Hadi biraz hareketlilik olsun artık ? zend büyüsüyle o odaya girince kimse fark etmez ki zaten onu
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
263. Bölüm Fozre Ailesi (7)
Banyonun kapısının açılmasının ardından, Era buraya girdiği andaki büyüklüğüne geri döndürdü kendisini. ''Buna bir isim bulmak lazım, değil mi Zend?'' Omzuna oturmuş olduğu Zend'e seslendi daha sonra da. ''Bunu bir teknikmiş gibi düşünebiliriz yani, bu tekniğin de bir ismi olması gerek, ona uygun bir isim bulup öyle seslenebilirsin, böylece ileride sadece ikimiz bu şeyden bahsedecek olsak bile kafamız karışmamış olur, ona verdiğimiz ismi kullandığımız zaman.''
''Hmm...'' Zend Era'nın söylediklerini duyduğu gibi yavaş bir şekilde mırıldanmaya başladı. ''Kılıçlarıma da isim vermem gerekiyor, ama ben siyah olan, Siyah Gökyüzü'nden yaptığıma da, Emerantaos'tan hediye olarak aldığıma da bir isim veremedim. Elbette bunun için epey düşünmüştüm geçmişte, ama aklıma onlara layık, güzel ve uygun bir isim hiç gelmiyor. İsimlendirmekte pek iyi sayılmam da, isimsiz bıraksak olmuyor mu?''
''Olmaz, o yaptığın şey için bir isim bulmalısın. Kılıçların için de birer isim seçmen gerekiyor, tarihte, güçlü bir savaşçının elindeki kılıcın isimsiz olduğu neredeyse hiçbir zaman görülmemiştir. Bu kılıçların da ruhu olduğu söylenir hatta, onlara bir insana davrandığın gibi davranman gerekir. İsimler de, kılıcın kendi ruhunu bulması, tanıması için bir köprü gibi görülür. Kılıçlar sadece dövülmüş, şekil verilmiş öylesine metaller değildir yani. Önemlilerdir ve onlara ciddi anlamda değer vermek gerekir. Bu konuda isimler de epey önem taşıyor. Tekniklere isim vermek ise, kılıçlarda olduğu gibi onların da özelleşmesini sağlar. Böylece hem karışıklıklar engellenmiş olur, hem de bu tekniğin kullanıldığı her yerde, senin ona biçtiğin isim kullanılır ve dünyada bir iz bırakmış olursun. Bunu istemiyor olamazsın, değil mi? Herkes dünyada bir iz bırakmayı ister.'' Era, banyonun bulunduğu odadan çıkarak liderin olduğu odaya doğru ilerlemeye başlamışlarken konuşmaya devam etti. ''Bunlar geçmişte her savaşçının yaptığı şeyler yani, senin yapmaman gerçekten garip olurdu. Hem karışıklıklara da engel olursun, örneğin Rüzgar Tanrısı'nın Nefesi'nin bir isme sahip olmadığını düşün. Onu nasıl anlatacaktı sana ustan? Hadi bir şekilde öğrendin diyelim, grup olarak girdiğiniz bir savaşta Rüzgar Tanrısı'nın Nefesi'ni kullanarak saldırıya geçeceğini ya da kaçacağını takım arkadaşlarına nasıl söyleyecektin? İletişimde büyük bir sorun olurdu, değil mi? Tam bir teknik olmasa da bu yeni keşfettiğin yeteneğinde de aynısı geçerli.'' Zend'den daha tecrübeli olduğu için, bu gibi genel bilgi gerektiren konularda genellikle bilgi veren taraf Era'nın ta kendisi oluyordu.
''Sanırım öyle...'' Zend pes ederek bir nefes verdi ve daha sonra da konuştu. ''Ama gerçekten de aklıma uygun bir isim gelmiyor, küçükken kendime bir lakap bulmaya çalıştığımda da aklıma gelen şey yalnızca İnfazcı olmuştu. Şu isimdeki saçmalığa bakar mısın? Fazlasıyla utandırıcı ve rezalet bir lakap, isim bulmaya çalıştığımda da aynısı oluyor. Mantıklı, düşündüğüm şeye uyan bir isim bulamıyorum yani, benlik bir şey değil.'' Çaresiz bir şekilde Era'ya sorun yaşadığı yeri anlatmıştı, ancak bu kısımda Era'nın ona yardım edebileceğini sanmıyordu pek. Çünkü isim bulmak, bireysel olarak yapmanın gerektiği bir şeydi. Era bu durumda Zend'e nasıl bir yardımda bulunabilirdi ki? Yaratıcılığı yoktu işte Zend'in basitçe, daha fazlası değildi.
