Oha şakamı bu kızdan istediği şeye bak babanı öldürmem lazımda yardım edermisin diyor resmen ya :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
376. Bölüm Aena'nın Desteği
''Bu yaştan sonra gerçekten de bir kardeş istiyor musun?''
Zend samimi bir şekilde cevapladı Aena'yı. ''Tabii, niye istemeyeyim ki?''
Aena, Zend'in kelimeleriyle birlikte hafifçe gözlerini kısmıştı. Onun nasıl hissettiğini anlamıyordu hala, ona güvenip güvenmeme konusunda birkaç tereddüt taşıyordu şu anda da bu yüzden. ''Sonuçta gereken yanında senin yanında olmayan birilerin istemezsin, yani ben öyle düşünüyorum. Sen sokaktayken yanında olmayıp da, birden ortaya çıkıp herkese büyük bir savaşçı olacağını gösterdiğin zaman senin yanında olan kişilere karşı bir sevgi beslemenin imkanı pek var gibi değil.'' diyerek devam etti, biraz önce bahsettiği şeylere değinmişti aslında tekrardan, temelde.
Zend de, ona biraz önce söylediği şeyi tekrarlamayı tercih etti. Tabii, daha kolay bir şekilde... Görünüşe göre, Aena Zend'in birkaç saniye önce söylediği kelimelerin anlamını kafasında tutmamıştı. ''Aena, sen üç element kullanabilen bir büyücü değil miydin? Henüz epey genç olmana rağmen, oldukça güçlü olduğun ortada. Yani biraz önce de belirttiğim gibi, sen olmadan bugüne kadar gelebilmiş olsam da belirli bir vakit daha geçtiği zaman, senin desteğinin arkamda olmasını hissetmem gerekebilir. Bugüne kadar yanımda olmamış da olsan, artık yanımda olabilirsin, değil mi? Ben, başkalarına bel bağlayarak hareket etmiyorum genellikle, bu yüzden biraz önce bir kardeşe ihtiyacım olmadığını söyledim sana. Tabii, onları söylememin bir nedeni de seni, kendini gizleyen formundan çıkman için zorlamaktı. Tarzım genelde tek başıma hareket etmemi söylüyor bana, bu sebeple de zaten şu ana kadar birilerine çok fazla ihtiyaç duymuş değilim, aynı şekilde eğer doğru adımları atarsam da gelecekte başka insanlara ihtiyaç duymamaya devam edeceğim. Ama şöyle bir şey var ki, doğru adımları atmak pek kolay bir iş değil. Eğer yanlış karar verirsem ne olacak? Arkamda bir kardeşim, arkadaşım ya da destekçim olmazsa, yanlış adım attığımda yardımıma kim gelebilecek? Ben, sana bu çeşit günler için bile ihtiyaç duyabilirim, sen her zaman işe yarar olabilecek kadar nitelikli bir büyücüsün sonuçta... Daha önce, Ovaur ile ilgili olan olayda senden biraz yararlanmam gerekmişti, kusuruma bakma, mecburdum. Normalde kimseden yardım almam gerekmeyecekti, yani senin gözlemlerin üzerinden kendimi haklı çıkarmak gibi bir şeyi de yapmama gerek olmaması gerekiyordu. Ancak, birkaç şey ters gitti, o sürücünün beni duymasını, üstüne üstlük senin bir anda karşıma çıkmanı beklemiyordum, toyluğuma veriyorum... Beni bunlar için suçlama, Fozre Ailesi başıma bir ödül koymuştu ve bu ödülün bir şekilde kaldırılmasını sağlamam gerekiyordu, Chibui'de olanı krallıklara taşıyarak, ilk hatayı onlar yaptı ve ben de karşılık verdim, bunu yaparken de sadece seni bir seferliğine kandırmak zorunda kaldım, beni affedebileceksin umarım, seni kandırmayı ve görüşlerini kendi çıkarım için kullanmayı aslında ben de istemezdim.'' dedi, elini Aena'ya doğru dost canlısı bir şekilde uzattı Zend. ''Gelecekte olur da ihtiyaç duyarsam bana yardım et, aynı şekilde ben de aynısını yapayım, olur mu?''
