yua işin içine ettin resmen ha ama dustin de söylememiş peşindekinin zend olduğunu ne bilsin kız
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
275. Bölüm Dustin'in Gelişi
Üçlünün malikanenin arkasına doğru hızlı bir şekilde ilerleyişinin hemen ardından, içeriye, yani bahçeye girmesiyle birlikte ortamdaki enerji akışını adeta değiştiren bir adam belirmişti evin ön bahçesinde.
Bu kişinin görünmesinden sonra, etraftaki normal askerler, ona doğru eğilmek zorunda kalmıştı. ''Kral Dustin!'' Yua hızlıca ayağa kalkmaya çalışmış olsa da, bacaklarının hala kullanılamaz durumda olduğunu görünce pes etmişti.
''Eh... Kaçtılar mı?'' Dustin etrafına bir bakmış, daha sonra da aradıkları arasından hiç kimsenin burada olmadığını görünce bir nefes vermiş, omuzlarını indirmişti birazcık.
''Maalesef evet, kralım, özür dileriz. Dediklerinizi yaptık ama başaramadık...'' Yua, yavaş yavaş kendine gelmeye başlamış, titreyen bacaklarıyla ayağa kalkarak Kral Dustin'in önünde zorlanarak eğilmeye çalışmış ve yanındaki askerden destek almıştı.
''Hmm...'' Dustin direkt olarak söylediği şeyleri düşünmeye başlamıştı o an. ''Peki söylediklerimin hangisinde hata vardı?'' diye sordu, Yua'ya rahat olmasını ifade edecek bir işaret yaptıktan sonra.
''Hiçbirinde, efendim.'' dedi Yua hızlıca. ''Hiçbirinde hata yoktu...'' diye devam ederken, aklına birkaç saat öncesini, Dustin'in onlara söylediği şeyleri getirmişti... ''Yalnızca, ben birini biraz yanlış uyguladım... Özür dilerim.''
Birkaç saat önce, güneş yeni yeni batmakta.
''Tou, bu gece Fozre Ailesi'nin ana malikanesine bir baskın düzenlenecek, bu saldırıya müdahale etmemiz gerekiyor.'' diye konuşuyordu Pounz Krallığı'nın lideri, kendi at arabasına bindiği sırada. Onun dışında arabasının içerisinde iki kişi daha vardı, biri sağ kolu Tou, diğeri de onun öğrencisi Yua. Bu ikisi de dikkatli bir şekilde Kral Dustin'in söylediklerini dinliyorlardı, özellikle ona hayranlıkla doluyken parıldayan gözlerle saygılı bir şekilde bakan kişi, Yua, onu can kulağıyla dinliyordu.
''Kimin tarafından, kralım?'' Tou Dustin'in konuşmasının hemen ardından hızlıca sordu. ''Tanıdığımız biri mi?''
''Muhtemelen hayır, onu tanımadığınızı düşünüyorum, o savaşabilecek yaşta değilken sadece Pounz'da bulunmuştu, kuvvet kazandığı yaşlara geldiği sıralarda da Chibui'deydi. Büyülü Yaratık Sıradağları'nın ilki olan Chibui Dağı'ndaydı yani, Pounz'a yeni döndüğü söylenebilir.'' Dustin Tou'nun sorusunu cevaplamıştı. Daha sonra da devam etti: ''Ancak epey tehlikeli biri olduğu konusunda hiç şüphem yok. Hafife alırsan, karşılığında büyük şeyler ödemeyeceğin birisi değil, onu sakın hafife alayım deme, güçsüz görme. Yoksa seni bile öldürebilir, Tou. Onunla sadece bir dakika kadar konuşma fırsatı yakalayabildim, sadece bu sürede bile inanılmaz derecede tehlikeli birisi olduğunu anladım...''
''Oh, anlıyorum...'' Tou önce şaşkınlıkla gözlerini açtı, sonra da Yua'ya doğru bakışlarını kaydırdı ve ardından, yavaşça konuştu.
''Neyse ki, malikaneye saldıracak olan kişiler senin ve Yua'nın burada olduğunu bilmiyor, Fungyuo'da olduğunuzu sanıyorlar. Bu kozu kullanarak onlara büyük bir sürpriz saldırı yapacağız, böylece kazanacağız. Tabii planımızın ayrıntıları da olacak, hemen anlatayım...'' dedi ve yüzüğünden Fozre Ailesi'nin ana malikanesinin bir planını çıkardı Dustin.
