Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

349. Bölüm Binde Bir

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

Zend, Era'nın seslenmesini beklerken bir yandan da Renyia'dan birkaç destek büyüsü alıyordu, bunların kendisine desteği olabilirdi, öyle düşünmüş ve hızlı bir şekilde Renyia'dan rica etmişti bu büyüleri kendisine uygulamasını. Sonuçta küçük şeyler bile bir fark yaratabilirdi, bunu en iyi Zend bilmeliydi, Hollis defalarca kere bu konunun üstünde durmuştu çünkü daha önce. Eğer ustasının bu kadar değer verdiği bir konuyu göz ardı ederse, rahat uyku uyuyamazdı genç adam...

''Başlıyorum.'' dedi Renyia, elinde bir parşömen daha belirmişti. İlk olarak Zend'in temel hızını artıracaktı söylediğine göre. ''Ancak çok bir şey bekleme lütfen Zend, ben destek büyülerinde çok da iyi değilim. Mental, yani zeka türlü büyüleri öğrenmek için bile son derece fazla çaba harcıyorum. Çift element büyücüsü olmanın en büyük zararlarından birisi bu, ikincil elementinin üzerinden gitmeye çalıştığın zaman zorlanıyorsun epey bir... Üstelik senin kadar hızlı birisinin hızına çok da bir katkı sağlayamam muhtemelen, büyüyü tam olarak başarmış olsam bile bu senin için pek bir şeyi değiştirmeyebilir...'' dedi, sesi hafifçe titremişti, bu konuda kendisine hiç güvenmiyormuş gibiydi. Zend'e karşı bir hata yapmaktan da korkuyordu muhtemelen.

''Sorun değil, Renyia.'' dedi Zend, ellerini sırtına dayamış olan Renyia'yı görmek için kafasını yan tarafına doğru usulca çevirmiş ve göz ucuyla genç kıza bakmıştı güven verici bir şekilde. ''Bana çok faydası olmasa bile zararı da olmayacak, yani denemekten kesinlikle zarar gelmez. Yapabilirsin, sana güveniyorum, başarabileceğinden eminim. Desteğin azı çoğu olmaz, her türlüsü son derece işe yarardır.'' dedi, güven vermeye çalışıyordu ona. Büyük ihtimalle Zend'e layık bir destek büyüsü yapamayacağını düşünmüştü. 

''Tamam o halde...'' dedi Renyia, daha sonra da bir elini Zend'in sırtına basmışken, diğer elini de biraz önce çıkarmış olduğu parşömene eklemişti. Derin bir nefes almış, büyüyü başlatmış ve ezberinde olan, büyü diline ait birkaç cümleyi sıralamasının ardından, kendisini sakinleştirerek bir hata yapmaması için yavaş yavaş büyüyü ilerletmiş, daha sonra da sonlandırmıştı... ''Oh, gerçekten de bir hata yapmadım.'' dedi, ''Bu elimdeki en yüksek seviyeli büyüydü ve kusursuz olarak yapabileceğimden pek emin değildim, ancak görünüşe göre bir sorun olmadı... Boşuna endişelenmişim gibi görünüyor...'' diyerek devam etti konuşmasına, elbette, biraz önceki gibi sessiz konuşmaya devam ediyordu şu anda. Neyin olup biteceğini bilmiyordu çünkü, birilerinin onları dinliyor olma ihtimali vardı.

Zend onu cesaretlendirmeye devam ederken, ''Vücudumdaki hız artışını hissedebiliyorum, teşekkürler!'' demek için açmıştı ağzını. Daha sonra tekrardan kafasını önüne çevirmiş, Renyia'nın, büyülere devam ettiğini söylemesiyle birlikte beklemeye başlamıştı tekrardan, onu onaylamasının hemen ardından.