''...'' Aena dudağını ısırmıştı iç taraftan, Zend'in söylediklerine göre o, gelecekte Aena'ya ihtiyaç duyabilirdi ve bu zamanlarda da, doğal olarak ablasının, kendi yanında olmasını isterdi. Tabii Aena da, farklı olaylarda Zend'den yardım alabilecek bir konuma gelirdi bu şekilde, aslında bu oldukça hoş olurdu; çünkü Aena, Zend'in de söylediği gibi güçlü ve nadir bir büyücüydü, henüz hayatı çok ilerlemiş olmamasına rağmen ölümsüzlük yoluna girdiği ilk andan beri fazlasıyla destek alıyor olduğu için epey gelişmiş bir hale gelmişti, sonuçta Fungyuo Ailesi'nin en büyük kızı ve Fungyuo İmparatorluğu'nun prensesiydi o, önünde her türlü imkan vardı genellikle. Ancak ne kadar nadir ve gelişmiş de olsa, Zend kadar olması imkansızdı. Bunun ağırlığı vardı zaten üzerinde, bu anlaşmanın bu kadar kolay bir şekilde gerçekleşiyor olması Aena'nın garip hissetmesine yol açmıştı. Normalde bunu isteyen taraf Aena olmalıydı. Ancak, konuyu ortaya atan Zend olmuştu. Bu Aena'nın tereddüt etmesine neden olmuş olsa da, genç kız, derin bir nefes aldı ve kafasındaki gereksiz düşünceleri yok etti anında. ''Tabii, senin gibi bir savaşçı ile bu anlaşmayı yapmayı sadece bir ahmak reddeder.'' dedi öncelikle, daha sonra da, kafasını boşaltmış olmasının ona sağlamış olduğu sakinlikle birlikte konuşmaya devam etti. İstediği takdirde sakinleşebilmesi, Aena'nın en büyük avantajlarından birisiydi. ''Ayrıca, seni tanıyorum. Geleceği epey planlayan birisin, değil mi? Eminim Fungyuo ile alakalı da planların vardır, bunları gerçekleştirmek için de bana ihtiyaç duyuyorsundur, bu yüzden şu anda bana bu eli uzatıyorsun. İleride bana ihtiyacın olabilir değil. Zaten bana ihtiyacın oldu, yalnızca bunu ben bilmiyorum, hatta belki de senden başka kimse bilmiyor... Ancak, bunun gerçekleştiğinden eminim. Bir şeyi yapman için benim desteğime ihtiyacın var ya da bir şeyleri başarmanın kolay yolu, beni dost edinmenden geçiyor. Sen de doğal olarak bu kolay yolu seçiyorsun, haksız mıyım?'' dedi, Zend, onun bir anda tüm hisleri bir kenara bırakıp olayı mantık çerçevesinde düşünebilmesine gerçekten de şaşırmıştı.
''Vay be...'' diye mırıldandı, Aena'nın da duyabileceği bir şekilde genç adam. ''Daha önce senin zeki olduğunu, üstelik gözlem ve tahmin yeteneklerinin de oldukça üst seviye olduğunu biliyordum, ancak sadece birkaç cümlenden bunları çıkarabilecek kadar yetenekli olduğunu hiç tahmin etmemiştim.'' diyerek devam etti, biraz önce ona karşı açık olacağını söylediğinden dolayı, şimdi yalan söylememeliydi, düzgün bir şekilde devam etmesi gerekiyordu. ''Doğru tahmin ettin, ileride sana ihtiyacım olacak, bu yüzden şimdi bu adımı atmaktayım. Bu senin için bir sorun oluşturmuyor, değil mi?'' dedi gülümseyerek.