''Fozre Ailesi, yaklaşık bir ay önce en güçlü adamlarını eğitim için Büyülü Yaratık Sıradağları'na gönderdi, bu yüzden malikaneyi korumak için yalnızca parayla tuttuğu adamlara güvenebiliyor, ama tahminime göre onlar yeterli olmayacaktır. Öncelikle bizim müdahale etmemizin sebeplerinden biri bu, Fozre Ailesi'yle son yüzyıldır alışveriş yapıyoruz ve bize karşı bir yanlışları olmadı. Bu yüzden onlara yardım etmek görevimizdir. Diğer sebepler epey uzun olacak, bu yüzden şimdilik bu sebebi bilseniz yeterli. Diğerini, gece saldırı olduktan sonra anlatırım. Çünkü şimdi vakit kaybetmememiz lazım, gidip adamları toplayacaksınız dışarıdan, birkaç Kraliyet Askeri de çağırmanız gerekiyor. Yalnızca sen ve Yua yeterli olmayabilirsiniz.'' diye konuştu, daha sonra da Yua'nın gergin ortamı hissederek yutkunmasının ardından önündeki ev haritasının üzerinde bir odaya parmağını bastı.
''Amaçları büyük ihtimalle bu odaya girmek olacak. Yani onları burada kıstırabileceğiz. İçeri bizim de rahatça girmemiz için, normalde odanın üzerinde olan mühürleri ve koruma büyülerini, bariyerleri kaldıracağız.'' dedi ve ikinci katta bulunan, o odayı göstermeye devam etti.
''Bu odanın ne özelliği var peki Kral Dustin? Neden buraya girmek isteyecekler, neden burada koruyucu mühürler ve bariyerler vardı?'' Tou bir soru daha sormuştu hızlıca.
''Bu odada Fozre Ailesi'nin geçmişi ile ilgili bazı bilgi ve belgeler bulunmakta. Bu yüzden Fozre Ailesi onların gizliliğini sağlamak, aynı zamanda da onları korumak için gizli kalmalarını sağlamak amaçlı bu odanın üzerine bir sürü koruma büyüsü filan yaptırmıştı.'' Dustin Tou'ya doğru çevirdi gözlerini.
''Peki, öyleyse odanın içine girelim, onlar gireceği zaman hemen müdahale ederiz ve kıstırarak yakalarız. Eğer böyle olmazsa da, o odanın kapısının hemen yakınlarında bir pusu kuralım. Onlar göründüğü anda bir sürpriz saldırı yaparız, böylesi daha mantıklı olmaz mu kralım? Hem Fozre Ailesi'nin bilgilerinin herhangi birisi başka biri tarafından öğrenilme riskine girmemiş olur.'' Tou da kafasından bu planı tekrarlarken sorma ihtiyacı hissetmişti.
''Hayır, öyle olmayacak... Ben bu büyülerin kaldırılmasını söyledim, çünkü içeride neyin merak edildiğine dair merak ettiğim bir şey var. Eğer düşündüğüm şey doğruysa, oradaki bazı bilgileri özellikle arayacaklar ve o kağıtlar kayıp olacak. Zaten biraz sonra gidip, oradaki belgelerin değiştirilmesini söyleyeceğim, sonuçta kağıtların sayısını artırmamız gerekiyor. Baskına gelmiş olanlar o kağıtların hemen hepsine teker teker bakmak isteyecektir sonuçta, bir kağıtta ne kadar az şey yazarsa o kadar çok vakit kaybederler, bu da bizim epey işimize gelir. Çünkü aksilikler de olabilir, göz önünde bulundurmak gerek her ihtimali. Her neyse, o kağıtlara bakacaklar ve eğer onlar o odadayken olur da yetişemezsek, ihtiyaçları olan kağıtları alacaklardır, biz de hangi kağıtların kayıp olduğunu görebileceğiz böylece. Bir şeyleri kanıtlamaya ihtiyacım var.'' Dustin konuşmasını sürdürüyordu. O odadaki, Zend ile ilgili olacak kağıtlar kaybolursa eğer, gerçekten de Zend'in o yüzü gizli olan, Ovaur'u öldürmüş kişi olduğunu kendine kanıtlayabilecekti. Normalde böyle şeylere ihtiyacı olmazdı onun, birkaç kelimeyle karşısındakinin kendisine yalan söyleyip söylmediğini anlayabilirdi, kuvvetli bir dile sahipti Kral Dustin. Ancak Zend bugün ona ufacık bir bilgi kırıntısı dahi vermemişti söyledikleriyle, düz bir şekilde konuşmuştu ve Dustin'in herhangi bir ipucu elde edememesini sağlamıştı. Bu yüzden, mecburen böyle bir yola başvuruyordu Dustin. Odadaki, Zend'e ait bilgilerin bulunduğu kağıtlara bir şey olup olmayacağını merak ediyordu.