''Şimdi fiziksel gücün için bir büyü yapacağım, bu büyü benim en çok kendime güvendiğim destek büyüsüdür, kişiye epey yardımcı olabiliyor. Üstelik yedinci seviyenin sana sağladığı güç miktarına bakarsak, epeyce bir artış elde etmen mümkün, hehehe...'' diyerek usulca güldü, biraz önceki tekniğini güzel bir şekilde yapmış olmasından elde ettiği bir öz güven vardı şu anda üzerinde. Aynı parşömenin üzerine bir kere daha elini koydu, diğer eli de biraz önceki gibi Zend'in sırtındaydı, gözleri de genç adamın sırtına doğru bakıyordu Renyia'nın, elini koymasıyla birlikte Zend'in kıpırdanan kaslarını hissedebilmişti, kendi ailesinden olmayan gerçek bir savaşçı vardı karşısında... Bunu her zaman görme fırsatı olmuyordu Renyia'nın, genellikle babası tarafından eve hapsediliyordu çünkü görünüşü yüzünden aşırı fazla dikkat çekiyordu, girdiği her yerde insanlar ona farklı davranmaya başlıyordu ve babası da, haklı olarak onun zarar görebileceğinden endişe etmiş ve Renyia'nın, yalnız başına evden çıkmasını yasaklamıştı. Dışarı çıktığında yanında birden fazla, nitelikli olarak görülebilecek korumanın olması zorunluydu, ayrıca yüzünü bir şekilde kapatacaktı. Kıyafetlerini de, teninin en az görüleceği şekilde seçmesi gerekiyordu. Yoksa kendisini tehlikeye atmış olabilirdi, bunu biliyordu... Küçüklüğünden itibaren, ailesi ve soylu olarak görebildiği kişilerin dışında gördüğü her erkek, ona arzuyla bakıyordu... Bu da bir hayli sinir bozucu bir şeydi, yaşamayan anlayamazdı, sürekli olarak diken üstünde hissetmesine neden oluyordu Renyia'nın. Hatta ailesi dışındaki asillerin pek çoğu da ona böyle bakmaktaydı, bu yüzden civardaki ailelerle bile fazla görüşmüyordu Renyia. Diğer insanlarla karşı karşıya olmak, hissettiği tedirginlikten dolayı canını sıkmaktaydı... Ancak Zend'de böyle bir şey hissetmemişti, o, Renyia ile ilgilenmiyormuş gibiydi. Onu güzel buluyordu ve hatta belki de Renyia'nın kendisinin olmasını istiyordu, bu, arada bir bakışlarından anlaşılabiliyordu genç adamın. O da Renyia'ya karşı bir arzu duyuyordu ancak bunu gerçekten çok iyi bastırıyordu, Renyia, son derece gelişmiş olan gözlem yeteneği sayesinde fark edebiliyordu ancak, Zend'in nadiren gözlerinden sızıyor olan bu istekleri... O istiyor olsa da kendisini engelliyordu, Renyia'nın Zend'de hayranlık verici olarak bulduğu birincil kısım buydu zaten, Zend'in yapmak istediği bir şeyler vardı, bunları başarmak için diğer şeyleri silip atıyordu. Hepsinden feragat ediyordu yani, bunu yapabilmek hiç de kolay olmamalıydı, Zend'in iradesinin ne kadar güçlü olduğunu da buradan anlamayı başarmıştı genç kız, her geçen gün onun hakkında daha fazla şey öğreniyordu. Çelikten bir iradeye sahipti o... 

