ranon güç seviyesini bir türlü doğru tutturamıyorum ilah seviyesindeki biriyle savaşsa kazanır mı kaybeder mi
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
286. Bölüm Pounz'un En Güçlüsünün Enerji Mücadelesi
''Ah, öyle mi?'' Tarini'nin gözleri, Zend'in son söyledikleriyle birlikte mutlulukla açılmıştı. ''Çok sevindim buna! Tam da Qouen'in hareketi, hahaha...'' dedi ve neşeli bir şekilde Zend'e bakmaya devam etti.
''Elbette, zaten böyle düşünmemin nedenlerinden biri de Yaşlı Dilenci.'' Zend gülümsemesini sürdürürken söylemişti hızlıca. ''O da, geçmişte, Işık Stili'ni yeni geliştirdiği zaman birçok güçlü krallıktan pek çok yönde teklif almıştı, ama o kendi ülkesini terk etmek istemeyerek Pounz'u güçlendirmek için çabalamış, Pounz'un, dünyanın en güçlü büyücüsünü barındıran ülke haline gelmesini sağlamıştı... Bu konuyu daha önce araştırdım, gerçekten hayranlık verici bir şeydi. Ben de bu yüzden, Qouen'in isteğinin gerçekleşmesini sağlayarak Pounz'u güçlendirmeye devam edeceğim, bir gün Kutsal Ülkeler'i geçecek kadar bile gelişecek bu ülke.'' Zend kararlılıkla dolu gözlere sahipti o anda, geçmişte Qouen'in Pounz'u güçlendirmek için bir sürü şey yaptığını, pek çok şeyden feragat ettiğini görmüştü. Onu kendi babası olarak görüyordu bir yandan da, bu yüzden onun düşünce ve isteklerini benimsemek Zend'in de bir görevi olarak görülebilirdi.
''Evet, o sıradağlardan geri geldiği zaman Renkli Yıldırım dahil, dünyanın her yerinden teklifler gelmişti ona. Gitseydi daha fazla imkanı olacaktı, her şey onun için daha kolay olacaktı. Ama o Ağaç'ı Pounz'da merkezlendirip, gelişimini de burada sürdürmeyi tercih etti. Bu ülkeyi seven biriydi o.''
''...'' Zend Tarini'yi dinledikten sonra sessiz kalmayı tercih etmişti bir süre. Sonuçta o anda başka söyleyeceği bir şey kalmamıştı, anlatmıştı hemen hemen tüm planını.
''Bu arada Zend, Dört Büyük Krallık Turnuvası'na katılacaksın, değil mi? Çok bir vakit kalmadı, tüm dünyanın gözleri o turnuvada olacak. Henüz çok gençsin, bu gerçekten büyük bir şanssızlık. Daha on yedi yaşındasın, değil mi? Seneye on sekiz olacaksın, turnuvaya da zaten en genç on sekiz, en yaşlı yirmi üç yaşındakiler girebiliyor, en azından yirmilerini geçmiş olsaydın turnuvada ilk sıralara oynayabileceğinden emindim, ancak turnuvaya katıldığında sadece on sekiz yaşına girmiş olacaksın, ne şans ama... Eğer o turnuvada ilk sıralara yükselmeyi başarırsan, tüm dünya senin üzerinde kenetlenmiş olur. Özellikle sen kimsenin tanımadığı, sıradan bir çocuk olarak gideceksin oraya. Pounz'da çok büyük bir dahi olarak görülüyorsun ancak Pounz'u ayakta tutan şeyler, Avcı Bıçağı, Beyaz Taç ve Ağaç gibi toplulukların merkezinin Pounz olması, bir de dünyadaki, cidden güçlü olarak görülen birkaç insanın Pounz'da yaşaması, örneğin ben ve Gri Engerek gibi, başka bir şey değil. Pek güçlü değil yani Pounz, diğer krallıkların yanında fazlasıyla ezilmesi bile normal karşılanabiliyor, Dustin'in öyle en güçlü benim havalarında dolaştığına bakma. Yanına güçlü bir kral gelsin, direkt sessiz bir kediciğe dönüşür.'' Tarini alaylı bir şekilde konuşuyordu. ''Neyse, ama onun zehir gibi bir aklının olduğunu da unutmamalıyız, biraz önce de söylediğim gibi. Muhtemelen o Fozre Ailesi'nde, senin saldırabilme ihtimalinin olduğu kişileri koruma altına almıştır. Eğer yakalamak istiyorsan çok gizli ve sabırlı olmalısın, bir anlık boşluktan faydalanmalısın.'' dedi ve biraz bekledikten sonra, bir kahkaha attı Tarini, ''Gerçi, kime anlatıyorum ben bunları? Kraliyet Sarayı'nın hemen yanında birine suikast düzenlemiş ve son derece başarılı olmuş birisi var karşımda, değil mi? Birini nasıl kaçıracağını da biliyor olmalısın, Ovaur'u elindeki birkaç saniyenin içinde öldürmeyi başarmış olan birinin bu konuda zorlanacağını sanmıyorum. Ama yine de dikkat et, Dustin'in ne yapacağı belli olmaz, aklına eserse kaçırma ya da saldırma ihtimalinin en yüksek olduğu kişiye koruma olarak Tou'yu bile verebilir, çekinmez böyle şeylerden. Hadi onu da geç, kendisi bile koruma olabilir, seni yakalamak adına.''