''Anladım... Yani o odanın içinde yer alan gerçek bilgileri değiştirecek misiniz?'' diyerek sorularına bir yenisini daha ekledi Tou, bu görevin Kral Dustin için önemli olduğunu fark etmişti ve bu yüzden olabildiğince üstüne düşmeye çalışıyordu. Bu görevde hata yapmamaları gerekiyordu.
''Hayır, elbette değiştirmeyeceğiz.'' Dustin hızlıca cevap vermişti yine. ''Eğer değiştirirsek, ilk kağıdı okurken fark ederler muhtemelen, bunun ardından da bir şeylerin garip olduğunu fark ederek direkt kaçarlar. Bunu istemiyoruz. Neyse, devam edeyim.'' dedi ve hafifçe öksürerek, planın devamını anlatmaya başladı: ''Orada bir süre oyalanacaktır, oradaki kağıtlar bir dolabın içinde ve bu dolabın her yerini kontrol etmeleri, en azından iki dakikalarını alır. Bir dakika kırk beş saniyenin ardından o odaya girmelisiniz, hemen hemen beş saniye de kapıyı açmanız sürecektir, böylece onları tam işin sonunda yakalamış olacaksınız. Tabii şüphelenmemeleri için, kapıdaki büyük büyüleri küçükleriyle değiştireceğim, bir anda kapıdaki giriş engelleyici büyülerin yok edilmiş olması onları şaşırtıp geri gönderebilir sonuçta. Sonra da onları yakalayacaksınız, ancak öldürmeyin. Önce küçük askerleri göndermeniz daha uygun olacaktır, bırakın sizin için ölsünler. Daha sonra, güçlerini birazcık sezmişken saldırılara sizin de katılmanız uygun olur. Böylece hazırlıklı olursunuz, gerekirse ben de katılacağım onlara düzenlediğimiz saldırılara.''
''Siz de mi?'' Yua oldukça şaşırmıştı o anda, gözlerini ardına kadar açmaktan kendini alamamıştı. ''Gerçekten mi? Kralın bizzat katılacağı kadar önemli bir şey mi bu?'' diye sordu ve meraklı gözlerle Dustin'e baktı.
''Evet, bu görev benim için son derece önemli.'' Dustin Yua'ya bakarken hemen cevap vermişti. ''Onu... Yakalamam gerekiyor.''
''Kralım, bu saldırının yapılacağını nasıl öğrendiniz peki?'' Tou bu sefer farklı türde bir soruyla seslenmişti Dustin'e.
''Aslında öğrendiğim söylenemez, sadece tahmin ettim.'' diyerek cevapladı Dustin, pürdikkat kendini dinlerken sormuş olan sağ kolunu. ''Bu sabah tahmin ettiğim de söylenebilir tabii...'' diye de ekledi ve gözlerinin önünden, bu sabah geçti...
Birkaç saat daha önce, Fozre Malikanesi'nin içi, Dustin ile Vosu konuşuyorlar.
''Saçmalama, Dustin. O besbelli ki rol yapıyor, bir Kraliyet Askeri'ni öldürmüş olan biri neden Kraliyet Askeri olmaya çalışsın ki?! Heh, o yaşlıyı, eski bir numarayı unutma, yoksa onun sana yaptıklarını unuttun mu? O çocuk onun büyüttüğü bir çocuk! Şimdi de benim oğlumu öldürdü!'' Fozre Ailesi'nin lideri olan Vosu tam konuşmasını bitirmişken, bir anda odadaki sesler kaybolmuştu ve Dustin de hızlıca Vosu'ya sessiz olmasını işaret ettikten sonra, kapıyı hafifçe aralayarak, içerideki koruma büyülerinin dışarıdan fark edilmesinin neredeyse mümkün olmayacağı bir şekilde zayıflamasına neden olmuştu. Kapıyı birazcık açarak büyüleri zayıflattığı için, evin ilk iki katındaki tüm enerjileri hissedebilmeye başlamıştı. Dışarıda bir şeylerin yanlış olup olmadığını kontrol etmesi gerektiğini hissetmişti. Kapıyı azıcık aralar aralmaz da, enerjisini başkalarının fark edemeyeceği bir şekilde etrafta yayarak, binanın içinde, beklenmedik birinin olması ihtimalini göz önünde bulundurarak herkesi hissetmeye çalışmıştı. Bu, büyünün yapıldığı odanın içinde olmanın ona sağladığı bir avantaj idi. Bir de Dustin'in seviye olarak oldukça yüksek olmasının bir avantajı olduğu da söylenebilirdi tabii, düşük seviyelerdeki biri, bu odadaki koruma büyüleri birazcık zayıflamışken etrafı hissedemezdi kesinlikle.
