yarın bir gün, sizin de söylemiş olduğunuz gibi Pounz ile Fungyuo arasında bir savaş meydana gelse Pounz'un tarafında yer almak zorunda kalacağım, bu Fungyuo'nun epey zararına olacak. Ben Kral Dustin'den gelişebileceğim her şey için izin istedim, yani bu, onun bile karışamayacağı bir mesele... Eğer isterse, bahsettiğimiz şeyleri gözden geçirebilir, bana kimse gelip de bir başka ülkenin ordusuna katılamayacağımı söylemedi. Aynı şekilde, ben de gelişebileceğim her türlü yola başvuracağımı Kral Dustin'e söylediğime, onun da kabul ettiğine göre beni geliştireceğini düşündüğüm bir şeye, yani Fungyuo Ordusu'na katılmaya istediğim gibi başvurabilirim. Bunun benim için bir sorun oluşturmaması gerek...'' diyerek gülümsemesini sürdürdü.
''Dediğin gibi, benim için kârlı bir anlaşma, oğlum.'' Vanras gülümsedi Zend gibi. ''Bana böyle bir imkan sunmuş olduğun için de sana minnettarım, ailene destek çıkman beni oldukça gururlandırdı, hem de henüz bu kadar yeniyken yaptın bunu... Ancak, bunu kabul etmem Dustin ile aramızın açılmasına yol açabilir. Hiç olmazsa bile, en azından ona sormalıyım bunu, direkt olarak kabullenmem mümkün değil. Pounz'un bizden soğuması var sonuçta işin ucunda, senin gelecekte çok büyük bir savaşçıya dönüşeceğin konusunda hepimiz hemfikiriz, ancak şimdiki durumumuzu göz önüne alırsak, Pounz gibi bizim için epey önemli olan bir ticaret ülkesini kaybetmemiz hiç iyi olmaz... Dustin'in de bunu kabul edeceğini pek sanmam, yani bu iş, pek umutlu değil. Benim için iyi olsa da, Dustin için iyi olmayacak çünkü... Gelişmek ayrıdır, ihanet ayrı. Bunu ihanete yorması çok normal ve doğal, bence biraz farklı bir yol izlemek daha mantıklı olur.'' diyerek devam etti kral, söyledikleri mantıklıydı. Zend'i kabul etmemişti, ancak belli etmişti bir şeyleri... Zend'in, Fungyuo için yararlı olabileceğini anlamıştı biraz önce, Zend onu düşünmeye ittiği zaman aklından geçirdiği şeyler sağlamıştı bunu, Zend, onun kendisine düşünmesinin ardından yolladığı ilk bakıştan bile çıkarabilirdi bunu... Onun, Pounz'da tarih boyunca gelmiş geçmiş en büyük dahi olduğunu, şu an iyi bir şekilde anlamayı başarmış olmalıydı.
''Oh, demek öyle...'' dedi Zend. ''Kararınıza saygı duyuyorum, ama isterseniz, bunu yüzümü gizleyerek de yapmam mümkün, baba.'' diyerek devam etti. ''Bir maske takmam, her şeyi çözebilir... Bugüne kadar, yüzümü gizlemem bana pek çok şeyi kazandırdı.''
*
1675
Magnec