''Eğer bunu kabul ediyorsan, tabii ki hayır.'' Aena da gülümseyerek karşılık verdi ve Zend'in elini sıktı. ''Aynı zamanda, Pounz'da daha önce pek çok dahi yetişti. Bunlardan bazısı diğer ülkelere giderek, orada gelişmeye devam etti; bazısı da Pounz'da kalıp kendisini ülkesine adadı. Tüm bu dahilerden bile daha önde olarak gösterilen, gözlerimin önünde olan bu savaşçının teklifi, dünyadaki milyonlarca insanın isteyip de kazanamadıkları bir şey, nasıl olur da evet demem? Başta da söylediğim gibi, bu, reddedilemeyecek bir anlaşma, yani doğal olarak kabul ediyorum,'' diyerek devam etti, diğer elini de yukarıya doğru kaldırmıştı. ''üstelik, senin bunu inkar edip pek bir şey belli etmeden devam edebilecek nitelikte olduğunun farkındayım. Daha önce duygularını nasıl kontrol edebildiğini gördüm, yüzünü istediğin şekle sokabiliyor, bunu da dilediğince uzatıp yönlendirebiliyorsun. Eğer isteseydin, bana ihtiyacın olacağı gerçeğini reddedebilir ve bunun konudan tamamen uzakta olduğunu söyleyebilirdin. Ancak, biraz önce bana karşı kendi yüzünü takınarak yalan söylemeyeceğini belirtmiş oluğun için, sözünden dönmeyerek bunu kabul ettin, bu sana bir dezavantaj sağlayabilirdi. Dürüstlüğünden dolayı seni takdir ediyorum, kardeşim.'' dedi, ''Artık bana öz kardeşin gibi davranabilirsin.''
''Hehehe, biraz uzun olsa da sonunda güzel bir yere vardık.'' Zend, gülerek cevap verdi Aena'ya. Onun gibi zeki birisinin desteği kesinlikle acayip işe yarardı, sadece birkaç kelimeden bile bunları çıkarabiliyor olan bu kız, kim bilir ileride neleri tahmin edebilirdi... Zend, onun tahmin yeteneğine ihtiyaç duyabilirdi. Daha önce gözlem yeteneği epey bir güçlü olan pek fazla kişi görmemişti Zend, sadece Sanzirna vardı yakınlarında, gözlem yeteneğinin gelişmiş olduğunu söyleyebileceği kişilerin arasında. O da, gözlemden çok hissetmeye dayalı bir yol izliyordu bir şeyleri öğrenirken, beynini değil de kalbini kullanıyordu, kendisi bir şeyler çıkarmıyor, içine doğan şeylerden bahsediyordu.
Ancak Aena farklıydı. Gerçekleri göz önüne getiriyor ve bunlara göre yorum yapıyordu, bu şekilde de Zend'in ilgisini çekmeyi başarmıştı zaten. Böylesine zeki birisi, kesinlikle işine yarardı genç adamın. ''Öyleyse, sana nerede ihtiyacımın olacağını soracak mısın?''