Bu katta bir sorun yoktu, ancak diğer kat için aynısı söylenemezdi... Dustin bu odaya girerken de enerjisini bir yayarak, kimin nerede olduğunu teyit etmişti. Şu an ikinci kattan aşağıya doğru, çok büyük bir hızla hareket eden ve Dustin enerjisini yaydığı zaman ikinci katta, Dustin'in enerjisi ile hissedemediği bir kapının önünde duruyor olan birinin zar zor hissediliyor olan enerjisi ile karşılaşmıştı. O kişi, Dustin Vosu ile görüşmek üzere buraya girdiği zaman ikinci katta değildi... Peki kimin enerjisiydi bu? Oldukça zayıf, sönük ve gizli bir enerjiydi, Dustin'in bile zorlanarak hissettiği birinin enerjisi olduğuna göre, bu kişinin, gizlenme işlerinde oldukça seviye atlamış biri olduğuna şüphe yoktu. Bu enerji... Kimin enerjisinin yanına gidiyordu ki? Yaklaşık iki buçuk saniye içerisinde, Dustin'in içinde olduğu odanın biraz sol tarafında kalan bir odanın içerisindeki bir enerjinin yanına gittiğini gördüğü zaman, anında o odadaki kişinin kim olduğunu anlaması için birini görevlendirmişti bile kral. Tabii, kapıyı aralamasından kısa bir süre sonra da dışarı çıkmış, biraz etrafa bakınmıştı, kimseyi şüphelendirmemek için...
Kısa bir süre içerisinde ise, o odadaki banyodan çıkan kişilerin Zend ve büyülü yaratık ortağı olduğu haberini almıştı... Bunu anladıktan sonra ise, düşüneceği pek fazla bir şey kalmamıştı zaten. ''Demek Zend ya da ortağı, kitli, saklı odaların içerisindeki şeylerle ilgileniyor, ha? Öyleyse bırakalım da, ilgilensinler...''
Gece Zendlerin kaçmasının ardından, Dustin'in gelmesinden kısa bir süre sonra.
''Söylediklerimden hangisini yanlış uyguladın,'' Dustin Yua'ya bakarken konuşmaya devam etmişti. ''bir de onlar gideli ne kadar oluyor?''
''Onların enerjisini kaybedeli on saniyeden fazla oldu, malikanenin arkasına koştular ve bir anda, muhtemelen bir yer değiştirme büyüsüyle buradan uzaklaştılar.'' Yua hemen cevap verdi, vakit kaybetmemesi gerektiğini düşünerek. ''Söylediklerinizden ise... Bir dakika kırk beş saniye kadar bekledikten sonra girmem gerektiğini söylemiştiniz, ancak ben bir dakika kırk saniye olduğu zaman odanın içine girmiştim, hesaplamayı yanlış yapmışım, ikinci katın girişinde oldukça güçlü bir büyülü yaratık vardı ve eğer kapının önünde bekleseydik, direkt olarak odağını bize çevirecekti. Bu yüzden mecburen girdik, ancak içerideki kapüşonlu adamın ulaşmaya çalıştığı birkaç kağıt vardı, onlara ulaşmasını engel olduk. Aradığı şeyler belki de o kağıtlardan birindedir!'' diyerek, bir şeyleri elde etmiş olmaya çalışarak konuşmuştu Yua. ''Hey, getirsene onları! Dokunulmamasını söyleyerek oradakilerden birine vermiştim, oralardadır.'' diyerek de etrafındaki askerlerden birine seslendi.
***
1676
Magnec