''Beni yakalamak... Dustin'in bunu bu kadar istemesinin sebebi beni Pounz Krallığı'na bir şekilde bağlamak istemesi, değil mi?'' Zend Tarini'nin tavsiyelerini dikkatlice dinlerken, ona bakarak konuşmuştu yavaşça.
''Evet, muhtemelen.'' Tarini hemen kafasını sallayarak cevap verdi. ''Seni öldürmek gibi bir aptallığı yapmaz, krallığa kazandırılabilecek bir güçsün sen. En büyük amacı seni kendine dahil etmek, bağlamaktır bir şekilde. Böyle hareket ederse geleceğe büyük bir yatırım yapmış olur çünkü, senin ileriye yönelik çok büyük bir potansiyelin olduğunu biliyor. Neyse ki sen zaten Pounz'da kalmayı düşünüyorsun, eğer bu düşünceni değiştirmezsen diye söylüyorum, Dustin ile fazla yakınlaşma. O pek iyi biri değildir, Qouen'in ona karşı sevgi beslememesi nedensiz değildi. Zaten Pounz'da kalmazsan, o umursaman gereken biri bile olmaz. Güçlü bir krallığın koruması altına girdiğin takdirde, Dustin'i önemsemene gerek yok, onun gücü sınırlı. Dünyada çok fazla güçlü insan var Zend, görüş açını asla küçük tutma.''
''Biliyorum, biliyorum.'' Zend bu sefer kendine olan güvenini belli ederek konuşmaya başlamıştı. ''Zamanı geldiğinde hepsini geçeceğim ben, merak etme.'' dedi ve yüzüne, özgüvenli gülümsemesini oturttu. ''Dünyadaki en güçlü kişi olarak gösterileceğim zamanlar elbette gelecek.'' dedi daha sonra da. Güçlü olacaktı, en güçlü olacaktı o. Çünkü istediğinin yapılmasını sağlamak için güçlü olması gerekiyordu ve bunu başarmak, herkes gibi Zend'in de hoşuna gidiyordu. Ek olarak, güçlenmek Zend için bir tutku gibiydi. Hiçbir çıkarı olmasa bile bunu yapabilirdi, artık Zend'in bir parçası haline gelmişti, devamlı olarak ilerlemek... Durmak artık yapabileceği şeyler arasında değildi.
''Heh, ölümsüzlük yolunun kolay olduğunu mu sanıyorsun genç adam?'' Tarini saçlarını geriye doğru toplamış, daha sonra da kaşlarını kaldırarak Zend'e bakmıştı. ''Yetenek ve disiplin sende mevcut olduğu zaman kazanacak ve hayatta kalacaksın diye bir şey yok, işin içinde pek çok farklı etken de var... Örneğin, sadece merhametli olduğu için ölen insanları tanıdım. Merhametsiz olduğu için ölenleri de tanıdım, seviyeyi ayarlaman gerekli, güçlü olmak seni hayatta tutmak için yeterli değildir, her zaman düşünmeyeceğin yerlerden, fark etmeyeceğin saldırılar gelecek.'' Bu sefer, normalde olduğundan farklı olarak ciddi bir havaya girmişti kadın. Zend'i uyarırcasına konuşuyordu.