''Heh...'' Era da bir iç çekti. ''O halde düşünmeye devam ederek bulmayı deneyeceksin sürekli, önünde sonunda aklına güzel bir isim gelecektir. İsimleri bir şeylerle bağdaştırmaya çalış, bu şekilde daha çok yaratıcı olabilirsin. Her neyse, bunu daha sonra konuşalım, Dustin'in odadan çıktığını görüyorsun, değil mi?'' Era Zend'e verebileceği tavsiyelerden birkaçını sıralarken, biraz önce Zend'in, içerisindeki havayı banyodaki hava ile değiştirmiş olduğu odanın kapısının aralandığını ve Dustin'in dışarıya doğru ilerlediğini gördü ve bu konuşmayı daha sonra yapmaları gerektiğini düşündü.
''Aynen, şimdi Dustin'in çocukları da girecektir içeri, onlardan sonra da biz davranarak içeri girelim. Burası kolay, çıkışta ne yapacağımız önemli.'' Zend ortağına göz ucuyla baktı. ''Sence gece olmasını bekledikten sonra mı girelim, yoksa Vosu ile görüştükten hemen sonra mı yukarı kata çıkalım? Normalde direkt olarak, Vosu'ya taziyelerimi ilettikten sonra bir kere daha banyoya gitmek istediğimi söyleyerek, gizli bir şekilde yukarıdaki katlardan birine bakmayı düşünmüştüm sen ikinci katta girilemeyen bir oda gördüğünü söylediğin zaman, zaman kaybedip, gece daha fazla güvenlik önlemi varken içeriye girmeye çalışmayı tercih etmemiştim. Ancak şimdi kararsız kaldım galiba, geceyi beklemek sence yararlı olur mu? Ne dersin?'' diyerek Era'ya danıştı bir konuda daha. Bu tip, gizlenerek yapılması gereken işlerin yapılış yolunu en iyi bilen kişi, o ikilinin içinde şüphesiz Era'ydı. Bu yüzden böyle konularda verilecek kararların onun tarafından verilmesi, Zend'in de daha az tehlikeye girmesine, daha çok şey kazanmasına ve pek çok avantaj elde etmesine olanak sağlıyordu. Böylesine bir avcı yanındayken, avlanmayı ondan başka soracak birini aramak delilik olurdu.
''...'' Era birkaç saniyeliğine sessiz kalıp düşündü. Zend de bu sırada geniş, bir sürü odanın açıldığı yer olan büyük bir salonda Dustin'in çıkmasını bekliyor, bir yandan da etraftaki, ona arada bir garip bir şekilde bakan ama hiçbir şey söylemeyen insanların yüzünde gezdiriyordu gözlerini. İnsanlar onun kim olduğunu biliyordu, ona açgözlü bir şekilde bakanlar da vardı zaten buradaki kalabalığın içinde. Onun başındaki ödülü istiyor olan bu kişilerin elinden, ne yazık ki hiçbir şey yapmak gelmiyordu... Çünkü burada Zend'in apaçık bir şekilde beklediğini görüyorlardı, yani Fozre Ailesi'nin evinde olduğunu insanlara gösteriyordu. Bu da demekti ki eğer birisi ona saldıracak, hatta onu öldürecek olursa, gelecekte onun arka planında olan güçlere ek olarak bir de Fozre Ailesi ile mücadele etmek zorunda kalacaktı. Bunun sebebi de Beyaz Taç'ın, burada değerli bir kardeşini kaybetmesinden kaynaklı olarak Fozre Ailesi'ne baskı yapacak olmasıydı. Yani bir anda ölümünü istiyor olan yüzlerce, hatta binlerce kişi belirecekti etrafında ve onlar, bu krallığın ve dünyanın her yerindeydi... Beyaz Taç için epey önemli ve değerli olduğu açıkça belli olan birini öldürmek demek, kendi hayatını bilerek sonlandırmak, yani intihar etmekten farksızdı. Bu sebeple, buradaki, Zend'e ağzından su akarken bakan insanlar daha fazlasını yapmaya cesaret edemiyordu.