''Sormamı istiyor musun?'' Aena, dürüst bir şekilde devam etti konuşmasına. Zend'i zorlamak gibi bir amacı yoktu, çünkü kendisi Vosu'nun neden öldürüldüğünü pek iyi biliyordu. Dustin'in suçuydu bu genel olarak, belki dünya üzerindeki oldukça deneyimli ve görmüş geçirmiş, tahmin yeteneği güçlü olan kişiler bile bunu anlayamazdı ama Aena anlayabilirdi, onun gözlem yeteneği, gerçekten de ileri bir seviyedeydi. Vosu'nun Dustin'in bir arkadaşı olduğunu biliyordu, Dustin'in Zend'i krallığa dahil etmek isteyeceğinin de farkındaydı. Eğer ki, Vosu Zend'in başına ödül koyanlardan birisiyse, bunu ona Dustin'in yaptırmış olma ihtimali yüksekti. Kral, Zend'in ödül ile birlikte köşeye sıkışmasını sağlayacak ve daha sonra ona ödülü kaldırabileceğini, onun yalnızca krallığa girmesi gerektiğini söyleyecek ve genç adamı kazanacaktı. Bu çok uzun zamandan beri kullanılan basit bir taktikti, Dustin'in bunu kullanmaması da pek mümkün olmazdı, Zend gibi bir dahiye sahipken, kral olduğu ülke... Zaten düşündüğü gibi olmuş, Zend, Pounz'un Kraliyet Askerleri'nden birisi haline gelmişti. Oradan bir kişinin eksilmesini sağlayan da kendisiydi tabii, orası ayrıydı... O boşluğu doldurmuştu bu şekilde. Ama, değerli bir mesaj da vermişti Dustin'e. Onun, kendisini bir daha zorlamayı denememesini söylemişti genç, Vosu'yu öldürmesiyle birlikte. ''Benimle oyun oynamaya kalkma,'' demişti Zend, Dustin'e. ''yoksa bir dahaki sefere daha büyük şeyleri kaybedeceksin.''
''Aslını istersen, çok da fark etmez.'' dedi Zend basitçe. Aena'nın onu kabul ettiğini düşünmesinin ardından, biraz önce elini uzatmak için kalktığı yere tekrardan oturmuştu. ''Söyleyebilirim, senin bunu bilmenin önemli olduğunu düşünmüyorum pek.''
''Söyle o halde, dinliyorum.'' dedi Aena hızlıca, aslında o da merak ediyordu kendisinin ne işe yarayacağını, gelecekte. Özellikle Zend eğer böyle bir şeyin olacağını düşünmüşse, bu kesin olacaktı, başka bir çıkar yol yoktu, Aena gözlem ve tahmin yeteneklerinin yüksek olduğunu düşünüyor olsa da, Zend'in farklı bir yeteneği vardı; gerçekleşmesi imkansız olan bir şeyin gerçekleşmesini sağlayabiliyordu o! Yani, Aena gibilerin hiçbir zaman ihtimal vermeyeceği şeyleri yapabiliyordu. Bu yüzden, Aena'nın herhangi bir şekilde tahmin edemeyeceği bir şeyin planını kurmuş olabilirdi çoktan, bu şey için de Aena'nın gerekli olması normal olurdu.
''Pekala.'' dedi Zend. ''Ancak, duyduktan sonra garip bir şeyler yapma.'' diyerek devam etti, daha sonra da derin bir nefes aldı. Bunları, Fungyuo prensesine söylemesi pek kolay olmayacaktı.
''Ben, Fungyuo Kralı'nı öldürmeyi düşünüyordum da, yardımcı olur musun bana?'' Direkt olarak aklında olanları ortaya koymasının ardından, karşısındaki gence bakmaya başlamıştı.
''Ne?!'' Aena, bir anda kafasını ileriye doğru götürmüş ve kaşlarını çatarak Zend'e bakmıştı, ''Nasıl böyle bir şeyi düşünüyor olursun?'' diye sordu, ''O senin öz baban değil, ama manevi baban!'' dedi, daha Zend'e söylediklerini açıklaması için fırsat tanımamışken onlarca neden saymaya başlamıştı. ''Seni yalnız bırakması onun suçu değildi, aynı zamanda bunu istememişti de! Onu sevmiyor olmanı anlayışla karşılayabilirim, ama böyle bir şeyi düşünüyor olman kabul edilebilecek bir şey değil!'' derken, oldukça hiddetli görünüyordu Aena. Bu konu, onu biraz endişelendirmiş gibi görünüyordu. Çünkü Zend'in, gerçekten de böyle bir şeyi yapabileceğini biliyordu... Söz konusu bir başkası olsa bu kadar endişelenmezdi, ancak Zend'in bunları söylemiş olması, babası için bir anda ciddi anlamda endişelenmesine neden olmuştu genç kızın...
***
1610
Magnec