''Evet, bunların tamamının farkındayım.'' Zend de ciddileşmişti, Tarini'nin onu esprili konuşma stilini bırakarak uyardığını gördüğü zaman. ''Her zaman hazırlıklıyımdır, bu konuda endişe etmene gerek yok, her yerden gelecek saldırıları düşünmeye çalışırım sürekli. Senin ya da Ranfan'ın bana saldırma ihtimaline karşı dahi, şu anda hazırlıklıyım.'' dedi, kendine olan güvenini belli etmeye devam ederken.
''Oh, şu an ben sana saldırsam nasıl bir karşılık verebilirsin ki?'' Tarini, bakışlarını keskinleştirerek söylemişti, Zend'e ruhsuz bir şekilde bakmaya başlamıştı, gözlerinin içinde minik bir duygu kırıntısı bile kalmamıştı o anda. ''Ben Pounz'un en güçlü kişisiyim, unutma. Dünyada ise en güçlü ilk beş kişinin arasında gösteriliyorum, samimiyetimin seni aldatmasına izin verme, şu anda İlah Seviye'deki, geçmişte düşmanlarından pek çok korkutucu lakabı almış, seni tek hamlede öldürebilecek birisi ile konuşuyorsun.''
Zend içten içe gülmüştü... Kendi gözlerini de duygulardan arındırdı, Tarini Ranfan'a karşı bunu yaparak üstünlük elde ediyordu muhtemelen, başka bir şey yapmasına gerek kalmıyordu; bu yüzden alışkanlıkla Zend'in de bu konuda Ranfan gibi olduğunu düşünmüştü herhalde. Tamamen soğuk bir şekilde Tarini'ye bakmaya başladı. ''Beni tek hamlede öldürmek mi? Heh, bu seni sadece ölüme sürükler.'' dedi ve yüzüne, sahte olduğu belli olan bir gülümsemeyi geçirdi. ''Sonuçta Gri Engerek, muhtemelen Qiawshi olmadıkça dünya üzerinde beni öldürmüş olan bir kişiyi, önünde sonunda öldürecektir. Bu kişi, büyük Tarini olsa bile değişecek bir şey değil bu, Ölüm Yılanı'nın temsilcisini öldürebilecek kadar cesarete sahip misin?'' dedi ve buz gibi olan enerjisini, hafifçe yaymaya başladı vücudundan. ''Ayrıca, Gri Engerek sana hiç saldırmasa bile, beni öldürmen karşılığında büyük ihtimalle seni öldürecek olan bir destekçim, daha doğrusu bir ortağım var, Maızk'ın karışmasına ihtiyaç dahi olmayacaktır.'' dedi, daha sonra da aklından Lazel'i geçirdi Zend, Lazel Zend'i gözetiyordu şu anda. Onun öldürülmesi de, Lazel'in sakin kalacağı bir durum olmazdı. Sonuçta Lazel, Zend'in gelecekte işine çok yarayacağını onun yüzüne bile söylemişti. Bu onun elinden alınırsa keyfinin kaçacağını ve bu fırsatı kaybetmesini sağlayan kişiden iyi bir intikam almak isteyeceğini bir deli bile tahmin edebilirdi... ''Hadi, o da olmadı diyelim...'' dedi ve gözlerini kapattı yavaşça, aklında bir anda beliren, korkutucu, akıl sağlığı yerinde olmayan, delirmiş biriydi. ''Benim ölmemden sonra, muhtemelen, gelip beni öldüren kişiyi acı çektire çektire öldürecek biri daha var, üstelik bu kişi için beni öldürenin kim olduğu hiç fark etmez...''
''Oh, demek öyle...'' Tarini de yüzüne yapmacık bir gülümseme yerleştirmişti, Zend'in soğuk enerjisi hafifçe yayılmaya başlayınca, o an sıradan bir çocukla konuşuyor olmadığını tekrar anlamıştı.
''Dersen ki, bunları boş ver. Seni öldürür müyüm, öldüremez miyim ona bak...'' dedi Zend ve kendine olan güvenini, her hareketiyle belli ederken, yüzünde oluşmasını sağladığı şeytani bir gülümsemeyle birlikte konuşmaya devam etti: ''Sen, şu an beni burada öldüremezsin.''