Era konuşmaya devam etti: ''Gece vakti geldiğinde güvenlik iyice artacaktır büyük ihtimalle. Şimdi de güvenlik fazla, Ovaur'un öldürülmüş olmasından dolayı. Ancak şu anda içeride misafirler de olduğu için asker sayısı çok değil, gece evdekiler uyuyacak, yani savunmasız bir hale gelecekler. Bu zamanlarda da onların güvenliğini sağlamak için koruma ve asker sayısının artması gerekecek Yani şimdi hareket edersek eğer, karşılaşma ihtimalimiz olan daha az Fozre Ailesi askeri olacak. Aynı şekilde eğer bir şekilde yakalanırsak da sorun olmadan sıyrılmayı başarabilme ihtimalimiz var, örneğin birkaç yalan uydurarak, Fozre Ailesi'nin sana dokunamamasını sağlayabilirsin. Ancak şimdi de ev cidden kalabalık ve ikinci katta bile insanlar var, onların arasından geçip fark edilmeden hareket edebilmemin sebebi benim gizlenme tekniklerimdi. Aynısını senin yapabileceğini sanmıyorum, çünkü ister istemez göz önünde olman gerekiyor bir şeylere ulaşmak için. Bu şekilde düşününce, gece girmenin daha mantıklı olduğu kanısına varıyorum. Sonuçta gece karşımıza çıkan kişileri kimliğimizi gizleyerek saf dışı bırakabilir, bayıltabilir ya da öldürebiliriz ancak gündüz, yüzümüz açıkken böyle bir şeyi yapmamız mümkün değil. Yine de bir yandan düşününce, Dustin'in senin hakkında konuşmuş olduğuna bakınca bu gece onun sana bir sorun çıkarma ihtimali olduğunu da düşünüyorum istemsizce... O adam bugün sana birçok kelime tuzağı hazırlamıştı, belki gerçek bir tuzak da hazırlamıştır, belli olmaz. Birkaç gün bekleyerek Ovaur'un ölümünün izlerinin azalmasını neden beklemiyoruz ki? Şu an iki seçenekte de belirli riskler mevcut...'' Era Zend'e bakarken uzunca bir konuşma yaptı, biraz önceden beri hesaplamış olduğu, dikkate almaya değer ihtimalleri genç adama anlatırken, gözlerini salonun etrafında dolaştırıyordu ve önemli birinin burada olup olmadığına bir göz atıyordu.
''Maalesef bu imkansız.'' diye konuştu Zend kafasını hafifçe iki yana sallarken. Tabii ki hala zihin yoluyla konuşuyorlardı, bu yol iki ortak arasında kurulan bir büyü bağı ile birlikte çıkıyordu ve Era, Zend ile ortak olmalarının üzerinden kısa bir süre geçmişken bu büyüyü yapmıştı Chibui'de. Oldukça sağlam bir bağdı bu, üstünden söylenen şeyleri dışarıdakilerin duymasına izin vermesi çok nadir oluyordu. Ancak gerçekten yüksek seviyeli, kendini geliştirmiş birinin de bu bağ üzerinden konuşulan şeyleri duyması mümkündü. Elbette belirli bir mesafenin içerisindeyken... Zend ortağına gözlerini kaydırdı tekrardan ve konuşmaya devam etti: ''Çünkü çok kısa bir süre içerisinde, benimle ilgili olan her şeyi muhtemelen kaldıracaklardır buradan, başka bir yere götürülecektir belgeler filan. Çünkü Ovaur Fozre öldürüldü ve biraz önce, Dustin ile Vosu konuşurlarken duyduğum şeylere göre bir tahmin yürütecek olursam Vosu, benim, oğlunu öldüren kişi olduğumu düşünüyor. Benim de bundan dolayı birkaç şey yapacak olduğumu bilmesi zor değil, bu sadece küçük bir tahminle bile bilinebilecek bir şey. Bu yüzden, başıma daha önceden koyduğu bir ödül varsa bile şimdi o ödülü, benim Fozre Ailesi ile ilgili bir şeyleri öğrenmemle birlikte araştırmaya başlamam ihtimalinden dolayı başka bir şeye götürecektir ve bu yerin neresi olduğunu bulmak için zaten uzunca bir süre boyunca arayışta olmam gerekir. Yani kısaca, Fozre Ailesi Ovaur Fozre ile anlaşamamın sebebini merak edecektir, onu öldürdüğüme baktıkları zamanda ise başımdaki ödülün sebebinin onlar olduğunu düşündüğümü düşünecek, böylece benim bir şey yapmamı engelleyerek, ödülde parmaklarının olduğuna dair kanıt oluşturabilecek bir belgeyi direkt olarak başka yerlere saklayacaklardır. Belki bir, belki iki gün sonra. Ovaur'un yası yavaşça azalmaya başladığı zaman bunu yapacaklarından eminim, bunun olmasını engellemek amacıyla da yapabileceğimiz tek şey, bugün bir şekilde o kanıtları ne yapıp edip ele geçirmek.'' diye konuştu ve aklındaki, belirli bir süredir düşündüğü, tahmin ettiği şeyleri ortağı ile paylaşarak düşüncelerini yaydı.