Kafasında Zend ile ilgili düşünceler varken, ona güç sağlayacak olan büyüyü de bitirmişti Renyia. ''Evet, temel haldeki fiziksel gücünü de artırdım böylece, tahmin ettiğim gibi herhangi bir sorun yaşamış değiliz şu anda, bu konuda kendime güvendiğimi boşuna söylememiştim sonuçta...'' dedi, daha sonra da devam etti: ''Bir bakalım, ne kadar artırmayı başarmışız. Parşömende seninle ilgili bilgiler var, herhalde biraz katkıda bulunmuşumdur...'' Konuşurken, yavaşça kafasını Zend'in sırtından çekmiş ve diğer elinin altında olan parşömene doğru uzatmıştı, onu eline aldı ve birkaç saniyeliğine inceledi... Gözleri, parşömenin üzerinde gidip gelirken, ''Yok artık...'' demişti aynı zamanda da, parşömene bir kere bakmasının hemen ardından. Gözlerine inanamamıştı çünkü, Zend'in ulaşabileceği maksimum hız seviyesi şu anda önündeki parşömende yazmaktaydı, bu hız seviyesi ise... Neredeyse babasınınkinden bile fazlaydı genç kızın! Üstelik Renyia'nın ona sağladığı hız miktarı, onun ulaşabileceği maksimum hız miktarı ile oranlandığı zaman, utanç verici bir gerçek çıkıyordu ortaya... Renyia'nın Zend'e verdiği destek ile, Zend'in hız miktarı, onun maksimum hızının yüzde ikisi kadar ancak artmıştı... Bu gerçekten de inanılamayacak bir şeydi...

''Ne oldu, bir sorun mu var?'' dedi Zend, oturduğu yerden arkasına doğru dönmüştü, Renyia'nın kelimelerini duyduğu zaman. ''Büyü ters falan tepmemiş, değil mi?'' dedi, sesinde hafif bir espri vardı. 

''Hayır, hayır.'' dedi Renyia, kafasını sallamıştı iki yana. ''Yalnızca, senin hızına yapabileceğim katkının biraz daha fazla olabileceğini düşünmüştüm...'' diyerek, parmağıyla Zend'e önündeki parşömenin bir kısmını gösterdi. ''Buradaki sütun senin maksimum hızın, tüm tekniklerinle birlikte. Bu ise, benim artırdığım miktar...'' dedi, sesi yavaşça alçalmıştı konuşmasını sürdürürken.

Zend, Renyia'nın gösterdiği yere doğru eğildi. ''Evet, pek fazla sayılmaz ancak kim bilir, belki de beni ölümden kurtarabilir bu gece.'' dedi gülümseyerek, ''Kendini küçümseme, sadece benim maksimum hızım çok fazla.'' diyerek hafifçe göğsünü kabartmıştı, ancak bu boş bir böbürlenme değildi. Gerçekten de çok fazlaydı genç adamın hızı, Rüzgar Tanrısı'nın Nefesi belki de üçüncü seviyeye geçmişti bile, şimdilik bilmiyordu. Daha onu kontrol edebilecek fırsatı bulamamıştı, ancak son derece hızlı olduğunun farkındaydı. Elindeki, savaşmasını sağlayan neredeyse her şeyin hızını artırmasına da yardımcı olduğunu biliyordu. Bu yüzden hız konusunda hiç sorun çekmemişti şimdiye kadar, genellikle rakibinden hızlı olmuştu Zend. Seviyesini yükseltmeyen bir savaşçı olarak hızının yüksek olması gerekiyordu sonuçta, bunun farkındaydı. 

''Peki öyleyse...'' dedi Renyia, başını iyice aşağı eğmişti, utanmıştı muhtemelen. Yeteneği, Zend'inki ile kıyaslandığında tam anlamıyla rezaletti... Şimdi anlıyordu, neden ona Pounz tarihindeki en büyük dahi dediklerini... ''Burada da gücün olacaktı, bakalım o ne kadar artmış...'' diyerek kafasını dağıttı, parşömeni biraz daha açtı. 

''Oh, sanırım bir aksilik oldu.'' dedi daha sonra da, Zend'in maksimum güç seviyesini görüyordu, ama kendi eklediği kısmı göremiyordu... ''Buraya çıkmadı herhalde henüz, biraz bekleyelim...'' dedi, Zend'in gücünün oluşturduğu sütunun en üst kısmında kendi eklediği bölge de olmalıydı. En azından biraz önceki kadar olmalıydı o da, öyle düşünüyordu genç kız... ''Normalde senin gücünü gösteren bu sütunun en üstünde olması gerekiyordu, biraz önceki gibi...'' 