''Hah, bak sen!'' Tarini bir kahkaha atmış ve Zend'in yüzüne bakarken gülmüştü aniden, sonra da enerjisini yavaşça yaymaya başlamıştı, Zend için İlah Seviye bir enerji son derece ezici olmalıydı sonuçta, o buna ne kadar dayanabilirdi ki?
''Ranon, Üstün, azıcık hava atmam için bana yardım edersiniz değil mi, çok değer verdiğim, kendi canım gibi gördüğüm varlıklar?'' Zend direkt olarak kendi Kadonsu'na doğru seslenmişti hemen, burada eğer Zend'in Tarini tarafından öldürülmesini engelleyecek birileri varsa, bunlar Era, Ranon ve Üstün üçlüsüydü. Tarini İlah Seviye'de olsa da, Ranon'un ve Üstün'ün hızları onunla yarışacak kadar ileride olabilmeliydi, ayrıca Era'nın da büyülü yaratıkların arasında en hızlılardan biri olduğunu unutmamak gerekiyordu. Ek olarak, Zend'e biraz zaman kazandırırlarsa Zend büyüsünü kullanarak Tarini'ye karşı çok büyük bir koz elde edebilirdi bile, buradan kaçabilirdi de, buranın yarısını yok da edebilirdi. Bu yüzden korkmuyordu Zend, bu konuda, kendine olan güveni oldukça yerindeydi. Ona destek olacak dostları vardı burada.
Ranon, yavaşça seslenmişti Zend'e. ''Yardım edeyim bakalım, normalde sana savaşlarda yardım etmemeyi daha doğru buluyorum ama bu seferki biraz dostlar arasındaki hava atma mücadelesi gibi, bu yüzden biraz yardımcı olmamın zararı olmaz sanırım.'' dedi ve devamında önce Zend'in vücudunun etrafını kaplayacak, sonra da etrafa doğru yayılmaya başlayacak olan enerjisini yollamaya başladı.
''Ah, bu enerji de nereden çıktı?'' Zend'den böyle bir enerji yayılmasını, üstüne bu enerjinin kendi enerjisi ile mücadeleye girip, yenilmeden kalmaya devam etmesi Tarini'yi cidden şaşırtmıştı. 'Ondan yayılıyor,' diye geçirdi içinden, Zend'in tamamen sahte olduğu çok belli olan o gülümsemeye ev sahipliği yapan yüzüne şaşkınca bakarken... 'yoksa bu çocuğun içinde biri falan mı mühürlü?' diye kendi kendine sormadan edememişti, Zend'in içinden yayılan bu enerjinin başka nasıl bir açıklaması olabilirdi ki?
Enerji savaşlarında, enerjinin seviyesi en büyük etken değildi. Örneğin Zend, şu anda yedinci seviyede olan enerjisiyle ondan yüksek seviyeli birini bir enerji savaşında yenebilirdi, zaten geçmişte Yama Ailesi'nin malikanesinde Emerantaos'un kızını enerji savaşında mağlup edebilmesinin nedeni de buydu. O Dünya Seviyesi'ndeydi, Zend ise henüz yedinci seviyedeydi. Bulunduğu seviyeyi saymazsa Zend, onunla aralarında tam dokuz seviye vardı! Yani eğer birincil etken seviye olsaydı, o kızı bir enerji savaşında yenmesinin hiçbir yolu olmazdı. Ama onu yenmişti sonuçta, bunu nasıl başardığı da açıktı, kendi enerjisi onunkine göre daha kararlıydı, enerjisine ona göre daha fazla hakimdi genç adam. Bu yüzden zorlanmadan zafer alabilmişti, şimdi Ranon da bu şekilde, Tarini'nin enerjisinin karşısında durabiliyordu enerjisiyle.
Enerji savaşı yaklaşık on saniye kadar devam etmişti ki, Tarini'nin enerjisi geri çekilmeye başlayarak, Ranon'un enerjisinin ona yaklaşmasına izin vermeye mecbur bırakılmıştı...
''Bir dakika...'' diye mırıldandı kadın, Zend'in de duyabileceği bir şekilde. ''Bu enerji... Beni baskılıyor mu?!'' diyerek, bir anda seslice konuştu... Ranon'un, Üstün'ünki ile birlikte güçlendirilerek Tarini'nin karşısına çıkan enerjisi, çoktan onun vücudunun sınırlarına ulaşmayı başarmıştı bile...
***
1710
Magnec