''Hmm...'' Era biraz daha beklemişti Zend'in konuşmasının ardından. Bu konuşmanın doğruluğunu anlamıştı çoktan, Fozre Ailesi aptal değildi, böyle bir olaydan, yani Ovaur Fozre'nin öldürülmesinden ve aile üyeleri bunu yapan kişinin de Zend olduğunu düşünmesinden sonra, Beyaz Taç ile başlarının belaya girmesini sağlayacak herhangi bir şeyi direkt olarak göz önünden kaldırmaya bakıyorlardı. Eğer Zend'in öldürülmesi, Fozre Ailesi'nin evinin sınırları içerisinde olursa, Beyaz Taç öfkesinin bir kısmını da Fozre Ailesi'ne kusardı, eğer öldürülmezse de Fozre Ailesi'ne duymaya başladığı o büyük şüphe ile birlikte, ailenin bir şeylerini kurcalayacağı aşikardı. ''Haklısın o halde.'' Era yavaşça kafasını salladı. ''Gerçekten de mantıklı bir şekilde düşünüldüğü zaman, Fozre Ailesi'nin eğer ödülde parmağı varsa bunu gizlemek için bir sürü şey yapmaya hemen başlayacağı ortaya çıkıyor. İyi akıl ettin...'' diyerek devam etti ve asıl konuya geri dönerek, mevcut olan iki seçenekleri arasında bir tercih yapmak için tekrar düşünmeye başladı. ''O halde yapacağımız şey belli. Gece vakti gireceğiz, çünkü sen şu an bu evdekileri, gizlenerek ilerleme konusunda atlatabilecek seviyede değilsin. Yani eğer ciddi bir çaba sarf edersen elbette yapabilirsin, ancak risk almaya değmez. Çünkü iki tane şansımız olmayacaktır, bir kere yakalanırsak herhangi bir kanıtı ele geçirmeye yönelik olan hayallerimizin sonu gelir. Şimdi Vosu ile konuş ve onun bir şeyi belli edip etmeyeceğine karar ver, daha sonra da çıkalım buradan ve girerken gördüğümüz ormanlık alana gidelim, karanlık çökene kadar bekleyelim. Böylece gece eve girmek için bekleyerek, planımızı iyice belirginleştiririz.'' diye konuştu Era, ardından da Zend'in gözlerine ciddi bir şekilde bakarak, birkaç kelimenin daha Zend'in zihnine iletilmesine izin verdi. ''Zend, bunun riskli olduğunu unutmamalısın. Dustin'in senden nasıl şüphelendiğini gördük, seninle uğraşmaya devam edebilir, üstelik eğer ciddi yerlerde sorun çıkarırsa, bizim için inanılmaz derecede büyük sıkıntılar doğabilir. Bunları göze almalısın.''
Zend Era'nın söylediklerine kafasını hafifçe eğdikten sonra sallayarak karşılık verdi ve kapının açılışını duydu, Dustin dışarı çıkıyordu...
***
1725
Magnec