Zend, ''Oh, dur bir de ben bakayım.'' diyerek, tam anlamıyla arkasına dönmüş ve başını aşağıya doğru eğerek, Renyia'nın yerde açtığı parşömendeki sütunu incelemişti... Daha sonra da kafasını kaldırmıştı yavaşça, elini kafasının arkasına atmıştı, ne diyeceğini bilmiyordu tam olarak... ''Renyia, nasıl söylenir bilmiyorum ama sanırım bir sorun olmamış, bana eklediğin güç miktarı orada var...'' dedi, kendisi de yavaş bir şekilde eğmişti başını tekrardan, bunu söylemeyi istememişti aslında çünkü...

''Nasıl yani?'' dedi Renyia, kaşları kalkmıştı yukarı doğru simetrik bir şekilde. ''Ben göremedim de, başka bir yerde falan mı?'' diye sordu devamında da.

''Biraz daha yaklaşmalısın.'' dedi Zend, parmağıyla, parşömende dik bir şekilde yükselen sütunun en üst kısmını göstermişti. ''İşte, burada.'' diyerek konuştu daha sonra.

''...'' Renyia, kafasını iyice eğerek Zend'in gösterdiği yeri görmesinin ardından ölmek istemişti birkaç saniyeliğine, görmüş olmasına rağmen kafasını kaldıramamıştı bile. Çünkü... Ona eklediği güç o kadar küçüktü ki, parşömende neredeyse belli olmuyordu! Hatta neredeyse değil, gerçekten de belli olmuyordu. Öyle acınası bir destek büyüsü yapmıştı ki, kendisi ile ne kadar dalga geçilse azdı... ''Destek büyülerinde bu kadar kötü olduğumu ben de bilmiyordum, çok üzgünüm, Zend.'' dedi, kafasını yavaşça kaldırmıştı ancak bu durum ona o kadar dokunmuş olmalıydı ki, yanakları kızarmış, gözleri dolmuştu... Kafasına epey takmış gibi görünüyordu, ''Bahane gibi olacak biliyorum, ama ben genelde insanlara karşı bu şekilde aşağıda kalmazdım, sana karşı ise aynı gün içerisinde defalarca kez son derece sert bir şekilde ezildim, ne diyeceğimi bilemiyorum, çok garip bir his... Üzgünüm, senin için yeterli değilim ben...'' diyerek devam etti, ellerini bacaklarının üzerinde birleştirmişti aynı zamanda. ''Hiç büyü yapmasaymışım bile bir şey değişmeyecekmiş zaten... Nasıl böyle oldu bilmiyorum, evde denediğimde babamın fiziksel gücünü bile yüzde otuza kadar artırıyordum, ama büyüyü sana yaptığım zaman yüzde birin çeyreğine bile ulaşabildiğimi sanmıyorum, bir şeyler beni etkiliyor olmalı...'' dedi, kafasını eğmiş olmasına rağmen Zend'in nasıl bir tepki verdiğini görmek için, gözlerinin üst kısmıyla ona bakıyordu, bu kadar fena aşağıda kalmayı hiç beklemiyordu aslında...

''Hahahahahaha...'' Zend sesli bir kahkaha patlattı, bir kahkahanın duyulmasının kimseye bir zararı olmazdı sonuçta... ''Renyia, bu kadar üzülmene gerek yok.'' dedi, elini yolladı ve Renyia'nın çenesini tutarak, kızın, yüzünü yukarıya doğru kaldırmasını sağladı. ''Sakin ol, ben zaten bu planı yaparken sana bel bağlamamıştım. Yani sorumlu hissetme, ben zaten fiziksel güce dayanan bir savaşçıyım, bu yüzden bana güç olarak çok bir katkıda bulunamıyor olman doğal... Yani bir şeyler seni etkilemiyor, sen bana yine aynı gücü ekliyorsun... Yalnızca, bu kadar güç babanın tüm fiziksel gücünü yüzde otuz artırabiliyorken, benimkini binde bir falan artırabiliyor... Olayı anladın mı?'' 

***

1615